|
|
Özgürlük Yetinmeyi Bilmemektir!
YAĞMUR
 |
“Özgürlük, amaçlarının temiz
olduğu kadar, araçlarının da temiz olmasını gerektirir” diyor Başkan APO.
Özgürlük, birçoğumuzun tanımını yapmakta zorlandığı bir kavram elbette.
‘Özgürlüğün tanımını nasıl yapabiliriz, nasıl ifade edebiliriz?’ diye sorular
sorarız kendimize. Hatta çoğu zaman ifade etmekten kaçınırız, bu bize daha kolay
gelir. Oysaki hepimizin yolcusu olduğu bu kavramın, bir tanıma kavuşması
gerekir. Her ne kadar içinde yaşadığımız çağın çok geliştiğini söylesek de,
yaşanan savaşlar henüz bunu çok gerilerden izlediğimizi göstermektedir. Tekniğin
ve iletişimin sınır tanımadığı bu çağda, insanlar korkunç bir doyumsuzluk içinde
yaşamaktalar. Böylelikle de toplumun ve bireyin arayışlarına cevap olamayan bir
sistem gerçekliğiyle karşı karşıya kalmaktayız. Bu da, insanların arayışlarını
daha fazla yoğunlaştırmaktadır. Özellikle de Ortadoğu toplumu, buna yabancı
değil. Oysa Ortadoğu toplumları, birçok uygarlıksal gelişmeye, sanata, edebiyata
kaynaklık etmiş olup tarihsel bir zenginliğe sahiptir. Bugün ise savaşlara,
ölümlere, ayrılıklara, alışılmadık sahnelere tanıklık etmekte. İnsanlık bunlara
alışamadı, hiçbir zaman da alışamayacak. Bu acıların ve özlemlerin doğurduğu,
bir özgürlük arayışı yaşanıyor Ortadoğu’da. Yaşadığımız sistem bu özlemlerimize
cevap olmuyor, doğduğumuz ilk günden itibaren bize belli başlı bazı ölçüler
dayatılıyor. Dayatılanların dışına çıkılması düşünülemiyor, düşünmek bile suç
sayılıyor.
APOCU hareket işte böylesi bir sistem karşısında gelişen bir doğuştu. Elbette
ki maddiyatın doyurmadığı insan, maneviyata, sevgiye ihtiyaç duyar. Örgüte
katılırken, bu dağlara akın ederken, tek hedefimiz onurluca yaşamak değil miydi?
Elbette hepimizin tek istemi buydu. Ruhsal köleliğin kırıldığı, insanların
kendisini özgür hissettiği bir mekan ve ortam... Zor ama zorluklarıyla anlam
kazanan…
Özgürlük soyut bir kavram değil, yaşamımızda, duygularımızda, yüreklerimizde
yaşanır, anlam kazanır, kendisine yakınlaşır, kendisini bir tanıma kavuşturur.
Özgürlük gerçeğin en yalın ifadesi olarak, yüreklerimizin saflığında,
güzelliğinde ses bulur, bu aşkların, sevgilerin en anlamlısı olsa gerek. Büyük
özgürlük tutkularıyla bu dağlara çıktık. Kendimize, kimliğimize, varlığımıza
sahip çıkmak, daha büyük anlamlar yüklemek için bu mücadeleye katıldık. Büyüyen
özgürlük hayallerimiz sadece birey olarak bizi değil, çevremizi de kapsayan bir
umut ışığı olarak, düşlerimizin en güzelinde yaşama zorunluluğuna sahiptir.
Çünkü bizler yalnızca kendimizi özgür kılamayız, yani yeni bir yaşamın
yaratıcıları olacak militanların, en başta çevresini özgür kılmayı esas alması
gerekir. Toplumun en seçkin bireyleri bu mücadeleye katılmaktalar, o sistemi
reddedenler, o sistemde yaşayamayanlar kendilerini özgürlük mücadelesine
adadılar. Bir tercih yaparak gelen bireyleriz. Özgürlük aynı zamanda bir tercih
sorunudur da, özgürlükten yana tercihini yapanlar, bunun zorluklarını da
başarmayı göze almışlardır.
