|
Sosyalist Hamdi
Devrimcileşme
çabamızın bir yerinde, bir dağ başında tanışmıştık Dr. Mahir
yoldaşla. Şimdi şehit olmuş, yedi yoldaşıyla savaşarak düşmüş.
Bize
Kürtlüğünü sonradan nasıl keşfettiğini, ilk başlarda devrimcilere
nasıl güven duymadığını, PKK hareketinin kendisinde yarattığı
değişimleri samimiyetle anlatmıştı. Orta Anadolu’dan İstanbul’a
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne, oradan Şırnak’a doktorluğa giderken
devrimcileşip dağa çıkmasının öyküsüydü Dr. Mahir’inki. Hem
öyküsünün ilginçliği, hem de onu anlatışındaki duruluk ilgimizi
çekmişti.
Doktorluk sınıf atlama mesleğidir. Alt sınıflardan gelen çok sayıda
parlak genç, zekâlarının verdiği olanakla çok para kazanabilir
doktor olunca. Ama doktorluk gibi nitelikli eğitim gerektiren bir
meslekten yetişen insanların dünyayı anlama ve değiştirme bilinçleri
de için de imkânları varken, çoğu para kazanmayı, çok para kazanmayı
hayal eder. Yoksullar artık para kazanmanın “aleti, sayısı,
vesilesi”, Hipokrat antik Yunan’dan bir masal kahramanı oluverir.
Ama bu
mekanizmayı anlayan doktorlar da yetişmiştir dünyanın her yerindeki
mücadelelerde. “Tıbbiyeli’nin aptalı hekim, akıllısı ihtilalci olur”
sözü hatırlanabilir. Che’nin bir doktor olarak yaptığı motorsiklet
yolculuğunun halkını tanımada ve devrimcileşmede nasıl bir rolü
olduğu bilinir.
İnsanı
anlama ve anlatma çabasındaki entelektüel boyutunu devrimcileşmeyle,
gerillacılıkla birleştirme çabasındaydı Dr. Mahir yoldaş. Bu yüzden
akıllılık edip ihtilalci olmuştu. Hem ilk yardım çantasını kaldırdı
yaşamı boyunca, hem de mermi sandığını. Onunla kanı nasıl
durdurabileceğimizi de konuştuk, insanoğlunun özgürlük aranışını da…
Eğitim sırasında tereddüde düştüğümüzde yaptığı şakaları hiç
unutmayacağız; “birinci savaşçı” konusunda verdiği dersi de…
Giderken okuduğumuz Zındıklar ve Mülhidler adlı kitabı da yanında
götürmüştü. En büyük “zındık” Şeyh Bedreddin’i tartışmıştık.
Düzene, sömürgeciliğe, kapitalizme, emperyalizme, “zındık” olmadan
nasıl yaşayabiliriz? Dr. Mahir yoldaş nasıl yaşardı?
O, “İriş Dede Sultanım iriş” dedi, başka bir şey demedi. Türk
devleti için hayli uzun zamandır bir “zındık”, bizim için kardeşliği
paylaştığımız bir yoldaşımız… Geç bulduğumuz, erken kaybettiğimiz
yoldaşımız… |