|
"AKP ve CHP’e
teşkilatları hedefimizde" |
Son
günlerde gündem de olan mevcut sınır ötesi sorununun kaynağı Güney
Kürdistan değil, Ankara’dır. AKP hükümeti Kürt halkı ve kurumlarına
saldırmaktan vazgeçmelidir. Aksi durumda Kürdistan’daki AKP, CHP
teşkilatları hedef alınacaktır.
Gabar Dağı, Kürt halkının gururu, iftiharıdır.
Gabar Dağı yiğitlerin yeridir, öyle bir dağ ki Türk ordusu on
binlerce askerini oraya yığmasına rağmen hükmedemiyor, her gün ağır
kayıplar veriyor. Gabar’da eylem yapan grubumuzu selamlıyoruz. Tüm
Kürdistan dağları, Ağrı’dan Munzur’a, Siser’e, Andok’a kadar hepsi
halkımızın umudunun yükseldiği yerlerdir. Son birkaç yıldır
gerillamızın zayıfladığı, savaş gücünü yitirdiği, bomba patlatarak
yüz yüze savaştan kaçtıkları ileri sürülüyor ve bunun propagandası
yapılıyor. Gabar’daki eylem ise gündüz yapıldı, gece de değildi.
Bahardan beri binlerce askerin bulunduğu, taburların konuşlandığı
bir yerde bu eylem oldu. Bu eylem bir kez daha gösterdi ki, Türk
devletinin yaptığı propagandanın hepsi yalan, gerilla güçleri ne
zaman, nasıl ve hangi koşullarda olursa olsun Türk ordusuna darbe
vurabilir. Bu eylem askeri anlamda bunu gösterdi. Gerillanın savaş
ve taktik hakimiyetinin kanıtıdır. Savaş alanında inisiyatif sahibi
olan gerilladır. Bu son eylem de bunu gösteriyor. Başarılı bir
eylemdi. Türk ordusu artık kayıplarını gizleyemiyor. Hepsini
söylemese de 13’ünü itiraf etti. Ama gerilla sadece bu eylemi
yapmadı. Eylül ayında verdiğimiz bilançomuzda 177 askerin öldüğünü
belirtmiştik. Onların açıklamalarında bunların belki 10’u bile
verilmedi. Kayıplarını gizliyorlar.
Son eylem büyük bir darbeydi, sonuçlarını
gizleyememelerinin nedeni ve bu kadar fırtına koparılmasının nedeni,
DTP ve Kürt halkı üzerinde baskı oluşturmaktır. Ayrıca ABD ve Güney
Kürdistan hükümeti üzerinde de baskı kurulmak isteniyor. Halkımız
üzerinde daha kapsamlı saldırıların gerekçesi yapıyorlar ve belki de
Güney halkımıza da saldırmak için. Bir de 12 kişinin öldürüldüğü
Beytüşşebap katliamı var. Bunun da üzerini örtmek için bu kadar öne
çıkarılıyor. Bu olayın kimler tarafından yapıldığı gayet iyi
biliniyor. Biz neden halkımızı bu şekilde hedef alalım.
AKP hükümeti döneminde baskılar ve
operasyonlar artmıştır. Seçimlerden sonra AKP’nin gerçek yüzü ortaya
çıkmıştır. Seçimlerden önce ‘aslında bir adım atmak istiyoruz ama
gücüm yetmiyor’ mesajını vererek Kürt halkının oylarını aldı. Bu
nedenle Kürt halkını AKP konusunda umutları vardı. Ama seçimlerde
Kürtlerin oylarını aldıktan sonra gerçek niyetini ortaya koydu. AKP
hükümeti, özel savaş hükümetidir. Görüldüğü gibi her gün
hareketimize yönelik saldırılar oluyor. Türk ordusu önündeki tüm
engeller kaldırdı, Emniyet güçleri için de aynı şeyi yaptılar, her
gün operasyonlar var.
Bu son eylemden sonra Güney Kürdistan’a
operasyon yeniden gündeme geldi. Herkesi kandırmaya çalışıyorlar. Bu
savaşın kaynağı Kuzey Kürdistan’dır. Gabar’daki güçlerin Güney
Kürdistan’a gitmesini engellemek için sınırda top atışları
yaptıklarını söylediler. Bu doğru değil, gerillalar Güney’e doğru
değil aksine Dersim’e, Amanos’a ve kuzeydeki diğer yerlere doğru
gidiyor. Türk devletinin saldırılarına karşı gerilla kendini bu
şekilde konumlandırıyor.
Askerlerin ölmesinden AKP hükümeti ve Türk
ordusu sorumludur. Türk halkına da, özellikle ailelere sesleniyorum.
Bu savaşa yoksullar, Kürdistan çocukları öne sürülüyor. Türk
yetkililerin çocukları ise Amerikalarda okuyor ve düğünlerinde büyük
miktarlarda para ortaya dökülüyor. Türk devleti ne zaman zorlanır ve
Kuzey’de ağır darbeler alırsa, hemen Güney’i hedef gösteriyor. Şimdi
ellerinde sadece bu gerekçe kalmış durumda. Bu da çıktığında ne
yapacaklar?
