|
KADIN ORDU ÇALIŞMALARININ
ÖRGÜTLENME MODELİ
Kadının ordu örgütlenmesinin,
özelde de savaş içindeki kadın birliklerinin erkek egemenlikli
örgütlenme modellerine göre şekillenen kurumlardan ve örgütlenme
modellerinden farklı olması gerekir. Bu adeta bir zorunluluktur.
Ordular bugüne kadar, erkek karakterine göre biçimlenen
kurumlaşmalar olmuştur. Erkek egemen mantığa ve erkek karakterli
sisteme karşı savaşımda temel güç olan kadın özgürlük ordusu,
alternatif olma özelliğini taşıyacak kurumlaşma ve örgütlenme
modellerine gitmelidir. Ordulaşma, erkek işi olarak hem tarihte
hem de günümüz toplumlarında benimsenen bir kanıdır. Bu anlamda
kadınların yer alması neredeyse yasaklanmış gibidir. Tüm bu
geleneksel değer yargılarıyla mücadele edebilmek ve ordunun
erkek karakterini değiştirebilmek, kadının güçlü örgütlenme
modellerine sahip olmasıyla gerçekleşebilir. Elbette ki tüm bu
örgütlenme ve kurumlaşmalara yön veren ana kaynak, ideoloji
olmalıdır. İdeolojiden bağımsız bir eylem, savaş-ordu
örgütlülüğü, erkek egemenlikli sınırların içinde dolaşmak, onun
kurumlaşmalarını aşamamak anlamına gelir. Sosyalist öğretinin
ilkelerine dayalı örgütlenme modelleriyle, egemen gerçekliğe
karşı savaşmak ve politik güce dönüşmek, bu anlamıyla bu teoriyi
besleyen örgüt ve taktik gücüne, yaratıcı örgütlenme biçimlerine
sahip olmakla mümkündür. Ancak bu tür örgütlenmelerle, uygarlık
tarihinde yer almayan kadın ordulaşması, yine günümüzde pek az,
sınırlı düzeyde yer verilen kadın askerileşmesinin önündeki
engeller kaldırılabilir.
Kadının Kürdistan'da gerilla
birlikleri içinde yer alışı geleneksel, hukuki, toplumsal,
siyasi baskı ve kalıplara karşı bir tepkidir. Aslında kadın için
gerilla birliklerinde yer alış, özgürlük isteğinin güçlülüğü ile
bağlantılıdır.Kadının gerilla ordulaşmasını oluşturması, tarihten beri
var ola
gelen köleliğe karşı özgürlük örgütlenmesini ifade eder. Sınıflı
toplumlardaki bütün devrimlerde de, erkek egemenlikli karakterin
aşılamadığı görülür. Bazı genellemeler yapılarak, bu sorunun
çözülebileceği yanılsaması yaşanır. Çokça bilinen bir söylem
olarak mücadelelerde, 'kadının katılmadığı devrim başarıya
ulaşamaz' genellemesi hep vardır. Fakat burada da, kadının nasıl
katılacağı sorunu ortaya çıkar. Bu kadar bağımlılaştırılmış,
sömürüyle baskıyla karşı karşıya gelmiş kadın, nasıl özgürlüğün
örgütünü oluşturacak yaklaşımı ortaya çıkar. İşte kadın
ordulaşması ve bunun örgütlenme modelleri, verilecek en büyük
cevaptır. Kendi kendini örgütleyen bir halk nasıl kölelikten
kurtulma savaşımı yürütüyorsa, kendi kendinin örgütlenmesini
yaratan kadın da özgürleşme savaşımı yürütecektir. Özgürlük
ancak savaşımla ve onun örgütlenmesiyle gerçekleşebilir. Bu
temelde kadın, özgürlüğü yaratabilmek için, gerilla tarzı ve
ordu modelini geliştirerek, her türden egemenliğe karşı direniş
mücadelesini sürdürmektedir.
Özgürlük Ordusunda Bağımsız
Kadın Birlikleri
Kadının, kadın ordusu içinde
giderek artan bir nicelik ve nitelik katılımla yer almaya
başlaması sonucu, gelişen güç birikimine, uygun örgütlenmelere
ancak ordu içerisinde örgütlü ve bağımsız katılımla ulaşılır.
Kadının en güçlü ve öz iradesiyle gelişeceği, kendi öz kimliğini
kazanacağı örgütlenmeler bağımsız, özgür kadın birlikleri olur.
