Kurdish | Turkish | English | Arabic | Deutsch
 
 
   
 
Ateşkesin süresi Devlet’in tutumuna bağlıdır
4 Kasım 2006

 

 

Ateşkesin süresi Devlet’in tutumuna bağlıdır
 

Dr. Bahoz ERDAL arkadaş’ın Ateşkes konulu röpörtajıdır

 

Ateşkese karşı iki yaklaşım var

 

Öncelikle şu ana kadar, aldığınız ateşkes kararı ile ilgili olarak ortaya çıkan yaklaşımları, nasıl değerlendiriyorsunuz?

Daha önceki ateşkeslerde olduğu gibi bu ateşkeste de üzerimize düşeni yapmaya çalıştık. Ateşkes kararımıza bütün güçlerimiz kusursuz bir biçimde uydu. Ateşkesin ilan edildiği tarihin üzerinden bir aya yakın süre geçti.

Başlattığımız süreci, direkt ve ya dolaylı biçimlerde olumlayan yaklaşımlar var. Değişik güçlerden bu içerikte demeç ve mesajlar veriliyor. Ancak bunu aşan bir yaklaşım ve çaba henüz ortaya çıkmadı. Diğer taraftan, ateşkes sürecinin gelişmesinden rahatsızlık duyan bazı kesimler ve bu kesimlerin ateşkese karşıt tutumları da var. Ortamı gergin tutmaya çalışan, savaşın devam etmesini isteyen güçler de var. Bu durumda her iki yaklaşım da mevcuttur. Bu yüzden de bu aşamada sürecin hangi yönde evirileceğini söylemek için henüz erkendir. Gidişat, bu noktada, ilgili ve sorumluluk sahibi bütün güçlerin çaba ve yaklaşımlarına bağlıdır.

 

 

Savaşı sürdürme Türk Ordu’sunu yıpratır

 

Sürecin olumlu gitmesini istemeyen güçlerin varlığından bahsettiniz. Kimdir bu güçler?

 

Türkiye’de sürecin, siyasi bir çözüm ve diyaloga doğru gitmesini, istemeyen iki kanat var. Bunlardan birincisi, Ordu yönetimidir çünkü Ordu savaştan beslenir. Askerler, Türkiye’de toplum, savaş ve korku içinde tutulursa, ordunun etkinliğini sürdürebileceğini düşünüyorlar. Birinci neden budur.

İkincisi; Ordu’nun bu sürece karşı çıkması, hatta süreci provoke etmeye çalışması, 1 Haziran’dan başlayarak süren çatışmalarda, Türk Ordu yönetiminin kendisini başarısız hissetmesindendir. Ordu, ateşkesi kabul etmenin, kendi başarısızlığını kabul etme anlamına geleceğini düşünüyor. Böyle değerlendirdiği için ateşkese ve ateşkes sonrası pozitif yaklaşımlara tepki gösteriyor.

Hala güçlü olduğunu, sözde ‘terörle mücadele’ edebilecek güçte olduğunu, inisiyatifi ele geçirebileceğini, tüm bunlarla gerilla karşısında, çözümsüz ve yetersiz kalmadığını göstermeye ihtiyaç duyuyor. Oysa biz, Türk Ordu’sunun gücü ve savaş kabiliyetini inkâr etmiyoruz. Ancak geçen 20 yıllık çatışmalar, Kürdistan gerillasının da imha ve tasfiye edilmesinin, yok edilerek yenilmesinin mümkün olmadığını, net bir biçimde göstermiştir. Bu yüzden de ‘Son silahlı terörist kalıncaya kadar operasyonları sürdürürüz’, ‘köklerini kazarız’ gibi sözler, artık hiç kimseye inandırıcı gelmemektedir.

Bilakis, savaşta ısrar etmesi, hem pratik ve savaş gücü anlamında hem de moral anlamda Türk Ordusu’nun daha fazla zorlanmasına, yıpranmasına yol açar ve açmaktadır da. Çünkü ne eskisi gibi Ordu, Uluslararası güçlerden destek alabiliyor -ki yeni dengeler ve ilgili güçlerin çıkarları bunu gerektiriyor- ne de içeride ‘bayrak, devlet, millet’ edebiyatı ile bir milli mutabakat oluşturarak, sürdürülen savaşa halkın desteğini sağlayabiliyor.

