ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                            SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                           ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                          SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                   ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                          SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                        ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                         SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                              ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                              SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                          ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                        ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                               SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                        ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                 SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                     ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                  SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                        ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                            SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                              ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                       SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                            ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                   SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                          ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                                                            SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                    
ANASAYFA
ÖNDER APO
ŞEHİTLERİMİZ
GERİLLA KADIN
GERİLLA ANILARI
GÜNCEL
VİDEO
FOTOGALERİ
KİTAP

PKK, KÜRT HALKININ DAMARLARINA ÖZGÜR YAŞAM SUYUNUN YÜRÜYÜŞÜDÜR

Duran KALKAN yoldaş ile yapılan Röportaj

 

STAR: PKK gerçeği neyin ifadesidir, nasıl tanımlayabiliriz?
 

Duran KALKAN: Öncelikle PKK’nin 30’uncu Kuruluş yıl dönümünde görüş belirtme imkanı tanıdığı için YJA-STAR Sayfasına teşekkür ediyorum. PKK’nin 30’uncu Kuruluş yıl dönümünün başta Önder APO’ya, tüm yoldaşlara, halkımıza ve demokratik insanlığa kutlu olmasını diliyorum. PKK’nin yaratıcısı olan, böyle büyük bir duyguyu, ruhu düşünceyi ve yaşamı bize ve insanlığa armağan eden Önder APO’yu partimizin 30’uncu Kuruluş yıl dönümü vesilesiyle saygıyla selamlıyorum. PKK gerçeğini ifade eden ve sayıları 15 bini bulan kahraman şehitlerimizi; Kemalleri, Hakileri, Mazlumları, Hayrileri, Karasungurları, Agitleri, Beritanları, Zilanları, Erdalları, Viyanları, Nudaları, Adilleri, her biri birer insanlık ve kahramanlık abidesi olan tüm özgürlük Şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum.
 

Önder APO PKK’yi tanımlarken, “özgürlük mücadelemizin ruhu, bilinci, beyni ve yüreği, özgür ve demokratik halk yaşamımızın örgütsel harcı” olarak ifade etmiş ve “Kürt halkının damarlarına özgür yaşam suyunun yürüyüşü” olarak tanımlamıştı. Yine “şehitler PKK üyesidir” diyerek, PKK’nin nasıl kutsallık düzeyinde bir özgürlük ve insanlık hareketi olduğunu ortaya koymuştu. Bununla birlikte Kürt halkının da bir PKK tanımı var. On yıllardır halk, her gün sokaklarda ‘PKK halktır halk burada’ diyor. Bu da Kürt halkının bir tanımıdır. PKK gerçeğinin neyin ifadesi olduğunu ve neyi ifade ettiğini insan bu tanımlara bakarak ortaya koyabilir.
 

