Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca
 
   

HPG RÊBER APO'NUN FEDAYÎ ORDUSUDUR!

 

 

Başarı Yoluna Giren
Parti Militanlığı Kesin Zaferi Kazanır
 -II-

 
18 Ekim 2007

Rêber Apo

Gösterdiğiniz pasif direniş, “Neden bu hoşuma gitmeyeni bana dayatıyorlar? Ben de işleri oluruna bırakırım, inceldiği yerden kopsun” biçimindedir. Bu tutum bize daha da zarar verir. Çünkü bu da yanlış bir tavırdır. Örgüt işleri oluruna bırakılmaz, sürekli hesap sormayı ister. Önderlik budur. Bunun görülmesi gerekir. Biz burada her gün neyin savaşını veriyoruz? Örgüt yaşamı, örgüt gerçeği ve bu savaş olmazsa örgüt ayakta durulabilir mi? İdeolojik savaşım, bir yerde bu tuğlaları tutan çimentodur. Kaldı ki, bizim insanımız çürük tuğladır. İki metre önünde bir üfürük savurun, hepsi paldır küldür dökülür. Sizin birlikleriniz bana biraz bunu hatırlatıyor. Bu duvar, çimento olmazsa ayakta durur mu? İdeolojisiz olmak, en sert rüzgârlara karşı duramamaktır. Zaten muazzam saldırılarla karşı karşıya bulunmaktayız. Kaldı ki, örgüt içi savaş böyledir. Örgüt içinde ideolojisiz kalmak, çürük tuğlalardan sağlam duvar olmasını beklemektir. Politikasız olmak, kör olmak demektir. Buna aklınız yatıyor mu?

Politika görme sanatıdır, politika tehlikeyi görmektir; politika örgüt gücüyle yaratılan imkânı görmektir. Politikleşmemek, düşmanı da, imkânı da görmemek demektir. Kör, yılanın üzerinde gezse bir şey fark eder mi? Kör, altın üzerinde gezse bir şey fark eder mi? İşte sizin de yaşadığınız biraz budur. Neden vahim bir biçimde vuruluyorsunuz? Neden altın gibi tarihsel dönemler elinizden kaydı? Bu siyasal körlük nedir? Bu siyasallaşmama dediğiniz durum ne demektir? Halkımız neden politik güç olamadı ve olamadığında neyle karşı karşıya geldi? Halkımız dünyanın en köle halkıdır, elinde hiçbir şeyi yoktur, adı bile yasaktır. Politikasızlıktan ötürü hiçbir şeyine sahip çıkamıyor. Siz halen “Örgüt içinde politik olamadım, politik savaşı veremedim” diyorsunuz. O zaman bizim köle halkımızın gerçeğinden farkınız nedir?
Bazı soysuz işbirlikçi ağalar var; onların halk içindeki varlığı neyse, bizim komutanlarımızın -istisnalar kaideyi bozmaz- veya yöneticilerimizin de durumları bunu hatırlatmıyor mu? Etkili olamayan ve kuralı konuşturamayan komutan, yönetim ve merkez kimdir? Safları tehlikeye açık tutan, hatta dolaylı işbirliği yapan veya kaçan kimdir? Tabii toplumdaki haindir, ağadır, düşmanın ta kendisidir. Örgüt içinde politik olamamanın, ideolojik olamamanın düşmanla direkt veya dolaylı ilişkisi böyledir. Siz istediğiniz kadar “Ben gözümü kapattım, ben fazla düşünme gereğini duymuyorum” deyin. Ama gerçek gerçektir, gerçek affetmez.

Şunu demeye getiriyorum: Bu anlamsız türden ideolojik-politik gelişmeye, özellikle bu yanlış merkezileşmeye dur diyeceksiniz. Yönetim kadrosu olma, bunun önünü açma konusunda gösterdiğiniz direnci bırakacaksınız. En azından parti politikamıza cevap verecek kadar bir ideolojik güç ve yönetim gücü olmayı bilmelisiniz. Bunun için yoğunlaşın, bunun için kendinizi savaştırın. Geri olmak ayıp değildir; benim ayıpladığım husus kendinizi yetiştirememenizdir. Ben hepinizden daha geriydim, ama kendimi bir yetiştirme tarzım var ve gerçekten çok hassastır.

