Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca

 
   

HPG RÊBER APO'NUN FEDAYÎ ORDUSUDUR!

 

 

ORDULAŞMAK ULUSLAŞMA SOSYALLEŞME VE SİYASALLAŞMADA DEV BİR ADIM ATMAK DEMEKTİR!-II-

 

Parti Önderliği

 

Yaptığınız, ciddi olarak sorunlara hiç ortak olmama; yapılamıyorsa neden yapılamadığını, yapılması gerekiyorsa nasıl yapılması gerektiğini hiç sorgulamamadır. Bu, en oportünist bir tavırdır. Aslında kendinize de bu anlamda kötülük ediyorsunuz. İçinizde hanginiz istese bir sağlam takım kuramaz, yönetemez? Hatta daha da kafasını verse, ciddi bir ordu kuruluşuna hanginiz gidemez? Bir dağı savaşa kim hazırlayamaz? Hepsini yapabilirsiniz. Ama öyle bir yakıştırmışsınız ki, “ne de olsa parti yapar, ben kendimi en dar ve en az yoran bir çizgide tutarım, sıradan bir görevle yetinirim, bu da benim için uygundur, zaten fazla rahatımı bozmaya ne gerek var, her şeyi ben mi kurtaracağım” diyorsunuz. Bu, en tehlikeli oportünist tarzdır ve neredeyse herkes böyle yapıyor.

Bununla ne kadar kötülük yaptığınızı biliyor musunuz? Görevlerin üzerine yürümemek, hep bir yerden, hep bizden beklemek en tehlikeli oportünist tarzdır diyorum. Bu, davranışlarınızda, yaklaşımlarınızda kendini ele veren bir tarzdır. Artık neyin oportünizmi, neyin gafleti, neyin ciddi yetersizliğidir bilemem. Belki birileri buna yol açtı, ama siz de alet olup gittiniz. Bunun böyle olmaması gerekir, doğrusu budur, ama siz bu savaşı veremediniz. Ben tüm gelişmeleri nasıl idare ediyorum? Görüyorsunuz ki, her gün adeta kendimi iğneyle kazarcasına üretime çekmek istiyorum, daha ne üretebilirim diye yüklendikçe yükleniyorum. Siz hazır hazine üzerindesiniz, elinizi uzatsanız altın tutarsınız. Bir devrimci pratik çalışmada onu da yapmıyorsunuz. Bırakalım iğneyle kendinizi kazmanızı, hafif bir el dokunuşuyla yapabileceğiniz işler var, bu gücü bile göstermiyorsunuz veya yanlış çalıştırılıyorsunuz. İşte bu, hamalın çalışmasıdır! İstediğin kadar yükün altına gir, taşıdığın bir çuval arpadır, ne değeri var? Kaldı ki devrimci çalışma altın çalışmasıdır, onu yapacaksınız.

İşin en tuhaf tarafı, gözle görülür engelleyici de yok. Hepsi iyi niyetli, hepsi “varım” diyor. Örneğin bu grubumuz bile “mükemmel varım” diyor. Ama gidince elleriniz birbirinize dolaşacak, etkisizleşeceksiniz veya etkisizleştirileceksiniz. Bunu nedeninin de ne olduğunu fazla düşünmeyeceksiniz. Bir bakarsınız ki, umulanla, düşünülenle gerçekleşen arasında dağlar kadar fark oluşmuş ve asıl sorumlu yine sizsiniz. Bu konuda suçu şurada-burada aramaya gerek yok. Anı anına tarzı dayatmamakla buna siz yol açtınız. Bilinen, fazla kurmay değeri olmayan, fazla kuruluş çabası teşkil etmeyen bir yaklaşımı esas aldınız, onunla kendinizi oyaladınız ve sonuç, umduklarınızla ters bir gelişme. Bunun nedenlerini de kendi yetersizliğinizde arayacaksınız. Artık çözüm bu anlamda kişinin kendisindedir. Engelleyiciler her zaman, her yerde var, ama birilerinin aşması gerekir. Doğruca ve yerine göre tarzı oturtarak ciddi bir kurmay, dolayısıyla ordu ve savaş gücü haline gelmemizi engelleyen başka neden göremiyorum. Sorunları yanlış ortaya koymak istemiyoruz. Birkaç kişiye takılmamak çok önemli, ama siz hep böyle takılıyorsunuz. Sıksanız suyunu çıkarabileceğiniz bir çok şeyi kurutuyorsunuz. Bunları sorun olarak ortaya koyamam. Ama siz hep böyle yapıyorsunuz. Sıradan halledilecek bir sorunu aşılamaz gibi gösteriyorsunuz. Hiç sorun olarak görülmemesi gereken bir şeyi, sorun diye belirtiyorsunuz. Böylece kendinizi sıyırıyorsunuz. Bu yanlarınız çok gelişkin.