Örneğin bir halkın tanımını ele alırsak, PKK’nin Kürt halkı için bir yaşam duruşu, özgür var oluşu, bir kimlik olduğu netçe ortadadır. Kürt halkı bilincini, özgür iradesini PKK ile yaratmıştır. Dolaysıyla da PKK, Kürt halkının özgürlük kimliğidir, özgür yaşam ruhu, duygusu, bilinci ve ölçüsüdür, özgürce var oluşudur. Dolaysıyla bir halkın özgür varlığını, iradesini, ideasını, perspektifini ifade etmektedir. Yine Önder APO’nun,“PKK Şehitler Partisidir” tanımlaması var. Bu şehitler ki; gencecik yaşta büyük duygu, düşünce ve özgür yaşam dolu iken, bunu, yaşamlarını özgürlük mücadelesine katık ederek gerçekleştirmeyi bilinç ve irade ile seçmiş insanlardır. Kemal Pir’in değimiyle, “Özgür yaşamı uğruna ölecek kadar seven”, bilinçli, iradeli, özgür yaşam tutkunu insanlık değerlerine bağlı güzel insanlardır. Her biri hiçbir çıkar, hesap gütmeden, karşılık beklemeden, beyinlerini ve yürüklerini Kürt halkının özgür ve demokratik yaşamına veren, kendilerini bunun için feda eden insanlardır. Bu şehitler, gerçekleşmiş özgür fedai insan duruşunu ifade ediyorlar. Özgürce, fedaice yaşamın kanıtlanmış değerleri oluyorlar. Özgürlükçü militan yaşamın ruhunu, bilincini, ölçülerini ve özelliklerini temsil ediyorlar. Dolaysıyla PKK bir şehitler partisi olarak, şehitleri yaşatan bir kimlik olarak her türlü yüce kutsal değerleri temsil eden, bünyesinde barındıran, yaşatan bir kutsallık hareketi oluyor. Her hangi bir kirin, pasın, geri ve gerici tutum ve davranışın asla kirletemeyeceği, engelleyemeyeceği, örtemeyeceği bir özgürlük cevherini ifade ediyor. Bu çerçevede PKK’nin iyi, güzel ve doğrunun temsilcisi olduğu tartışma götürmezdir. PKK’nin yaşayan şehitler gerçeği olduğu netçe ortadadır.
Diğer yönüyle Önder APO’nun, “Kürt halkının damarlarına özgür yaşam suyunun yürüyüşü” tanımını ele aldığımızda göreceğiz ki, PKK gerçek anlamını, tanımını ve esas işlevini daha net olarak burada gösteriyor. Bir halkın damarlarına özgür yaşam suyunun yürümesi demek, öncelikle damarlardan özgür yaşam suyunun kurumuş olduğunu görmeyi ve kabul etmeyi içerir. Bu da Kürt halkına dayatılan inkâr ve imha sistemini, soykırımı yok etmeyi içermektedir. Böyle bir soykırım hareketine tabii kalmazsa, damarlarındaki yaşam suyu kurumuş olmasa, elbette ki böyle bir yürüyüşe ihtiyaç kalmazdı. Ama çok iyi biliniyor ki, I.Dünya savaşı ardında oluşturulan kapitalist devletçi dünya sisteminin Kürdistan’ı bölüp, parçalayarak ve yok sayıp, yok etmeyi hedefleyerek oluşturduğu inkâr ve imha sistemi Kürt halkının damarlarındaki özgür yaşam suyunu kurutmuştur. Neredeyse kupkuru bir ağaç, bir enkaz haline geleceği sırada, tıpkı doğadaki ağaçların kışın kuruyup da, baharla birlikte yeniden öz suya kavuşması ve yaşama yürümesine benzer bir biçimde PKK doğmuş ve Kürt halkının özgür yaşam umudunu, ruhunu, bilincini yaratarak, her türlü kuruma ve kurutmaya karşı özgür yaşamı yeşerterek yepyeni bir toplum ortaya çıkarmayı başarmıştır. Kürt halkı için PKK, baharda kuru ağacın gözeneklerine yürüyen özsu, insana hayat veren kılcal damarlarda yürüyen kan olmuştur. PKK’nin her gün ürettiği duygu, düşünce, ruh ve davranış, her gün geliştirdiği özgürlük eylemi Kürt halkı için böyle bir öz yaşam suyu, bir kan olmaktadır. Bunun da halk tarafından nasıl sahiplenildiği, anlaşıldığı ortadadır. Kürt halkının neden PKK’ye bu kadar sahip çıktığının en açık ve somut ifadesi kendisini buradan ortaya koymaktadır. Bu yönüyle PKK, Kürt halkına dayatılan ulusal inkâr ve imha sürecine karşı özgür yaşam bilinci, ruhu, duygusu ve iradesi olmaktadır. Kürt halkının özgür yaşam isteği, irade ve ideasının somutlaşan ifadesini temsil etmektedir. Bütün bu tanımları, bir Önderlik hareketi olarak PKK’yi, Önder APO’nun ruh, duygu ve düşünce, yaşam, ölçü ve özelliklerinin somutlaşmış ifadesi olarak tanımlamasında birleştirmek en doğru olanı ifade etmektedir. Bu Önderlik ki, halkı, tam bir teslimiyet ve yok olma sürecindeyken uyarıp ve uyandırabilmiştir. Bu Önderlik ki, binlerce kahraman şehidi yaratmış ve onların sözcüsü olabilmiştir. Bu Önderlik ki, kuruyan kılcal damarlara özgür yaşam suyunu ruh, bilinç, duygu ve davranış olarak yaratıp verebilmiştir. Dolaysıyla PKK’nin bir Önderlik hareketi olduğu, bir Önderlik cisimleşmesini ifade ettiği tartışma götürmezdir. Her ne kadar “objektif ve sübjektif gelişmelerin ürünüdür” biçiminde çeşitli değerlendirmelere tabi tutulsa da, onlar birinci derecedeki etkenler değerlerdir. Kuşkusuz PKK’nin gerçekleşmesini sağlayan çok sayıda etken söz konusudur. Ancak yanılmamak gerekir. Her türlü objektif ve sübjektiflerin ötesinde PKK’nin, Önder APO’nun ruhunun, duygusunun, düşüncelerinin cisimleşmiş ifadesi, yaşam ölçü ve özelliklerinin somutlaşmış biçimi olduğu tartışma götürmezdir. Bu gerçeklik, “Kürdistan sömürgedir” tanımlamasıyla yürüyüşe başlamadan tutalım da, günümüze kadar çeşitli partileşme hamleleri biçiminde gerçekleşen süreçler boyunca hep böyle olmuştur. Bu bakımından da PKK elbette bir Önderlik partisidir, Şehitler partisidir, Kürt halkının kimliğidir. Önder APO’nun örgütleşmiş, cisimleşmiş, militanlaşmış, halklaşmış biçimidir. PKK’yi böyle görmek tanımlamak ve onun bu temelde algılayıp yaklaşmak doğruya en yakın tanımlama ve yaklaşım olacaktır.
 

