|

STAR:
PKK gerçeği neyin ifadesidir, nasıl tanımlayabiliriz?
Duran KALKAN:
Öncelikle PKK’nin 30’uncu Kuruluş yıl dönümünde görüş belirtme
imkanı tanıdığı için YJA-STAR Sayfasına teşekkür ediyorum.
PKK’nin 30’uncu Kuruluş yıl dönümünün başta Önder APO’ya, tüm
yoldaşlara, halkımıza ve demokratik insanlığa kutlu olmasını
diliyorum. PKK’nin yaratıcısı olan, böyle büyük bir duyguyu,
ruhu düşünceyi ve yaşamı bize ve insanlığa armağan eden Önder
APO’yu partimizin 30’uncu Kuruluş yıl dönümü vesilesiyle
saygıyla selamlıyorum. PKK gerçeğini ifade eden ve sayıları 15
bini bulan kahraman şehitlerimizi; Kemalleri, Hakileri,
Mazlumları, Hayrileri, Karasungurları, Agitleri, Beritanları,
Zilanları, Erdalları, Viyanları, Nudaları, Adilleri, her biri
birer insanlık ve kahramanlık abidesi olan tüm özgürlük
Şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum.
Önder APO PKK’yi tanımlarken,
“özgürlük mücadelemizin ruhu, bilinci, beyni ve yüreği, özgür
ve demokratik halk yaşamımızın örgütsel harcı” olarak
ifade etmiş ve “Kürt halkının damarlarına özgür yaşam
suyunun yürüyüşü” olarak tanımlamıştı. Yine
“şehitler PKK üyesidir” diyerek, PKK’nin nasıl kutsallık
düzeyinde bir özgürlük ve insanlık hareketi olduğunu ortaya
koymuştu. Bununla birlikte Kürt halkının da bir PKK tanımı var.
On yıllardır halk, her gün sokaklarda ‘PKK halktır halk burada’
diyor. Bu da Kürt halkının bir tanımıdır. PKK gerçeğinin neyin
ifadesi olduğunu ve neyi ifade ettiğini insan bu tanımlara
bakarak ortaya koyabilir.
Örneğin bir halkın tanımını ele
alırsak, PKK’nin Kürt halkı için bir yaşam duruşu, özgür var
oluşu, bir kimlik olduğu netçe ortadadır. Kürt halkı bilincini,
özgür iradesini PKK ile yaratmıştır. Dolaysıyla da PKK, Kürt
halkının özgürlük kimliğidir, özgür yaşam ruhu, duygusu, bilinci
ve ölçüsüdür, özgürce var oluşudur. Dolaysıyla bir halkın özgür
varlığını, iradesini, ideasını, perspektifini ifade etmektedir.
Yine Önder APO’nun,“PKK Şehitler Partisidir”
tanımlaması var. Bu şehitler ki; gencecik yaşta büyük duygu,
düşünce ve özgür yaşam dolu iken, bunu, yaşamlarını özgürlük
mücadelesine katık ederek gerçekleştirmeyi bilinç ve irade ile
seçmiş insanlardır. Kemal Pir’in değimiyle, “Özgür yaşamı
uğruna ölecek kadar seven”, bilinçli, iradeli, özgür
yaşam tutkunu insanlık değerlerine bağlı güzel insanlardır. Her
biri hiçbir çıkar, hesap gütmeden, karşılık beklemeden,
beyinlerini ve yürüklerini Kürt halkının özgür ve demokratik
yaşamına veren, kendilerini bunun için feda eden insanlardır. Bu
şehitler, gerçekleşmiş özgür fedai insan duruşunu ifade
ediyorlar. Özgürce, fedaice yaşamın kanıtlanmış değerleri
oluyorlar. Özgürlükçü militan yaşamın ruhunu, bilincini,
ölçülerini ve özelliklerini temsil ediyorlar. Dolaysıyla PKK bir
şehitler partisi olarak, şehitleri yaşatan bir kimlik olarak her
türlü yüce kutsal değerleri temsil eden, bünyesinde barındıran,
yaşatan bir kutsallık hareketi oluyor. Her hangi bir kirin,
pasın, geri ve gerici tutum ve davranışın asla kirletemeyeceği,
engelleyemeyeceği, örtemeyeceği bir özgürlük cevherini ifade
ediyor. Bu çerçevede PKK’nin iyi, güzel ve doğrunun temsilcisi
olduğu tartışma götürmezdir. PKK’nin yaşayan şehitler gerçeği
olduğu netçe ortadadır.