Size bir günde, bir çırpıda büyük yönetici olun demiyoruz. Zamanı boşa harcamayın, yani zaman ve imkânlarla oynamayın. Ben halen günlük olarak her kişiden bir şey öğreniyorum. Hele bazı tecrübeli siyasilerle karşı karşıya geldiğimde mutlaka bir şeyler öğrenirim. Dikkat edilirse, bu konuda çok iyi bir öğrenciyim. Bütün öğretmenlerimin büyük saygısını kazanmasını bilen bir kişiyim. Onlar benim iyi bir öğrenci olduğumu çok iyi bilirler. Ben bununla size sadece okul öğrenciliğimi hatırlatmıyorum. Politik mücadele konusunda da çok iyi, hem de olağanüstü bir öğrenciyim. Bu dünyada bana saygı gösterilmesi, benim iyi bir öğrenci olmamla da bağlantılıdır. Onları etkilememin nedeni, ne dediklerini anlamamdan dolayıdır. Fakat aynı zamanda öğretirim de. Nitekim dünyaya nasıl öğrettiğimiz görülmektedir.

Bunları öğrenmek önemlidir, insan ancak bunlarla kazanabilir. Ben öğrenmek ve öğretmekten bıkmam. Öğrenirim, öğretirim. Sizin de öğrenecek, öğretecek çok şeyiniz var. Neden bundan kaçınacaksınız? Komutan değil misiniz? Öyle çok menfaatçi de değilsiniz, aslında düşkünlüğünüz de fazla yoktur. Ama özellikle bazı hassas yönetim ve kurallar konusunda kendinizi doğru değerlendiremiyor, fazla işletemiyor, savaştıramıyorsunuz. Bu konularda kendinizi muazzam bir bilinçsizliğe terk etmişsiniz ve bazı geri alışkanlıklarınız var. Sırf ahbap çavuşlarınızla bozuşmamak için birçok temel ilkeyi gözden çıkarıyorsunuz. Birileri ile samimiyetinizin bozulmaması için neredeyse partiyi elden kaçırıyorsunuz. Bunlar eski toplumsal geriliklerdir ve bizi de hiçbir yere götürmez. Oysa çatır çatır ilke savaşımını, kural savaşımını vermeliyiz. Ben tüm gücümü örgüt içinde de savaşma cesaretini göstermekten alıyorum. Eğer bu işi ihmal etseydim, PKK çoktan diğer örgütler gibi olur veya onlardan daha kötü bir duruma düşerdi. Örgüt savaşımını yaman yürütmem şu anda güçlü olmamın en temel nedenidir. Siz biraz yardımcı olsaydınız, örgüt içi savaşımı, ilkeler savaşımını, kurallar savaşımını biraz verseydiniz, zafere ulaşmış olurduk.

Tüzük esasları var, tüzüklerde en çok dört beş tane temel kural var. Aslında sorun tüzük esaslarını bilmek değildir, sorun onları işletmektir. Tüzük esaslarının yarısını bile işletseydiniz, şu anda işler çok farklı olurdu. Parti programı var; mücadelenin program temelinde yürütülmesine biraz dikkat etseydiniz, programı dayatsaydınız, işler farklı olurdu. Çünkü programı dahi alt üst eden yaklaşımlarınız var. Yine partinin siyaseti var, partinin temel taktikleri var; bu konularda hassas olsaydınız, durumlar çok farklı olurdu. Bütün bunlar ideolojik-politik yetkinleşmeye, Önderlik gücünü doğru temsil etmeye girer; bu da devrimci yaşamın özlü bir ifadesidir, devrimci yaşamın, dolayısıyla savaşımın başarı yoludur.