 

En önemlisi de HPG, tarz ve taktik, moral ve motivasyon anlamında güçlü bir yenilenmeyi sağlamış olmadır. Bu nedenle Türk Ordu’sunun savaşta ısrar etmesi durumunda, kazanma şansı olamadığı gibi pratikte ve maneviyatta daha fazla yıpranmasından başka bir şeyi getirmeyecektir.

  

Ateşkese karşı olumsuz bir tavır içinde olan ikinci eğilim siyasal alanda Baykal ve CHP’nin başını çektiği kanattır. Baykal’ın geliştirdiği politika, kan üzerinden rant sağlayan, Türkiye’nin sorunlarını tamamen yadsıyan, ucuz bir politikadır. Ne de olsa, Anadolu çocukları Kürdistan’daki savaşta ölürken ve her gün cenazeleri Batı illerine giderken Baykalın Akdeniz’deki, Antalya’daki tatillerinden bir şey eksilmemektedir. Bu savaşta bu güne kadar binlerce Anadolu genci yaşamını yitirdi. Sormak gerekir: Bu ölülerin içinde soyadı Baykal olan biri var mıdır? Hayır, yoktur. Bu durumda savaştan niye rahatsız olsun ki! Bu yüzden Baykal, bütün gücü ile ortamı yeniden kışkırtmaya, gerginleştirmeye ve savaşı körüklemeye çalışıyor. Bilinmelidir ki geliştirdiği bu Kürt düşmanlığı, Kürt halkı tarafından karşılıksız bırakılmayacaktır. Baykal ve partisi CHP, bu şoven ve savaş rantçısı politikada, ısrar ederse kendileri, bırakalım Kürdistan’da büro açmalarını, Kürdistan’a adım bile atamayacak hale geleceklerdir. Kürdistan’da, CHP büroları, kapanmak durumunda kalacak ve tek bir Kürt CHP’ye üye olarak kalmayacaktır. Kimileri değişik sebeplerle olmak istese bile CHP üyeliği ve temsili, Halkımız ve özgürlük değerlerimize karşı saf tutma anlamına gelecektir. CHP, derhal bu Kürt inkârcılığından vazgeçmezse sonun böyle olacağı açıktır.

 

 

Ateşkesin bir ayında ordu’dan 40 operasyon

 

Bir aylık ateşkes sürecinde size gelen verilere göre nasıl bir seyir izledi. Askeri hareketlilik tarzı ve bunun savaş bilançosundaki yansımasını nasıl değerlendiriyorsunuz?    

Evet. Bu geçen ay içerisinde HPG’ye bağlı bütün birlikler ve gerilla güçleri ateşkesi, güçlü bir disiplin içinde büyük bir özenle, harfiyen uyguladı. Gerilla Güçlerimizde, ateşkes konumumuzun dışında görülebilecek, ateşkes ortamını zorlayacak veya aşacak tek bir davranış ortaya çıkmamıştır. Fakat buna karşın Türk Ordu’su, -üslenme ve savuma dışında bütün askeri aktivitelerimizi durdurduğumuz ve tek taraflı ateşkes ilan ettiğimiz halde- askeri hareketliliğini, saldırı ve operasyonlarını sürdürdü. Hatta birçok yerde, yarattığımız ateşkes ortamını fırsat bilerek, operasyonları daha fazla sıklaştırmaya çalıştı. Ateşkesi başlattığımız Ekim ayı içinde Türk Ordu’su kapsamları değişen 40’a yakın operasyon gerçekleştirmiştir.

HPG olarak, her ne kadar sorumlu davranmaya özen göstersek de Türk Ordu’sunun bu hareketliliği, birçok temasa neden oldu. Bu operasyon ve temasların sonucunda savunma konumunda olan 10’dan fazla Arkadaşımızın şahadete ulaştı.

 

Ateşkesi hassasiyetle sürdürdüğünüzü söylediniz. Peki sizin gösterdiğiniz bu hassasiyet ateşkesin devamı için yeterli midir?

 

Şüphesiz yeterli değildir. Bundan sonraki süreçte de biz aynı hassasiyet ve sorumlulukla davranmayı ve hareket etmeyi sürdüreceğiz. Ancak gelişebilecek saldırı ve operasyonlara karşı kendimizi en aktif biçimde savunmayı, saldırıları püskürtmeyi de en doğal yaşam hakkı ve meşru müdafaa olarak değerlendireceğiz. Elbette operasyonlar ve saldırılar karşısında kendimizi savunmasız bırakmamız düşünülemez.