STAR: Yeniden partileşme hamlesini başlattığımız bu süreçte, partileşmeden ne anlamalıyız? Bunun esaslarını gerilla mücadelemizde nasıl yürütebiliriz? Neden yeniden partileşme?
 

Duran KALKAN: PKK’nin resmen kuruluşunun 30’uncu yıl dönümünde ve PKK 10’uncu Kongresi temelinde güçlü bir yeniden partileşmesi hamlesi yürüttüğümüz yaşanan bir gerçektir. 10’uncu Kongremizin bu temelde geliştirdiği çağrı, tüm kadro yapımız ve halkımız tarafından büyük bir coşku ve heyecanla benimsenmiştir. Demek ki PKK, günümüzde Kürt halkı için her zamankinden daha büyük bir ihtiyaç olma durumunu ifade etmektedir; her türlü gericiliğe karşı özgürlük mücadelesini yürütmek isteyen, özgür yaşamda iddialı olan kişiler için her şeyden fazla ihtiyaç duyulan, hissedilen bir ihtiyaç olmaktadır. Bu da, Parti 10’uncu Kongremizin yeniden partileşme hamlesine yüksek sesle sahip çıkma, ona coşku ve heyecanla yaklaşma ile kendini ortaya koşmuştur. Burada, neden yeniden partileşme, diye sorulduğunda vereceğimiz cevap: 2004 Martından itibaren Önder APO’nun başlatmış olduğu yeniden parti inşaası sürecinin gerekleri biçiminde ifade edilebilir. Önder APO Bir Halkı Savunmak kitabındaki yeni felsefik ve ideolojik anlayış temelinde, yeni stratejik ve taktik yaklaşımlara dayalı olarak PKK’nin inşaasını gündeme getirmektedir. Yeniden partileşme hamlesi deyimimiz PKK'nin yeniden inşasını ifade ediyor. Üçüncü Önderliksel Doğuş olarak tanımladığımız ve Önder APO'nun Bir Halkı Savunmak eseriyle ortaya koyduğu bu doğuş, aynı zamanda üçüncü partileşme hamlesi olmaktadır. Böylece yeniden inşa süreci, üçüncü partileşme hamlesine katılmayı, üçüncü partileşme sürecinin militanı, kadrosu olmayı, onun içinde yer almayı ifade etmektedir. Elbette üçüncü partileşme hamlesi felsefik, ideolojik siyasi ve taktik bakımından büyük yenilikler, değişimler içermektedir.
 