Sağlam bir merkezileşme konusunda tüm parti militanlarının görevlere nasıl yaklaşması gerektiğini vurgularken, her düzeyde doğru bir parti yönetimi haline gelmek, özellikle orduda ve yaşamın diğer alanlarında -cephede, kültürde, ekonomide sağlam yönetim öğeleri haline gelmek için yaklaşımları doğru geliştirmek gerekir. İşler çoktur, ancak partililere baktığımda, sanki fazla işleri yokmuş gibi kendi kendilerini daralttıklarını, iddiasız ve kendiliğinden bir savaşçılıkla sonuç alabileceklermiş gibi bir havada seyrettiklerini görüyorum. Bu tutumu bırakacaksınız. Merkezileşme görevlerine gereken ağırlığı vermeden PKKlileşemeyiz. Alttan zorlayarak -üstten ben de zorluyorum- merkez, merkez olmasını bilecektir. Yıllarca da sürse, bu gerçekleşmeden hiç kimse sağlam bir PKK başarısını beklemesin. Yine PKK kadrosu, yönetim gücü olmasını bilecektir. Her PKK kadrosu, hatta üyesi kendine göre bir görev içinde yönetim gücü olmayı bilmedi mi, bunun sağlam bir PKKlilik olmadığını bilecektir. Kabul edilebilir sağlam bir PKKlilik, her düzeyde verilen görev neyse, o konuda gerekeni hakkıyla yerine getirecek bir temsili, bir yönetim gücü olmayı sonuna kadar sağlayabilmektir. PKKlileşmeyi bir bütün olarak böyle anlamalıyız. PKK’yi bazı yönleriyle değil, bütün yönleriyle; bazı görevlere yaklaşımıyla değil, bütün görevlere cevap veren bir merkez yaklaşımıyla ele almalıyız.

PKK merkezi, savaş sorunlarından ekonomik sorunlara, diplomatik sorunlardan kültür ve barış sorunlarına kadar her soruna anlam veren, bir değerlendirme gücü olan, karar gücü olan, denetim gücü olan bir kurumdur. Yine hayatın çok karmaşık olan sorunlarının -ki, bir ulusu yeniden yaratıyoruz, bir toplumu tepeden tırnağa yeniden kuruyoruz- önümüze serdiği bütün görevlere cevap verecek kadar güçlü bir PKK kadrosu, ideolojik, siyasal ve örgütsel gücünü geliştirmiş ve yoğunlaşmış bir militan düzey gereklidir. Bu düzeyi yakalamadan, hiç kimse PKK içinde sağlam bir militanlıktan bahsetmemelidir.
Önderlik de tamamen bu konumdadır. Hemen şunu da ekleyeyim ki, yerine getirilemeyen merkez ve kadro yönetim görevleri benim önderlik olayına olağanüstü yüklenmemi de beraberinde getiriyor. Yani şu anda ben hem PKK’nin fiili resmi önderliğini, hem de merkezin görevini yürütüyorum. Yine binlerce kadronun görevini bizzat yerine getiriyorum. Bunu anlayacaksınız. Yani sizinki sıradan bir köylü kurnazlığıdır. Kendinizi ezip büzerek görevi Önderliğe yıkıyorsunuz. Merkezimiz her türlü tarihsel işlere omuz silkerek kendi işini benim üzerime atıyor. Bunlar yoldaşlıkla bağdaşan tutumlar olamaz. Kaldı ki, benim kendime verdiğim söz var. Elbette bu halka karşı tarihin bu döneminde tüm merkezin de, hatta tüm PKK’nin de görevini üstlenebilirim. Nitekim baştan beri de yürütüyorum. Ama insan sizin de bir rolünüz olsun istiyor. Tarihe böyle hakkıyla damgasını vuran bir kişiliğiniz olsun. “Ben de bir katkı sahibiyim, ben de hayırlı işleri yüksek bir sorumlulukla yapabilirim” diyebilmelisiniz. Bundan niye kaçınıyorsunuz?

