ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                            SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                           ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                          SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                   ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                          SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                        ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                         SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                              ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                              SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                          ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                        ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                               SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                        ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                 SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                     ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                  SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                        ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                            SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                              ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                       SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                            ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                   SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                                          ŞEHİT BERİTAN ÖZGÜRLÜK ONURUMUZDUR                                                                                                            SAVAŞAN ÖZGÜRLEŞİR, ÖZGÜRLEŞEN GÜZELLEŞİR, GÜZELLEŞEN SEVİLİR                                                                    
ANASAYFA
ÖNDER APO
ŞEHİTLERİMİZ
GERİLLA KADIN
GÜNCEL
VİDEO
FOTOGALERİ
KİTAP

ATAERKİL SİSTEM
“Erkeklerin Dünyasında Yaşamak”

Feride Alkan


Biz kadınlar için “Erkeklerin dünyasında yaşamak” demek olan ataerkil sistemi, çok yorumlamadan Kamla Blahim’in o çok sade ve çarpıcı kitabından derleyerek vermeye çalışacağım. İdeolojik ve teorik olarak üzerinde çokça tartıştığımız, hayatımızdaki bütün kötülüklerin kaynağı olarak gördüğümüz, tarihi kökenlerini ve genel gelişim seyrini kronolojik olarak neredeyse ezberlediğimiz ama günlük hayatlarımıza, örgütsel işleyişlerimize, insan ilişkilerimize indirgerken çokça yanıldığımız ataerkilliliğin en basit ve sade tanımlarını yapmayı esas alacağım. Ve bu konuda yukarıda da ifade ettiğim gibi, sevgili Blahim’in dolaysız kaleminden faydalanacağım.
 

“Her şeyden önce, ataerkil sistemden ne anlamalıyız?”;Ataerki kelimesi yazınsal olarak babanın ya da “aile reisi sayılan adam”ın yönetimi anlamına gelir ve aslen belirli bir “erkek egemen aile” türünü tarif etmek için kullanılmıştır: Egemen erkeğin yönetimi altında bulunan kadınları, daha genç erkekleri, çocukları, köleleri ve ev hizmetlilerini kapsayan geniş ev halkını ifade eder. Günümüzde ise, daha genel olarak erkek egemenliğini, erkeğin kadına egemen olduğu güç ilişkilerini anlatmak ve çeşitli yollardan kadınların ikincil konumda tutulduğu bir sistemi nitelendirmek için kullanılıyor. Hangi sınıfa mensup olursak olalım, kadınlar olarak her gün maruz kaldığımız ikincil konum, ezilmişlik, aile içinde, iş yerinde, cephede, mevzide ya da toplumda çok çeşitli biçimler almaktadır; ayrımcılık, önemsenmemek, aşağılanmak, denetim, sömürü, baskı, şiddet vb. gibi. Detaylar değişse de konunun değişmediği tek alan... Peki ataerkil sistemi kendi hayatımızda nasıl fark edebiliriz?
 

Üstü kapalıda olsa ayrımcılık, önyargı ya da kabul görmeme ile karşılaşan herkes, ona isim koymasa bile, bunu hisseder ve tanır. Yaşamlarımızda ayrımcılığın bir şeklini ve ataerkil sistemin belirli bir yönünü gösteren sayısız örnek yazabiliriz. “Duydum ki ben doğduğumda ailem üzülmüş. Onlar bir oğlan istiyorlarmış.”(Erkek çocuk tercihi)
Erkek kardeşlerim yiyecek isteyebilir, ellerini uzatıp ne dilerlerse alabilirlerdi. Bize ise, verilinceye kadar beklememiz söylenirdi. Kız kardeşlerim ve annem geriye ne kalırsa onunla idare etmek zorundaydı.(Yiyecek dağılımında kızlara karşı ayrımcılık)
Anneme ev işlerinde yardım etmek zorundayım, erkek kardeşlerim değil(Kadınlar ve genç kızlar üzerindeki ev işi yükü)
Okula gitmek başlı başına bir mücadeleydi. Babam, biz kızların okula gitmesini gerekli görmüyordu.(Kızlar için eğitim fırsatlarının olmayışı)
Erkek kardeşlerim istedikleri zaman eve gelirlerdi ama benim hava kararmadan evde olmam gerekirdi.(Kızların hareket özgürlüklerinin olmayışı)
Babam sık sık annemi döverdi.( Koca dayağı)
Erkek kardeşlerim babamdan daha kötü. Benim herhangi bir oğlanla konuşmamı istemiyorlar.(Kadınlar ve kızlar üzerindeki erkek egemenliği) Patronumun istediklerine razı gelmediğim için işimden atıldım( İşyerinde cinsel taciz)
Babamın mülkiyetinde benim payım yok. Kocamın mülkiyeti de benim değil. Aslında benim diyebileceğim bir şeyim yok. (Kadınların miras ve mülkiyet haklarının olmayışı.)
Bedenimi, ne zaman isterse kocama sunmak zorundayım. Benim söz hakkım yok. Cinsellikten korkuyorum, hoşuma gitmiyor ama kocamın isteklerine boyun eğiyorum.(Kadının bedeni ve cinselliği üzerindeki erkek egemenliği.)
Kocamın aile planlaması yöntemlerini uygulamasını istedim ama o reddetti. Kürtaj olmama da izin vermedi. (Doğurganlık üzerinde erkek hakimiyeti, kadının hakkının olmaması)