Başkan Apo bunu şöyle dile getirir: "Erkek birlikleri vardır,
kadın birlikleri vardır, karma birimlere ihtiyaç var mı? Şimdi
zaman zaman karma birimler haline gelinebilir. Bazı erkek birim
çalışmalarında kadınlar rol oynayabilir. Bunlar sürekli olabilir
ama tümüyle karma olmak, gerçekleri zorlamak olur. Erkeklerle
kadınların ayrı birimler içinde, sanki aralarında hiçbir fark
yokmuş gibi yer almalarını fazla esas almamalı veya tümüyle
böyle yapmamalıyız. Birimlerin ayrı örgütlendirilmesi ve
yaygınca örgütlenmenin böyle yapılmasının daha sonuç alıcı
olacağı açığa çıkıyor veya tarihi toplumsal gerçekliğin yani
devrimci yaklaşımın gereği oluyor.Mutlaklaştırma yok ama özgünlüğü
göz ardı etme de söz konusu
değil. Burada bir mangadan tutalım varsa bir alaya kadar kadın
örgütlemesi de oluşabilir. Kimi savaşçı, kimi komutan, kimi
eğitmen, kimi lojistikçi, yani bir ordu örgütlenmesi nasıl
geliştiriliyorsa, öyle geliştirmek uygundur. Kendi kendilerini
eğitme, örgütleme, özgücüyle kendini yürütme sağlanmalıdır.
Eyleme geçiriliş bizzat bu birimlerce yürütülmelidir. Çok ayrı
bir kadın örgütü, savaşı yok, paraleldir. Birbirlerine destek
sunarlar, ama iç içe karışıp erimezler. Eylemlere ortak yönelme
olabilir, bazı eylemlerde bizzat kadın birlikleri yapabilir.
Yani savaşta da hem ortaklaşa yapılacak eylemler vardır, hem de
ayrı ayrı birimlerce yürütülen eylemler olabilir. Hatta bu bazen
daha başarılı da olabilir. Mutlaklaştırmamak gerekiyor."
Karargahlaşmaya İlişkin
Kadın ordu örgütlülüğü, özgürlük
sorununu cins bakış açısıyla ele alarak, Kadın Kurtuluş
İdeolojisi temelinde demokratik iktidar perspektifine ulaşmayı
sağlayan bir örgütlenme düzeyine ulaşmıştır.
Bu örgütlenme düzeyi yeni sürece denk bir kurumlaşmayı
sağlayarak, kendini pratikleştirmek durumundadır. Bu da ileri
düzeyde bir merkezileşmeyi ve kurumlaşmayı zorunlu kılar. Kadın
askeri gücünün bir merkezden sevk ve idare edildiği bir karargah
sistemine ihtiyaç vardır. Karargahlar ordulaşmanın merkezidir.
Kadın özgürlük mücadelemizde böyle sistemli bir düzeyin
yakalanması, kadının erkekten bağımsız, güç, kişilik, irade
kazanması ve istenilen özgürlük düzeyini daha da ilerletmenin
ana kurumlaşması anlamına gelir. Genel karargah bünyesinde,
kendi karargah örgütlenmesini ve yönetimini oluşturur. Özgür
Kadın Partisi meclis üyelerinden oluşan bir yürütmeyle Savunma
Konseyinde temsilini bulur.
Özgürlük Ordusunun İdeolojisi
Sosyalist ideoloji ve ilkelere
dayanan örgütlenme modeline sahip kadın özgürlük ordusu, Kadın
Kurtuluş İdeolojisi'yle büyür ve gelişir. Bu ideoloji, savaşım
tarzına ana kaynaklık eder. Egemen sistemle ordu aracılığıyla
yürütülen savaşım güçlülüğünü ideolojinin derinliğinden alır.
Esasında her iki sistem arasında yürütülen savaş, ideolojilerin
savaşıdır. Erkek egemenlikli ideolojilerle kadın eksenli
ideolojinin savaşımıdır.Bu ideolojiyi yaşamsallaştırmada, meşru savunma çizgisi esas
alınır. Kadın ordulaşmasının temel hedefi; meşru savunma çizgisi
temelinde derinleşip, şiddeti sosyalist ideolojiyle buluşturmak
ve amaçlarla ilişkilendirmektir. Temel taktik olarak gerilla
başta olmak üzere, çeşitli gösterileri ve ayaklanmaları da
bağrında taşıyan, silahlı-silahsız, barışçıl yöntemleri içeren,
savunmaya dayalı taktikleri kendi içinde barındıran mücadele
tarzı, bu ordunun en temel savaşım biçimidir.Ne çok etkisiz küçük birlikler, ne de imhaya uğratılabilecek
biçimlere gidecek gerilla birlikleriyle hareket etmek doğru
olacaktır. Bu da modern gerilla örgütlenmesini esas alma
anlamını taşır. Modern gerilla nitelik düzeyi yüksek, tekniğe
dayalı, profesyonelleşmiş, askeri konularda uzmanlaşmış, her an
her tür göreve hazır aktiviteye sahip gerilla oluşumudur. Bu
örgütlenmede nicelik o kadar önemli değildir, önemli olan
nitelikte derinleşmedir.