Diğer yönüyle Önder APO’nun, “Kürt halkının damarlarına
özgür yaşam suyunun yürüyüşü” tanımını ele aldığımızda
göreceğiz ki, PKK gerçek anlamını, tanımını ve esas işlevini
daha net olarak burada gösteriyor. Bir halkın damarlarına özgür
yaşam suyunun yürümesi demek, öncelikle damarlardan özgür yaşam
suyunun kurumuş olduğunu görmeyi ve kabul etmeyi içerir. Bu da
Kürt halkına dayatılan inkâr ve imha sistemini, soykırımı yok
etmeyi içermektedir. Böyle bir soykırım hareketine tabii
kalmazsa, damarlarındaki yaşam suyu kurumuş olmasa, elbette ki
böyle bir yürüyüşe ihtiyaç kalmazdı. Ama çok iyi biliniyor ki,
I.Dünya savaşı ardında oluşturulan kapitalist devletçi dünya
sisteminin Kürdistan’ı bölüp, parçalayarak ve yok sayıp, yok
etmeyi hedefleyerek oluşturduğu inkâr ve imha sistemi Kürt
halkının damarlarındaki özgür yaşam suyunu kurutmuştur.
Neredeyse kupkuru bir ağaç, bir enkaz haline geleceği sırada,
tıpkı doğadaki ağaçların kışın kuruyup da, baharla birlikte
yeniden öz suya kavuşması ve yaşama yürümesine benzer bir
biçimde PKK doğmuş ve Kürt halkının özgür yaşam umudunu, ruhunu,
bilincini yaratarak, her türlü kuruma ve kurutmaya karşı özgür
yaşamı yeşerterek yepyeni bir toplum ortaya çıkarmayı
başarmıştır. Kürt halkı için PKK, baharda kuru ağacın
gözeneklerine yürüyen özsu, insana hayat veren kılcal damarlarda
yürüyen kan olmuştur. PKK’nin her gün ürettiği duygu, düşünce,
ruh ve davranış, her gün geliştirdiği özgürlük eylemi Kürt halkı
için böyle bir öz yaşam suyu, bir kan olmaktadır. Bunun da halk
tarafından nasıl sahiplenildiği, anlaşıldığı ortadadır. Kürt
halkının neden PKK’ye bu kadar sahip çıktığının en açık ve somut
ifadesi kendisini buradan ortaya koymaktadır. Bu yönüyle PKK,
Kürt halkına dayatılan ulusal inkâr ve imha sürecine karşı özgür
yaşam bilinci, ruhu, duygusu ve iradesi olmaktadır. Kürt
halkının özgür yaşam isteği, irade ve ideasının somutlaşan
ifadesini temsil etmektedir. Bütün bu tanımları, bir Önderlik
hareketi olarak PKK’yi, Önder APO’nun ruh, duygu ve düşünce,
yaşam, ölçü ve özelliklerinin somutlaşmış ifadesi olarak
tanımlamasında birleştirmek en doğru olanı ifade etmektedir. Bu
Önderlik ki, halkı, tam bir teslimiyet ve yok olma sürecindeyken
uyarıp ve uyandırabilmiştir. Bu Önderlik ki, binlerce kahraman
şehidi yaratmış ve onların sözcüsü olabilmiştir. Bu Önderlik ki,
kuruyan kılcal damarlara özgür yaşam suyunu ruh, bilinç, duygu
ve davranış olarak yaratıp verebilmiştir. Dolaysıyla PKK’nin bir
Önderlik hareketi olduğu, bir Önderlik cisimleşmesini ifade
ettiği tartışma götürmezdir. Her ne kadar “objektif ve sübjektif
gelişmelerin ürünüdür” biçiminde çeşitli değerlendirmelere tabi
tutulsa da, onlar birinci derecedeki etkenler değerlerdir.
Kuşkusuz PKK’nin gerçekleşmesini sağlayan çok sayıda etken söz
konusudur. Ancak yanılmamak gerekir. Her türlü objektif ve
sübjektiflerin ötesinde PKK’nin, Önder APO’nun ruhunun,
duygusunun, düşüncelerinin cisimleşmiş ifadesi, yaşam ölçü ve
özelliklerinin somutlaşmış biçimi olduğu tartışma götürmezdir.
