|

NUCAN NURHAK ve altı yoldaşımızın
direnişi…
Kimilerine göre dağlar, ufkun ötesinde bir yer.
Kimilerine göre sadece hayvanlar aleminin yaşadığı vahşi bir
mekan.
Kimilerine göre bir taş parçasından ibarettir dağlar.
Kimilerine göre çıkılamaz, geçilemez bir yoldur belki.
Korku ve heyecanı hep bir arada yaşarız ona ulaşmak isterken.
Çünkü dağlar onurun ve cesaretin simgesidir.
Dışardan bakıldığında içimizde birçok korku barındırırız. Ona
yaklaşmak ve üstünde yürümek için. Çünkü geçit vermez
sıradanlığa… Onun için binlercesi savaştı onda, binlercesi
göğsüne yaslandı onun. Özgürlüğe bağıranlar, yankılandı onun
çevresinde. Susmadan, usanmadan yüreği onlarla paylaştı ve
onları büyüttü bağrında. En büyük kahkahalar onda yükseldi,
sevinçler mutluluklar onda yüceldi. Yaşam, onda anlam kazandı,
direnişle, mücadele onda bütünleşti. İşte böyleydi benim ülkemin
dağları. Bir taraftan tanımlara sığmayan bir ifadeyle
tanımsızlığını anlatırken, bir yandan sığdırılmaz tanımlarla
doludur. İşte Nucan yoldaşın gerçeği de, bu tanımlarda gizlidir.
Yazılarının her sayfasında dağların güzelliklerini ve
sığdırılmaz tanımlarını cennet gibi anlatırdı Nucan yoldaş.
“Dağlar bana yaşamayı, direnmeyi ve mücadele etmeyi öğretti”
diyordu Nucan yoldaş. Onu pratikleştirmenin yolunu da, onların
en yükseğine, en vahşi olanına ulaşmak için seçti.
Özgürlüğü belki de hiçbir yere
sığdıramayız. Ama dağlarda onu bulmak ona sığınmak onda saklı
kalmak ve ondaki güce ulaşmak onu tanımakla özdeş olmuştur artık
kadın için. Çünkü ona kavuşmakla kazanır insan iradeyi, sezgiyi,
umudu. Nucan yoldaş da, tarif edilemezliğiyle sığındığımız
dağların cennet yollarında yürürken, sevgiye ulaşmak için
koşarak Dersim’e giderken, Önderlik “herkes dağdan inse bile,
onlar kendilerinin onurlu barışını sağlayıncaya kadar mücadele
edecekler, inmeyecekler” sözünü pratiğe dökmeye çalışırken,
dağların onurlu gerçeğiyle kucaklaşmak istiyordu. Bunun için hep
beraber yürüyeceği yoldaşlarına “hep önde yürümek istediğini”
belirtirmiş ve bir kadın olarak Önderlikle yaptığı özgürlük
sözleşmesine sahip çıkmıştır. Nucan yoldaş için özgürlük bir
güçtü. O gücü yoldaşlarını aydınlatarak ve onlara öncülük
yaparak pratikleştirmek ise, bir aşk düzeyindeydi. Yani her
şeyde bir ilk olmak isterdi Nucan yoldaş, tıpkı özgürlükle
kucaklaşan Zilanlar ve diğer kadın yoldaşları gibi. Dağların
görkemliliğinde gizliydi Nucan. Her şeye rağmen zorlukları
yıkarak yürüyen, özgürlükte ısrarın adıydı. Nucan yoldaşın
dağlara gelişi özgürlüğün örgütlenişiydi. Aynı zamanda
önyargıya, tabuya, tutuculuğa ve güdülerine yenik düşen insana
karşı büyük bir savaş iddiasıydı, çıkışıydı. Bu noktada kadının
ezilmişliğine, ikincil görünmesine hep karşı çıkmıştı. Daha
ailedeyken gelişen bu yönlü çıkışları onun partiye katılmasında
bir adım olmuştu.
Katılımından sonra da
mücadeledeki duruşu, kadının özgün örgütlenişindeki büyük
çabasıydı. Dersim’e gidişinde en büyük hayallerinden biri de
kadının saflara katılımını sağlamaktı. Büyük bir kadın
topluluğuyla yürümek ona güç veriyordu her zaman. En mutlu
olduğu an kadın yoldaşlarıyla buluştuğu andı. Yani bir kez daha
Nucan demek, cins sevgisi demekti. Cinsine sahip çıkan bir
kadının duruşu, sevgiye ulaşmadaki ısrarında buluştu. Nucan
yoldaş bu noktada Önderlikle sözleşmesini pratikle buluşturan,
öncü gücümüz oldu. Onu, sevgiye ulaşmadaki ısrarında
yaşamsallaştırmak özgürlüğe giden yolda yaşayacağımız zorlukları
aşmadaki ısrarımızla gerçekleştireceğiz ve örnek alacağız.
Şahadetinin birinci yıl döneminde seni bir kez daha anıyor,
bıraktığın yerden devam edeceğimiz sözünü yeniliyoruz.
|