Merkezileşme
Ordu demek merkezileşme demektir.
Ordu, en üstten en alta kadar merkezileşme ile yönetilir. Ordu
merkezi de, emir-talimat düzenidir. Profesyonel ordu kuruluşunun
esasları, merkezileşmeye dayanır. Bu konuda profesyonel
ordularda duygusallığa, tasfiyeye, liberalize etmeye yer verilmez.
Çünkü ordu kuruluşu resmi bir kuruluş demektir.
Resmi
kuruluşlar, resmi işleyişe uymak zorundadırlar. Merkezileşmeyle
esasında amaçlanan; orduda ideal ölçüleri oturtmak, bütün
davranışlara, halk ve hareketlere doğru ölçüyü tam
kazandırmaktır. Yine bütün davranışları emir ve kurallarına
bağlamak anlamına gelir. Merkezileşmenin uygulanması ve
denetimin sağlanması için ise, bir ordu yönetmeliğine ihtiyaç
duyulur. Alta doğru denetim, üste doğru rapor sistemi esastır.
Merkezileşme demokrasiyi ya da özgür katılımı yadsımaz. Kaba
baskı ya da tek elden yürütme olarak anlaşılmasından kaynaklı,
ordu gerçeğimizde merkezileşmede, kendine göre olmaktan kaynaklı
sorunlar yaşanmaktadır. Bir ordunun ordu olabilmesi için en
gerekli olan, merkezi otorite ve disiplindir. Bu olgularda
zayıflık başarısızlığa kapı aralamak, her türlü tehlikeyi içinde
barındırmak anlamına gelir.Bu konuda kadın ordu gücünün
ordulaşmak için hayati öneme sahip merkezileşmeye doğru
yaklaşması önem taşır. Ordunun kuruluşunun teorik-pratik tüm
sorunlara yönelen, onun kişiliğine ulaşmış, karar ve yaratıcı
bir yeteneği yaşayan, bu temelde merkezileşmeyi esas alan bir
durumda olmalıdır. Son derece disiplinli ve otoriter olmak,
mutlak anlamda ordu çalışmalarında yerine getirilmesi gereken
bir tavırdır. Halk Savunma Birlikleri'nin kuruluş esprisine ve
formasyonuna uygun bir biçimde işlerlik kazanmak, kendi içinde
merkezileşmeyi güçlendirerek olur.Kendi genel savaş planını, genel karargah çalışmalarında
işbölümünü planlamalar dahilinde yapmanın yanında, kendine özgü
merkezileşmeye de sahip olmak gerekir. Kadının kendi özgünlüğünü
dikkate alan, ama savaştaki rolünü de en gerçekçi ve doğru
biçimde tüm yapıyı da içine katarak, birlikte değerlendiren bir
karar merkezine ulaşmak, kadın ordulaşmasının amaçlarına
ulaşmasında, ilkelerini yaşamsallaştırmada önemli bir iradeye
sahiptir.
Özgürlük Ordusunun
Örgütlenmeleri
Ordu yeniden düzenlenip
şekillendirilirken, kadın ordulaşma birliklerinin de bunun bir
parçası olarak doğru anlayışlar temelinde, kendi özgücüyle
bağlantılı olarak, her bakımdan komuta ve yapısıyla, üslenme ve
hareket tarzıyla, eğitim anlayışıyla, son derece inisiyatifli,
yaşam ve savaş konusunda kendi karar süreçleriyle ve
uygulamadaki yetenekleriyle hareket etmeleri gerekmektedir.
Özellikle kadın yapısının kendi özgürlük savaşımına salt yalnız
ordu içinde değil, hemen her örgütlenme alanında aktiviteyle
çalışmalara katılımı oldukça anlamlı ve önemlidir.Kadın ordu çalışmaları ve anlayış düzeyi, çalışmalara ve
kurumlaşmalara yaklaşımda, cins bakış açısını esas alarak
katılım sağlar. Bu genel yaklaşımda farklılıklar arz eder. Bu
yönleriyle kadının eğitim, savaş, komuta, otorite anlayışını
ortaya koyma gerekliliği vardır.
