HAMİT
CEMİL ASLAN
1972 / SİLOPİ
LEYLA
ALİ
1988 BOTAN KATILIMLI
BÖLÜK KOMUTANI
EVLİ 3 ÇOCUK BABASI
1993 YILINDA BOTAN GARISA RUSOR’DA ŞEHİT
Yaralı bir gerilla olan Hamit
Yoldaşın şahadetinden önceki konuşması:
Bir ara ben Garısa alanına gitmiştim. Xebat arkadaş beni istemişti.
Eylem planı için ben keşfe de gitmiştim. Bu eylem yeriydi. Son
baharda geçti, bu eylemi de yapalım dedik ileriki süreç için ve bu
süreç için iyi bir eylemdi. Xiya Karakolunu kaldıracaktık. O karakol
kalksa ileride o arazide üç bölüklük güç orada yer alabilirdik. Bu
bizim için de çok önemliydi. Biz daha oradayken kar yağmaya başladı.
Öbür yandan gelen sesler operasyonun olacağını gösteriyordu. Bunun
üzerine ben bir mangaya aldım. Noktadan gittikten sonra bir manga
daha aldım ve arazinin keşfine giderek kontrol ettik. Dijwar
arkadaşın bölüğüne gittik. Oralarda da düşman yoktu. Fakat Çelê
Nimêjê tepesinde düşman vardı. Dijwar arkadaşa tepecilerini
çıkarmalarını söyledik. Ben de yanımdan dört arkadaşla telsizi
verdim fakat tepeciler çok ciddiyetsizlik yapmışlardı ve onların
önünde düşman tepeye çıkmışlardı. Ben de katiyen böyle bir şey
görmedim. Öyle stratejik ve savaş alanına düşman nasıl yer almış biz
de görmemiştik. Haşim arkadaş da görmemişti. Haşim’de de savaş ruhu
yok. Ben demiştim ki araziye bak ne varsa bize bilgi ver. Ama Haşim
kontrol etmeden bize bir şey yok bilgisi verdi. Halbuki düşman
gelmişti. Onun üzerine ben 7-8 arkadaşı aldım ve tepeye çıktım,
düşmana karşı pusu attık. Aramızda çatışma çıktı, biz tepeyi aldık o
anda kobralar geldi. Etrafımızı taradılar, bir parça Mêrxas arkadaşa
değdi. Orada şehit düştü. Arkadaşlar geldi; ne yapalım dediler. Ben;
cenazemizi alıp aşağıya götürüp saklayacağız dedim. Bir de tepe
deşifre olmuştu. Artık burada savaşamayız dedim. Bunun üzerine
cenazeyi alıp biraz aşağıya indiğimizde düşman tepenin etrafını
dönüp arkamızdan gelmişti ve birden bizi taradılar üç dört tane MG-3
mermisini ayağıma vurdular. Arkadaşlar anlamasınlar, eğer sesini
çıkartsalar düşman içindeyiz, şehit düşeriz diye sesimi çıkartmadım.