Tüm bunlar dönemin kurmay tarzını yakalamamanıza götürüyor. Bahane çok, kişilikleriniz bahane yaratmaya, kendini aldatmaya oldukça elverişli. Tabii kurmaylık yırtıcı bir çalışmadır. İğne ucu kadar her şeyi değerlendiren, çok gerçekçi bir çalışmadır. Yine iradeye müthiş yüklenmek kadar, koşulların da objektif değerlendirmesini en gerçekçi tarzda yapan bir çalışmadır. Hemen her şeyi iyi hesaplar; moralinden tutalım fişeğine kadar, dağından tutalım lojistiğine kadar; sayısından tutalım niteliğine kadar, düşmanın kendisinden tutalım kendi her türlü cephe olanaklarımıza kadar, hepsini anı anına değerlendirerek kendi planını ortaya koyar. Neye güç getirebileceğini yeterli bir grupla kesin mümkün kılar. Planı odur, kafasında kestirir, tartışır, onu gün yüzüne çıkarır. Bu bir kurmay heyetidir, grubudur. Bazıları da sorumluluğunu üstlenir. Bu çalışmayı böyle yaşama geçirebiliriz, ama onlar derhal unuturlar.

Bunlardan büyük kaçınma var. Yani nerede oturacağını, kimle nasıl konuşacağını bile bilmiyor. Yine benim endişelerim fazla. Herhangi bir grubumuz, gidip nerede ilk değerlendirmeyi yapacak veya herkese ve her yere göre en uygun değerlendirmeyi nasıl başlatacak? Kişileri işlere nasıl ortak edecek? Derinliğine, genişliğine alt-üst çalışmalarına nasıl anlam verecek? Bu konularda endişelenip duruyoruz. Çünkü yüksek komuta yeteneğiniz yok. Çok sudan bir bahaneye bile aldanıp idare ediliyorsunuz. Hem de bu, iyi niyetle oluyor, yani burada kasıt aramıyoruz. Göremiyorsunuz, esası yakalayamıyorsunuz. Bunun için iradenizin keskinliği, onun çalışmaları çok can alıcı yerinden yakalaması yok. Bir bakıyorsunuz felç olmuş. Bunları aşmak için epeyce tartıştık. Yalnız bir devremizin şahsında değil, bütün savaş birliklerinin yönetim kişilikleriyle de tartıştık. Görünüşte anlıyorlar, fakat pratiklerine bakıyorsun, halen ciddi bir kurmay çalışması, dolayısıyla ordu ve savaşın geliştirilmesi ufukta gözükmüyor. Kendilerine bıraksak bu konuda ağır darbeler yemekten kendilerini kurtaracaklarını sanmıyoruz veya bu konuda endişeleniyoruz. Beklenmedik kayıplara uğramaları, bu kurmay kafalarının gelişmemişliğinden dolayıdır. Hakim olamıyorlar. Tabii bu çok büyük bir yetersizliktir.

Biz tarihi olarak da az direnmedik, az kan dökmedik, az acı çekmedik, ama çok kötü kaybettik. Aynı hikaye tekrar başımıza getirilmek isteniyor. Size göre, ufkunuza göre de olabilir. Ne olacak, tarihi bir zafer çok mu önemli, önemli olan direnmektir, namusuyla savaşmaktır, ama bu hiçbir şey ifade etmez. İstediğin kadar diren, namusunla savaş, tarih hep böyle geldi ve hep düşmana yaradı. Sonuç alma kişiliğiniz son derece zayıf. Hep iyi niyetlice şuraya-buraya havale ediyorsunuz. Zaferi kendi kişiliğinde düğümleyen kişiliklere ihtiyacımız var. Benim yaşamım zaferin garantisidir diyebilmeniz gerekiyor.
Kaçamak yapmaya gerek, kendini sağa-sola yatırmaya hiç gerek yok. Bu çalışmadır, bunu ya başarırız, ya başarırız. Düşman bile karşımızda hep bu sloganı kullanıyorsa, bizim için bin defa daha doğrudur. Ya başarı, ya başarı sloganı bizim sloganımızdır. Çünkü bunun dışında hiçbir yaşam seçeneğimiz yok. Yaşam umutlarınıza kesinlikle bir şans bile verilemez. Tam da bu noktada diyorum ki, insan size bakınca bunları nasıl yaşatacağız sorusunu sormadan edemiyor. Halbuki sizin için sorun bu değildir. Sorun, nasıl yaşatacağız sorusudur. Yoksa, parti bizi nasıl yaşatır diye sorun yok. Gelmişler –tabii çoğu, herkesi kastetmiyorum- “bazı yönlerimizi parti bu şerefli direnişçilikle rahatlıkla kabul eder ve biz de götürürüz” diyorlar. Bu kendini yaşatmaya çalışan kişiliktir. Yoksa bir halkı veya bir zaferi yaşatacak kişilik değildir. Bunu aşacaksınız. Bu bunalım teorilerine sığınmayın, gelişmeme bahanelerine sarılmayın. Ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersin; ya yaparsın ya da yaparsın. Ya yaşarsın ya yaşarsın. Dikkat edin, ya yaşarsın ya ölürsün demiyoruz; ya kazanırsın ya kaybedersin de değil. Bizim için tarihin bu aşaması, bir kelimeyi hep iki defa tekrar etmedir; alternatifi yoktur.