Türk ordusu daha önce 24 operasyondan sonuç
alınmadığını biliyorlar. Ancak amaç bir operasyonla bize darbe
vurmak değildir ve Türk ordusu yetkilileri bunu kabul edecek noktaya
gelmiştir. Güney Kürdistan üzerinde baskı kurmak istiyorlar.
Hareketimizin etkisini azaltmak istiyorlar. Askeri alanda kendileri
de iyi biliyorlar ki başarı elde edemezler. Daha önceki
operasyonlara, Güneydeki Kürlerin, Amerikalıların, herkesin desteği
vardı sonuç alamadılar şimdi nasıl alacaklar? Halbuki durumumuz
eskiye göre daha iyi. Kıyaslanamaz bile.
Türk devleti bize karşı başarısız olduğu için
çıldırmış durumda. 90’lı yıllar gibi devlet terörü estiriliyor.
Bunların sorumlusu AKP’nin kendisidir. Halkımız üzerindeki
baskıların siyasi sorumlusu AKP’dir ve bu cevapsız kalmayacaktır.
Eğer Kürtler ve kurumları hedefleniyorsa, AKP bilmeli ki
Kürdistan’da onların da, CHP ve devletin kurumları da var, bu
saldırılar cevapsız kalmayacak. Bugün AKP’nin ikiyüzlülüğü deşifre
oldu ve halk bunu gördü.
İlker Başbuğ'un Diyarbakır’daki
açıklamalarında Türk devletinin 20 yılı aşkındır Kürt gençleri
üzerinde özel politikalar yürüttüğünü ifade etmiştir. Eroin ve esrar
polis denetiminde dağıtılıyor. Kürt kentlerinde fuhuş onların eliyle
yürütülüyor. Eğitim adı altında Hizbullah’ın okulları var. Şimdiye
kadar devletin bu politikaları sonuç almadı ve almayacak. Devlet
gençler üzerinde özel bir konsept uyguluyor. Eğitim Bakanı Hüseyin
Çelik eliyle de bu özel politikalar yürütülüyor ve valilerin bu
politikaların özel uygulayıcılarıdırlar. Kürt gençlerinin bu
siyasete verecekleri en iyi cevap gerillaya katılmaktır. Zaten başka
yol da bırakılmamış. Gençler tavırsız kalmamalı ve çaresiz değiller.
Gençler bu siyaseti, bu devlet terörünü kabul etmek zorunda değil.
Tavrını net ortaya koymalı.
Kürt ailelerine de sesleniyorum. Türk
generallerinin söylediği hiçbir şeye itimat etmesinler.
Çocuklarınıza sahip çıkın diyorlarsa, çocuklarınızı gerillaya katın.
Bazı aileler çocuklarını gerilla olmasın, ölmesin diye askere
yollayabiliyor. Ama bilmeliler ki askere gidenler de sağlam
dönmeyeceklerdir. Onurlu bir Kürt ailesi çocuğunu Türk ordusuna
teslim etmemeli. Bu nedenle oyuna gelmemeliler.’
Önderliğimizin durumu bizim için esastır. Tüm
parçadaki Kürtleri Rêber Apo’ya sahip çıkmaya çağırıyoruz. Sömürgeci
güçler en zayıf dönemlerini yaşıyorlar ve bu nedenle dört elle
mücadeleye sarılmalıyız. Gençler en aktif bu sürece katılarak
oyunları boşa çıkarmalıdır.
Türk ordusu yaşadığı zorlanmalardan dolayı
kirli bir savaş yürütüyor. Her türlü yol ve yöntemi kendine mubah
görüyor. Savaşta kullandığı misket bombaları ile savaş suçu işliyor.
Bu durum için uluslar arası kuruluşları duyarlılığa çağırıyoruz.
Zaxo’dan İran sınırlarına kadar birçok alanı bombaladılar. Misket
bombaları halka ait arazilere kadar düştü. Güney Kürdistan
hükümetinin bu konuda tepkisini daha sert koymasını istiyoruz.
Cenevre sözleşmesine aykırı olan bu misketler birçok bölgeye atıldı.
Uluslar arası toplumları, insan hakları kurumlarını bu konuya
eğilmeye çağırıyoruz.
Kürt yazar Mehmet Uzun ‘’demokrasi şehidi’’dir.
Mehmet Uzun’un ailesi ve tüm Kürt halkına başsağlığı diliyoruz. Tüm
yaşamını Kürt diline ve edebiyatına adadı. Yurtsever biriydi. Bizim
de tüm mücadelemiz canlı bir roman gibidir. Bu açıdan biz hareket
olarak onu bir demokrasi ve özgürlük şehidi olarak değerlendiriyoruz
ve şehitlerin anısına bağlılığımızı dile getiriyoruz. Ayrıca Kürt
halkının Ramazan Bayramı’nı kutluyor barış ve özgürlüğe vesile
olmasını diliyoruz.
|