| Yürek Yoldaşım
Newal’a Mektup |
|
|
Yürek Yoldaşım Newal’a Mektup
Dur neçe Newal (Heval)
Na na! Tu dûr neçe!
Zemherî tofane
Bahoz
û Barane
Xew şerîne, Na heval!
Uzun, soğuk ve pusulu geçen
gecelerimizin şarkısıyla başlamak istedim. Dağlara sevdalı
yüreğimizle bizi çocukluğumuza ve hayallerimizdeki özgürlüğe götüren
patikaları hep bu şarkıyla yürümüştük. Yoldaşlığa bağdaş kurduğumuz
her ateşin başında “Dur Neçe” demiştik seninle!
“DUR NEÇE!”
Tarifini hiçbir sözcükte bulamadığım yoldaş sevgisinin bu dağlarda
bana öğrettiği çok şey oldu. Ama en çok da senden öğrendim sevgiyi,
dostluğu, yoldaşlığı, paylaşımı ve erdemi.
Kardelenler hiç haziran’da açmadı. Badem çiçekleri ise hiç haziran’a
kalmadı. Haziran, toprağın suya sevdalandığı zamanlardı. Haziran,
hüzünlerin, ayrılıkların ve özlemlerin apansız baskınlarında
yalnızca virane bir zamandı. Haziran, zamansız gidişlerin zamanıydı
ve seninle hiç sevemedik haziranı!
Öfkeliyim, kinliyim ananın kınalı saçlarını bir daha koklamasına,
yoldaşlarının umut dolu gözlerine bir daha bakmasına fırsat
vermeyen, seni haksız bir kıskançlıkla çalan zamana!
|
|
Devamı...
|
|
|
|
ÜLKEMİN
KALBİ
Her fotoğrafın bir öyküsü
vardır. O yaşananların içenden çekilip çıkarılmıştır. O geçmişten
bir izdir... Öncesi ve sonrasını anlamlandıran bir yaşam parçasıdır.
Bir hatırlatmadır hepimizi için, gözlerimizin tanık olamadığı
yaşamların anımsanmasıdır. Ve anımsanan, hatırlanan şey hiçlikten
kurtarılmış demektir. Unutulan şey ise terkedilmiş, yitirilmiş
demektir.
Bir zamanlar bu dağlarda
bir çocuk gezerdi. Masmavi gözleri ve sapsarı saçları ile dolaşırdı
aramızda. Hepimiz onu çok severdik. Çok az konuşurdu. Ama herkese
yetecek kadar gülümsemesi vardı. Yaz güneşinde terlemiş o kırmızı
yüzü ve kocaman sessiz gülümsemesiyle hatırlıyorum onu. Yüzünün
yarısını yakan tank ateşi bile küçültememişti gülümsemesini...
Bendeki tek fotoğrafı
budur... Masmavi gözler, sapsarı saçlar ve o sessiz büyük
gülümseyiş... Fotoğraflayamadığım bir fotoğraftır ve hep taşırım
yanıbaşımda. Ve fotoğrafları anlamlarından koparmak en büyük
haksızlıktır...
|
| BİR UÇURUM ÇİÇEĞİ
BERİVAN |
|
|
|
BİR UÇURUM ÇİÇEĞİ BERİVAN
Kod
adı:
Berivan
Adı-soyadı:
Kadriye Gürhan
Doğum tarihi-yeri:
1974
Eruh-Ers Köyü
Katılım tarihi:
1992-İlkbahar
Şahadet tarihi-yeri:
1994
Sason’da uçurumdan atlayarak şehit
Tarihimizdir uçurumlar;
dünümüz, bugünümüz ve geleceğimize dair olandır. Hem de yeni doğuş
kadar kutsal ve de günahsız. Yaşamdır bizler için uçurumlar; ihanete
geçit vermez enginlikleriyle fırtınalı kişilikleri kucaklar.
Uçurumlar herkes için ölümün adı olurken, ateşin ve güneşin
çocukları için yaşamın, başlangıcın ta kendisidir. Uçurumlar herkese
açmaz bağrını. Gayrı sıradanlık gururuna dokunur, heybetine gölge
düşürür. Uçurumlar özgürlük değerlerine bağlı olanları ve onuruna
sahip çıkanları ise, sonsuza dek yaşatırcasına ölümsüzleştirir.
Uçurumların çağdaş Kürdistan tarihindeki anlamı, bin yılların kirli
ve köhnemiş beyinlere vurulan darbesi kadar derinliklidir. Yani
uçurumlar Kürtler için yeni yaşamdır. Gelenek olması da, yaşama yön
vermesi de bundandır.
|
|
|
|
HAMİT YOLDAŞ ÜZERİNE
Ülkemiz güzel bir alanında yüce
dağların eteğinde Silopi’nin bir köyünde Büyük Güney sınırına yakın
bazı Kürt aşiretleri “Koçer” şeklinde yaşar. Baharın başında yazın
sonlarına doğru bu yaşam biçimi devam eder. Hayvanlarına otlak ve su
bulmak için sürekli hareket halindedir. Çünkü tüm geçimlerini
hayvancılıkla sağlıyorlardı. Hamit yoldaşın çocukluğu bu koşullarda
geçer. Sürekli mutlu, sevilen ve sakin bir kişiliğe sahiptir. Onun
doğa sevgisi tarifsiz, barışa aşkı sınırsızdır. Ailesiyle
başkalarının düşüğü çelişkiyi önler, fırsat vermezdi. Aşiret
kalıplarından nefret ederdi. Ailesinin çelişkili olduğu ailelerin
çocuklarıyla ilişki kurardı. Her zaman mutlu bir yüze, gülen gözlere
sahipti. Bunu da her zaman ortaya koymaktan büyük bir haz duyardı.
Koçer yaşamının doğal sonucu olarak, hemen hemen Kürdistan’ın tümünü
tanıma imkanı bulabilmişti. Özellikle yaylalara sonsuzluk
derecesinde bağlanmıştı. Koçer olmalarından, halk içinde kendilerine
“Koçerên Spêrtî” denilirdi. Böyle bir ortamda gelişen barış duygusu
Hamit yoldaşta çocuk kardeşliği anlayışını geliştirdi ve bunlar
Hamit Yoldaşta güçlü bir toprağına bağlı bir kişilik oluşmasına yol
açtı. Ceviz ağaçlarının kökleri gibi sağlam bir yapıya ulaştı.
|
|
Şehit Kahraman
O TAM BİR İNATÇI ZAZAYDI
TURNAM GİDERSEN SERHAT’A
|