Kurdish | Turkish | English | Arabic | Deutsch
 
 
   
 

Sübjektivizm ve Objektivizm

 
8 Ekim 2007

Felat Şirvan

“İnanmak istiyorum ama inanamıyorum, tanrının var olduğuna, arayacağım gerekirse yıldızların ötesine, evrenin sonsuzluğuna kadar. Bulamasam yerine oturacağım. Özgürlük bir yıldız kadar uzaklaşmalıdır. Benim en büyük hayalim dünyanın birliğidir. “ P.Ö önderliğin değerlendirmelerini bu sözlerle anlayabiliriz.

Önderlik mücadele arayışının sonsuzluğunu özgür düşünmenin sınırsızlığını, sürekli olarak kendisini yenileyerek var etmeyi, üst bilinciyle alt bilincinin bütünleyen bir gerçeğe sahiptir. İnsana ve maneviyata ve tabiata getirdiği yeni tezlerle hem filozof hem de sosyologdur yine tarih, uygarlık gelişimine yeni bakış açılarını yaratarak düşünce tarihine damgasını vurmuştur, antik yunan çağından başlayan, idealist ve materyalist felsefenin temel yanılgılarını öncelikle kendisinde yıkmıştır.

Önderliğin en bariz yönü bilimsel kuşku yönüdür kuşku bilimin en temel etkenidir tamamlanmayı bekleyen bir kimliği, sonsuz arayışlıyla bunu yaşam her anında gerçekleştirmektedir var olan düşünce yapılarını sorgulayarak, var olan kalıpları aşarak, düşüncenin sınırsızlığını yansıtır. Kapitalizmde somutlaşan uygarlık gerçeğini iliklerine kadar çözümlenmiş ve alternatif düşünme, gücünü sistemleştirmişti. Tarihin tarihini yeniden yazarak günümüz tarihçilerine ahlaklı olmanın yolunu göstermişti. Ayrıca kendisini her yönüyle toplumun gelişmesine adayan, bunun için bireysel yaşamından feragat eden, kendisinin olmaktan çıkan, insanlığın olumlu değer yargılarına, ahlak anlayışı temelinde yeni özgür yaşam kanunları belirlemiştir.
Kaba materyalist, metafizik temelinde gelişen, kaynağını uygarlık gelişimiyle alan süre gelen, objektif düşünce yapıların nesnel maddeci anlayışı, ruhsuz doğa anlayışı, devlet, iktidar anlayışlarının zemin aldığı, klasik felsefe anlayışlarını aşarak, tersi ideolojik yapıyı oluşturmuşlar. “Objektivizm tanım olarak, varlığın gerçekliği bilen özneden bağımsız olduğunu, sanı ve özelliğe karşıt olarak bir durum, olaya ve yargıya duygulardan önyargılardan etkilenmeden değer biçmek düşünce, bilgi yargı ya da tezlere aktivel olaylara kanıtlar temelinde nitelendirir. Objektivizm kökünün Aristo telesten alır doğayı mantıksal ele alır. Mekanik felsefesi, temelinde gelişir obje objedir. Objenin özü yadsınır. Bu teze karşılık Hegel’de diyalektik, materyalizm, nesnenin organik hareketini belirtse de sezgi ve canlılığı yeterli düzeyde tanımlayamamıştır. Doğayı tanrıdan bağımsız olarak ele alsalar da doğanın canlı gerçeği de getirdikleri izahlar sınırlı kalmıştır.”
Geleneği olduğumuz düşünce yapıları olarak Marksist Leninist gerçeklik, yine Real sosyalizm deneyimi bize gösterdikleri diyalektik materyalizm birçok sorunu çözememiş ve sorunları daha da derinleştirmiştir. Tanrı bir “afyondur” demenin ötesinde tanrı kavramının toplumsal realite üzerindeki etkilerini hesaplamak doğru temelde çözümlenmesi gerekmektedir. Her kavramın bir karşılığı olmak zorunda, tanrı kavramının analiz edilmesi gerekmektedir. Yoksa tanrı başkalaşarak varlığın sürdürür. Mitolojik çağdan başlayan, tek tanrılı dinlerle ve metafizik değerlendirme ile daha da karmaşık karışık hale gelen, pozitif bilim ile iyice kör düğümlere bağlayan, sosyal olguya ilişkin kavram, varsayım ve teoriler olup biteni, izah etmekle sadece yetersiz kalmayıp büyük yanlışlıklarda yaratmıştır. Cansız madde anlayışını, nesnel gerçekliğin öznel sezgisel yaklaşımı esas alınmalı kaba materyalizm diğer bir yönüyle objektivizmin en önemli yanlışlığı, canlılık ve anlam olgusunu maddi düzenle aynı tutmasıdır. İdealizmde her olgunun bir tanrısı varken, metafizikte ilk hareket nedeni ve tanrı görüşü ağır basar. Pozitif bilimlerde her şey kaba materyalizmle izah edilir. Bir olgunun sadece olumlu yönü olgunun gerçekliğini yansıtmaz yansıtamazda, çünkü her olgunun fazlasıyla yönü vardır. Buda sıkı bir nedensellik, düz çizgisel gelişme felsefesini geliştirir. Ayrıca günümüzdeki pozitif bilim bu kördüğümü körüklemektedir. Evrendeki tüm oluşumlar düalistlik nitelikte çelişkili bir yapıyla hareketi mümkün kılmaktadır. Bu hareket yalnızca kaba mekanik bir hareket değil, özde değişimi çeşitliliği oluşturur. Evreni varlık ya da yokluk ikilemiyle değerlendirmek mümkündür. Önderlik, insanı “kendini düşünen doğa” olarak tanımlıyor.