Başarı dışında, zafer dışında, kazanma dışında, geliştirme dışında seçenek yok. Ama size göre her şey mümkün. Bu olmaz diyoruz. Gerçek bir PKK öncülüğü, çabası her şey olabilir düşüncesine kapalıdır. Affetmez, en küçücük bir olumsuzluğa bile tavır koyar. Tarih böyle söylüyor, bunu kendiliğimden icat etmiyorum. Size seçeneğiniz yok diyorum. Düşmanımız başka türlü yaşamanıza iğne ucu kadar açıklık vermiyor. Hayat sizi bu noktada böyle olmaya zorluyor. Kendinizi saptıramazsınız. Savaş, yaşamın tek yolu olarak gelmiş dayanmış, onu vermeyi bileceğiz. Hem de mademki bunun dışında yol yok, mademki her şey bu temelde kazanılacak, o halde neden oldukça yüklenmiyoruz?
Büyük yüklenme, başarıyla yüklenme, az olanakla büyük gelişmeleri sağlama, planlamamızın dayanması gereken en temel anlayış budur. Hiç kimse başka bir anlayışla kendini bu yeni dönem planlamasına dahil ettirmesin. Yeni dönemin savaş ve ordu planlamasına dahil olmak isteyen her kadromuz, demek ki öncelikle anlayışını bu biçimde netleştirecek ve aynı anda bu anlayışla kendini hayata geçirecek, üstlendiği bütün görevleri bu anlayış temelinde yerine getirecektir. Biz de diyoruz ki, eğer böyle yapılırsa bu işte aşama kaydederiz.
Yeni dönem planlamamız gerçekten hiçbir dönemle kıyaslanamayacak kadar gerçekçidir ve hayata geçirilme şansı yüksektir. Neden olmasın? Olmaması her şeyi götürüyor, bütün iyi niyetinizi, çabanızı boşa çıkarıyor. Kaldı ki insan, bu planlamaya büyük bir coşkuyla katılır. Çünkü savaşta belirleyici düzeyi yakalayacaksınız. Orduda artık büyük güven duyacağınız bir kurum kazanacaksınız. Artık derin endişelerle, korkularla değil, zafer tutkularıyla yaşayacaksınız. Bunun dışında da hiçbir seçeneğiniz var mı? Böyle bir kuruluşa tüm yeteneklerini ayaklandırarak yaklaşmak gerekiyor. Başka küçük hesapların yeri olabilir mi? Hatta küçük düşünmek, küçük yapmak yakışır mı? Açık ki her sorumlu kadromuz nerede olursa olsun, kademesi de ne olursa olsun, bunu zorlayarak sonuç almayı bilmelidir.

Tekrar belirteyim ki bu, bizim döneme ilişkin yaptığımız en üst düzeyde çözümlemedir. Kimsenin engel teşkil etmemesi gerekir. Engel teşkil eden en üst ve resmi düzeyle oynuyor demektir ki, buna da gücü olmaması gerekir. Yani, “şu kişi engelledi, şu alan engelledi” deyip boyun eğmemek gerekiyor. Çünkü biz burada bunu sizlerle tartışıyor ve büyük bir kararlılıkla sonuçlandırıyoruz. Yeni dönem planlamasına böyle gidiliyor. Herkes yeni döneme bütün yaratıcılığıyla katkısını gösterecektir. Direkt savaş karargahlarında olur, hatta onun cephe gerisinde olur, emredilen neyse onu yapacaksınız. Bizim gerçek bir partiliden ve onun ordu çalışmalarından beklediğimiz budur.
 

* ORDULAŞMAK ULUSLAŞMA SOSYALLEŞME VE SİYASALLAŞMADA DEV BİR ADIM ATMAK DEMEKTİR!-I-
 

 

 

 

   
 

» ANA SAYFA

» HPG ANAKARARGAH

» HPG HAKKINDA

» HPG BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» GERİLADAN

» ŞEHİTLERİMİZ

» DOSYALAR

» YJA STAR SAYFASI

» DİZİ ARAŞTIRMA

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» KLİPLER

» VİDEOLAR

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

 

 

 
 

HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.

HPG Online © 2003 - 2007 Tüm hakları saklıdır.