Her şeyden önce burada bir paradigma değişimi vardır. Önder APO’nun sosyalizmi ve demokrasiyi devlet tasallutundan kurtararak, geliştirdiği demokratik sosyalizm çizgisinde bir partileşme söz konusudur. Burada demokrasi ile sosyalizmi birleştiren, dolaysıyla özgürlük ve eşitlik ilkeleriyle demokrasi ilkesini bir araya getiren bir ideolojik yaklaşım söz konusudur. Demokratik sosyalizm paradigmasında PKK’nin yeniden inşaası yaşanmaktadır. Bunu demokratik ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü toplum paradigması olarak ifade ediyoruz. Dolaysıyla bu yeni bir sosyalizm anlayışı oluyor. Devletçi, iktidarcı ve savaşçı paradigmadan sosyalizmi kurtararak, kadın özgürlüğüne ve ekolojik devrime dayalı demokratik toplum örgütlenmesini ve yaşamını ifade eden bir sistemi içeriyor. Önder APO bunu demokratik konfederalizm sistemi olarak tanımladı. Böyle bir düşünsel çerçevede PKK’nin yeniden yapılanması gerçekleşiyor. İşte yeniden inşaa, ya da yeniden partileşme dediğimiz süreç budur. Bu anlamda tıpkı birinci ve ikinci hamleleri gibi üçüncü hamlesi de yeni anlayışlar ve ölçüler telemelinde yeniden partileşmeyi gündeme getiriyor. Biz bu sürece, üçüncü partileşme hamlesine katılıma, 10’uncu Kongre ile daha güçlü bir biçiminde geliştirdiğimiz partileşme hamlesi çağrısına bu nedenle yeniden partileşme diyoruz. Buda daha güçlü partileşme, daha doğru partileşme, demokratik sosyalizm çizgisinde partileşme anlamına geliyor. Partiye, Önder APO’nun anlayış ve çizgisi temelinde daha doğru, daha güçlü, daha bilinçli, daha cesur, fedakâr katılmayı ifade ediyor. Yeniden partileşmesinin çerçevesi budur. Partileşmeden anlayacağımız, Önderlik gerçeğine ulaşmaktır, Önder APO’nun ruhuna ulaşmaya çalışmaktır. Önder APO gibi toplumu, doğayı, insanı toplumu, yaşamı duyabilmektir. Önder APO gibi olan bitenleri anlayabilmek, bilince çıkartabilmektir. Önder APO gibi yaşayabilmek, davranabilmek, yaşam ölçü ve özelliklerimizi Önder APO’nun yaşam ölçü ve özelliklerine kavuşturmaya ve ulaştırmaya çalışmaktır. Bu da özgür yaşam felsefesini edinmek demektir. Özgürlük ruhuna, özgür yaşam duygusuna ulaşmak demektir. Özgür ve iradeli bir duruşu bilinçle sürdürmeyi ifade eder. Düşünce ve davranışta, yaşam ölçülerinde hep iyiden, doğrudan, güzelden yana olmayı, tüm baskıya, zulme, egemenliğe geriliğe, gericiliğe, köleliğe ve köleciliğe karşı çıkmayı, her türlü zulüm ve kölelik düzenin karşı başta en çok ezilen ve köleleştirilen cins olarak kadının özgürlüğü olmak üzere, tüm halkın ve insanlığın özgür, eşit, adil bir yaşama ulaşması için ödünsüz, çıkarsız, korkusuz ve sürekli mücadele etmeyi içerir. Partileşme böyle bir bilinç ve davranış bütünlüğü kazanmak demektir. Sınıflı ve cinsiyetçi toplumun her türlü pasından, kirinden, tortusundan, hilesinden, hurdasından, bireysel hesap ve çıkar arayışından kendini uzaklaştırmayı, doğal komünal toplumun sade, özgür , eşit, dayanışmacı, ilkeli, cesur, fedakâr, paylaşımcı insan yaşamına ulaşmayı ifade eder. Bu bakımından da yeniden partileşme elbette ki demokratik sosyalizmin özümsenmesidir. Demokratik-ekolojik-cinsiyet özgürlükçü toplum paradigmasının özümsenmesi ve bu temelde hiyerarşik devletçi sistemin her türlü bencillik ve çıkar ifade eden geri ve gerici yanlarına karşı mücadele etmek demektir.
 