Ayrıca tek taraflı ateşkes konumunda olduğumuz bu süreçte, operasyon ve saldırılar sonucunda meydana gelecek çatışmalardan ve bu çatışmalarda ortaya çıkacak kayıplardan, çatışmayı başlatan Türk Ordusu Yönetimi sorumlu olacaktır.

 

Af tartışmaları gerillada tepki yaratıyor

 

Bir süredir “genel af’ ve ‘silahsızlanma’ tartışmaları gündeme getiriliyor. Sizin bu mevcut tartışmalara yaklaşımınız nedir. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Eğer af kürt sorunu çözümü kapsamında gündeme gelirse bir anlam ifade edebilir. Affı tek başına bir çözüm olarak düşünmek sorunun özüne inmemektir. Bu açıdan sorunun özü af değildir.

Bu ateşkesin başlamasıyla birlikte bir taraftan genel af tartışmaları gündeme gelirken öte yandan, silah bırakmaya yönelik bazı çağrılar gelişebilmektedir. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu biçimde yürütülen af tartışmaları gerilla güçlerimizde tepki ile karşılanmaktadır. Çünkü binlerce Kürt genci, sırf kendini af ettirmek için dağlara çıkmadı. Eve dönmek için de dağlara çıkmadı. Sorunu sanki birkaç bin gerillanın silahsızlandırılarak dağdan indirilmesi ve topluma katılması gibi ortaya koymak, sorunun özüne dokunmamaktır. Bu yaklaşım arabayı atın önüne koymaktır ve sorunun çözümüne son derece ters bir yaklaşımdır.

Sorun dağdaki gerillanın af edilip edilmemesi değildir, gerillanın böyle bir gündemi de yoktur. Türk devletinin bunu geçmiş af ve pişmanlık yasalarında uğradığı hüsrandan anlamış olması gerekirdi. Bu kadar savaş,bu kadar direniş bunun için verilmedi. Sorun bir halkın en doğal, en insani haklarından mahrum bırakılması sorunudur. Bir halın dilinin, kültürünün, kimliğinin inkar edilmesi, bu halka yönelik inkar ve imha politikasının devam ettirilmesi sorunudur. Sorun, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve bu temelde Kürt halkının da kendi ulusal demokratik haklarına onurlu bir biçimde kavuşma sorunudur.

Çözüm de bu politikada ısrar edilip edilmeyeceği ile bağlantılıdır. Sorunun içinde Gerillanın konumu, pozisyonu en rahat çözülecek boyuttur.

Diğer taraftan eğer bir aftan bahsedilecekse, -ki af suç işleyenler için çıkarılır- 20 yıl boyunca her iki tarafın pratiği ortaya konmalıdır. Af tartışması bunun üzerinden yapılmalıdır. Kürdistan’da binlerce faili meçhul cinayeti, dört bine aşkın köyün boşaltılması, yakılıp yıkılması, bunca baskı ve işkencenin sistematik bir şekilde uygulanmasından sorumlu güçlerinde kimler olduğu ve kime bağlı ve nasıl çalıştıkları da dikkatlerden kaçırılmamalıdır.

 

"Silah bırakın" demek çözüme katkı sunmaz

 

Ateşkes yeterli değil, silahlar bırakılsın’ çağrıları gerillada cephesinde nasıl değerlendiriliyor?

Silah bırakılmaya ilişkin de bazı çağrılar da yansıyor. Ancak şunu belirtmemiz gerekir ki biz hareket olarak geçen yirmi yıl boynuca da çözüm için defalarca, tek taraflı ve iyi niyetli adımları attık. Tek taraflı olarak öz veri, fedakarlıkta bulunduk. Şu anda da tek taraflı bir fedakarlıkta bulunuyoruz. Ancak şu bilinmeli ki fedakarlığında bir sınırı vardır. Bu sınırların aşılması, bizim yaşam ve özgürlük ilkelerimiz,  ölçülerimizle çelişerek bir teslimiyet anlamına gelir. Bu yüzden koşulları oluşturmadan yapılan bu tür çağrılar çözüme katkı sunmadığı gibi Türk Devleti’nin ve Ordu’nun inkar ve imha politikasına cesaret verici bir rol oynamaktadır. Bizce bu tür çağrılar yapan güçler öncelikle operasyonları durdurma çağrıları yapmalılar. Önderlik ve Halkımız üzerindeki baskıların sona erdirilmesi yönünde de çağrılar yapmalılar.