Bu gerçeklik, “Kürdistan sömürgedir” tanımlamasıyla yürüyüşe
başlamadan tutalım da, günümüze kadar çeşitli partileşme
hamleleri biçiminde gerçekleşen süreçler boyunca hep böyle
olmuştur. Bu bakımından da PKK elbette bir Önderlik partisidir,
Şehitler partisidir, Kürt halkının kimliğidir. Önder APO’nun
örgütleşmiş, cisimleşmiş, militanlaşmış, halklaşmış biçimidir.
PKK’yi böyle görmek tanımlamak ve onun bu temelde algılayıp
yaklaşmak doğruya en yakın tanımlama ve yaklaşım olacaktır.
STAR:
Yeniden partileşme hamlesini başlattığımız bu süreçte,
partileşmeden ne anlamalıyız? Bunun esaslarını gerilla
mücadelemizde nasıl yürütebiliriz? Neden yeniden partileşme?
Duran KALKAN:
PKK’nin resmen kuruluşunun 30’uncu yıl dönümünde ve PKK
10’uncu Kongresi temelinde güçlü bir yeniden partileşmesi
hamlesi yürüttüğümüz yaşanan bir gerçektir. 10’uncu Kongremizin
bu temelde geliştirdiği çağrı, tüm kadro yapımız ve halkımız
tarafından büyük bir coşku ve heyecanla benimsenmiştir. Demek ki
PKK, günümüzde Kürt halkı için her zamankinden daha büyük bir
ihtiyaç olma durumunu ifade etmektedir; her türlü gericiliğe
karşı özgürlük mücadelesini yürütmek isteyen, özgür yaşamda
iddialı olan kişiler için her şeyden fazla ihtiyaç duyulan,
hissedilen bir ihtiyaç olmaktadır. Bu da, Parti 10’uncu
Kongremizin yeniden partileşme hamlesine yüksek sesle sahip
çıkma, ona coşku ve heyecanla yaklaşma ile kendini ortaya
koşmuştur. Burada, neden yeniden partileşme, diye sorulduğunda
vereceğimiz cevap: 2004 Martından itibaren Önder APO’nun
başlatmış olduğu yeniden parti inşaası sürecinin gerekleri
biçiminde ifade edilebilir. Önder APO Bir Halkı Savunmak
kitabındaki yeni felsefik ve ideolojik anlayış temelinde, yeni
stratejik ve taktik yaklaşımlara dayalı olarak PKK’nin inşaasını
gündeme getirmektedir. Yeniden partileşme hamlesi deyimimiz
PKK'nin yeniden inşasını ifade ediyor. Üçüncü Önderliksel Doğuş
olarak tanımladığımız ve Önder APO'nun Bir Halkı Savunmak
eseriyle ortaya koyduğu bu doğuş, aynı zamanda üçüncü partileşme
hamlesi olmaktadır. Böylece yeniden inşa süreci, üçüncü
partileşme hamlesine katılmayı, üçüncü partileşme sürecinin
militanı, kadrosu olmayı, onun içinde yer almayı ifade
etmektedir. Elbette üçüncü partileşme hamlesi felsefik,
ideolojik siyasi ve taktik bakımından büyük yenilikler,
değişimler içermektedir.
Her şeyden önce burada bir
paradigma değişimi vardır. Önder APO’nun sosyalizmi ve
demokrasiyi devlet tasallutundan kurtararak, geliştirdiği
demokratik sosyalizm çizgisinde bir partileşme söz konusudur.