Bir de yanımızda partinin çok eşyası vardı. Para, şifreler, köy
isimleri, eşya falan vardı yanımda. Ben de kimse almasın diye kalkıp
kendimi sakladım ve tabancamı çıkarttım, bir şey olursa kendimi
vururum dedim. O askerlerin içinde dört gün ve dört gece aç ve susuz
kaldım, kendimi sakladım. Bazen diyordum, keşke biraz su olsaydı da
içseydim, biraz açılırdım o zaman hiçbir şey yoktu. Saklandığım
birkaç çam ağacının dibi dışında yatacağım yerim ve bu ağaçların
yenilmeyen ufacık meyveleri dışında hiçbir şey yoktu. Yine de hep
ümitle bekledim, arkadaşlar gelir beni bulurlar dedim. Kesin o
bireye ne oldu, şehit mi düştü, devletin eline mi geçti diye sorup
araştırırlar diyordum. Bekledim hep fakat kimse gelmedi. İki gün ben
oradaydım düşman saat 11.30’da kendini bırakıp gitti, hepsi önümde
sıralanıp gittiler. Ben de saklandığım yerden çıktım. Çelê Nimêja
tepesine baktım. Kendime ateş yaktım fakat ayağım çok şişmişti. Dört
gündür kemiği parçalanmış, kan çok akmıştı. Cansız kalmıştı, tüm
vücudum cansız kalmıştı. Ben burada kalmıştım. Kimse imdadıma
gelmedi. Artık düşman yoktu, bağırdım, ses çıkardım, bekledim yine
kimse gelmedi. Bunun üzerine orada kaldım. İlk başta Parti
Önderliğini ben devrimci selamlarımla selamlarım. Heval Cemal, Heval
Cuma, Heval Xebat, Heval Celal genelde partideki tüm yoldaşlarıma
selam ve saygılarımı sunuyorum. Ben yurtsever bir insanım 1988’den
itibaren partiye katıldım. Şehitler sömürgeciliğe karşıdır. Bizim
önümüzü de aydınlatan şehitlerimizdir ve hiçbir zaman şehitler
ölmez. Şehitler parti şehitleridir, yurtsever Kürt halkınındır.
Bütün Kürt halkına selamlarım var. Ailem de yurtseverdir her
şeylerin partiye vermişler. Benim de üç çocuğum var parti bana
baktığı gözle onlara da bakmalıdır. Parti Önderliğine söz verdim;
yaşadıkça ciddi sorun yaratmayacağım. Ta ki şehit düşene dek.
Not. Bu olay 1993 sonbaharında
Garısa alanında gerçekleşmiştir. Arkadaş şehit düşmeden önce
konuşmalarını kasete doldurmuştur. Bu konuşmalar kendi sesindendir.
Hamit Yoldaş’a
İşte tarih 1993
Garısada Rusor direnişinin
yankılanışı
Dağdan düze
Ova ova, yayla yayla
Şehir şehir ve kırsallarda
Dağlarda yankılanıyor bu direniş
İddianın karara
Kararın sevdaya
Sevdanın direnişe götürdüğü
Bir direniş türküsü
Ta uzaklarda
Yüreklerden dillere
Dilden dile sürüp gidiyor
Ve uzaklarda
Bir çam ağacının altında
Yalnız bir beden
Ama kalbi binlercesiyle
Yaşayan bir insan
Hamit yoldaştı o
Sonbaharın sarı yapraklarında
Sarı tenini yaprak yapıp
Uzanmıştı toprağa
Elinde son istemi
Elinde son kelimesi
Ve elinde teybiyle
Anlattı yoldaşlarına
Son nefesinde çıkan istemlerini
Kelime kelimesine
“Selam olsun Öndere
Selam olsun yiğitlere
Selam zafere
Ve son selam size” diye diye.