 

Bu gerçeği hayatın her alanına uygulayabiliriz. Göreceğiz ki ayrıntılar değişse de konu değişmez. Karar mekanizmaları maliye, teknik, ulaşım imkanları, en geniş mevzilenme olanağı vb. her şey erkeğin lehine erkeğe göre şekillenmiştir ve hepsinde kadına karşı ayrımcılık, dışlama, hor görme etkilidir. İkinci konumda olma hissi ve ezilmişlik, kendimize duyduğumuz saygıyı, değeri ve özgüveni yok eder, arzu ve amaçlarımızı sınırlar. Kendimizi ispat etmek için giriştiğimiz her cesur hareket “kadınsı olmamakla” suçlanır. Bizim için tayin edilen alandan ve rolden bir adım dışarı çıkmayı denesek “utanmaz” olarak adlandırılırız. Bizi erkeklerden aşağı olarak tanımlayan ve üzerimizde denetim kuran normlar ve uygulamalar her yerde vardır: kendi ailelerimizde, sosyal ilişkilerde, dinlerde, yasalarda, okullarda, ders kitaplarında, kitle iletişim araçlarında, fabrikalarda, bürolarda, cephelerde, mevzilerde vs......vs...Birbirimizi dinlediğimizde, bu ezilmişliğin talihsiz birkaç kadının kaderi olmadığını ve sorunun bazı kadınları sömüren ya da baskı altında tutan kimi “kötü” erkeklerden ibaret olmadığını fark ederiz. Bir sistemle karşı karşıya olduğumuzu anlamaya başlarız. Kadınların ikincil konumda olduğu, erkek egemenliği, üstünlüğü ve denetimi altında olduğu bir sistem.Kısaca ataerkil sistem; etrafımızda sürekli gördüğümüz erkek egemenliğini özetleyen bir terimdir. Ataerkil sisteme bağlı ideolojiler şöyle buyurur: erkek kadından üstündür, kadınlar erkekler tarafından denetlenir/denetlenmelidir, kadın erkeğin mülkünün bir parçasıdır. Örneğin, birçok dilde koca için kullanılan kelimelerin hepsi “efendi” ya da “sahip” anlamına gelmektedir. Ataerkil sistem her yerde, bütün zamanlarda aynı değildir. Doğası, aynı toplumlardaki farklı sınıflar içinde, farklı toplumlarda ve tarihin farklı dönemlerinde farklılık gösterir. Genel ilkeler aynı kalır, yani denetim erkeklerin elindedir. Ama bu denetimin doğası değişebilir. Her toplumsal sistem ya da tarihi dönem, ataerkil sistemin işleyişine ve toplumsal ve kültürel uygulamalar kendine özgü değişiklikler getirir.
Ataerkil sistemde erkeklerin denetim alanlarının neler olduğuna baktığımızda ortaya çıkan tablo aslında kadın yaşamının her alanı olduğu şeklindedir.
 

Kadınların üretim gücü ya da işgücü; erkekler, hem ev içinde ve hem de dışarıdaki ücretli işte kadınların üretkenliğini denetim altında tutar. Ev içinde kadın, çocuklarına, kocasına ve ailenin diğer üyelerine ömür boyu, yirmi dört saat her türlü parasız hizmeti sağlar. Erkekler kadınların ev dışındaki emeğini de çeşitli şekillerde denetim altında tutar. Kadınları emeklerini satmaya zorlayabilir ya da onları çalışmaktan alıkoyabilirler. Kadınların kazançlarına el koyabilirler; kendilerinin seçtiği işlerde ara sıra çalışmalarına izin verebilirler. Bu nedenle kadınlar daha yüksek ücretli işlere giremezler, emeklerini çok düşük ücretlere satmaya zorlanırlar.Kadınların emeğinin üzerindeki bu denetim ve sömürü, erkeklerin ataerkil sistemden maddi yarar sağladıkları; kadınların baskı altında tutulmasından somut ekonomik kazanç elde ettikleri anlamına gelir. Başka bir deyişle, ataerkil sistemin maddi bir temeli vardır.
 