Kürdistan gerçekliğinde ordu, bir
eşitlik ve özgürlük ordusudur, örgütlenmesi de yaşam anlayışı da
buna uymak zorundadır. Bunun olmaması halinde, ordunun özü
kendisini farklılaştıracaktır. Bu anlamda kadın-ordu
çalışmalarının, ordu çalışmalarında yer edinebilmesi ve kendi
özgünlüğüyle kadının öz kimliği ile bunu geliştirebilmesi, bir
bütün ordu çalışmalarının da asıl amacına ulaşmasında etkileyici
bir rol oynar. Kadının gerilikleriyle, geleneksel yanlarıyla
orduyu bozacağı şeklindeki değerlendirme bilinen bir
gerçekliktir, ama kadın gelişkinliği ve niteliği, özgürlük
ölçüleri ile de ordunun temel gücü haline kendisini mutlak
anlamda getirecektir. Doğru bir anlayış düzeyinin yakalanmaması
durumunda, erkekte dönüşme ve gelişme zemininin yaratılamayacağı
görülmek durumundadır. Anlayışsızlığın ve geriliğin kendisini
hakim kıldığı yerde de orduyu yapılandırma değil, daha da bozma
ve dağıtma gerçekliği kendini hakim kılar. Kadın partiyi
sahiplenme, parti çalışmalarına katılımı esas alma yaklaşımı
içinde olurken, ordu gerçekliğine yaklaşımda, erkeği üst görme
anlayışını aşma temelinde olmalıdır. Mücadelenin karakteri ve
ideolojinin gereği, kadın ordu çalışmalarına büyük bir önemle
yaklaşıldığı gibi, genel ordulaşmanın derinlik kazanması
açısından da orduyu salt erkeğe mal etmemek gerekmektedir. Bu
anlamda kadının mevcut çalışmalar içerisinde, öz kimliğini daha
da kazanması, onun düzeyini yaratabilmesi ve özgürlük
hareketiyle katkısını böylece koyabilmesi açısından, bu tarz bir
katılım çok önemli olacaktır.
Komuta Anlayışı
"Ordular komutanlarıyla nitelik
kazanır". Bir ordunun ordu olabilmesi için, ordu disiplininin,
düzeyinin yanında komutasının da güçlü olması temel
özelliklerden birisidir. Bir ordunun niteliğinin anlaşılabilmesi
için, komutanın niteliğinin güçlülüğüne bakmak
gerekmektedir. Komuta sorunu kadın açısından en alttan en üstte
kadar, mevcut ordulaşma sisteminin geliştirilmesinde temel bir
yaklaşım olarak ele alınmak zorundadır. Kadın ordulaşmasının
profesyonelliği esas aldığı bu süreçte, komuta ölçülerinin kadın
açısından daha net ortaya konulması ve yeni ölçüler temelinde
komuta yetiştirilmesi oldukça büyük önem taşımaktadır. Kadının
orduda, komutanlaşmada öncelikle askerlik bilimi üzerinde
durarak, yoğunlaşarak çok yönlü bir tarzda kendini geliştirmesi,
ideolojik donanımın yanı sıra askerliğin tüm sırlarını
öğrenmesi, pratik ve teoriyi birleştirerek kendisini profesyonel
bir tarzda eğitmesi gerekli ve zorunlu bir durumdur. Bu anlamda
eski komutandaki tecrübe düzeyinin gelişkin bir eğitim
anlayışıyla beslenmesi, bu temelde kadın özgürlük ölçülerine
dayalı, bulunduğu yerde kendi yapısını da eğitebilen bir komutan
kişiliğinin oluşturulması gerekmektedir.Savaşta ve ordu içinde
insan yönetimi ciddi kişilik ister. Her an her göreve hazır
yönetim gücü olmayı amaçlayan ve bunun için hiçbir engel
tanımayan kişilik ister. Başkan Apo "Doğada bile çekirdek biraz
olgunlaştı mı, ikiye üçe bölünür. Gelişmenin, büyümenin süresi
vardır. Bu gerillamız için de geçerlidir. Bir bebek dokuz ay
sonrasında doğar, bir bitkinin süresi bellidir; tohum yere
atılır, çimlenir, filizlenir, başak olması süreyle olur. Bu
gerilla için de geçerlidir. Eğer özü sağlamış, doğuşu
sağlıklıysa bunlar bizde gerçekten doğumdur, olumlu tarzdadır,
geriye filizlenme ve başak olma kalır. Bizde toprağa düşme,
filizlenme vardır, fakat başak olma yoktur. Sıra başak olmaya
geldi mi, sanki kuru bir rüzgar bizi vuruyor, o başak daha tane
haline gelmeden çürüyor. Elimizdeki savaşçıların ve olanakların
kurumaya terk edilmemesi için sulamanın yapılması gerekir ki,
bunu da komutanlar, önderler yapar. Hepsini başak, yani biri on,
biri yüz yapar konuma getirir. İşte yapılmayan budur" şeklinde
ifadelendirir.