Burada demokrasi ile sosyalizmi birleştiren, dolaysıyla özgürlük
ve eşitlik ilkeleriyle demokrasi ilkesini bir araya getiren bir
ideolojik yaklaşım söz konusudur. Demokratik sosyalizm
paradigmasında PKK’nin yeniden inşaası yaşanmaktadır. Bunu
demokratik ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü toplum paradigması
olarak ifade ediyoruz. Dolaysıyla bu yeni bir sosyalizm anlayışı
oluyor. Devletçi, iktidarcı ve savaşçı paradigmadan sosyalizmi
kurtararak, kadın özgürlüğüne ve ekolojik devrime dayalı
demokratik toplum örgütlenmesini ve yaşamını ifade eden bir
sistemi içeriyor. Önder APO bunu demokratik konfederalizm
sistemi olarak tanımladı. Böyle bir düşünsel çerçevede PKK’nin
yeniden yapılanması gerçekleşiyor. İşte yeniden inşaa, ya da
yeniden partileşme dediğimiz süreç budur. Bu anlamda tıpkı
birinci ve ikinci hamleleri gibi üçüncü hamlesi de yeni
anlayışlar ve ölçüler telemelinde yeniden partileşmeyi gündeme
getiriyor. Biz bu sürece, üçüncü partileşme hamlesine katılıma,
10’uncu Kongre ile daha güçlü bir biçiminde geliştirdiğimiz
partileşme hamlesi çağrısına bu nedenle yeniden partileşme
diyoruz. Buda daha güçlü partileşme, daha doğru partileşme,
demokratik sosyalizm çizgisinde partileşme anlamına geliyor.
Partiye, Önder APO’nun anlayış ve çizgisi temelinde daha doğru,
daha güçlü, daha bilinçli, daha cesur, fedakâr katılmayı ifade
ediyor. Yeniden partileşmesinin çerçevesi budur. Partileşmeden
anlayacağımız, Önderlik gerçeğine ulaşmaktır, Önder APO’nun
ruhuna ulaşmaya çalışmaktır. Önder APO gibi toplumu, doğayı,
insanı toplumu, yaşamı duyabilmektir. Önder APO gibi olan
bitenleri anlayabilmek, bilince çıkartabilmektir. Önder APO gibi
yaşayabilmek, davranabilmek, yaşam ölçü ve özelliklerimizi Önder
APO’nun yaşam ölçü ve özelliklerine kavuşturmaya ve ulaştırmaya
çalışmaktır. Bu da özgür yaşam felsefesini edinmek demektir.
Özgürlük ruhuna, özgür yaşam duygusuna ulaşmak demektir. Özgür
ve iradeli bir duruşu bilinçle sürdürmeyi ifade eder. Düşünce ve
davranışta, yaşam ölçülerinde hep iyiden, doğrudan, güzelden
yana olmayı, tüm baskıya, zulme, egemenliğe geriliğe,
gericiliğe, köleliğe ve köleciliğe karşı çıkmayı, her türlü
zulüm ve kölelik düzenin karşı başta en çok ezilen ve
köleleştirilen cins olarak kadının özgürlüğü olmak üzere, tüm
halkın ve insanlığın özgür, eşit, adil bir yaşama ulaşması için
ödünsüz, çıkarsız, korkusuz ve sürekli mücadele etmeyi içerir.
Partileşme böyle bir bilinç ve davranış bütünlüğü kazanmak
demektir. Sınıflı ve cinsiyetçi toplumun her türlü pasından,
kirinden, tortusundan, hilesinden, hurdasından, bireysel hesap
ve çıkar arayışından kendini uzaklaştırmayı, doğal komünal
toplumun sade, özgür , eşit, dayanışmacı, ilkeli, cesur,
fedakâr, paylaşımcı insan yaşamına ulaşmayı ifade eder. Bu
bakımından da yeniden partileşme elbette ki demokratik
sosyalizmin özümsenmesidir. Demokratik-ekolojik-cinsiyet
özgürlükçü toplum paradigmasının özümsenmesi ve bu temelde
hiyerarşik devletçi sistemin her türlü bencillik ve çıkar ifade
eden geri ve gerici yanlarına karşı mücadele etmek demektir.
