|
Parti Önderliği

Bizde insana güvenmek esastır. Ben, insana güvendim ve hata etmedim.
En büyük değer insandır diyerek, doğru bir ölçüyle bu işe başladım.
Hatta herkes “silah olmazsa, dostlar olmazsa bu işi yürütmek mümkün
mü? Sınıf temeli de, halk temeli de yok” diyordu. Peki, bütün
bunlara karşı benim silahım neydi? İnsanda ısrar, en başta da
kendimde ısrar. Sonuçta insanda ısrar ederek bu işlerin yürüyeceği
açığa çıkmış oluyor. Bizim teorimize göre, Leninist teori de artık
kaba sosyalizm oluyor. Çünkü Leninist devrim teorisine göre sınıfın
objektif ve sübjektif durumu olgunlaşıp bir araya gelsin ki, devrim
olsun. Tabii bizim teorimize göre ne sınıfın böyle objektivitesi
gerekli, ne de bilinç düzeyi. Hatta bizim teorimiz, tek bir kişi
olsa bile buna dayanarak büyük bir devrim yapılabilir teorisidir.
Yani tek bir kişi bile olsa insanda ısrar teorisidir ve bu teori
bende doğrulandı. Leninizm’in doğduğu ülkede yıkılış oldu ama bende
en önemli başarı gerçekleşti. Ben derken, yalnız kendimi
kastetmiyorum. Bu, bende sizi de çalıştırdı. Yani insanda ısrarı,
insanı çalıştırmayı ve insanı esas almayı geliştirdik. En büyük
teknik insandır diyerek, hep insan üzerinde eğitimi derinleştirdik,
insanı çözmeye, insanı yeniden örgütlemeye ve bir anlamda yeniden
yaratmaya çalıştık ve bir baktık ki, bu işler oluyor. Demek ki, bu
tarz veya sınıf demekten de öteye; işin özüne insanı koymak, hatta
bir tane insan bile olsa onun üzerinde çok çalışmak, onu çok derin
çözmek ve onu her gün yeniden örgütlemek en büyük devrime yol
açabilir. Bunun ispatı, bizde gerçekleşenlerdir. Şimdi bu hiç mi
objektif koşullarla bağlantılı değil? Bağlantıları vardır. Bana göre
Ortaçağda da olsa, böyle bir kişilikte ısrar orada da devrim
yapardı. Belirleyici olan objektif şartlar değil, bilinçteki,
dolayısıyla iradedeki gelişmedir. Bundan yola çıkarak, her biriniz
bir zafer kişiliği olabilirsiniz. Hatta her biriniz bir devrim bile
yapabilir. Bizim teoriye göre, her kişinin bir devrim yapma hakkı,
görevi ve gücü vardır. Nasıl? Kendisini işleyecektir. Bizim toplum
gerçekliğimizde bu çok daha önemlidir. Çünkü bu toplumun
objektivitesine göre fazla dostları, fazla sosyal zemini yok. Nesi
var? Sizin gibi insanları var. Sizin gibi insanların ele alınıp
çözümlenerek ve yeniden yaratılarak bir devrim yapması gereği var.
İşte tarih bunu doğruladı. Tarihte bunun örnekleri çok ama günümüzün
sığ, kaba materyalist teorisini daha da ilerleterek bir kez daha
tarih boyunca yapılanı kanıtladık. Yani iradenin zaferini
kesinleştirdik. Siz bundan kaçamazsınız. Çünkü ispatlanmış bir olay
ve bir de bizim için tek yaşam yolu budur. Bizim ortamımızda irade
keskinliği ile birlikte yenme kişiliğini öğreneceksiniz. Böylece
partimizin sağlam bir militanı haline gelmiş olacaksınız.