İçinde bulunduğumuz süreçte yeniden partileşmeden anlamamız gereken gerçeklik, Önder APO’nun yeni demokratik sosyalizm çizgisini öğrenmek, özümsemek gereğidir. Önder APO’nun felsefik, ideolojik, siyasi, örgütsel açıdan geliştirdiği yeni düşünceleri özümsemek, benimsemek ve düşünce sistemini ona göre oluşturmak esastır. Bu temelde yeni bir kişilik edinmek, kendi içimizde hiyerarşik devletçi sistemin ve devletçi sosyalizm anlayışının yarattığı her türlü geri ve gerici anlayışa karşı mücadele edip, kendimizi demokratik sosyalizm çizgisinin militanı haline getirmeyi başarma gereğidir. Bu temelde içimizde ve dışımızda sınıflı ve cinsiyetçi toplumun geri ve gerici yanlarına, bu temelde ortaya çıkan inkâr ve imha sisteminin içimize kadar uzatılan ölçü ve özelliklerine, kalıntılarına karşı her türlü provokatif-tasfiyeci eğilime karşı aktif ideolojik ve örgütsel mücadele yürütmek demektir. Bu da tasfiyeciliğin dayanağı olan inkâr ve imha sistemini, onun esası olan sınıflı ve cinsiyetçi toplum ölçü ve özelliklerini kendi içimizde, bilincimizde ve davranışımızda öldürmeyi, onların içimize yönelttiği her türlü tasfiyeci ruh ve davranışı yok etmeyi, buna zemin teşkil eden her türlü bireyci, tepkici, tutucu, bürokratik anlayış ve ruh halinden uzaklaşmayı içerir. Yeniden partileşmeden anlamamız gereken hususlar dediğimizde:
 

1- Önderlik düşüncesinin özümsenmesi, benimsenmesi, bu temelde yeni bir kişilik kazanmak,
 

2- Bu doğrultuda kendi şahsımızda ve örgüt içinde her türlü tasfiyeciliğe ve onun dayanağı olan bireyci ve orta yolcu eğilime karşı mücadele etmek,
 

3- Mücadeleyi her alanda, iç düşmana karşı olduğu kadar, dış düşmana karşı da aktif ideolojik, siyasi ve askeri mücadele olarak geliştirmektir. Yeniden partileşme hamlesinin başarılması, gerçekleştirilmesi buna bağladır.
 