Güzel işe güzel diyelim, sağlam işe sağlam diyelim. Böyle işlerin sizden istenmesi neden zorunuza gitsin, bana neden darılasınız? Siz görev adamısınız, zaten hayatınızı ortaya koymuşsunuz. Neden bunun en sağlam yolunu denemiyorsunuz? Neden bu konuda her türlü saptırmaya geçit veriyorsunuz? Bunlar size şeref kazandırıyor mu? Hatta size saygıdeğer bir yaşam imkânı veriyor mu? Hayır, sizi mahkûm ediyor, sizi zora sokuyor. Dolayısıyla bu anlamsızlığı, size yakışmayan bu durumu terk etmelisiniz. Hem de bahane göstermeksizin, şu veya bu özelliğim, şu veya bu alışkanlığım demeksizin bunu terk edin. Size yakışmayan, bu durumdur. Çünkü az çok bir dayanma gücünüz var; üstün bir fedakârlık ve cesaret gücünüz var. Buna saygılı olun. Bunun gereklerini doğru bir parti içi savaşım ve onun yönetim gücüyle yerine getirin. En anlamlısı da, onu hızla ordu saflarında -çok göreviniz var, bunların hepsine talip olarak- kanıtlamaya çalışın. Bunda siz büyüklük kazanırsınız. Gerçek kişiliğinizi bu temelde bulursunuz. Büyük bir susamışlıkla buna hücum edin. Çünkü birikiminiz buna el verebilir. Yeter ki, şimdiye kadar kendi kendinize takındığınız örgüt içi sorumsuzluğu, temel kurallar ve taktik hususlardaki yetmezlikleri, -buna yetmezlik de demeyelim- anlamsızlıkları ve çarpıklıkları yaşatmayın. Bunu yaparsanız, bu çabalarınızla daha güçlü bir biçimde verimli bir duruma gelebilirsiniz.
Enerjinizi doğru kullanmayı bilmiyorsunuz. Bunun düzeltilmesi gerekir. Belirttiklerim, size daha fazla yük vurdurtmak için değildir, tam tersine sizin yükünüzü hafifletmek içindir. Yaşamı daha da çekici kılmaya, harcadığınız çabanın ürünlerini daha fazla almayı imkân dahiline sokmaya çalışıyorum. Bu kadar büyük direnmenizin sonucu olarak üstün başarılarınızın gelişmesi için, kendinize bu kadar kötülük yapmaya, kendinizi bu kadar boşa çıkarmaya hakkınız olmadığı için bunları büyük özenle vurguluyorum. İnsan kendi kendine bu kadar zarar vermemeli, kendini bu kadar anlamsız kılmamalıdır. Çünkü yaşadığınız yaşam ve yürüttüğünüz savaş önemlidir. Onu böyle amaçsız ve verimsiz kılmanız, kendinize en büyük kötülüğü yapmanız demektir.

Bu belirttiklerimi mutlaka anlamalısınız. Sadece anlama değil, ne pahasına olursa olsun, engeller –ben de dahil-nereden gelirse gelsin, gereklerini ¬yerine getirmelisiniz. Bu engellere karşı bu esas doğrultusunda belirginleşmiş ve başarısı da kanıtlamış doğrulara sarılmalısınız. Bu savaşı bu temelde geliştirebilir ve bu anlamsızlıklardan kurtarabiliriz. Kurtardıkça da daha fazla başarılı oluruz. Başarı yoluna giren bir parti militanlığı zaferi kazanır.
 

23 Ocak 1996

 

Başarı Yoluna Giren Parti Militanlığı Kesin Zaferi Kazanır -I-

 

 

 

 

   
 

» ANA SAYFA

» HPG ANAKARARGAH

» HPG HAKKINDA

» HPG BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» GERİLADAN

» ŞEHİTLERİMİZ

» DOSYALAR

» YJA STAR SAYFASI

» DİZİ ARAŞTIRMA

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» KLİPLER

» VİDEOLAR

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

 

 

 
 
HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003 - 2007 Tüm hakları saklıdır.