|
HPG GENEL KOMUTANTANI DR. BAHOZ
ERDAL İLE RÖPORTAJ: |
HAREKETİMİZE VERİLEBİLECEK ZARARIN
DAHA FAZLASINI VERECEK GÜÇTEYİZ!
TC
Devletinin yaptığı açıklamalarda, ABD’nin PKK’ye yönelik olarak bir
takım yardımlarda bulunduğu belirtiliyordu. Ayrıca basına, kamuoyuna
yönelikte Amerika’nın “PKK’nin ortak düşman olduğu” gibi dikkat
çekici açıklamalar yapılmaktadır. Yine son süreçte medya savunma
bölgesine yönelik olarak ta “sıcak istihbarat” amaçlı keşif uçuşları
yapılmaktadır. Bu açıklama ve değerlendirmeleri nasıl ele
alıyorsunuz?
-Amerika’nın bizlere bir takım yardımlarda bulunduğu, ayrıca sıcak
istihbarat verme amaçlı olarak keşif uçakları ile medya savunma
alanlarına gelmesine ilişkin tutum ve yaklaşımına yönelik olarak
şunları belirtebiliriz. Birincisi; Daha düne kadar aylarca Türkiye
hükümeti, medya desteğini de arkasına alarak, bizlerin ABD desteği
ile ayakta kalabildiğimizi, bir takım yardımlar aldığımızı ve
özellikle kamyonlarla silah yardımı aldığımızı söylüyorlardı. Şimdi,
bu yalan ve iki yüzlülükleri net bir şekilde ortaya çıkmış
bulunuyor. Oysa Amerika’nın desteği, silah yardımı, istihbaratı ve
onayı olmadan tek bir adım atamayan TC’nin kendisidir. Bu sonuç
artık rahatlıkla görülebilir. Diğer konuda ise; Amerika’nın askeri
anlamda keşif-istihbarat vermesine yönelik, Amerika geçen savaş
sürecinde 20 yıl Türkiye’yi destekleyerek hatalı bir politika
izledi. Uyguladığı bu politikayı tekrarlamaması gerekiyor. Bu genel
anlamda, bölgedeki istikrara ve Irak’ta da kurulmak istenen
istikrara da hizmet etmeyeceği gibi zarar verir ve Kürt sorununu
içinden çıkılmaz bir hale getirir. Ve Amerika’nın medya savunma
bölgelerinde günlerdir, keşif uçuşu yapan keşif uçaklarını
çekmelerini ve Türkiye’nin Amerika’yı çatışmanın bir tarafı yapma
çabası, oyununa düşmemesi ve böylesi bir duruma girmemesi
gerektiğini söylüyoruz.
Şunun önemle bilinmesi gerekiyor. Biz hiçbir devletin ve Halkın
düşmanı değiliz. Sadece Halkımızın özgürlüğünü istiyoruz. Diğer
halklar gibi barış içinde onurlu bir yaşam istiyoruz. Ancak PKK’yi
dıştalayarak, yok sayarak, tasfiye etmeye çalışarak ve hareketimizin
varlığını hedefleyerek Ortadoğu’da hiçbir hesap tutmaz ve tutamaz.
Bu herkese zarar verir. Bize, hareketimize yönelik zarar vermek
isteyen, varlığımızı hedefleyen herkese, bizim de kendimizi ve
halkımızı savunacağımızı, onların verebilecekleri zarar kadar
bizimde zarar verebileceğimizi, işlerini zora sokabileceğimizi
hesaplarını alt-üst edebileceğimizi, bu güce ve kararlılığa sahip
olduğumuzu herkesin bilmesi gerekir.
Son günlerde Güney’li Kürt sözcüleri
PKK’ya yönelik tek taraflı ateşkes çağrısı yapmakta ve mevcut
yaşanılan çatışmaların Kürt halkına ve bölgeye zarar verdiği yönünde
açıklamalar yapılmaktadır. Bunları nasıl ele alıyorsunuz?
- Bizim hareket olarak, 2006’nın 1 Ekim’inden itibaren tek taraflı
ateşkes ilan ettiğimizi başta bölge kamuoyu olmak üzere, herkes
tarafından biliniyor. Ancak, buna karşılık Türk devleti ve Türk
ordusu hiçbir olumlu yanıt vermediği gibi, bunu fırsat bilerek imha
amaçlı operasyonlarını daha yoğun olarak geliştirmeye başladı. Buna
karşılık olarak ta, bizler hareket olarak, “Kürt sorununun
demokratik siyasal çözümünden” yana olduğumuzu her fırsatta
belirttik. Askeri olarak da meşru savunma konumunda olduğumuz halde,
Türk ordusunun yüz binlerce askeri, tankı, topu ve uçağı ile
Kürdistan’ı işgal edip, imha operasyonları geliştirirken bize
“silahı bırakma ve savaşı durdurma” çağrıları yapılmasının anlaşılır
hiçbir tarafı yoktur. Oysaki siyasal barışçıl bir çözümün yolunu
açmak adına bizim kadar fedakârlık ve çaba sahibi olan kimse
olmamıştır. Bilindiği gibi kimsede bu güne kadar yapmamıştır. Ancak
tek taraflı ateşkesin yetmediği açıktır. Türk ordusu Kürdistan’ı
işgal etmiştir ve bir saldırı durumundadır. Bu imha amaçlı
saldırılar, operasyonlar çatışmanın temel nedenidir. Son aylarda
çatışmaların yaşandığı yerler dikkat edilirse şehirler ve köylerde
değil, Cudi, Gabar, Munzur ve Oramar’lardır. Yani Kürdistan’ın en
sarp dağlık alanlarıdır. Yani gerillanın temel üstlenme alanlarıdır.
