ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                            SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                           ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                          SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                   ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                          SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                        ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                         SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                              ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                              SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                          ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                        ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                               SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                        ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                 SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                     ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                  SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                        ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                            SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                              ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                       SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                            ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                   SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                          ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                                                            SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                    
ANASAYFA
ÖNDER APO
ŞEHİTLERİMİZ
GERİLLA KADIN
GÜNCEL
VİDEO
FOTOGALERİ
KİTAP

ATAERKİL SİSTEMİN KÖKENLERİ

Feride Alkan


Sistem Her
Zaman Var Olacak Mı?

     Bazı insanlar erkeklerin hükmetmek, kadınların da boyun eğmek için doğduklarına inanır. Onlar, bu hiyerarşinin her zaman var olduğuna ve var olmaya devam edeceğine ve doğanın diğer kanunları gibi bunun da değiştirilemeyeceğine inanır. Ancak bu inançlara meydan okuyanlar, ataerkil sistemin doğal değil insan icadı olduğunu ve dolayısıyla değiştirebileceğini söyleyenler de vardır. Ataerkil sistem her zaman var olmadı, bir başlangıcı vardı ve bundan dolayı bir sonu da vardır. Ataerkil sistemin doğal ve evrensel olduğuna inananlar ile olmadığını söyleyenler arasındaki tartışma aslında yüzyılı aşkın bir zamandır sürüp gidiyor. Burada, ataerkil sistemin kökeni ve varlığı ile ilgili feministler tarafından ortaya konulan ana kuramları kısaca inceleyeceğiz.

Gelenekçi Bakış Açısından Ataerkil Sistem;

       Tüm gelenekçiler ataerkil sistemin biyolojik temelli olduğunu kabul ederler. “İster dini ister bilimsel bir çerçeve içinde çalışsınlar, gelenekçiler kadınların ikincil konumunu evrensel, tanrı vergisi veya doğal, dolayısıyla da değişmez olarak kabul ettiler. Onlara göre bu sistem ayakta kalabildiği ve bunu en iyi olduğu için başardı; öyleyse değiştirilmemelidir.” Bu iddia; kadınlar erkeklerden aşağıdır, çünkü öyle yaratılmışlardır ve bundan dolayı da onlara farklı roller ve görevler verilmiştir, görüşündeki dini yaklaşımla ortaya çıkar. Bilinen tüm toplumlar, cinsiyetler arasındaki başlıca biyolojik farklılık üzerine temellenen böylesi bir işbölümünü kabul eder. “Onların yani kadınların biyolojik işlevleri farklıdır, öyleyse onların doğal olarak farklı toplumsal rolleri ve görevleri olmalıdır” denilmiştir. Ve bu farklılıklar doğal görüldüğü için, kimse cinsel eşitsizlik ya da erkek egemenliğinden dolayı suçlanamaz. Gelenekçi iddialara göre, kadınlar çocuk yaptıkları için, onların hayattaki esas hedefi anne olmaktır. Ve esas görevleri de çocuk doğurmak ve çocuk yetiştirmektir. Böylesi geleneksel görüşler, sadece dini ideolojinin tekelinde değildir. Sahte bilimsel kuramlar da erkeklerin üstün, kadınların değersiz olduğunu ispatlamak amacıyla yayılmaktadır. Bunların pek çoğu, kadınların çocuk doğurması ve aylık kanamaları olması nedeniyle güçsüzleştiklerini ve bundan dolayı da yetersiz kaldıklarını iddia ediyor. Aristo’da benzer ‘kuramlar’ ileri sürdü. Ve erkekleri aktif, dişileri edilgen olarak tanımladı. Onun için dişi “Sakat erkek, eksik erkekti” ve bir ruha sahip değildi. Modern psikoloji de, kadınların biyolojisinin onların psikolojisini ve dolayısıyla yeteneklerini ve rollerini belirlediğini iddia eder. Freud, kadınlar için “Gövde yapısı (anatomi) kaderdir” der.

Kadının İkincil
Konumunun Evrenselliğini Reddederek Ataerkil Sistemin Kökenini
Araştıran Akımlar;

 

