Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca

 

 
   
 
Türk Generallerinin Yalanları Bezelê de Söndü
10 Ekim 2008

Egîd Nûcan

 

Türk Generallerinin Yalanları Bezelê'de Söndü

 

Kürdistan dağlarında sonbahar mevsimi kışın örtüsünü takmaya hazırlandığı bir dönemde, gerilla hem kış hazırlıklarına başladı, hem de inkarcı ve sömürgeci Türk sisteminin hem önderliğimize hem de halkımıza karşı geliştirdiği saldırılara cevap olarak eylem üstüne eylem geliştiriyor. Şimdiden bu kışın çok çetin ve şiddetli bir mücadeleye sahne olacağını belirtmek için kahin olmaya gerek yok.

 

En son Rêber Apo avukatları ile geçen hafta görüşme gerçekleştirdi ve Bêzelê Taburu baskınından sonra bu haftaki görüşme sudan gerekçelerle ertelendi. Önderliğimiz son görüşmesinde milliyetçilik, Anadolu halkları üzerindeki tehlikeler, Türk ordusunun yürütmüş olduğu özel savaş üzerine ve özellikle İlker Başbuğ’un iş başı yapmasından sonra İmralı’ya gelen askeri bir heyetten sonra, İmralı’daki görevli ve yöneticilerinin provokatif yaklaşımları üzerine durdu.

 

Çok uzun bir zaman değil, yakın zamanlarda Türkiye sistemi yöneticileri tarafından, “Birkaç kişi yan yana gelemiyorlar, katılımların önünü alırsak tamamdır, PKK kırılma noktasında, her yer BBG evi vb” psikolojik savaş haberleri ve açıklamaları ile faşist ve çeteci sistem kendi düştükleri “Kırılma noktasını” iyice yansıttılar. Türkiye Genelkurmayı İlker Başbuğ, yalancı pehlivanlar gibi, diğer eski ve yenilmiş generaller gibi Kürdistan’a bir sefer düzenledi ve bir askeri şef gibi, bütün devlet kurumları üzerinde iktidarını ilan etti. Örtülü bir şekilde, darbe de yaptı denilebilir. Ama ne hikmettir ki, birkaç gündür, özellikle Bêzêle ve Amed eylemlerinden sonra sesi soluğu kesildi.

 

Acaba gerçek neydi? Kendi yazar ve basınlarındaki Mehmetçik kalemşorlar dahi onları sorgular duruma geldiler ve bu iddialarının yıllar önce defalarca dile getirildiğini belirttiler.

 

Bir kere yeniden tezkerenin kabul edilmesi, daha önceki tezkerenin yenilgisidir. Bu şu anlama geliyor, bir yıl boyunca Kürdistan dağları ve o alanlarda yaşayan köyler bombalandı, Zap’a yönelik kara operasyonu düzenlendi ve “Siwar hatin peya çûn” misali arkalarına bakmadan kırıma uğramış bir çok Mehmetçik ve bir helikopter bırakarak zar zor askerleri yağdan kıl çeker gibi Zap’tan çıkarmaları, yenilgi olmasın da ne olsun. Eğer ordu başarılı olsaydı, zaten bu yeni tezkereye gerek kalmazdı. Kendi bilançolarına göre, gerillanın 50-60 civarında kalmış olmaları gerekiyordu. Çünkü her seferinde 300-400 gerillayı etkisiz kıldıklarını belirtiyorlardı. Ama gerçek yaşam hiç de Türk generallerinin yalanları gibi değil. Çünkü kendileri 400 civarında gerillanın Bêzelê Taburunu bastıklarını belirtiyorlar. Peki bu BBG hikayesi de neyin nesi oldu. Kendi yalanlarına kendilerinin de inanmadıklarını, kendi basınlarında tanınan yazarlarının değerlendirmesinden görebiliriz.