Türk ordusu binlerce askerin katıldığı operasyonları Meşru savunma
konumunda olan gerilla güçlerimize karşı yapıyor ve bu duruma karşı
kendimizi savunuyoruz. Bunun için, savaşı dayatan taraf, çatışmaları
dayatan taraf, bunda ısrar eden taraf biz değiliz ki bu çağrılar
bize yapılıyor. Bu çağrılar ulusal çıkarlara hizmet etmediği gibi,
saldırgan politikalarında ısrar eden Türkiye’yi cesaretlendirir ve
denediği baskı ve tehdit politikasının sonuç aldığının düşüncesine
kapılır.
Şu unutulmamalıdır ki, PKK’nin büyük direnişi ve mücadele gücü
olmasaydı, Türkiye’yi zayıflatan, frenleyen, daraltan, büyük
mücadelesi olmasaydı, şimdi Güney Kürdistan’da bu düzeyde kazanım ve
gelişim olabilir miydi? Türk devleti Bu kazanımlara nefes aldırır
mıydı? Yaşatır mıydı? Türk devletinin hedefininin sadece PKK değil
tüm Kürtler olduğunu ve her zamankinden daha fazla ulusal birliğe
ihtiyaç olduğu halkımızın çok iyi bilmesi gerekiyor.
Bilindiği üzere Türk medyasındaki
bazı röportajlarda geçen süreçte emekli generallerden bazıları hata
yaptıklarını ifade ederken bazıları da özellikle halklar arasında
şovenizmi ve faşizmi körüklemek için birer savaş kahramanı olarak
sunuluyor ve savaşı kışkırtan açıklamalar yaptırılıyor. Bunlar
içinde, özellikle Osman Pamukoğlu’nun savaşı kışkırtan, körükleyen
yaklaşımlarda başı çekmektedir. Bunun nasıl ele alınması gerekir,
sizce bu açıklamaların temel amacı nelerdir?
- Yıllar önce Cem Erseveri “Bu iş savaşla olmaz” dediği için
öldürdüler. Şimdi buna benzer sözleri söyleyenler, bu yirmi üç
yıllık savaşın beyin takımı, yürütücüsü ve esas sorumlularıdır bu
açıdan önemlidir. Belki sorumlulukları gereği bu açıklamaları yapma
ihtiyacı duyuyorlar. Ancak, diğer taraftan şoven-faşist yaklaşımı
körükleyen ve savaşı kışkırtan bazı emekli generaller vardır.
Örneğin: Osman Pamukoğlu gibileri “Enverci zihniyetle” orduyu ve
askerleri savaşa sürerek ısrar edenlerdendir. Eğer bunların savaşla
hareketimizi tasfiye etmek mümkün olsaydı, kendi dönemlerinde
rahatlıkla tasfiye ederlerdi. Çünkü o dönemde başta Amerika olmak
üzere, Avrupa ve bölge devletlerinin hepsi; Irak, Suriye, İran ve
Güneyli Kürtler destekliyordu. İçeride ulusal mutabakatı
sağlamışlardı. O zaman tasfiye edebilirlerdi. Halbuki bu koşulların
hiçbiri bugün yokken, nasıl savaşla ve askeri yöntemle çözecekleri
anlaşılır gibi değildir. Sadece ucuz kabadayılıkla kahramanlıkla
geçiniyorlar. Türkiye halkının şunu da bilmesi gerekiyor, her gün
televizyonlarda, basında efsane komutan diye çıkartıyorlar ve bunu
psikolojik savaşın kışkırtma aracı olarak kullanıyorlar. Geçen savaş
döneminde, Pamukoğlu'nun en başarısız komutanlardan olduğunu,
askerleri sürü gibi çatışmalara sürdüğünü, askerlerin yaşamını
düşünmeyen, onlara acımayan, en fazla savaşta kayıp veren
komutanlardan birisi olduğunun iyi bilinmesi gerekiyor. Savaşta
abartılı ve yalan rapor veren komutanlar genelde ağır kayıp veren ve
başarısız olan komutanlardır. Pamukoğlu da onlardan birisidir. Bu ve
bunun gibilerin isteği sadece bu savaşı kışkırtmak, rant elde etmek
ve kendi işledikleri suçları gizlemek içindir ki başkada bir şey
olamaz.
|