“Sübjektivizm tanım olarak insanın bilinçli ve örgütlü çabasıyla ilgili olan şey, bir şeyin subjektif koşulu dendiğinde akla o şeyin bilinçlilik ve örgütlülük durumu veya düzeyi gelir. Günlük yaşamda ise gerçeği yansıtmayan bilinçli veya bilinçsiz çarpıtmayı içeren anlayıştır. Gerçekler sadece örgütlü düzeyiyle ölçülmez. Duygular, sezgiler alt bilincimizi oluşturan kaynaktan almaktadır. Günümüzde de sosyal bilim uygarlıksal gelişimi bilinçli çarpıtarak tek yönlü subjektif bir biçimde ele alır. Toplumsal gelişme sadece teknik değil, tekniğin yaratıcısı “insan” ve onun düşünsel düzeyi yaratmıştır. İnsanın zihnini oluşturan akıl gerçeği, analitik zekânın gelişimi ile subjektif sapma gelişir.
Duygusal zekâ ise toplumun duygularının ve önsezilerini yeni bir bütünen maneviyatının ifade eder. Toplumsal etik böyle şekillenirken, analitik sapma temeldeki yaklaşımı toplumsal ahlakı yozlaştırmıştır. Objektif veya subjektif düşünce yapılarına karşılık kuantum gerçeğiyle, ahlak felsefesi önem kazanmaktadır.

Sübjektif sapmanın ve çarpıtmanın temsili kapitalizm en başta insanlığın duygularını öldürür ve bununla da yetinmeyerek bunlara hükmeder gerçek düşünce yerine ütopik, hayalperest bir yapı oluştururken, gerçek yaşamın temeline de sınırsız maddiyatı dayatır. Adeta toplumu ruhsuzlaştırır ve mekanik bir robot haline getirir. Hiçbir dönemde toplum, bu düzeyde yozlaştırılmamıştır. Toplum adeta tarihsel etik değerlerden kopartılır. Yine sözde bilim adamları bilimi, kendi tekeline alarak bunu başarmaktadır. Önderlik günümüz bilim adamlarını “Sümer rahiplerinden daha tehlikeli” bulmaktadır. Bilimsellik adına acımasız bir yozlaşmayı “yalan” tarihin çarpıtmasını yaratmışlardır.