Yüzyılı aşkın bir süredir, kadınlar ve erkekler ataerkil sistemin kökenini anlamak için uğraşmaktadırlar. Ne zaman ve ne için ortaya çıktı? Şu tür sorular sordular; ataerkil sistemden önce kadınların erkeklere egemen olduğu anaerkil sistem mi, yoksa cinsler arasında eşitlik mi vardı? Erkeklere ve kadınlara farklı roller nasıl verildi? Ne zaman emir altına girmeye, ikincil konumda olmaya başlandı? Bu soruları sormak ve onları cevaplandırmak; sadece geçmişimizle ilgili merakımızı gidermek için değil, öncelikle kökenini anlamamız gereken ataerkil sisteme karşı koymak ve cinsiyete dayalı hiyerarşinin olmadığı bir toplumu planlamak için çok önemlidir. Ataerkil sistemin kökeni hakkındaki ilk analizleri Engels geliştirdi. Engels; kadınların ikincil konumunun özel mülkiyetin gelişimi ile başladığına inandı ve ona göre bu Dişi cinsin dünya çapındaki tarihi yenilgisi oldu. Özel mülkiyeti geliştiren koşulları ortaya koyduktan sonra; “Erkekler güç ve mülkiyeti ellerinde tutmak ve bunu çocuklarına bırakmak istediler. Bu mirası emniyete almak için annehakkı ortadan kaldırıldı. Baba hakkını yerleştirebilmek için, kadınların evcilleştirilmesi hareketlerinin sınırlanması ve cinselliklerinin düzenlenmesi ve denetim altına alınması gerekliydi” diyen Engels’e göre; bu dönemde ve bu sebeplerle ataerkil sistem kuruldu ve kadınlar için tek eşlilik zorunlu kılındı. Engels’e göre, devlet kurumunun gelişimiyle birlikte tek eşli evlilik, karının ev içi emeğinin “Özel hizmet ve karının baş hizmetçi haline geldiği ve toplumsal üretime hiçbir zaman katılmadığı” ataerkil aileye dönüştü. “Annehakkının ortadan kaldırılması dişi cinsin dünya çapındaki tarihi yenilgisiydi. Erkek evde de hakimiyeti ele aldı; kadının konumu köleliğe indirildi; kadın erkeğin şehvetinin kölesi ve çocuk yapımı için bir araç haline geldi.”Engels ve diğer Marksistler kadınların ikincil konumunu sadece ekonomik açıdan ifade ettiler. Onlar, özel mülkiyetin ortadan kaldırılması ve kadınların iş gücüne katılmasının ardından ataerkil sistemin yok olacağını savundular. Onlar için en önemli çelişki cinsiyetler değil, sınıflar arasındaydı. Kadınların kurtuluşu için önerilen strateji, kadınların işgücüne ve sınıf mücadelesine erkeklerin de katılmalarıydı. Başka erkekler ve Marksist feministler Engels’in tezini geliştirdi. Ancak çok sayıda feminist Engels’in açıklamalarını eleştirmiş; yeni antropolojik araştırmalar kadınların tarımın geliştirilmesinde ve geçimi sağlamakta oynadığı önemli rolü gösterirken, bu da Engels’in “Avcı erkek” modeline ilişkin ciddi sorular ortaya çıkarmıştı.
 

Feministler, Engels’in ekonomik etmenler üzerindeki vurgusu ile kadınların ikincil konumu konusunda yetersiz bir açıklamaya ulaşıldığını düşünüyor ve işçi sınıfı ailelerindeki kadınların ikincil konumunun maddi temel olmadığına ilişkin iddiasını kabul etmiyorlardı. Radikal feministlere göre ataerkil sistem, özel mülkiyetten önce oluştu. Onlar, esas ve temel çatışmanın sınıflar değil, cinsiyetler arasında olduğuna inanır. Radikal feministler tüm kadınları bir sınıf olarak görürler. Radikal feministler ataerkil sistemi kadınların biyolojisi ile değil, erkeklerin biyolojisiyle bağlantılı olarak değerlendirirler. Bunlar erkeklerin tecavüz etme yetisi ile kadınlara boyun eğdirdiklerini savunurlar. Tecavüzün kadınlar üzerinde erkek egemenliği ve erkek üstünlüğüne yol açtığını söylüyorlar.
Ayrıca ataerkil sistemi erkek psikolojisi ile bağlantılı olarak değerlendiren feminist görüşler de var. Bunlara göre; erkekler doğuramadıkları için psikolojik olarak bunu telafi etme ihtiyacı duyarlar ve bu yüzden hakimiyet kurumları inşa ederler. Radikal feministler kadınlar ve erkeklerin biyolojileri ve psikolojileri dolayısıyla iki ayrı sınıfa ait olduklarını savunurlar. Erkekler yöneten sınıftır. Ve doğrudan şiddet kullanırlar yönetirler ve bu şiddet zaman içinde kurumlaştırılır.
 

Radikal feministler, sabit biyolojik belirlenmişlikleri (Biyolojik determinizm) veri olarak kabul ettikleri için eleştirildiler. Eğer böyle ise toplum nasıl değiştirilir? Onlara, aynı zamanda cinsel sınıf sistemi ve ekonomik sınıf sistemi arasındaki bağlantıları iyice araştırmadıkları ikisini özerk sistemler olarak ele aldıkları için karşı çıkıldı. Bizim de kabul ettiğimiz ve genelde de kabul gören görüş; ataerkil sistemin, kadının cinselliği ve doğurganlığı üzerinde kullanılan erkek cinsinin hakimiyetine bağlı olarak geliştiği yönündedir. Özel mülkiyetin temelinde de, kadınların cinselliğinin ve doğurganlığının erkekler tarafından zorla ve kendi malları gibi kullanımı vardır. Bu gerçekten de özel mülkiyetten ve sınıflı toplumdan önce gerçekleşti.
İlk devletler ataerkil sistem etrafında ve şeklinde örgütlenmişti; böylece kuruluşundan itibaren devlet, ataerkil ailenin korunmasına zaruri bir ilgi duydu.
 

 

 
HPG  YJA STAR (Özgür Kadın Birlikleri) Resmi WEB Sayfasıdır
HPGBİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003  2007 Tüm hakları saklıdır.