…
Hamit Yoldaş
Bir şafak kızıllığında
Faraşin zozanlarında
Direniş bir türküdür
Hamit yoldaşın ölümsüzlük destanı
Yara, sanki kırbaç yarası gibi derin
Tuz basılır mı acıyan yaraya
Dönülmez gayri
Bir kere yakılır gemiler
Yine de boğulur acılar haykırışlarda
İnatçı, bitmez bir sevdadır
Korlanmış yüreğinde zincirlenen
ülkesi
Boy veren direnç tohumları
Asi yüreğinde
Kanadından vurulmuş olsa bile
Sürgünler boynuna vurulsa da
İnkar ayaklarında pranga olsa da
Bilinir, bilinir de anlatılmaz
Kilit vurulmuştur çünkü söze
Fakat son söz söylenmemiştir daha
Umut, Kaf dağının ardında olsa bile
Tükenmez bir gülüştür Silopi ovasında
Cudi’nin doruklarında bir tutkudur
Doruklar bir bahar tazeliğinde
Karlar erimiş, çiçeklenmiştir
Yiğitler halayda
Zılgıtlar da peş peşe
Ölüme dair ne varsa
Doruktakiler süzülüyor ovaya
Peşi sıradır yürüyüş kolu
Dolanır Gabar’ı
Sonra Herekol, Besta, Kela Memê, Kato
Ay yükselir tepeden, şavkı vurur
zozana
Elde mavzer, gölgesi kalır bedenin
Toprakta
Deli deli esen yelin arasında
Yankısı kalır, nağmesiyle Derwişê
Ebdê’nin
Cümle iblisler ferman yazmış
Kimseler duymaz çığlığımızı
Fakat… direnilecektir
Teslimiyet olsa bile özgürlük tutkusu
yok edilemez
Halka, partiye, sosyalizme
Sonsuza dek bağlı kalınacaktır
Söz verilmiştir,
Söz onurdur
Vuruldu yiğidim! Bir seher
serinliğinde
Direnerek elinde mavzeri
Mevziden mevziye atlayarak
HAMİT YOLDAŞ ÜZERİNE
Ülkemiz güzel bir alanında yüce
dağların eteğinde Silopi’nin bir köyünde Büyük Güney sınırına yakın
bazı Kürt aşiretleri “Koçer” şeklinde yaşar. Baharın başında yazın
sonlarına doğru bu yaşam biçimi devam eder. Hayvanlarına otlak ve su
bulmak için sürekli hareket halindedir. Çünkü tüm geçimlerini
hayvancılıkla sağlıyorlardı. Hamit yoldaşın çocukluğu bu koşullarda
geçer. Sürekli mutlu, sevilen ve sakin bir kişiliğe sahiptir. Onun
doğa sevgisi tarifsiz, barışa aşkı sınırsızdır. Ailesiyle
başkalarının düşüğü çelişkiyi önler, fırsat vermezdi. Aşiret
kalıplarından nefret ederdi. Ailesinin çelişkili olduğu ailelerin
çocuklarıyla ilişki kurardı. Her zaman mutlu bir yüze, gülen gözlere
sahipti. Bunu da her zaman ortaya koymaktan büyük bir haz duyardı.
Koçer yaşamının doğal sonucu olarak, hemen hemen Kürdistan’ın tümünü
tanıma imkanı bulabilmişti. Özellikle yaylalara sonsuzluk
derecesinde bağlanmıştı. Koçer olmalarından, halk içinde kendilerine
“Koçerên Spêrtî” denilirdi. Böyle bir ortamda gelişen barış duygusu
Hamit yoldaşta çocuk kardeşliği anlayışını geliştirdi ve bunlar
Hamit Yoldaşta güçlü bir toprağına bağlı bir kişilik oluşmasına yol
açtı. Ceviz ağaçlarının kökleri gibi sağlam bir yapıya ulaştı.
Bu ruhla büyüdü, büyüdükçe özeleri
daha da belirgin ve daha güçlü kendisini yansıtıyordu. Her şeye
doğru bir anlam verebiliyordu. Bu süreç zarfında evlenir, aile
yaşamı içerisine yaşamını sürdürür. PKK’nin ortaya çıkışıyla partiyi
tanıma imkanına ulaşır. Partiyi tanıdıktan sonra arkadaşların alana
girmesine yardımcı oluyordu. Kısa bir süre sonra cephe
faaliyetlerinde ye alır. Arkadaşların askeri, maddi, yiyecek vb.
ihtiyaçlarını karşılamakla görevlendirilir. Köy içinde gençleri
katılım için örgütleme çalışması da yürütüyordu. Bu örgütleme
içerisinde ailesini bilinçlendirmeye, örgütlemeye çalışıyordu. Bu
çalışmaları 1988 yılına kadar sürdürür. Daha sonra resmi olarak
ARGK saflarında yerini alır. Bu katılım sırasında bazı gençlerin de
örgütleyip kendisiyle birlikte saflara katar.