Adalet, özgürlük, eşitlik, temelinde gelişen Rönesans, ezilen insanların yarattığı ortak değerlerdir. Kapitalizm bu değerlerin ve yaratılan ortak kazanımları sahiplenerek kendi sistemini kurmuştur. Bu sistem öyle bir yozlaştırmıştır ki, insanı yiyen makineye dönüştürmüştür. Hitler’ci faşist zihniyetin ve ona benzer sistemlerin beşiğidir kapitalizm. yalana komploya entrikaya dönüşen kapitalizm en fazla analiz edilmesi çözümlenmesi gereken bir sistemdir. Atom bombasını yaratan bir sistem bütün insani değerini kaybetmiştir. Bu geleneğin başlangıcı Sümer tapınaklarında başlamış Sargon, Hamurabi, Asur Roma geleneğinin devamı bu sistemin temel taşlarını oluşturur.
Önderlik “çarpıtma yalan tarihi böylesi vahşi” bir zincirle ele alır. Tarih çarpıtması kadına yer vermemiştir. Kadın tarihi çarpıtmayla başlar. Kapitalist sistemde kadın duygusu düşüncesi olmayan “kör” sağır bir objeden başka bir şey değildir. yani mekanik bir nesne konumdadır.
Önderlik savunmalarının okunmasından sonra iki yanlış ve yanılgılı yaklaşımın çıkabileceğin belirtiyor; “biri sübjektivizm hayalperestliğe, ikincisi objektivizm buda kaba materyalizme götür” diyor. Bu kavramları kısaca belirtsekte kuşkusuz yeterli değildir ama Subjektivizm yani bilinçlilik düzeyi ile konular yeterli düzeyde izahlar geliştiremez, düşüncelerin maddi gerçeği kuşkusuz vardır. Aşırı hayalperest olmak bir anlamda düşünceleri maddi gerçeklerden kopartır. Ütopik insanlar pratik gerçeklikten ziyada soyut kalırlar. Soyut hayalci yaklaşım mücadele azmini kırar. (nihilizmi) geliştirir. Yani önderliğin düşünceleri somut olarak ele alınarak yaşama geçirilmesinin önemi büyüktür.

Objektivizm kaba materyalizme götürür. Her olguya maddi gerçeğine indirgemesi determinist anlayışları doğurur. Olay ve olguları tek yönlü değerlendirir. Objektivizm bir olgunun doğal halini yansıtır. Değiştirme dönüştürme iradi müdahaleyi engeller. Kısaca bakış açımıza yansıyan bu olguları kırmak alışkanlıkları kırmayı gerektirir. Zihinsel bir devrimi yaratmanın aciliyeti inkâr edilemez bir gerçektir. Önderliği anlamak için tarihi anlamak, toplumun ve bilimi anlamak gerekiyor ve bu olgulara felsefik bir bakışla yeniden yorumlamak gerekiyor. Vicdan ve ahlak anlayışını anlamak gerekiyor. Çünkü kapitalist sistem en fazla ahlak ve vicdan konusunda yozlaşma yaratmış önderlik “kapitalizme karşı duruşum belidir” diyor ve “Nietzsche’nin ahlak anlayışında beni görebilirsiniz” diyor.

Nietzsche kendi döneminde anlaşılmayan hatta dışlanan bir filozoftur. Bu konuda kendisi için bazı insanlar öldükten sonra anlaşılır, diyor. “Kendini bil, neysen o ol” yaklaşımı en temel ilkelerini oluşturur. Zerdüşt’ü bu yüzden değerli görmekte ve "Zerdüşt Böyle Buyurdu" demektedir. Avrupa da yaşanan insanlık ve ahlak dışı yaşama karşı bir duruşu ifade eder. Etik değerlerin dışına çıkmış toplumu tahlil eder. Felsefesinin temelini bunun üzerine oturtur. “Uygar ve görgülü bir insan içindeki vahşi tabiatını, ıslah etmiş içindeki kurdu kuzuya çevirmiş insandır” diyor. Kendi güdü ve duygularının efendisi olunması gerektiği; üstün, yetkin, sorunlara duyarlı yaklaşan, kendisini sorgulayan, bunun için bireysel yaşamından fedakârlık eden bir filozoftur.