Eğitim Anlayışı
"Eğitimde Ter dökmeyen savaşta
kan döker". Eğitim insanın kendini tanıması, terbiye etmesi
anlamına gelir. Her sınıfın ve sistemin kendi devamlılığını
sağlayabilmesi için, oluşturduğu kendi çıkarlarına denk eğitim
sistemleri vardır. Egemenler şimdiye kadar var olan bu eğitim
sistemleri içinde, ezilenlere göre daha örgütlü, daha fazla
merkezileşmeyi yaratmış olanlardır. Merkezileşmeyi ve
örgütlenmeyi yaratabilmek için eğitim araçlarına ihtiyaç vardır.
Bu eğitim araçlarına sahip oldukları için, daha örgütlü kesim
olurlar. Ezilenleri ise sürekli olarak güdüsel araçlarla terbiye
etmeye, eğitmeye çalışırlar. Düşünsel eğitimden çok, güdüsel
eğitimin olması sosyal kültürel anlamda gelişim yaratılmasını
engeller. Böylelikle ezilenler, tarihte her zaman için en
örgütsüz kesimler olurlar.
Geleceğin sistemini yaratmaya
çalışanların da, kendilerine has eğitim sistemlerinin olması
zorunluluğu vardır. Geleceğin toplumunu yaratmak isteyenler, o
toplumun insanını da yaratmak zorundadırlar. Çünkü geleceği
kazanmak, ancak yaratılmaya çalışılan yeni toplumun ölçülerini
insanlarda egemen kılmakla, yani yeni ideolojiyi insanda
süreklileştirmekle mümkündür.
İçinde bulunduğumuz çağda da sosyalist eğitim tarzıyla,
kapitalist eğitim tarzı arasında savaş vardır. Çağımızın
savaşımı silahlarla, tanklarla, toplarla yürütülen bir savaşım
değildir. Çağımızın savaşımı, daha çok eğitim tarzları arasında
yürütülen savaşım tarzıdır. Kürdistan'da yürütülen savaşım,
PKK'nin eğitim tarzıyla erkek egemenlikli sistemin yürüttüğü
eğitim tarzı arasındaki savaştır. Bir yandan sistemin yürüttüğü
eğitimle insani değerlerden koparmak, özüyle ilişkisiz kılmak,
kendine yabancılaştırmak, inançsız, bireyci kişilikler yaratmak
varken, diğer yandan yürütülen sosyalist eğitimle insanı kendine
tanıtan, kendi özüyle ilişkilendiren, başarıya ve insana inanç
artıran, değerlerle buluşturan bir eğitim tarzı vardır.Sosyalist
eğitimde egemen eğitim tarzından farklı olan en temel yön,
eğitimin sadece dört duvarla sınırlı olmayıp, yaşamın bir
bütünen eğitim olarak ele alınmasıdır. Özgür iradeli,
sorgulayan, yargılayan ve alternatifini yaratan, düşünce üreten
bireyler yaratılmaya çalışılır. Bu eğitim tarzı sadece yıkıp
yargılamaz, yıkarken yaratır. Bireylerin kendi sınıf ve geri
cins eğilimlerini yaşamalarına izin vermezken, bunu bastırma
yoluyla değil de, bireyin yaşadıklarının çirkin olduğunu
hissettirerek yapar. Aslında diğer eğitim tarzlarından en temel
farkı da budur. Sosyalist eğitimin tarihsel süreçler içerisinde
uygulanan tüm eğitimlerden farkı, eğitim yoluyla insanda vicdanı
ve bağımsız bir ruhu yaratmadır. Giderek bireyde yaratılan bu
vicdan, tüm toplumun vicdanına dönüştürülmektedir. Tabii ki tüm
bu anlatılanların oturtulabilmesi uygun zeminler üzerinde olur.
Uygun zemin ve eğitime ilgi duyan eğitimin kendisi için, ihtiyaç
olduğunu düşünenlerle bu eğitim tarzı başarıya ulaşabilir.
