ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                            SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                           ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                          SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                   ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                          SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                        ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                         SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                              ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                              SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                          ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                        ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                               SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                        ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                 SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                     ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                  SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                        ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                            SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                              ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                       SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                            ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                   SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                          ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                                                            SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                    
ANASAYFA
ÖNDER APO
ŞEHİTLERİMİZ
GERİLLA KADIN
GÜNCEL
VİDEO
FOTOGALERİ
KİTAP

O, Militanlık Sırrının Arayışçısıydı

Dicle Serhat

 

Sevdik Kürdistan dağlarında yaşanan dört mevsimi de. Çünkü dört mevsim de şahidiydi Kutsal Güneş’imizin tebessüm yüzlü çehresine. Sevgimizle yeşerdi, baharlarda olacak tinsel törenimize hazırlanan Kürdistan’i çiçekler. Önce kardelenler baş gösterdi, sonra nergisler, sosinlar, beybunlar, reyhanlar, laleler, değiştirdi ovaların pürüzsüz düzlüklerini. Bir de gelincikler vardı. Neye döneceği belirsiz tomurcuklardan patlak veren, Kürdistan dağlarını baştanbaşa bürüyen, kan kızılı narin gelincikler. İlkbaharı, yazı bu bin bir renkli çiçeklerin ahenkli görünümüyle geçirir Kürdistan dağları. Ama diğer mevsimlerde Kürdistan çiçeklerden mahrum kalmazlar. Tanrıça Zilan’lara adanmış Nucanların, Yıldızların, Sorxwinlerin, Viyanların, Gülbaharların yanaklarından hiç solmayan renkler, tomurcuk tomurcuk açmış menekşeler, bahara çevirirdi tüm mevsimleri. Onların yanaklarında gülümseyen menekşeler irsi bir kalıntı gibi bu asi dağları mesken tutan herkeste beliriveriyordu aniden. En son menekşe yanaklı Nuda yoldaş, tekrardan merhaba demişti Botan’ın destanlar yazdıran dağlarına.
 

Nuda yoldaş, mücadelenin birçok alanında uzun yıllar boyunca göğüs göğse savaşmış bir arkadaştı. Botan’a gelebilmek için harcadığı çaba ve diretmedeki ısrarı sonucu bulunduğumuz Botan-Besta alanına gelmişti. Daha önce tanışmış olmasak da, tüm yoldaşların en güzel ve olumlu değerlendirmelerine konu olduğuna şahitlik etmiştim. Bu isabetli geliş, en çok bizleri sevindirmişti. Uzun bir yolculuktan sonra ulaştığımız Kato-Jirka’da ilk kez karşılaşmıştık. Sabahın erken saatlerinde herkesten önce uyanmış olan Nuda yoldaş, bitirdiği sabah keşfinden döndükten sonra bizi karşılamıştı. Grubumuzdaki bayan arkadaşları yerleştirmek için götürürken, yüzünde tılsımlı bir gülümseme ve içten bir sevinç vardı. Bu görüntü karşısında hayranlıkla donakalan grubumuz yorgunluğunu çoktan unutmuş ve Nuda yoldaşın yaydığı moralden nasibine düşeni almıştı.
 