Kapitalist sistem ve devlet yapılanması için, “devlet sadece gereksiz insanlar için, gerekli bir şeydir” diyor. Anlaşıldığı gibi insana verdiği değer yüksektir. “İnsan doğru temelde yaşamasa asla doğru zaman da ölemez. Yaşamı tamamıyla bildiniz mi yaşamınızı tam anlamıyla yaşadınız mı yoksa yaşam mı sizi yaşadı, siz mi seçtiniz onu yoksa o mu sizi seçti.” Nietzsche “bilim yolunu seçerseniz insanların basit özlemlerinden vazgeçmeli tanrının mabedinden çıkmalı ve orayı terk etmelisiniz.” diyor. Özgürlük tutkuları güçlüdür ve bu tutkularıyla ölümü kendisinde yenmiştir. Apollo onun için iyiliğin sembolüdür iyilik kötülük kavramlarına yeni anlamlar yüklenmiştir.

Önderlik; Mani, Budha, Konfüçyüs, Zerdüşt, Sokrates'i ahlaklı yaşam arayışının en eski geleneği olarak ele alıyor. Apollo, Galileo, Bruno ahlaklı bilimin öncüleri olarak ele alıyor. Tezlerini oluştururken öncelikle tarihsel dayanaklarını yaratır. Önderlik tahakküm ve sömürgeci güçlere karşı direnen insanın güncel ifadesi olurken ve bu geleneğin sürdürücüsü olmayı da sorumluluğun bir gereği olarak yapar. Önderleri farklı kılanda budur. Tarihsel akışı değerlendirmeyle yetinmeyip onu değiştirmeyi hedefler. Bunu yaparken sistemlerin insanda yarattığı dogmatik tutuk kişilikleri aşar. Yeniden yaratmayı başarmış bir kişilik gerçeği hareketimiz şahsında sahneye çıkmıştır. Filozof sorunu tahlil eder. Önderler tahlil eder ve yön vermesinin mücadelesini de verirler. Nietzsche’nin ahlak anlayışı yaşam insana yaklaşımla önderliğin ahlak felsefesine benzemektedir.

Yeni bir benlik eski yaşamın külleri üzerinde kurulur. “İyi düşün, güzel konuş ama doğruyu yap tanrı doğadır. Doğa insandır, insanda tanrıdır” deyimi binlerce yıl önce Zerdüşt söylemiştir. Apollo “kendini korumasını bil” derken zihinsel bir ilkin aynı zamanda başlangıcıdır. Acının; büyüme, güç, yaratıcılık gibi mükâfatları vardır. İnsanlığın değeri, yaratılan atom bombaları değil, söylenen soylu kavramlardır. Bu kavramları hayatı yaşamı tanımlamıştır. Doğayı düşünen doğayı tanımlar.

Rahatlık ve gerçek sorgulama arasında tercihinizi yapmak zorundaysanız eğer bilimi seçseniz doğaüstü teselli veren zincirlerden kurtulmak o zaman insanlar basit rahat alışkanlıklarından kurtulmalı, bilimi seçmemizin tek nedeni insan sırlarını açığa çıkartmasıdır. Bu gün bile doğru yapamadığımız seçimlerimizi onlar asırlar önce yapmışlardır. Nietzschte kendi döneminde anlaşmadı ama günümüz dünyasında fikirleri tek kurtuluş yolu olmaktadır. Bu sistem öğle bir sistemdir ki en erdemli insana bile yaşam hakkı tanımamıştır. En değerli evladının gözünü kırpmadan harcamıştır. Sonuç olarak Nietzsche derki; kendi kurallarına uymaya insanın kendisini yönetmesinden medet unutulamaz başkaları tarafından yönetilirler. Başkalarının kurallarına uymak, insanın kendisini yönetmesinden çok hem de çok kolaydır.
 

 
 
         
   

» HPG ANAKARARGAH

» HPG HAKKINDA

» HPG BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» GERİLADAN

» ŞEHİTLERİMİZ

» DOSYALAR

» YJA STAR SAYFASI

» DİZİ ARAŞTIRMA

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» KLİPLER

» VİDEOLAR

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

 

 
 
 
HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003 - 2007 Tüm hakları saklıdır.