Bu süreçten itibaren savaş
güçlerinin içerisinde yerini alır. Düşmana karşı olan kini
sınırsızdı. O Kürdistan’ın doğasının yeraltı, yerüstü kaynaklarının
sömürüsünü görüyor, bu da kininin kaynağı oluyordu. Bu yüzden onun
büyük arzusu ülkesinin, halkının özgürlüğe ulaşmasıydı. Bunu her
fırsatta ortaya koyduğundan, bir ilke olarak yaşadığından herkesin
gönlünde taht kurmuştu.
En büyük saygıyı insanlara,
yoldaşlarına karşı duyardı. Köylere indiklerinden parti kültürünü en
iyi temsil ettiğinden köylere indiklerinde parti kültürünü en iyi
temsil ettiğinden köylülerin parti kültürünü en iyi temsil
ettiğinden köylülerin güvenini ve sevgisini kazanmıştı. Hamit
yoldaşa olan sonsuz güvenlerinden kaynaklı köye indikleri zaman
herkes ona kapıyı aşardı. Üslubu çekici ve yaşamda da son derece
fedakardı. Her zaman arkadaşlarına öncülük ediyor, korunması için
yanında ne varsa sürekli ortaya koyuyor, eylemlerde başarı için
olağanüstü bir çaba harcardı.
Sürekli gelişim gösterip buna açık
olduğundan katıldıktan kısa bir süre sonra kendisine manga
komutanlığı görevi verildi. Bu ruhla, herkes ona güveniyordu. Parti
yaşamını, yanlış anlayış ve yaklaşımlara karşı koruyup ve bu
konuda sürekli bir savaş sürdürüyordu. Zamanla savaşta ve parti
yaşamında tecrübeler edindi. Sıcak bir ruhla çatışmalara giriyor,
mevzilere ilk gidenlerden birisi oluyordu.
Mangası için, her zaman gözünü
kırpmadan feda etmeye hazırdı. Sorumlu ruh haliyle çatışmalarda
başarı sağlamaya çabalıyordu. Zeki ve sözünün eri oluşu
çatışmalarını başarıyla sonuçlandırmasına yetiyordu.
Kısa bir süre sonra da takım
komutanlığına getirildikten sonra, askeri disiplin ve örgütleme de
üstün bir gelişme sergiledi. İçinde bulunduğu güce, moral kaynağı
oluyor, uzak görevlere giden arkadaşlar için gerekli tüm
hazırlıkları kendisi yapıyordu. Bu kendisinde bir özellik haline
gelmişti. Zamanın çoğunu arkadaşların içinde onlarla ilgilenmeyle
geçiriyordu.
Üzerine gittiği hedefi kesinlikle
imha ediyordu. Askeri yeteneği oldukça gelişmiş bir komutan
özelliklerini edinmişti. Üstün talimatlarına uyan, alt kademelerini
talimatlarıyla yönlendiriyordu. Birçok sefer yaralanmış olmasına
rağmen bu onu etkilemiyor, görev almasına engel olmuyordu. Tam
tersine her yaralanıştan sonra çalışma, savaşma ve hizmet
anlayışıyla hedefe kilitlenmeyi yaşıyordu. Yapısına verdiği moral
sağlam zeminlere dayandığından yapının moralini sürekli yüksek
düzeyde tutmasını sağlamıştır. Her eyleme yeni bir taktik üslupla
gidiyor ve hiçbir zaman yenilmiyordu. Her yaralanışında sorumluluğu
ve ülkeye bağlılığı daha da artıp güçleniyordu.
