Gündem çok yoğun. Türkiye’de Akli-selim
düşünen az sayıda yazar ve aydın var. Diğerleri vampirler gibi,
ölecek askerlerin kanlarını bekliyorlar. Her fırsatta bu çevreler
daha fazla Kürt ve Türk gencinin ölmesi için girişimde bulunuyorlar.
Bu çevrelerde zerre kadar bir insanı vicdan varsa, Önderliğimizin
İmralı’daki barış ve demokratik çözüm çabalarını görür ve anlarlardı. Bu
vatanı kimin ne kadar sevdiği anlaşılır olurdu. Ama ne yazık ki bu
satılmış köpek takımı –Kürtçe’de “se” ya da “kuçik” deniliyor- bu
kadar pervasızca kendi pis emelleri için halkları birbirine
kırdırtacak girişimlerde bulunmazlardı. Bu çevreler İbrahimleri,
Denizleri, Hayrileri, Kemalleri hiç görmüyorlar. Gelinen durum ise
artık binyıllarınca süren kardeşliğin biteceğine işarettir.
Devrimci ve sosyalist üslubumuza uymasa da,
Türk devletinin başında bulunan devşirme, din tüccarları ve kendini
her fırsatta utanmadan, sıkılmadan, dedelerinin cellatlarına peşkeş
çeken A.Melik Fırat, Altan Tan, Ümit Fırat, Feridun Yazar ve Fehmi
Işıklar gibi tiplerin bu şekilde davranmalarını herhalde dünyanın
hiçbir yerinde görülmemiştir. Gerçekten bunları anlamak zor. Kendini
satmanın bu kadarı da olmamalı. Bunların yaptığı siyasi fahişelikten
başka bir şey değildir. Bunların yaptığı yeminli düşmanlıktır. Bu
çevreler yıllardır, “Kürtlerde bir önderlik gelişecekse, bu biz
olmalıyız. Biz yıllarca bu toplumu sattık, onursuzluğu dayattık, bu
kadim halkı din kisvesi adı altında insanlıktan çıkardık vs. o zaman
da bundan sonra da bunun devam ettiricileri biz olmalıyız. Neden
Urfa’nın bir köyünden bir önder çıkıyor ve bize öncülük ediyor. Biz
asil kanlıyız. Öncülük gerekiyorsa biz yaparız” demeye getiriyorlar.
Bunlara sormak lazım, yüzyıllardır, neden
kadim Kürt halkı bu durumda. Geliyê Zîlanları, Halepçeleri yapan
herhalde biz değildik. Buna karşı onurlu duruş sergileyip, yoktan
Kürt halkını yaratan kimlerdir diye soruyoruz. Dilimizi yasaklayan,
bize onursuz bir yaşam dayatan, Ne mutlu Türküm demeyen
düşmanımızdır diyen, Kürtler şeytanın soyundandır diyen ve bunu
Müftülüklere dağıtan herhalde biz değiliz. Bir de iki yüzlülükle biz
müslümanız deyip, bir elleri havada bir elleri arkalarında bu Müftü
takımı, bu rahip yetmeleri ve bu din tüccarlarının peşinden koşan
herhalde biz ve DTP değildir. Bir bakalım, halklarının cellatlarının
gazetesindeki yaptıkları yorumlarına;
ABDÜLMELİK FIRAT: PKK'dan gelen talimatları
uyguluyorlar.
ALTAN TAN: Demokrasi karşıtlarının ekmeğine
yağ sürüyor. Türkiye'nin demokratikleşmesini engellemeye yönelik bir
çalışma yürütüldüğünü, DTP' nin buna alet olduğu görüşünde. Parti
yönetiminin 'ne yaptığını bilmez halde.
FEHMİ IŞIKLAR: DTP irade gösterip özgürlüğünü
ilan etmeli.
FERİDUN YAZAR: DTP'lilerin son günlerdeki
açıklamaları, Kürt sorununu dağdakilerle bütünleştirmeye çalışma
anlamına geliyor. Demokratik alanla silahı kullanan alanı
birbirinden ayırmak gerekiyor. DTP, baştan itibaren bu kulvarı
ayırmalıydı.
Şimdi gerilla olarak cevap hakkımız
kullanıyoruz. Ne demek oluyor ki, dağdakilerle bütünleştirmek
istiyorlar. Ne demek oluyor Türkiye’nin demokratikleşmesini
engelliyorlar. Bu dağdakiler kimlerdir diye hiç kendilerine
soruyorlar mı? Her milletten onurlu bir yaşam için bir araya gelmiş,
ordu kurmuş ve Şêx Saitlerin, Seyi Rızaların, Nuri Dersimilerin,
Geliyê Zîlanların intikamlarını almak ve özgür ve onurlu bir
Kürdistan yaratmak için mücadele eden bu gençler, herhalde aydan
gelmediler. Peki soruyoruz sizin derdiniz nedir? Amacınız nedir?
Eğer derdiniz size göre kafir olan, ermeni
olan toplumun her kesiminden gelen dilleri yok sayılmış,
Türkleştirilmeye zorlanmış, katliamlardan geçirilmiş ve Nuri
Dersimilerin çığlıklarına cevap vermiş bu Kürt gençlerinin kimyasal
silahlarla, misket bombalarıyla, tank, top, uçak ve helikopterlerle
ile öldürmekse, buyurun cellatlarınızla sizi dağda, ovada ve şehirde
bekliyoruz ve unutmayın tarih bu açıklamalarınızı ve ihanetinizi
unutmayacaktır. 20 yıldır kuyrukçuluğunu yaptığınız cellatlarınız
yüzlerce defa bunu denediler. Biz hazırız, gerilla hazırdır, Kürt
gençleri hazırdır. Hodri meydan diyoruz! Bu cellatlarınızda
kanlarını içmek isteğiniz Kürt gençleri sizden ve dedelerinizin
cellatlarından hesap soracaktır.
Kürt gençlerine sesleniyorum, bu satılmış “se”
leri Kürdistan’a sokmayın, bu kutsal Kürdistan topraklarını
kirletmelerine izin vermeyin ve anladıkları dilden hesap sorun!
Bunlar nereden güç alıyorlar? Kendimizi sorgulayalım. Kendimizi
silkeleyip, halkımızın en kutsal değerlerini Kürtlük ve din adına
pazarlayan bu unsurlardan kurtaralım. Tabii bize de düşen onların
taptıkları cellatlarından hesap sormaktır!