Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca

 
   

 

 

 

PKK’NİN DİYALEKTİĞİ SÜREKLİ VE BAŞARTAN MÜCADELEDİR-II-

 

Parti Önderliği

 

Sizin yaşamınız, aslında devrimi genel anlamıyla da kavrayamamış. Hele pratik yaklaşımları da çok tehlikeli. Ama yine de içine girmişsiniz, hem de ölümüne. Biz bunu düzeltmek istiyoruz. Hevesleriniz iyi, göze aldığınız fedakarlıklar, cesaretler iyidir. Bayağı da sevinçli ve coşkulusunuz. Ama her zaman söylediğim gibi, onun tarzı, temposu, onun nasılı, onun ifadesi, onun bütünüyle başarıya götürebilecek olan biçimi konusunda deli gibisiniz, hatta yoksunuz. Bu kargaşanın böyle gelişmesine, gücümüzün doğru kullanılmamasına ben mi yol açıyorum? Hayır, benim her şeyim ortadadır. Bunu bozan kimdir? Ben her zaman şunu arzuladım: Biraz seviye kazanmış, ciddi askeri, siyasi sorunları tartışmaya götürüp sonuç çıkabilecek bir topluluk yaratma. İşte ilk çocuk topluluklarını oluştururken de aslında çabam oydu. Çocuklarla hareket düzenlemek, hücum düzenlemek, avcılık yapmak, bitki toplayıcılığı yapmak... Benim için onlar da savaştı. Yılan avlamak, kartal avlamak... o zamanki savaşımım oydu. Ve bayağı da örgütlüydüm. Sizinkilerle karşılaştırdığımda, çok arzulu ve tüm pratik hünerini göstererek bu toplulukları idare etmeye çalışıyordum. Geliştire geliştire buraya geldik. Ama bana yine de o çocukluk dönemini hatırlatıyorsunuz. Benim düzenlemek istediğim savaşa sizin katılımınız biraz çocuklara benziyor. Herhalde bende kusur bulamazsınız, “bizi neden kattı” diyemezsiniz. Katmak, benim görevimdir. Ben buyum, insanları bir yerlere çağırıyorum. Adına devrim, özgürlük deyin, adına ne derseniz deyin. Kandırılarak gelmediniz. Öyle küçük teşvikler, küçük çıkarlar sunularak da gelmediniz. Belki bugün bile izah etmekte zorlandığınız, adını hep onur, şeref, yücelik, özgürlük, kurtuluş, vatanseverlik, tümüyle devrim diye tabir ettiğim bir kavram altında geldik. Çokları da gelmiştir. Dediğim gibi hiç birisi bizim gibi bu kavramların peşine düşmedi, gereklerini yerine getirmek için kendini patlatmadı. Bunlar önemlidir ve biraz saygılı olmanız gerekiyor.
Düşünün, hiç kabul edilmeyecek bir yönetim, hiç kabul edilmeyecek bir yaşamdır. Üzerimizde tehditler var. Alçaklar, şerefsizler, düşkünler, soytarılar, lanetliler bizim yaşamamız gereken yerlerde ve hepsi de gözlerimizin önünde cirit atıyorlar. Hiçbir şey yapamıyorsunuz. Bir programda bir TRT ekibi bayram dolayısıyla Urfa’ya gelmiş ”biz sonuna kadar Türk olarak şöyle şeyiz, insancılız, bilmem şefkatliyiz, ama” diyor, “bize karşı direneni de böyle yerle bir ederiz.” Tabii ki bizi kast ediyor. Bu bir anlayış, bir yayılma ideolojisi, şoven, faşist ideolojidir. Bizim insanımıza bakıyorsun, hepsi aval aval dinliyor, hatta alkışlıyor. Bu insan namussuzun en büyüğüdür, bu insana ne yapacaksın. Ben her zaman bunlara şunu diyorum: Sokakta rastlasam -eski zamanda kılıçlarla olurdu- hepsini tarardım. Tararım derken, kaba anlamda biçerim demiyorum, ama iki sözle hizaya getiririm. Getirmezsem zaten yaşatmam. Önderlik tarzım budur. Bu insanların ortasındasınız, rahatlıkla onlarla uzlaşıp gidiyorsunuz. Benim için bu imkansızdır. Ne anlayışta, ne pratikte kolay kolay uzlaşmam. Zaten ben kendimi şimdi öyle örgütlemişim ki, nereye gitsem safları ikiye yararım; bir kısmı ölümüne bağlanır, bir kısmı hedeftir. Yani nereye gitsem savaş vardır. Kişiliğim budur. Dikkat edin, komutanın kişiliği de ayrıdır, böyle olmak zorunda. Gerçek bir komutan gittiği her yerde safları ikiye böler; bir bu tarafa, bir o tarafa. Cepheleri ikiye böler; bir şu cephe, bir bu cephe. Yaşamı ikiye böler; bir şöyle yaşam, bir böyle yaşam. Her şeyi ikiye böler. Bir savaşa göre; özel savaşa göre, bir de devrimci savaşa göre. Ben kendim öyleyim. Dikkat edin, beni görüp de hemen saflara dökülmeyenin kalmayacağı gibi, tepkisi olan da düşmanlık edemezlik yapamaz. Neden böyleyim? Örgütleyiş, politik gücüm bunu sağlamıştır. Siz saflarımız içinde bile hangi cephede olduğunuzu kestiremiyorsunuz. İrade felç olmuş, bakış çok muğlak. Ondan sonra da “biz savaşçıyız, komutanız” diyorsunuz. Bu kavramlar biraz doğru anlaşılmalı. Her şeyden önce kendinizle bu temelde uğraşmayı, kendinizi belli bir aşamaya getirmeyi bilmelisiniz.