İçinde bulunduğumuz süreçte
yeniden partileşmeden anlamamız gereken gerçeklik, Önder APO’nun
yeni demokratik sosyalizm çizgisini öğrenmek, özümsemek
gereğidir. Önder APO’nun felsefik, ideolojik, siyasi, örgütsel
açıdan geliştirdiği yeni düşünceleri özümsemek, benimsemek ve
düşünce sistemini ona göre oluşturmak esastır. Bu temelde yeni
bir kişilik edinmek, kendi içimizde hiyerarşik devletçi sistemin
ve devletçi sosyalizm anlayışının yarattığı her türlü geri ve
gerici anlayışa karşı mücadele edip, kendimizi demokratik
sosyalizm çizgisinin militanı haline getirmeyi başarma
gereğidir. Bu temelde içimizde ve dışımızda sınıflı ve
cinsiyetçi toplumun geri ve gerici yanlarına, bu temelde ortaya
çıkan inkâr ve imha sisteminin içimize kadar uzatılan ölçü ve
özelliklerine, kalıntılarına karşı her türlü provokatif-tasfiyeci
eğilime karşı aktif ideolojik ve örgütsel mücadele yürütmek
demektir. Bu da tasfiyeciliğin dayanağı olan inkâr ve imha
sistemini, onun esası olan sınıflı ve cinsiyetçi toplum ölçü ve
özelliklerini kendi içimizde, bilincimizde ve davranışımızda
öldürmeyi, onların içimize yönelttiği her türlü tasfiyeci ruh ve
davranışı yok etmeyi, buna zemin teşkil eden her türlü bireyci,
tepkici, tutucu, bürokratik anlayış ve ruh halinden uzaklaşmayı
içerir. Yeniden partileşmeden anlamamız gereken hususlar
dediğimizde:
1- Önderlik düşüncesinin
özümsenmesi, benimsenmesi, bu temelde yeni bir kişilik kazanmak,
2- Bu doğrultuda kendi şahsımızda
ve örgüt içinde her türlü tasfiyeciliğe ve onun dayanağı olan
bireyci ve orta yolcu eğilime karşı mücadele etmek,
3- Mücadeleyi her alanda, iç
düşmana karşı olduğu kadar, dış düşmana karşı da aktif
ideolojik, siyasi ve askeri mücadele olarak geliştirmektir.
Yeniden partileşme hamlesinin başarılması, gerçekleştirilmesi
buna bağladır.
Bu esasları gerilla mücadelemizde
çok daha aktif ve etkin bir biçimde yürütebileceğimiz açıktır.
Çünkü gerilla ortamı özgür, eşit ve demokratik yaşamın, bu
anlamda PKK’nin felsefik ve ideolojik çizgisini en net ve kesin
bir biçimde gerçekleştiği bir ortamdır. Gerilla ortamı,
demokratik sosyalizm ortamıdır. Gerilla ortamı, özgür,
demokratik, eşit ve iradeli yaşam ortamıdır. Gerilla ortamı, bu
ölçü ve özelliklere göre en bilinçli, iradeli, cesur, fedakâr
insanların var olduğu ortamdır; özgürlük, eşitlik ve demokrasi
çizgisini fedai militanlık ölçüsünde yaşayan ve yaşatan
ortamdır. Dolaysıyla en güçlü partileşmenin gerilla ortamında
gerçekleşeceği tartışma götürmezdir. O nedenle 10’uncu Parti
kongremiz bir kere daha ortak kadro ölçülerini gerilla
çizgisinde gerçekleşmesini karar altına almıştır. Gerilla
tarzına, gerilla ölçü ve özelliklerine dayanmayan her hangi bir
kadrolaşmayı bu süreçte yeniden partileşme hamlemize uygun bir
kadrolaşma olamayacağını kararlaştırmıştır. Bu nedenle gerilla
ortamı, yeniden partileşmenin en güçlü bir biçim gerçekleşeceği
ve yaşanacağı ortam olmaktadır. Önder APO gerçeğinin duygu, ruh,
düşünce ve davranışta en güçlü anlaşılmasını sağlayacak gerilla
ortamıdır. Bir gerilla, mevzide düşmana karşı 24 saat savaş
içinde olan Önder APO’yu doğruya en yakın bir biçimde anlar,
özümser, benimser. Bu bakımdan da Önderlik duygu ve
düşüncelerini en güçlü bir biçimde anlayacak ve hayata geçirecek
yer gerilla ortamıdır. Diğer yandan Önderlik çizgisi temelinde
her türlü geriliğe ve gericiliğe karşı iradeli ve iddialı bir
savaşımı ideolojik, siyasi, örgütsel her alanda güçlü bir
biçimde verme ancak gerilla ortamında mümkün olur. Çünkü ancak
gerilla ortamı böyle bir mücadelenin doğru ölçülerini verir.
Ancak gerilla ortamında kişi böyle bir mücadele yürütme idea ve
iradesini taşır; eleştiri ve özeleştiri yapma gücüne ulaşır.
