|
Parti Önderliği
Hayat
gerçekten büyük bir okuldur. Hayat aynı zamanda bir felsefe
okuludur.
Açık örnekleri söyleyeyim: Doğduğum koşulları, pek bilinçli olmasam
da, kitaplara dayanmasam da beğenmiyordum. Bana göre bu böyle
olmamalı, çareler geliştirmeyelim diyordum. Bu sadece bir istem, ama
önemli bir istemdi. Ailenin sunduklarıyla, köy toplumunun ve düzenin
sunduklarıyla yetinmedim. Felsefe yaklaşımıdır, yetinmiyorum,
istemiyorum, yeterli bulmuyorum. Gücüm artıkça, bilgim arttıkça daha
fazlasını isteme yaşanıyor. Tabii daha fazla isteme nedir? Ben bir
ülke istiyorum, bir halk istiyorum, bir yeni yaşam istiyorum. Bunlar
geliştikçe, peki, neyle yapacaksın sorusu kendini dayattı. Neyle
yapacaksın sorusu akla şunu getirir: Güçle yapacağım. Nasıl bir
güçle, güç nasıl oluşacak? İşte bu örgütle, partiyle, ilişkilerle
olacak. Bunların hepsi çok çarpıcıdır, birbiriyle bağlantılıdır.
"Arzuluyorum, en iyisini, en güzelini istiyorum, ama yapma gücüm
yok." Bunu söyleyen çelişkilidir, tutarsızdır. Büyük istemek, aynı
zamanda büyük yapmayı da emreder. Bu açıktır. Aksi halde işte bizim
toplumumuza egemen olan istem ve arzuları ile gerçekleştirmeleri
arasındaki yalancılık ve seviyesizlik yaşanır. Ondan sonra da
dilenme ve yalvarma tarzı peşi sıra gelir. Yine temel bir felsefe
eğitiminiz olmadığından mıdır, siz bu çelişkiyi yaşıyorsunuz.
Büyük istemek büyük uğraş ister.
Örneğin ordu gerekiyor ki, bu bizde ekmek ve su kadar gereklidir.
Bütün yaşam özlemelerimizi, hatta yaşam varlığımızı, kimliğimizi yok
eden büyük bir tehlike var. Şuan bütün felsefi arayışlarımızın
önünde duran engeller var. Varlık nedenimizi tehdit ediyor. Eğer
bunu kavradıysak, temelde bunu bütün yönleriyle hissettir. O zaman
ne gündeme gelir? "Ben bu büyük tehlikeyi nasıl aşmalıyım? Büyük
tehlikeyi aşmadıkça hiçbir emelimi gerçekleştiremem" diyeceksin.
"Hiçbir arzum gerçekleşmez, hiçbir sevgim olmaz, hatta sağlıklı bir
ekmek bile yiyemem, bulamam. Tehdit altında çünkü" diyeceksin bu ve
doğrudur da. Eğer bütün bunları doğru kavradıysanız, o zaman büyük
bir tehlikeye göre büyük çaba gerekir diyeceksiniz.
Büyük tehlike nedir? Esasta Türk sömürgeci devleti veya daha somut
gücü olarak ordusu, faşist özel savaş ordusu diyoruz. Her şeyi
elimizden almanın gücü var. İşte eskiden canavarlar diyorlardı,
yılanlar, bilmem işgal orduları diyorlardı, şimdiki onlardan daha
tehlikelidir. Eski canavarlar eskiden belki zayıf olanı yutarlardı.
Ama bir başka yerde güçlüsü çıkıp o topraklarda, o halk için bir
gelişmeyi sağlayabilirdi. Şimdiki topyekûn halkı bitirme ve bir
ülkeyi harap etmedir; insanı da iliklerine kadar bütün düzeylerde
düşürmedir. Mevcut teknik ve sömürgecilik tarzı bunu sağlıyor. Demek
ki, tehlike çok daha büyüktür.
O zaman buradan ne sonucu çıkarırsın? "Müthiş kendimi anlamalıyım,
tanımalıyım, kendimi örgütlemeliyim" sonucunu çıkarman gerekir.
Düşmanın büyüklüğüne göre bunu yaparsan, "Düşmanım büyük, benim de
bunu aşmam için gereken büyüklüğü kendimde yakalamam şarttır"
sonucuna varırsın. Bu çok açıktır. O zaman uğraşını çok büyük kılman
gerekiyor. Düşmanı yenecek kadar uğraş, hatta yerine de emellerimizi
gerçekleştirecek kadar yenilikler yarat! Bunların çaresini kendinde
bulacaksın, inanacaksın, bileceksin, yapacaksın, tutarlıysan mevcut
düzene karşı ve de özgürlük anlayışı için bunları sağlayacaksın.
Demek ki felsefe soruna böyle yaklaşmayı emrediyor. Daha doğrusu
özgürlük felsefesi böyle emrediyor. Bunun için insan kendine
güvenebilir. İnsan en büyük tekniktir, istese atom bombasından daha
etkilidir. En büyük teknik derken, atom bombası kadar etkili derken,
"Peki, nasıl olur?" diyeceksiniz. Bu, kişinin kendini örgütlemesiyle
olur. Size hâkim olan düşman felsefesinden ötürü, bencillik
dediğiniz aslında örgütselliği inkârdır. Düşüncede, duyguda ve
bizzat pratikte kendisiyle sınırlı kalma söz konusudur. Sonuç, çok
zavallı birisi olmadır. Birkaç ahbap çavuşu varsa, bir aile efradı
varsa, demek ki başından itibaren güçsüzlüğe mahkûm oldu. Bu
bireycilik felsefesi nedeniyledir ki, düşman bunu günlük olarak
besliyor. "Senin ailen her şeydir, küçük bir memuriyet senin her
şeyindir" diyor. Bu felsefe bize kaybettirir. Amacı küçük, örgütü
küçük, eylemi küçük; kendisini ya kurtarır ya kurtarmaz. Özgürlük
felsefesi peşinen bu bencillikle, bu bireycilikle hiçbir şey
başarmayacağını bilir. "Büyük savaşmak gerekir" diyeceksin. Büyük
uğraşı gerekir, büyük gücü gerekir, büyük ordusu gerekir.
|