Sosyalist ideolojiyle yürütülen
parti ve kadın özgürlük ordusu yapısı gereği, gelişimini eğitime
dayandırma ve düzeyi de biraz buna göre ortaya çıkarma geçmişte
temel bir yaklaşım iken, günümüz koşullarında ve gelecekte de
böyle olmak zorundadır. Eğitimin gerçekleştirilmediği yerlerde
ve ağır savaş koşullarında, sadece geriliğin, geri anlayışların
kendisini yaşatmasının ötesinde bir durum yaşanmamaktadır. Bu
nedenle özellikle kadın açısından değerlendirdiğimizde, eğitim
ihtiyacı daha ileri düzeyde söz konusudur. Hem toplumsal
yapılanmadan kaynaklı olarak, hem de mücadelenin yarattığı
eğitim ihtiyacından dolayı, eğitimi süreklileştirmek esastır. Bu
anlamda özellikle ordulaşma çalışmalarına yeni bir ivme
kazandırırken, hem profesyonel ordu anlayışı temelinde, hem de
bunun kişiliklerinin ve yaşam düzeyinin geliştirilmesi
açısından, özgün eğitim çalışmalarına önem verilmesi ve
süreklileştirilmesi, kadın açısından kimlik kazanma ve irade
olabilmek yaşamsal öneme sahiptir.
Ordu bünyesinde kadının kendini geliştirmesi ve özgür kadın
kişiliğine bu temelde ulaşabilmesi açısından, özgün eğitimlerin
daha güçlü bir sisteme kavuşturularak, hem askeri hem ideolojik
anlamda kapsamlı ve derinlikli verilmesi gerekir.
Otorite Anlayışı
"Gerçek Egemenlik; İnsanlar üzerinde kurulan değil, yürekler
üzerinde kurulandır" (Şeyh Bedrettin). Otoritenin kaynağı, meşru
temeli hizmetle ölçülür. Ne kadar insanlık yararına hizmet
ediyorsan, o kadar meşruluğun vardır. Hizmetten uzak, kendini
dayatan otorite anlayışı, gayrı meşrulaşır ve kabul görmez.
Bunun için gayrı meşru duruma düşmemek açısından, otoritenin
insana hizmetle yaratıcı ve geliştirici bağlantısını görerek
değerlendirmek gerekir.
Orduda otorite anlayışı daha kalıcı ve özlü militanı ortaya
çıkaracak, davranışlarla ölçü kazandıracak, iradesel gelişime
ket vurmayacak düzeyde olmalıdır.
Otorite bastırma yöntemiyle
sağlanamaz. Otoriteyi geliştirirken ve de kullanırken, tamamen
insanın gelişimi ve özü esas alınmalı, gelişme imkanı
verilmelidir. Otoriteler ihtiyaç sonucu doğar. Aslında kadın
ordulaşmasında otorite anlayışı incelenirken, onun bireyde
kişilik anlamında yarattıkları, bireye kazandırdıkları üzerinde
durulmalı ve toplum, birey gerçekliği içerisinde durum ele
alınmalıdır. Özgürlük ordusunun otorite anlayışı, sosyalist
otorite anlayışıdır. Sosyalist otorite bireyi iradeleştirebilen,
onun kendi duygu ve düşüncelerini ifade etmesini sağlayacak
diyalogu yaratabilen, doğruların hakkını verebilen, birey
gerçekliğini açığa çıkaran bir otoritedir. İnsanın özgünlüğüyle
doğruları buluşturabilmek, incelikli bir otorite anlayışını
gerektirir. Doğal otorite olmak, yüreklerde insanları kazanmakla
mümkündür. Bu otorite en sürekli ve kalıcı olanıdır. Böyle bir
otorite olmak da, insana sıradan ve basit yaklaşmamakla
gerçekleşir. İnsana değer verdiğini hissettirmekle,
çirkinlikleriyle savaşıp yok ederken, güzelliklerini de
geliştiren bir tarzla otorite sağlanır. Peki bizler nasıl
otorite olmaya çalışıyoruz?Uç yaklaşımlar ve çelişkiler iç içe yaşanıyor. Ya insanı anlama
ve kazanma adına, onun kendi eğilimlerini yaşatmasına izin veren
bir tarzla otorite olma -otoritesizlik- ya da kendi gücünü,
otoritesini hissettirebilmek için oldukça kaba, bastırmacı,
üstten, kadının özünden uzak davranışlar içerisine girme
yaşanır. Özünde iki yaklaşım da, kaynağını otorite olamamaktan
ve otorite olmaya yabancılıktan alıyor.
Kadın ordulaşmasının otorite
yaklaşımı ise yaratıcı, gizli kalmış potansiyel enerjiyi de
açığa çıkaran otoritedir. Bireyi ayağa kaldırmak esas alınır.
Gerçek otorite hiç hissettirmeksizin olur. Tıpkı bir senfoniyi
yönlendirmeye benzer, orduyu yönlendirmek. Nasıl bir senfonide
tuşlardan birine yanlış basılması, müzik aletlerinden birisinin
bile doğru notayı çıkarmaması kötü bir ses çıkmasına neden
olursa, orduda da uygulanan en ufak yanılgılı yaklaşım tehlikeli
sonuçlara yol açar, hatta önemli kayıplara neden olur. Kadın
ordulaşmasında komuta düzeyinde görev alan bir arkadaşla
yaptığımız tartışmada bakalım otoriteyi nasıl ele alıyor: "Doğal
olalım, tam anlamıyla istediğimiz doğallık olsun diye
yaklaşırsak, siyasi ortamımızda tam doğallık zemini bulunamaz.