Onun yanında kan en yüksek değere
sahipti ve o kan toprağa karışmıştı. Hamit yoldaş disiplin ve
resmiyette tam bir örnekti. Parti talimatlarına bağlı partileşme
için çabası sonuna kadardı. Bu konudaki çabası tüm yoldaşlara örnek
nitelikteydi. P. Ö. Çözümlemelerinde kendisine güçlü bir zemin
hazırlamıştı. Zamanla gösterdiği başarının meyvesini alır ve bölük
komutanlığına yükselir. Kendisine sunulan imkanları her fırsatta
kullanmasını bilmiştir. Yeni düşüncelere açık, tutucu değildi,
yaratıcılık ruhu ve yeteneği gelişkindi. Kendi birliğine dayattığı
anlayışlardan biri de kolektif çalışma anlayışıydı. Cinslerarası
fark koymaz, bayan ve erkek arkadaşlara aynı gözle bakardı. Daha
önce yaşadığı aile hayatı onu kadını anlama olanağını da sunmuştu.
Bundan dolayı kadına saygılı, alçak gönüllü yaklaşıyordu.
Onda insan sevgisi bir çağlayan gibi
coşkundu. Sonuna kadar insan emeğine saygılıydı. Kendi imkanları
çerçevesinde yapıyı eğitir, talimatlar verirdi. Görevlendirmeleri
uygun şeklide yerine getirirdi. Birliğinin gelişimini sürekli takip
ederdi. Onunun emeğe yaklaşımını en iyi şekilde ifade etmesi
toplantılarda kullandığı bu sözlerle daha iyi anlaşılırdı; “İnsanın
büyümesi için sürekli emek harcaması gerekir. Emeksiz büyüme olmaz”
Bu onda adeta bir slogan olmuştu.
Sıs sık köylere gidip köylerde
silahlı propaganda yapar, bu konuda kitlelerin güvenini kazanmıştı.
Hamit arkadaşın kitleye yaklaşımını anlatan çarpıcı bir örnek
vermek halk ve ülke sevgisini daha iyi anlatacaktır. Bir köye
gittiklerinde uğradıkları evde, ev sahibi ona devlette bir iş
bulabileceğini söyleyip ihanet etmesini söyler. O bu isteği red
ettiği gibi aile için propaganda yapar. Evden çıktıktan sonra
arkadaşlar bir daha uğramama görüşündeyken Hamit arkadaş eve bir
daha yönelir ve sonunda aileyi kazanır. Stratejik bir konumda
devrime bağlar, evin erkeğini milis yapar. Savaşa karşı büyük bir
sevgisi vardı. Bu konuda ne taviz veriyor ne de uzlaşmacı
yaklaşıyordu. Ölüm korkusu onda yoktu. Çalışmalarda gösterdiği
inisiyatifle ve cesaretiyle sonuç alıyordu. Bu şekildeki büyük
başarılara 1990 yılına gelindi. Hamit arkadaş beş yıl savaş
içerisinde kaldı. (Botan, Cudi, Genel alanlarda). Savaşta bir
çatışma ayağından üç defa yaralanmıştı. Yine çatışmayı sürdürüp
arkadaşları düştüğü çember durumundan kurtarmak için tüm imkanlarını
kullanmıştı. Çatışma üç gün sürmüş, bu süreç içinde Hamit arkadaş
sürekli savaşıp arkadaşları çemberden çıkarmıştı. Fakat Hamit
arkadaş kendisi çemberde yüzlerce askerin içinde tek kalmıştı.
Kendini gizlemiş, yanında bulunan boş teybe kaset koyup Parti
Önderliğine, Cuma arkadaşa ve tüm yoldaşlara selam göndermişti.
Kahrolsun T.C. sömürgeciliğiyle
kaseti noktalar. Düşman araziden çekildikten sonra arkadaşlar tekrar
geldikten sonra Hamit arkadaş şehitler kervanına katılıp bir halde
bulunur. Cesedim başında Kahrolsun Türk Faşizmi sloganı atıp
silahını yerde bırakmayacağız sözünü verirler. Şehitlerimizi birkaç
kelimeyle değerlerini ifade edemeyiz. Fakat ne kadar olursa olsun
biraz anlatmaya çalıştık.
Mücadele Arkadaşları |