İlişkilerde zorlayıcı olmayacaksınız, günlük ilişkilerde kimse
kendini dayatmayacak. Özellikle olumsuz, zedeleyici olabilecek ne
varsa onu içinizde tutacaksınız. Hayırlı, anlamlı, güzel olan bazı
davranışlarınız, duygularınız, düşünceleriniz varsa onu
paylaşacaksınız. Ham, yetersiz ve fazla işe yaramayan
özelliklerinizi gün yüzüne çıkarmayacaksınız; yansıtacağınız her
duygu, düşünce ve davranış mutlaka yanınızdakine bir şeyler verecek
özde ve içerikte olacak. Diken gibi birbirinize battığınız ve
birçoğunuzun yerinde olmayan bazı kelimelerle gündemi saptırdığı bir
gerçek. Özellikle yönetim inisiyatifini kullanmak durumunda
olanların bir güne kötü başlangıcı, yüzlerce kişinin emeğini boşa
çıkarır. Bizim emeğimizi boşa çıkarır. Her kelimesi, her adım atışı
genel yapıya hizmet etme sınırında olmak zorundadır.
Gelişmeleri takip ederek ne gerekiyorsa buna en üst düzeyde cevap
vermeyi bilmek, yönetimin özüdür. Yönetici, herkese ilerleme
temelinde, herkese gerekli olan temelinde bir şeylere köprüyse, bir
şeylere vasıtaysa, o iyi bir hizmetkârdır, yöneticidir. Gerisi
yanlıştır ve kabul görmez.
Bizim ortamımızda bir köylünün veya bir işçinin patronu karşısındaki
durumu söz konusu değil. Yine lider bir şey söyler, partililer de
onu aval aval dinler biçiminde bir durum yok. En önemli komuta
kişiliği olarak en faal, en derin düşünceli, keskin kararlı ve
çabalı kişi durumundayım. Militan savaşçılar ise bunu en çarpıcı, en
ayakta ve en savaşçı bir biçimde paylaşan kişiler durumundadır.
Yapı-yönetim tarzını kendinize uyarlayacaksınız. Ne her şeyi öndere
yükleyip köylüler gibi işin altından sıyrılacaksınız, ne de inkâr
edeceksiniz. Önderlik genel beyindir, genel bakandır, genel iradedir
ve bu çok hassastır. Önderlik, herkese irade, herkese düşüncedir ama
bu demek değildir ki, diğerlerinin düşüncesi ve iradesi
olmayacaktır. Tam tersine Önderlik, herkesin eksik olan iradesini ve
beynini bütünleştirendir. Sizler de düşünce ve iradede eksik
yanlarınızı Önderlikle paylaşmak ve bütünleştirmek için bir büyük
eğitim seferberliği içerisindesiniz.
Bizim ortamımızda her şey iradeli ve bilinçli gerçekleştirilir.
Kimseye hiçbir konuda dayatma olmaz; paylaşım ve katılım olur ama bu
da üstün bir disiplinle yürütülür. Burada en etkili birey, herkese
bir şeyler veren bireydir. En etkili söz, herkesin sözü olandır.
Bunun doruk ifadesi, herkesin “tam yüreğimdekini, beynimdekini ifade
ediyor” dediği noktadır. Böyle bir özelliği olmayan bir kişinin -ben
bile olsam- susması, iyi olanın öne çıkması gerekir. Komutanlık
yürüyüşü, kesinlikle bu çerçevededir. Yönetimin özü de, herkesin
sesi olma ve herkesin beklentilerine cevap olmadır. Kurtuluş
aşamasındayız, ancak sizler büyük oranda amatörlük temelinde
yaklaşıyorsunuz. Fakat bu durumun hızla aşılmaya çalışıldığı da bir
gerçek. Akıllı olanlar bunu daha da rayına oturtur ve bir katkıda
bulunur.
Sizler de, baharın özgürleştirici, diriltici ve canlandırıcı
gerçekliği gibi, ne kadar candan düşmüş, buz bağlamış yanlarınız
varsa canlandırabilir ve aydınlatabilirsiniz. Gerçek bir
baharlaşmayı kendinizde gerçekleştirebilirsiniz. Biz, baştan beri
hep bu temelde başardık ve buraya geldik. Büyük yoldaşlıkları ve
belki de hiçbir hareketin tarihinde görülmemiş bütün kahramanlıkları
bu anlayışla gerçekleştirdik. Ve halihazırda da bu büyük gerçekle
yaşama gücünü gösteriyoruz. Tarih kanıtlamıştır ki, en yenilmez
olan, başarıya en yakın olan ve en güzel olan da bu yürüyüştür.
18 Nisan 1998 |