Bizim doğallık anlayışımız yanılgılı. Kendi kişiliğini siyasal
ortamın ölçülerine vurmama yaşanıyor. Doğallık adı altında
yaşanan ölçüsüzlük oluyor kimi zaman. Oysa ki doğallık kendi
özünü çalışma, yönetme tarzını yaratmadır. Orduda hakim olma,
otorite olma oldukça önemli. Bir şeye yakınlaşma, tamamen
kendini yatırma sağlanırsa, hakimiyet gelişecektir. Mevcut
birikimi değerlendirebilme, pratikleştirme gücü, bilgi, kendini
derinleştirme istemi varsa hakimiyet, otorite gelişir. Fakat bu
olmadı mı, sadece sorumluluğa dayalı hakimiyet ve otorite
sağlanmaya çalışılınca kaba, bastırmacı, erkek tarzı ortaya
çıkar. Yaşanılan doğallık da siyasi ve politik değilse, insanı
zorlar. Toplumdaki doğallık ölçüsü ortamımızda kabul görmüyor."
Özgürlük Anlayışı
"Özgürlük tek kurtuluş dinidir, en büyük Özgürlük Önderliktir"
(Abdullah Öcalan). Kadının özgürlük ordusunun temel amacı;
özgür kadın ve erkeği yaratarak, özgür yaşam projesini
gerçekleştirmektir. Bu ordunun temel faktörlerinden biri de,
bireyi kendine tanıtmaktır. Bireyin kendini tanımaya başlaması
kimlik kazanmasıyla sağlanır ve insan kendini tanımaya
başladıkça özgürleşir. Özgürlük, bireyin kendi kuralları,
disiplini içinde gelişme, değişme yoluna koyulmasıdır.
Özgürlüğün zorunlulukların ayırdına varmak olduğunun bilincine
ulaşmak, gerçeği bulmak özgürleşmeyi yaratır. Özgürlük
sorumluluk gerektirir ve insanın yetkinleşme arayışının
sonucudur.Halkların, sınıfların ve
cinslerin eşitlik-özgürlük projesi temelinde bir Demokratik
Cumhuriyet projesini yaşamsallaştırma mücadelesini verirken,
özgürlük anlayışına sahip olmak bir zorunluluktur. Özgürleşme
amacını taşıyan bir örgütlenme, ezenin şiddeti karşısında
edilgen kalamaz. Ezenin şiddeti karşısında edilgen kalmak,
köleleşmeyi derinleştirir. Bu yüzden ezilenler özgürleşme
mücadelelerine girebilmek için, öncelikle ezilen gerçekliğini
kabul etmelidirler. Çünkü ezilenlerin davranışı belirlenmiş
davranıştır. Ezenin ilkelerini içselleştiren ezilenler,
kendilerinin ezilen olduğunun bilincinde değildirler. Tüm bu
nedenlerden dolayı, ezilenler özgürlükten korkarlar. İnsanlar
özgürlük konularını nadir olarak kabul ederler ve kendilerine
bile bunu itiraf etmede zorlanırlar. Bu da bilinçsizce kendi
köleliklerini kamufle etme eğilimine götürür. Esasında
yaşadıkları özgürlükle yanılsamasından başka bir şey değildir.
Özgürleşme bu yüzden ezilenler
için oldukça sabır ve inat gerektiren bir mücadele yöntemini
gerekli kılar. Bu mücadelenin amacı, ezenlerini
özgürleştirmektir de. Yani kadın ordu gücü hem kendini hem de
erkek cinsini özgürleştirmekle yükümlüdür. Ancak özgürleştirmeyi
gerçekleştirmek amacıyla, ezilenler arasında birlik sağlamak
üzere bir uğraşıya gitmek zorunluluktur. En temel amaç da bu
birliği sağlayabilmek için, özgürlük tutkusunu geliştirmek ve
yaşam gücüne dönüştürmektir. Özgür yaşam şansına da ancak bu
mücadeleyle ulaşılır. Dolayısıyla, kadın özgürlük ordusunun
militanı demek, toplumu özgürleştirme gücünü kendinde gören
militan olmaktır. Bu gerçekliğin bilincinde olmamak ve yanılsama
içinde olmak, kadın için en tehlikeli olandır. Çünkü özgürleşme,
kendi yaşamını ve yanıltmadan gerçeklerle yaşayabilmesini
başarabilmesidir. Özgür olmayı seçmek ve bu seçime göre
olabilmek de bir irade meselesidir.
