|
Rodan Zap
Topyeküne Hazır Olun
Türk ve Kürt halkından gerçekleri saklamak için bütün hünerlerini
sınırsızca ve ahlaksızca ortaya koyan bu rejim, o kadar zor duruma
düşüp o kadar sıkıştı ki hıncını, ellerinde bulundurdukları yaşam
güneşimize haince uzatarak çıkarmak istiyor.
Güçsüzlüğünü ve acizliğini gizlemek için kurduğu psikolojik kriz
merkezi de artık zorlanıyor. O kadar zorlanıyor ki içine düştükleri
çaresiz durumu bile gizleyemeyecek kadar zavallılaştı. Güçlü olup
olmadığını özgür bir tutsak üzerinde intikam ile karşı karşıya kalma
pahasına deniyor.
Er meydanında onlarca yenilgi aldıktan sonra, vatan topraklarını
satarak bazı teneke uçaklara umudunu bağlayıp hüsrana uğradıktan
sonra başka ne yapabilirdi ki? Bir yerleri tahrik etmek gerekiyordu
tabii. Milyonların beyni ve yüreği olan, bir insandan daha yüce
değer biçilen bu özgür tutsağa ölümden önce yapılabilecek en son
yöntemdir bu.
Her şeyin bir yöntemi ve sırası olduğu gibi tutsakları teslim
almanın da yöntemleri ve sırası vardır. Sorgu, hakaret, işkence ve
sonunda ölüm. Sorgu ve hakareti Önderliğimiz şahsında hepimiz
gördük. Bu adaletsiz ve haksız sorguyu, insani değerlerimizi hiçe
sayan hakaretleri hepimiz yaşadık. Nerede olursak olalım bunu kabul
etmediğimizi her an gösterdik. Sokaklarda haykırdık, gazetelere
yazdık, propagandalarımızı yaptık, siyasetimizi yaptık, kültürümü
koruduk ve silahlarımızı çalıştırdık. Her açıdan bu zihniyete karşı
püskürdük, tepki gösterdik.
Artık işin sonuna gelindiğini hissediyoruz. Türkiye halkı ve
toprağıyla hiçbir ilgisi ve alakası olmayan bu elit kesime yeterince
müsamaha gösterildiğini düşünüyoruz. Halkların eşit ve barışçıl bir
şekilde demokratik ortamda karşılıklı kültürel ve insani değerlerine
saygılı bir şekilde yaşamaları için yapılan bütün mücadele ekseni,
kontrollü bir savaş ve demokratik bir siyaset çerçevesinde sürdü.
Karşılıklı yapılan bütün operasyon, eylem ve çatışmalar bir düzeyde
devam etti. Her iki taraftan da komutanlar düzeyinde kayıplar
yaşandı.
Ama bütün bu dönemin bittiğine dair verilen mesaj için düğmeye
basıldığını farz ediyoruz ve diyoruz ki, o düğmeye bastığın parmağın
ve beynin parçalanmadan tekrardan düşün! Yaptığına sonradan pişman
olmamak, tarih kitaplarına kendisinin ve koruduğu kesimin
katledilmesine neden oldu ibaresiyle geçmemek için henüz erkendir
demek en doğrusudur.
Önderimizin, bu savaş olmazsa işsiz ve parasız kalacakları için
savaşı durdurma gibi bir düşünceleri olmayanlara yıllardır barış
elini uzattığını unutmadık. Onlar gibi savaşı cinayet boyutuna
götürmemek için her zaman uyanık olduk. Şimdi yeni sürece
yoğunlaşıyoruz. Özgür ve ölümsüz militanlar olarak bütün olağanüstü
koşullara hazırız. Halk olarak da kaybedeceğimiz ne var ki? Aç,
susuz, yoksul, huzursuz ve ahlaksız bir yaşamı kaybetmek için mi
korkacağız?
Önder APO’nun militanları olarak, O’ndan mücadele yöntemlerini
öğrendik. Son derece demokratik ve kontrollü, insani boyuttan
çıkmamak için titiz ve sabırlı olmayı öğrendik. İnisiyatif
verilmesine rağmen sabrımızı koruduk ama çok açık ki artık bu sabır
taşmıştır. Çünkü yapılan saldırı en üst düzeydedir.
Önderliğimizin en doğal insani hakkı olan yaşama hakkına her
defasında kastederek Kürt onuruyla oynayanlar hesaplarını iyi
yapsınlar. İhtiyaç kısıtlama, Kürtçe konuşma yasağı, zehirleme ve en
son işkenceye kadar varan bu yönelime sessiz kalanlar da, bu
dünyanın en şerefsiz insanları arasındadır.
Savaşın kurallarını çiğneyerek gösterilen bu saldırı kesinlikle ve
kesinlikle cevapsız kalmayacaktır. Fedai ordu, komutanlarının
düğmeye basmasını bekliyor. Her şey özgürlüğe ve onun güneşine feda
olsun. |