 

Yine katılımların önünü alacaklarını ya da aldıklarını on yıllardır belirtiyorlar. Ama her ay Kürdistan dağlarında bir iki yeni savaşçı devresi, mezunlarını veriyor. ‘90’lı yıllardan bu yana her zaman “30 bin şehidimiz” edebiyatını yapıyorlardı ama bilanço verdiklerinde de 5-6 bin civarında veriyorlar. O zaman bu diğer şehit diye tabir ettikleri kim? Yine birkaç kişi bir araya gelemiyorlar denildi ama bu süreçte PKK kongresi başta olmak üzere birçok kongre ve konferans yüzlerce gerillanın katılımıyla oldu. Bir de ek olarak, BBG dedikleri yerde futbol turnuvaları da düzenlendi.
Bu kırılma meselesi için de, Bêzelê herhalde iyi bir örnek olur. Zaten başta da belirttik, biraz da kendi psikolojilerini yansıtıyorlar. Bêzelê de öldürülen 62 askerden 17 tanesini kabul ettiler, diğer ölen askerler de “Niyazi” olma misali, tek tek ve gizli bir şekilde ailelerine gönderildi. Tabi bir de Karadeniz ve Amanoslarda ki gerilla eylemlerini saymıyoruz. Şimdi de çözüm olarak yıllar sonra karakol yerleri bahane gösteriliyor. Artık bakalım! Bir yer değişsin. Bu gerekçenin de ömrü uzun sürmez.

 

Şimdi bir gerçek var ki, yıl boyunca hem kuzey hem de güney Kürdistan’da savaşın inisiyatifi gerillanın denetimde oldu ve bu halen de böyle. Bunu düşmanın kendisi de kabul etmek zorunda kaldı. Yıl boyunca tüm eylemler başarılı ve fedai tarzı eylemlerdi. Tabi bu düşmanın zayıfladığı anlamına da gelmiyor. Farklı olan gerillanın güçlenmesi ve ideolojik-örgütsel açıdan güçlenmesi ve netleşmesidir. PKK 10. Kongresinde Rêber Apo çizgisindeki netleşme ve kararlılığın, etkisinin siyasi ve askeri alana yansımasıdır.

 

Önümüzdeki süreç ya da aylar, çok büyük çatışma ve eylemlere şahitlik yapacak. Özellikle kış mevsiminde savaş her alanda kızışacak. Kılıçlar kınından çıkmış, kalıcı bir çözüm olmayana ve önderliğimiz özgür kılınmayana kadar, bu kılıçlar kınına girmeyecek. Bu beraberinde halkın üzerine Türk sistemin tüm kurumlarıyla vahşice saldırması anlamına da geliyor. Bu nedenle başta bizler, Kürt geçlerinin ve halkımızın bu vahşi saldırılara karşı en üst düzeyde hazırlıklı olması gerekiyor.

 

Başarının kalıcı ve garanti kılmak, önderliğimiz ve halkımız üzerine vahşi saldırıları kırmak için;

 

İlk olarak, gerilla askeri alanda düşmana hem dağda hem de şehirde darbe üstüne darbe vurarak;

 

İlker Başbuğ’un küfnemiş “Katılımların önünü alma” stratejisine karşı, gençler ve kadınlar dağlara çıkarak;

 

Ve legal-siyasi alanda, halkımızın kendisini örgütleyerek, kurumlarımızın AKP’yi deşifre etmesi gerekir. Özellikle din münafıklığını yapan bu “MALUM” oluşum, seçimlerde tüm gerici oluşum ve kişilerle ittifak kuracağını unutmamamız gerekiyor. Özellikle AKP ve MHP’nin Kürdistan’daki ihanetçi, alçakça ve şoven çalışmalarını yürüten, satılık ve onursuz çalışanlarına karşı gençliğin sessiz kalmamaları gerekir. Bu tür zebaniler, kendi bürolarında, ya da bir mahallede münafıki çalışmalar yürüttüklerinde, gençlerin bunları çırılçıplak edip, onlara teneke bağlaması gerekir. Ya da bir direğe bağlayarak birkaç yeni Türk lirası ağızlarına bıraksalar da olur. Artık gerektiğinde bu dilden anlamayan bu kişilerin ağızları burunları dağıtılması da farz bir durumdur.

 

Bu tür çevrelerin böyle Kürdistan’da rahat bir şekilde bu halkın iradesi ve kaderiyle oynamasına Êdî Bes e denilmelidir.

 

     

» ANAKARARGAH ARŞİV

» HPG-BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» ŞEHİTLERİMİZ

» ÖNDERLİK

» YJA STAR SAYFASI

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» GERİLA.TV (Video)

» HPG HAKKINDA

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

» HABER ÜYELİK

 
 

 

 

 

 
 

HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.

HPG Online © 2003 - 2008 Tüm hakları saklıdır.