Politik Anlayış
"Politika fitne-fesat değildir. Yüreği olmayanlar politika
yapamazlar" (Abdullah Öcalan). Politika anlayışının
temelinde sosyalist öğretim ilkelerini, bu kadar yayılmış egemen
politikalar karşısında bir politik güce dönüştürmek vardır.
Politik bir güç haline gelmek, bütün faaliyetlerin özünü
oluşturur. Askeri faaliyetlerin de özü, politik güç olmaktan
geçer. Politikanın en temel ilkesi ise yüzeysel olmamak,
olaylara, olgulara genel-geçer doğrularla sıradan
yaklaşmamaktır.Çünkü erkek egemenlikli dünyada, politikalar
erkek karakterine göre belirlenir ve bu karaktere göre
yürütülür. Bu yüzden erkek egemenlikli sisteme karşı amansız bir
mücadele vermek gerekir. Bu mücadeleyi yürütürken, uygulanması
gereken politika anlayışında söz-dil çok önemli bir fonksiyona
sahipken, asla tek başına yeterli değildir. Söz ve dili besleyen
bir örgüt ve taktik gücüne mutlaka sahip olunmak durumundadır.
Çünkü erkek egemenlikli dünyaya karşı mücadele, onu baskı altına
alıp açığa çıkarma ancak tüm bunların birleşimiyle söz konusu
olabilir.
Dilin politika yürütmede fonksiyonu nedir? Dil gücüyle salt
doğruları ifadelendirmek, egemenler açısından fazla bir anlam
ifade etmez. Belki de sadece, kendini ortaya koyma anlamına
gelebilir. Ancak karşı tarafa etkide bulunma, çatışma veya
kazanma açısından etki gücü yoktur. Fakat dilin, örgüt gücüne
ulaşmada temel araç olduğunu görmek gerekir.
O halde dil ve düşüncede politik
bir düzeyi oluşturmak ve bunu örgüt kanalına akıtmak gereklidir.
Elbette tüm bunlara yön veren, ana kaynak ideolojidir.
İdeolojiden bağımsız bir dil, düşünce, politika erkek
egemenliğine hizmet eder ya da onun ağlarından kurtulamaz. Kadın
eksenli bir ideoloji, kendine uygun kadın eksenli politikalar
geliştirmekle karşı karşıyadır.
Özgürlük çizgisinin yoğunluğunu yaşamak, ideolojik doğrultuyu
yetkince ele almak, onu politikaya ustaca uygulamak, genel
ideolojik doğrularla politik esnekliği birbirine karıştırmamak,
ideolojik katılım, politik esneklik anlayışını yaratıcı bir
biçimde yerine getirmek, başarıya ulaşmak için gereklidir. Bütün
çalışmaların başında, ideolojik-politik çalışmanın doğru bir
şekilde ele alınması gelir. Bu, askeri çalışmalar için de
geçerlidir. Bunu göz ardı eden bir çalışma sahası, her şeyi
günübirlik, sıradan ele alır ve uygulanması gereken uzun vadeli
taktik adımları günlük çıkarlar içinde boğar ve uzun vadeli
gelişimi engeller.
Salt genel doğruları bilerek ve sürekli bu doğruları
tekrarlayarak politika yapılamaz. Bunu yapmak, tam tersine
politikleşmemenin ifadesi olur. Bu, ideolojik çalışmayla politik
çalışmayı birbirine karıştırmak anlamını taşır. Ne ilkelerden
politika uğruna vazgeçilmeli, ne de ilkeler katı olarak ele
alınıp, politikada da erkekliğe izin vermeden, katı uygulamak
tarzında yaklaşım sergilenmelidir.Dolayısıyla ideolojik ve politik bir hareket içinde yer alan her
birey, kendini donatmalıdır. Hem içte hem de dışta politik
temsilin esas olduğu, politik temel gücü yetkinleştirmek olduğu
unutulmamalıdır.Politikanın en yalın ifadesi, amaçta net olmak
ve örgütlülük düzeyinin bu amaca denk bir örgütlülük düzeyine
sahip olmasıdır. Güçlü bir hitaba sahip olmak, örgütün amacını,
ilkelerini, politikayı, programını hakim kılabilecek düzeyde
olmak şarttır ve politikanın duygularla yürütülemeyeceğini
görmek, kadın açısından en temel yandır. Politikalar
güçlülüklerini, düşüncenin güçlülüğünden zorlar.
devamı»
|