Bu esasları gerilla mücadelemizde çok daha aktif ve etkin bir biçimde yürütebileceğimiz açıktır. Çünkü gerilla ortamı özgür, eşit ve demokratik yaşamın, bu anlamda PKK’nin felsefik ve ideolojik çizgisini en net ve kesin bir biçimde gerçekleştiği bir ortamdır. Gerilla ortamı, demokratik sosyalizm ortamıdır. Gerilla ortamı, özgür, demokratik, eşit ve iradeli yaşam ortamıdır. Gerilla ortamı, bu ölçü ve özelliklere göre en bilinçli, iradeli, cesur, fedakâr insanların var olduğu ortamdır; özgürlük, eşitlik ve demokrasi çizgisini fedai militanlık ölçüsünde yaşayan ve yaşatan ortamdır. Dolaysıyla en güçlü partileşmenin gerilla ortamında gerçekleşeceği tartışma götürmezdir. O nedenle 10’uncu Parti kongremiz bir kere daha ortak kadro ölçülerini gerilla çizgisinde gerçekleşmesini karar altına almıştır. Gerilla tarzına, gerilla ölçü ve özelliklerine dayanmayan her hangi bir kadrolaşmayı bu süreçte yeniden partileşme hamlemize uygun bir kadrolaşma olamayacağını kararlaştırmıştır. Bu nedenle gerilla ortamı, yeniden partileşmenin en güçlü bir biçim gerçekleşeceği ve yaşanacağı ortam olmaktadır. Önder APO gerçeğinin duygu, ruh, düşünce ve davranışta en güçlü anlaşılmasını sağlayacak gerilla ortamıdır. Bir gerilla, mevzide düşmana karşı 24 saat savaş içinde olan Önder APO’yu doğruya en yakın bir biçimde anlar, özümser, benimser. Bu bakımdan da Önderlik duygu ve düşüncelerini en güçlü bir biçimde anlayacak ve hayata geçirecek yer gerilla ortamıdır. Diğer yandan Önderlik çizgisi temelinde her türlü geriliğe ve gericiliğe karşı iradeli ve iddialı bir savaşımı ideolojik, siyasi, örgütsel her alanda güçlü bir biçimde verme ancak gerilla ortamında mümkün olur. Çünkü ancak gerilla ortamı böyle bir mücadelenin doğru ölçülerini verir. Ancak gerilla ortamında kişi böyle bir mücadele yürütme idea ve iradesini taşır; eleştiri ve özeleştiri yapma gücüne ulaşır. Başka hiçbir ortam gerilla ortamı kadar net, açık ve insanı güçlendirici bir özelliğe sahip bulunmaz. O nedenle de eleştiri ve özeleştiri yapma gücü vermez. Bunları en iyi bir biçiminde gerilla ortamında olur. Diğer yanda gerilla ortamı; çıkarsız, hesapsız, ödünsüz, büyük bir cesaret ve fedakârlıkla yüce davalara, amaçlara kendini sonuna kadar bağlayarak, özgürlük ve demokrasi mücadelesini fedai çizgisinde yürütme yeridir, bir savaş ortamıdır. Yokluğa, zorluğa ve her türlü engellere karşı yiğitçe mücadele etme ve kazanma ortamıdır. Dolaysıyla gerillada yaşam, sürekli mücadele ve başarıdır. Bu temelde Önderlik ölçü ve özelliklerinin açığa çıkması ve gerçekleşmesi demektir. Bu nedenle her türlü eşit- özgür davranış, paylaşımcı, ortak yaşam ifade eden tutum gerillada ortaya çıkar. Gerilla alanı, partinin ideolojik, siyasi felsefik, örgütsel ölçü ve özelliklerinin cisimleştiği alandır. Önderlik ruhunun, bilincinin, duygu ve davranışlarının, ölçü ve özelliklerinin cisimleştiği, pratikleştiği, en önde örgütlendiği alandır. Gerillanın yoldaşlık ortamı, dayanışmacı gücü bunun ifade etmektedir. Bu bakımdan elbette ki en güçlü yeniden partileşme gerilla yaşam ve çalışma tarzıyla yaratılacaktır. Bundan hiç kuşku duymamak gerekmektedir. Nitekim gerilla, üçüncü partileşme hamlesine, yeniden partileşme sürecine her türlü provokatif-tasfiyeci eğilime karşı APOCU çizgide yenilenme ve yeniden yapılanma hamlesini yürüten ve buna öncülük eden güç olmuştur. İdeolojik ve örgütsel çizgi mücadelesini en başta geliştirerek, bütün özgürlük hareketimize yayan ve bu temelde partileşmeyi hem PKK düzeyinde, hem de özgün partileşmesi olarak PAJK düzeyinde geliştiren, gerçekleştiren alan, gerilla alanı olmaktadır. Bu da Önder APO’nun kadın özgürlüğüne ve ekolojik devrime dayalı demokratik toplum çizgisini ideolojik, siyasi ve örgütsel açıdan en iyi anlayan, en güçlü temsil eden ve bu mücadeleyi en derin ve kapsamlı bir biçimde yürüten gücün ve bunun yürütme ortamının gerilla olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle de gerilla, dışta inkâr ve imha sistemine karşı, bunu yürütmek isteyen hür türlü faşist, gerici saldırıya karşı meşru savunma çizgisinde aktif savunma direnişini geliştirirken, aynı zamanda içten de onun uzantısı olan her türlü ideolojik saldırıla karşı; köleleştirmeye, baskıya, zulme karşı özgür, eşit, demokratik tutum ve davranışı geliştirmeyi ve bunu savaş arkadaşlığında, parti yoldaşlığında temsil eden, en ileri düzeyde sağlayan bir ortamdır. Biz gerillada yeniden partileşmeyi bunu yaparak yürütebiliriz. Bu noktada her hangi bir pasif duruş, geri çekilme söz konusu olmamalıdır. Yine her hangi bir uzlaşma, ödün verme, gerilikle, gericilikle, kölelikle -ister kadından gelsin, ister erkekten gelsin, kimden gelirse gelsin- gerililiklerle birleşen, uzlaşan tutuma karşı ödünsüz, cesaretli, doğru ölçü ve özelliklere dayanan bir mücadeleyi yürütmek, yeniden partileşme sürecini başarmayı sağlayacaktır. Mevcut gerilla ortamımız böyle bir çizgiye büyük ölçüde ulaşmıştır. Önümüzdeki süreçte bu mücadele daha da gelişecektir. Dolayısıyla üçüncü partileşme hamlesi, Önder APO ‘nun çizgisinde en güçlü, gerçeğe en yakın, dolaysıyla da başarıyı en çok sağlayan bir partileşme hamlesi olacaktır.         devamı»

 

 

 
HPG - YJA STAR (Özgür Kadın Birlikleri) Resmi WEB Sayfasıdır
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003 - 2007 Tüm hakları saklıdır.