Birçok yoldaş gibi onun da uzun yıllar önceki katılımı duygusal bir tarzda olmuştu. ‘Herşeyden önce örgüt-örgüt ihtiyaçları’ diyen Nuda yoldaş, bağlılığını çok derinden içselleştirmişti. Örgütü, örgütlülüğü çevresine dayatmaktan çok, bunu en güzel şekliyle kendisi pratikleştirme çabasındaydı. Bu büyük çaba da herkesçe doğal olarak örnek alınan ve yaşama indirgenmeye çalışılan bir tarzı yaratıyordu. Onunla kaldığım süre içerisinde sergilediği her hareket, tavır, duruş, yaklaşım bende de derin bir etki bırakıyordu. Elimden geldikçe onu örnek almaya çalışıyordum. Öncelikle yaşamı, insanı ve bir de düşmanı basite almıyordu. Yoldaşlıktaki mütevazılıği, anlama, algılama düzeyi, yöntem zenginliği, umuda, zafere inancıyla abartısız bir güzellik abidesiydi. İnsanları kırmadan, kaçırmadan çözüme yöneltme çabası belki de duygusallığından geliyordu. Mücadele etme de herhangi bir kaygı taşımıyor ve tavır alıyor olsa da, bunun olumsuz sonuçlarına zemin sunmaması için büyük çaba harcıyordu. O, Erdal yoldaşın belirttiği gibi ‘militan militanlığının gereklerini yerine getirmelidir’ sözünü kendine ilke olarak belirlemiş biri olarak hareket ediyordu. O her anına yeni bir şey eklemenin ve bunu mücadelenin hizmetine sokmanın arayışçısıydı.
Her kahramanın bir destana imza attığı bilinir, destanları unutulmuş olsa dahi! Ama Zilan, Beritan, Viyan, Yıldız, Sorxwin, Gülbahar yoldaşların yarıda kalmış destanına Nuda yoldaş layıkıyla, bir nefes kadar az, bir tarih kadar eski yaşanmışlıklarıyla yeni bir bölüm ekledi. Çünkü bu sonu gelmemiş canlı destan, kahramanların ortak destanıydı. Bu destandandır ki, Nuda yoldaşı anlatmak, uçsuz bucaksız bir çölün sonunu getirmek, bilinmezliklere açılan bir limanda küçük bir yelkenliyle ilerlemek, belki de Nuda yoldaşın kavurucu mücadele ateşine bir adım yaklaşmak anlamına gelmekte. Aslında bunun zorluğudur kalemi elimde titreten gerçek. Yine de tüm acemiliklerimle birlikte devam etme çabasına girmeyi amaçlamaktayım. Yoldaşımızı en iyi Önderlik gerçeğine yaklaşımda ele almanın, az da olsa yazının hakkını vermeyi sağlayacağına inanmaktayım. O’nun Önderliği anlama çabası, anlatma isteği ile birleşmekteydi. Bazen tüm yoldaşlar toplanıp, O’nun Önderlik sahasında geçen anılarını anlatması için ısrar ediyorduk. Önderliği anlatırken yaşadığı heyecan, pratiklerini, anılarını çözümleme, analiz etme yaklaşımı bizim bazı gerçekleri canlı canlı yaşamamızı sağlıyordu. Orda bulunan tüm yoldaşların en büyük istemi, böylesi anıların anlatımının tekrar tekrar gerçekleşmesiydi. Çünkü bayan ve erkek arkadaşlar olarak, hepimiz için bu anılar doğal eğitim materyalleriydi. Eğitimsel yönü kadar, yöneticiliğiyle de o en önde duran arkadaştı. Botan gibi çetin bir yerde, bölge yönetimiydi. Yöneticilik özelliklerini komutanlık özellikleriyle bir ahenge kavuşturmuştu.
 

Kürdistan dağlarının serin ve saf suyunu içen bir yoldaş olarak, O da militanlık sırrının arayışçısıydı. Bu sırra varırken dönüştürmüştü birçok yönünü. Yöneticilik vasıflarının gerekliliklerine denk görevlerine sarılıyordu. En belirgin özelliği, yapının içinde olan, üstte kalmayan duruşuydu. Doğal sorumluluk anlayışı, göreve dört elle sarılması, tüm enerjisiyle işin içine girmesi, adanmış kişiliğini girdiği her ortamda yansıtmasında rahatlıkla görülüyordu. Bu gücü oturmuş kişiliğinden alan Nuda yoldaş, komutanlık vasıflarıyla da erkenden bütünleşmişti. Savaşın içinde olduğu kadar, yaşamda da örgütleyiciliği ve sürekli olarak yapının içinde olduğunu hissettiren bir yaklaşımı vardı. Ben bu yönlerinin tümünü hayranlıkla gözlemliyordum. Aslında daha önce de birçok arkadaşlar birlikte kalmıştım. Ama bu muazzam istekli tarz, oldukça öğretici ve tetikleyiciydi. Bunlar önceden kaydedilmiş özellikler değildi. Günü gününe yapılan sorgulama ile açığa çıkan sonuçlardı. Bunu arkadaşın diline yansıyan yoğunlaşmalarında da görebiliyorduk.
 