Özgürlüğün büyük yaratıcısı olan Önderliğimiz, bunun için çok büyük bedeller
ödemiş, kendisini bu mücadeleye adamıştır. “Yalnızlık en yaman öğreticidir”
derken bile, büyük bir özgürlük tutkusunu anlatmakta, maneviyatın, erdemin,
sevginin, gücüne güç katmaktadır. Bundandır ki, Önderlik mücadelesi ve
felsefesi, tüm insanlığı kapsayan bir mücadeledir. Bir çocuk ruhuyla, özgürlüğü
yaşayan bir çocuk gibi kendisini özgür kılan Önderliğimiz, yaşadığı o amansız
yalnızlığa rağmen milyonlarca insanın yüreğinde yer etmektedir. Çünkü o, sadece
kendisi için yaşamıyor, kadınla, erkekle, gençle, yaşlıyla, her yaşta
olabilmenin sırrını yakalayarak, her dünyaya girebilme gücünü kendisinde
yaratarak yaşamaktadır. Ve onların özgürlük tutkularına cevap olandır, bunun
için, inancın, bağlılığın, tutkunun simgesidir.
Bizler de bu yolun yolcularıyız, böylesi bir aşkla, tutkuyla, sevgiyle,
hasretle yola çıktık, yaşadık, öğrendik, gördük, tanıdık. Ama bu özgürlüğe
ulaşmamız için yetmez, zaten özgürlüğün kendisi yetinmeyi bilmemektir. Daha
renkli, daha farklı dünyalara girmeyi, farklı seslerden özgürlük türküsünü
dinlemeyi de öğrenmeliyiz, özgürlük sadece bizim sesimiz ya da sadece bizim
yaşadığımız bir olgu değil. Herkesin en temel ihtiyacıdır. Uzaklıkların hasret
biriktiren özlemiyle özgürlüğe sarılmanın heyecanını yaşadığımız oranda,
kendimizi daha fazla anlamlandırır ve değer kazanırız. Kendimizi başkalarının
yerine koyabildiğimiz ve onları yaşayabildiğimiz oranda özgürlüğe yakınlaşırız.
Yanı başımızda şehit düşen yol arkadaşlarımızın yarım kalan umutlarını,
hayallerini, düşlerini gerçekleştirebildiğimiz oranda kendi anlamımıza ulaşırız.
Anlam, bir başkasında kendini bulmak, yaşamaktır. Özgürlük deyince hep bir
şeylerin yarım kaldığını, bir şeyleri yapmam gerektiğini düşünürüm, bunun
eksikliğini derinden hissetmezsek, nasıl özgürlüğü tanımlayabiliriz ki? Diğer
insanlardan tek farkımız bunları yaşamaktır ve bunları özgürlük mekanında
yaşamak çok daha farklı bir duygu. Özgürlük artık zorunluluğu aşmıştır,
zorunluluğunda üstünde bir güce sahiptir. En büyük güç, insanın kendisidir ve
onun yaşadıkları, onun hissettikleridir. Yaratmadan, başarmadan, derin
bağlılıkların sırına ulaşmadan nasıl söz edebiliriz özgürlükten?
Bizleri her zaman en zor ve ulaşılması uzak olan şeyler çekmiştir. Her zaman
sınırların ardındakini merak etmişizdir ve hep ona ulaşmak için kendimizi
zorlamışızdır. Sınırlar, yasaklar insanın doğasına terstir. Bizler de tüm
yasakları aşarak inadına sarıldık bu dağlara, inadına sevdik, inadına özgürlük
tutkumuz büyüdü ve büyüyor. Sorduğumuz sorular, düşündüklerimiz, aradıklarımız,
arayışlarımızın erdeminde saklı. Her varlığa anlam katarak hissetmek, ona anlam
yükleyerek yaşamak ve kendini onlarda bularak yaşamaktır özgürlük. Bu nedenle
özgürlük, öyle sandığımız kadar bizden uzak değil, bizimle var olup bizimle
yaşayan, duygularımızda, düşüncelerimizde yaşayabilecek bir gerçekliktir.
Ütopyalarımızı, hayallerimizi sarmalayan özgürlük sevincini bırakmadan, bir
çocuk sevincinde yaşamanın anlamına ve büyüklüğüne ulaşmanın heyecanına koşalım.
Yarının en güzel umutlarında özgürlük sevincimize anlam yükleyelim, anlamında
yaşayalım sadece…
|
|