Başka hiçbir ortam gerilla ortamı kadar net, açık ve insanı
güçlendirici bir özelliğe sahip bulunmaz. O nedenle de eleştiri
ve özeleştiri yapma gücü vermez. Bunları en iyi bir biçiminde
gerilla ortamında olur. Diğer yanda gerilla ortamı; çıkarsız,
hesapsız, ödünsüz, büyük bir cesaret ve fedakârlıkla yüce
davalara, amaçlara kendini sonuna kadar bağlayarak, özgürlük ve
demokrasi mücadelesini fedai çizgisinde yürütme yeridir, bir
savaş ortamıdır. Yokluğa, zorluğa ve her türlü engellere karşı
yiğitçe mücadele etme ve kazanma ortamıdır. Dolaysıyla gerillada
yaşam, sürekli mücadele ve başarıdır. Bu temelde Önderlik ölçü
ve özelliklerinin açığa çıkması ve gerçekleşmesi demektir. Bu
nedenle her türlü eşit- özgür davranış, paylaşımcı, ortak yaşam
ifade eden tutum gerillada ortaya çıkar. Gerilla alanı, partinin
ideolojik, siyasi felsefik, örgütsel ölçü ve özelliklerinin
cisimleştiği alandır. Önderlik ruhunun, bilincinin, duygu ve
davranışlarının, ölçü ve özelliklerinin cisimleştiği,
pratikleştiği, en önde örgütlendiği alandır. Gerillanın
yoldaşlık ortamı, dayanışmacı gücü bunun ifade etmektedir. Bu
bakımdan elbette ki en güçlü yeniden partileşme gerilla yaşam ve
çalışma tarzıyla yaratılacaktır. Bundan hiç kuşku duymamak
gerekmektedir. Nitekim gerilla, üçüncü partileşme hamlesine,
yeniden partileşme sürecine her türlü provokatif-tasfiyeci
eğilime karşı APOCU çizgide yenilenme ve yeniden yapılanma
hamlesini yürüten ve buna öncülük eden güç olmuştur. İdeolojik
ve örgütsel çizgi mücadelesini en başta geliştirerek, bütün
özgürlük hareketimize yayan ve bu temelde partileşmeyi hem PKK
düzeyinde, hem de özgün partileşmesi olarak PAJK düzeyinde
geliştiren, gerçekleştiren alan, gerilla alanı olmaktadır. Bu da
Önder APO’nun kadın özgürlüğüne ve ekolojik devrime dayalı
demokratik toplum çizgisini ideolojik, siyasi ve örgütsel açıdan
en iyi anlayan, en güçlü temsil eden ve bu mücadeleyi en derin
ve kapsamlı bir biçimde yürüten gücün ve bunun yürütme ortamının
gerilla olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle de gerilla,
dışta inkâr ve imha sistemine karşı, bunu yürütmek isteyen hür
türlü faşist, gerici saldırıya karşı meşru savunma çizgisinde
aktif savunma direnişini geliştirirken, aynı zamanda içten de
onun uzantısı olan her türlü ideolojik saldırıla karşı;
köleleştirmeye, baskıya, zulme karşı özgür, eşit, demokratik
tutum ve davranışı geliştirmeyi ve bunu savaş arkadaşlığında,
parti yoldaşlığında temsil eden, en ileri düzeyde sağlayan bir
ortamdır. Biz gerillada yeniden partileşmeyi bunu yaparak
yürütebiliriz. Bu noktada her hangi bir pasif duruş, geri
çekilme söz konusu olmamalıdır. Yine her hangi bir uzlaşma, ödün
verme, gerilikle, gericilikle, kölelikle -ister kadından gelsin,
ister erkekten gelsin, kimden gelirse gelsin- gerililiklerle
birleşen, uzlaşan tutuma karşı ödünsüz, cesaretli, doğru ölçü ve
özelliklere dayanan bir mücadeleyi yürütmek, yeniden partileşme
sürecini başarmayı sağlayacaktır. Mevcut gerilla ortamımız böyle
bir çizgiye büyük ölçüde ulaşmıştır. Önümüzdeki süreçte bu
mücadele daha da gelişecektir. Dolayısıyla üçüncü partileşme
hamlesi, Önder APO ‘nun çizgisinde en güçlü, gerçeğe en yakın,
dolaysıyla da başarıyı en çok sağlayan bir partileşme hamlesi
olacaktır.
devamı»
|