Şunu demeye getiriyoruz: Bu savaşı hem yürüteceğiz, hem de geliştireceğiz, ama bunu kişiler geliştirir. Sizler biraz geliştireceksiniz. Şimdi ben, sizi yine idare edeyim, savaşımınızı da geliştireyim, ama her şeyin benimle olmayacağını da iyi anlamalısınız. Bunu da söylesem, siz “ne kadar da anlıyoruz” diyeceksiniz. Ama ben de diyorum ki, kimse bizi pek anlamamıştır. Beni anlayan dört adamım olsaydı, her şey değişik yürürdü. Örneğin, V. Kongremizde Başkanlık Kurumu ve altı tane de yardımcı oluşturuldu. Bizim yardımcı arkadaşlara saygı duyuyorum. Ama onlara ben yardımcı oluyorum, onların bana fazla yardımcı olacak güçleri yok, yardımcı olabilmek kolay bir sorun değildir. Şimdiye kadar sürüklediğim gibi, bundan sonra da sürükleyeceğim. Yardımcı olabilmek bile büyük yetenek ister. On defa tekrarlıyorum, yardımcım halen anlayamıyor. Yani onları da yürütemiyorsa bu bir zavallıdır. Neden öyledir? Bunu kendine sormalıdır. Benimle yürümeye, yaşamaya alışmış. Aile yaşamı gibi, ahbap çavuş yaşamı gibi, namus meselesi gibi, “söyle ağam, öl de öleyim”, öyle bir tarz. Ama bizim tarzımız açıktır. Arkadaşları küçümsemiyorum, bayağı güçlü yönleri de var. Benden bile güçlü yönleri var, ama bütün bunlar önderlik tarzını yürütmeye yetmiyor. Yetmesi için dövüneceksiniz, çatlayacaksınız, kendinizi mutlaka yeterli kılacaksınız.

Bu militanlık için de geçerlidir. Sözüm ona komutanlık taslayanlar, ben bu kadar eleştireceğim, bu kadar yetersizliğin üzerinde duracağım ve halen kendilerine “komutanım” diyecekler. Yine de öyle komutan olsunlar; kendilerini böyle kabul etsinler. Dövecek, öldürecek değilim, ama ciddiye alacağım bir komutan da böyle olamaz. Benim ölçülerim vardır. Bunlar yabana atılacak ölçüler de değildir, hem tarihten hem güncel gerçeklikten süzülmüş özelliklerdir. Başarısı kanıtlanmış tarzdır. Buna ulaşamayacak, ama “ben komutanım, ben örgüt temsilcisiyim” diyecek, bu yanılgıdır.

 

*PKK’NİN DİYALEKTİĞİ SÜREKLİ VE BAŞARTAN MÜCADELEDİR-I-
 

9 Mart 1995
 

 

 

 

 

RÊBER APO

 

» ANA SAYFA

» HPG ANAKARARGAH

» HPG HAKKINDA

» HPG BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» GERİLLADAN

» ŞEHİTLERİMİZ

» ÖNDERLİK

» YJA STAR SAYFASI

» DİZİ ARAŞTIRMA

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» VİDEOLAR

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

 

 

 
 

HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.

HPG Online © 2003 - 2008 Tüm hakları saklıdır.