Kadınların doğurganlığı; erkekler kadınların doğurganlık gücünü de denetim altında tutar. Pek çok toplumda kadınların sahip olacakları çocuk sayısı, zamanı gebelikten korunma yöntemi vb. kararları erkek verir. Bireysel erkek denetiminin dışında, kilise, devlet, toplumsal kültür gibi erkek egemen kurumlarda kadınların bu gücü ile ilgili kurallar koyarlar. Bu kurumsallaştırılmış denetimdir. Günümüzde ataerkil devlet, kadınların doğurganlığını aile planlama programları ile denetim altında tutmaya çabalar. Devlet, ülke için en uygun nüfusa karar verir ve buna göre kadınları çocuk sahibi olmaları için cesaretlendirir ya da bundan alıkoymaya çalışır. Ataerkil sistem, kadınları anne olmaları için zorlamakla kalmaz analık koşullarına da, karar verir. Bu analık ideolojisi kadınlar üzerindeki baskının temellerinden biri olarak görülür, çünkü bu ideolojisi ataerkil sistemi sürekli kılan erkek ve kadın karakter modellerini yaratır, özel ve kamusal alan arasında bölünme yaratır ve bunu güçlendirir; kadınların hareket özgürlüğünü ve gelişmelerini kısıtlar ve erkek egemenliğini yeniden üretir.
 

Kadınların cinselliği üzerindeki denetim; Cinsellik, kadınların ikincil konumda ve baskı altında tutulduğu çok önemli bir diğer alandır. Kadınlar erkeklerin ihtiyaçları ve arzuları doğrultusunda onlara cinsel hizmet sağlamaya mecbur edilir. Erkeğin rast gele cinsel ilişkide bulunmasına geleneksel olarak göz yuman her toplumda, kadınların evlilik dışında cinselliklerini ifade etmelerini yasaklayan ahlaki ve yasal bir sistem vardır. Yelpazenin diğer ucunda ise erkekler, kendi denetimlerindeki karılarını, kızlarını ve diğer kadınları fahişeliğe, yani cinselliklerinin ticaretine zorlayabilirler. “Utanç” ve “Onur” yakıştırmaları ile kadınların cinselliğinin denetim altına alındığı bir başka yöntemde tecavüz ve tecavüz tehditleridir. Kadınların cinselliğini denetim altına almak için, giyim kuşamları davranışları, faaliyetleri, ailesel, toplumsal, kültürel ve dinsel davranış kuralları, örf ve adetler kanalıyla dikkatle izlenir, yani kadınlar cinsel köledir. Ataerkil ideoloji kadınları, anne ve cinsel varlık olarak iki zıt kutuba ayırır. Eril kültür anneler dışındaki tüm kadınları, erkeğin zevki için var olan cinsel nesneler olarak tanımlar. Buna göre tecavüz ataerkil sistemin tanımlayıcı bir özelliğidir. Tecavüz, etkili bir siyasi araç, güçsüz sınıfın üyeleri üzerinde güçlü sınıfın üyeleri tarafından uygulanan politik bir baskı eylemidir.
 

Kadınların hareket özgürlüğü üzerindeki denetim; Kadınların cinselliğini, üretimini ve doğurganlığını denetim altına alabilmek için, erkekler kadınların hareket özgürlüğünü de denetlemek ihtiyacındadır. Dışarı çıkma özgürlüğünün kısıtlanması, özelin ve kamusalın katı ayrımı, cinsiyetler arasındaki etkileşimde sınırlamalar ve benzer... Tümü tam da kadınların hareketlerini emsalsiz şekillerde denetim altında tutar. Bunlar toplumsal cinsiyete (erkek lehine cinsel ayrımcılık) özgüdür, çünkü erkekler aynı sınırlamalara maruz kalmazlar.
 

Mülkiyet ve diğer ekonomik kaynaklar üzerindeki denetim; mülkiyet ve diğer üretim kaynakları erkeklerin denetimindedir. Ve genellikle babadan oğula olmak üzere bir erkekten diğerine aktarılırlar. Kadınların yasal olarak miras edinme haklarının olduğu yerlerde bile, bir dizi töresel uygulama, duygusal baskı, toplumsal yaptırım ve kimi zaman şiddet, kadınların bu malların denetimini elde etmelerini önler. Başka durumlarda da, özel yasalar, kadınların haklarını artırmaktan ziyade azaltırlar. Her durumda kadınlar zarar görür. İstatistiklerin gösterdiğine göre; “Tüm dünyada iş saatlerinin %60’ından fazlasında kadınlar çalışıyor, ama tüm dünya gelirinin ancak %10’unu alıyorlar ve tüm dünya mülkiyetinin %1’ine sahipler.” Şimdilik tüm kadınlara, kendimize ait bir dünyada yaşamak dileğiyle diyorum....
 

 

 
HPG - YJA STAR (Özgür Kadın Birlikleri) Resmi WEB Sayfasıdır
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003 - 2007 Tüm hakları saklıdır.