Botan’a gelişi, orada mücadele yürütmesi, Viyan yoldaşın Botan hayalini gerçekleştirmek ve ona layık olmak üzerinden şekilleniyordu. O “Viyan yoldaş Botan’a yetişemedi, Sorxwin, Yıldız ve daha birçok yoldaş burada şehit düştü. Onların bize yüklediği sorumluluğu hissedebilmemiz, görevlerimizi eksiksiz yerine getirebilmemizle birebir bağlantılıdır” diyordu. Bunu her an hissediyor ve hissettiriyordu. Belki de hiç bıkmadan tekrar edeceğim gerçek, Nuda yoldaşın gücünü Önderlikten ve şehitlerden alan militanlığıdır. Onun kişiliğinde gerçekleştirdiği sınıf intiharı, bu gücüyle yaşamın her anına yansımaktaydı. Yeni paradigmaya yoğunlaşma düzeyi, değişim-dönüşümü kişilikte başlatma arayışının anlatılması için hangi kifayetsiz sözcüklere sığınacağım bilemiyorum. Böyle bir kişiliği anlatmama vesile olan tanışmayı birçok yoldaş gibi bende bir şans olarak gördüm. Birey olarak bana karşı da yaklaşımı oldukça kaygısız ve paylaşımcıydı. O, her şeyiyle istekli bir katılım yapmıştı. Ondandır ki hiçbir şeyi önünde engel görmüyordu. Sorunlar karşısında tavır sahibi olduğu kadar, yoldaşlarına destek verme amacını hep önde tutuyordu. En çok da bu yönüydü ona karşı içimdeki sevgi tomurcuğunu gittikçe büyüten. O tomurcukları sadece bende değil, herkeste yeşertmekte ve bunu da genelde yapının içinde kalarak başarmaktaydı. Aslında ona duyduğumuz sevginin büyümesini sağlayan, yaşamda an be an harcadığı emek ve çabasıydı.
Nuda gerçekliğinin inkârı O’na ve Kadın Hareketi’ne en büyük ihanet olur. Ancak gerçeklikte kabullenemediğim ve inkâr ettiğim tek şey, ‘Ölümsüz Yoldaşım’ın zamansız şahadetiydi. Bu büyük kadın komutanın kaybını kabullenmek, Nuda yoldaşın gerçekliğini inkâr etmek gibi geliyor bana ve onu tüm yoldaşlara. Ölümsüz yoldaşımızın Botan’a gelişi çok olmamıştı. Botan’a ulaşmayı Önderliğe bir adım daha yaklaşabildiği için bir şans olarak ele alan Nuda yoldaş, kısa zamanda kendini kanıtlamıştı düşmana ve bize. Artık şahadeti dahi normal görmekteydi. Çünkü artık amacına ulaşmıştı. Orda olduğu süre boyunca da gelişen her olumsuz pratiği ve yersiz kayıpları sorgu süzgecinden geçirerek sonuç çıkarıyordu. Ve ona göre yaklaşıyordu.
 

2008 baharında çıkan operasyonda yine düşmanla sıcak temas içine girmişti. Çatışmaya girdikleri yerin savaşa elverişsiz olmasına rağmen, O ve grubu bu yoğun yönelim karşısında büyük bir direniş sergiliyor. Arazinin darlığı geri çekilme olanağını ortadan kaldırıyor ve artık ‘ölümüne savaşma sözü’ Nuda yoldaşın ve beraberindeki grubun yerine getirdiği son söz oluyor. Önderliğimizin en derinden güvenini kazanmış olan bu kişilik, Tanrıça Zilan’a ulaşabilmek için, Beritan çizgisinin sürdürücüsü oluyor. Ve kanıtlanmış devrimciliğiyle, ardından ölümsüz kişiliğini ve mücadeleyi devam ettirme sorumluluğunu geride kalan bizlere bırakıyor.

                                                             

 

 
HPG  YJA STAR (Özgür Kadın Birlikleri) Resmi WEB Sayfasıdır
HPGBİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003  2007 Tüm hakları saklıdır.