 

Son süreçte bazı bası yayın organlarında ateşkes sonrası, gerillada kafa karışıklığı yaşandığı ve kaçışların olduğuna dair bazı iddialar yer aldı…

 

Her şeyden önce bu tür haberler, Türkiye’de bilinen bazı çevrelere yakın basın organlarının yalana dayalı habercilikten hala vazgeçmediğini göstermektedir. Amaçlı bir biçimde yapılan bu haberlerin gerçekle bir ilgisinin olmadığı açıktır.

Ayrıca Gerilla ordumuzun morali, güçlü bir bilinç, derin bir ideolojik temel, güçlü bir karar ile davaya bağlılık üzerine kuruludur. Önder Apo’nun çizgisinde, bir halkın haklı davasına adanmış bir yaşam anlayışı üzerine gelişir. Bu yüzden gerillamızın moral duruşu günlük gelişmelerle bağlantılı değil, güçlü ve istikrarlıdır.

Gerillamız sadece savaşta ve direnişte değil, gerektiğinde sorunun çözümü için fedakarlık yapmaya da kesinlikle anlam verebilecek bir anlayış düzeyine sahiptir. Yine sürecin gerektirdiği bütün yükümlülükleri layıki ile taşımaya da gerillamız hazırdır.  

 

 

Ateşkesin süresi Devlet’in tutumuna bağlıdır

 

Başlattığınız ateşkesin devamı neye bağlı? Bunun için koyduğunuz sınırlar nedir?

 

Önderliğimizin çağrısı üzerine hareketimizin ilgili kurumları tarafından kamuoyuna açıklandığı gibi, başlatılan süreç taktik bir süreç değildir. Ateşkes kararımız, Türkiye’de kalıcı bir barışın oluşabilmesi, Kürt sorununun siyasi diyalog ortamında adil bir çözüme kavuşabilmesi için ciddi, samimi bir adım ve iyi niyet gösterisidir.

Ancak geçmiş ateşkes denemelerinde görüldüğü gibi, tek bir tarafın kararı, fedakarlığı ve iyi niyetli çabaları bunun için yeterli olamaz.

Bu yüzden esas olarak bu ateşkesin ne kadar süreceği, devletin ve hükümetin ateşkese vereceği yanıt, ateşkes konusunda göstereceği tutum ve kararlılığa bağlıdır. Şayet karşı taraftan olumlu adımlar atılır, bu yönlü bir tutum ve kararlılık gösterilirse, ateşkes süreci pekişebilir ve bir bütün Kürt sorunun çözümü için ciddi, tarihi bir başlangıç olabilir. Ancak aksi durum ve yaklaşımlar ateşkes sürecinin gidişatını olumsuz bir biçimde etkileyecektir.

Bu süreçte bizim için önemli olan hususlar şüphesiz en başta Önderliğimizin durumudur. Önderliğimize ve halkımıza yaklaşımın yanında operasyonların sürdürülüp sürdürülmemesi önemli hususlardır. Halkımız ve bizim hassasiyetlerimizin olduğunu da, herkesin bilmesi ve göz önünde bulundurması gerekmektedir. Sürecin gidişatı ve ateşkesin geleceği esas olarak bu konularda Hükümet, Ordu ve bir bütün Devletin alacağı karar ve uygulamalarla yakından bağlantılı olacaktır.

 
 
         
   
Main Menu
ANASAYFA
GÜNCEL YAZILAR
ŞEHİTLERİMİZ
HPG
YJA - STAR
GERİLLA FORUM
PARASTİNA GEL
STAR
GERİLLA RESİMLERİ
KİTAPLAR
GERİLLA VİDEO
İRTİBAT
HPG BAYRAĞI
YJA - STAR BAYRAĞI

 

WEB LİNKS

 

 

KONGRA-GEL

 

 

 

 
 
 
HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003 - 2006 Tüm hakları saklıdır.