Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca

 

 
   
 
CHE Haykıran Adalet Çığlığıdır
8 Ekim 2008

Kasım Engin

 

CHE Haykıran Adalet Çığlığıdır
 

Che Guevera’nın hunharca katledilişinin 42. yılına bugünlerde giriyoruz.

Her 9 Ekim günü Che’yi hafızalarımızda tazelerken, onun gibi yaşama arayışlarımızı da zirveleştiriyoruz. Onun adalet arayışının en güçlü temsilcisi olan Başkan Apo’ya karşı da uluslar arası komplonun aynı günde başlatıldığı bir gün olarak ta tüm emperyalist para babalarını lanetliyoruz.

Her Che denildiğinde "Tüm eylemimiz emperyalizme karşı bir savaş narasıdır ve insanlığın en büyük düşmanı Kuzey Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı, halkların birliğine bağlıdır. Sloganlarımız, kulaktan kulağa yayılacaksa, silahlarımızı kavramak için başka eller uzanacaksa, başka insanlar mitralyöz sesleri ve yeni savaş naraları arasında cenazelerimize ağıt yakacaksa, ölüm hoş geldi, sefa geldi ” sözlerini belliğimize yeniden çağırırız.

Başkan Apo Che’yi anarken; “Dünyanın öbür ucunda böyle birisi bizim için günceldir ve en yakın arkadaşımızdır. Biz de onun tipik bir gerilla arkadaşı gibiyiz burada. Aynı ruh, aynı özgürlük anlayışı, aynı savaşım, aynı yen insan peşinde koşmadır” der.

Biz Che’lerin türküleri ile büyüdük ve hep Che gibi yaşamayı kendimizi karakter olarak ekivermek için didindik.

“Binbaşı Ernesto ölmedi daha, dünya halklarına bin selam olsun, ezilen halklara bin selam olsun. Vietnam, Küba ve Kürdistan’da, dünya halklarına bin selam olsun “ sözleri henüz küçük yaşlardayken Che’nin kim olduğunu öğrenmemiz için dürtükleyici oldu.

Kendi içimizdeki sesi dinledikçe, etrafımızda olup biten küçük düşürücü, onur kırıcı ve baskıcı sistemin adaletsizliğin yaptırımlarını ve uygulamalarını gördükçe bu içimizdeki sesi yani Che’nin sesini daha fazla dinler oluyorduk.

Che’yi okurken hep bir sesin “haydi bu çığlığa bir çığlıkta sen kat, bu adaletsizliğe, tahakkümü, zulmü ve en önemlisi de bu vahşi emperyalizme karşı bir başkaldırış da senden olsun” duygusunu yaşadık.

Yaşamımız ilerledikçe etrafımızdakileri biraz daha iyi değerlendirebilme gücü kazandıkça biraz daha fazla Che’yi anlamaya ve sevmeye başladık.

Ben halen hatırlıyorum henüz yaşımız 13-14 iken evimizde asılı duran Che Guevera’nın dev portresi önünde durmak, onun o simsiyah gözlerinin içine bakarak kendi Kürtlüğümüzün ezikliğini görmek yeniden yeniden bir isyanın ateşini çakıyordu. tşörtlerımizde taşıdığımız heybetli silueti ile elimizde dalgalandırdığımız kızıl bayrağa basılmış resmi bu isyanı bir daha bileyiveriyordu.

Ancak asıl Che’yi o zaman tanımadık. O zaman da çok sevdik. O zaman da çok hayrandık. O zaman da onun bir yol göstericisi olduğunu şöyle ya da böyle hissettik.

Lakin Che Guevera’yı gerilla saflarında gerilla olmaya çalışırken öğrenecektik. İmkânsızlıklar içerisinde yaşarken adeta tüm dünyanın üzerimize gelmesini gördükçe, yaşadıkça Che gibi direnmenin dışında başka bir yol olmadığını öğrendik ve yapılanın salt bir askerlik olmadığını Che’yi bu kez tekrar tekrar dağlarda okurken öğrenecektik. Che’yi Başkan Apo’nun söyledikleriyle birleştirdiğimizde ve bu kıyasın yanına Kemal Pir yoldaşı eklediğimizde Che’nin dediğim gibi gerillayı bir askerlik olarak ele almadığını, tam tersine gerillayı bir özgürlük türküsü, yeni yaşamı yaratmada bir yaşam modeli olarak ele aldığını görecektik. Öğrenecektik.

Gerilla salt bir askeri güç değildir. Gerilla bir yaşam arayışıdır. Özgürce hiçbir gücün boyunduruğuna girmeden, herhangi bir tahakkümü kabul etmeden ve belki hepsinden de daha önemlisi emperyalizmin kirli yaratımı olan bağımlı, güdük, iradesiz, kimliksiz, kişiliksiz çirkef yaşamına karşı kendin olma, ayakları üzerinde bağımsız ve hür irade ile özgür kimlikle ayakta durmak olduğunu yaşayarak tecrübe edinecektik, edindik.

Devam edelim: Gerilla’nın emperyalizme karşı bu çağda yegâne mücadele silahı ve yaşam çizgisi olduğu her geçen gün daha fazla anlaşılıyor. Siz emperyalist merkezlerde ne kadar özgür çalışmaya çalışsanız da emperyalist modernite sizi etkilemek için her şeyi yapacaktır ve biz biliyoruz ki kapitalist modernite çift cinsiyetli bir “fahişe” gibidir. Erkeği de kadını da baştan çıkarabilme gücüne çok fazladan sahiptir.

İşte kapitalist değerlerden uzak hatta kapitalist paradigmaya alternatif olan komünal demokratik yaşam modelleri olsa olsa kapitalizmin boyunduruğunun birebir yaşanmadığı mekânlarda yaşam zemini bulabilir. Başka bir kavramlaştırmayla dile getirecek olursak demokratik sosyalist komünalcı yaşam seçeneğini de olsa olsa gerillalar bunu da Kürdistan dağlarında uygularlar.

İşte eğer Che anılacaksa ve ona bağlı kalınacaksa o zaman gerilla olacağız. Demokratik komünal yaşamın bazıların dediği gibi değil ki geleceklerde oluşturulması, hayır şimdiden Kürdistan dağlarında küçük komünal birimler temelinde de değil binlerce gerillayla birlikte hayat şansı bulduğunu ve uygulamada olduğunu söylemeliyiz.

İşte Che yaşamış olsaydı öncelikle emperyalist kapitalist post modern yaşama alternatif yaşam olarak şekillenen Kürdistan gerillasına katılacak olacaktı.

Unutmayalım; o Küba devriminden sonra olanla yetinmemiş önce Cezayir’e peşi sıra da Kongo’ya gitmiştir. Uluslararası reel sosyalist bloklaşmayla emperyalist kamptan dolayı kendi ülkesine geri dönmek zorunda kalıyor. Ancak bununla yine yetinmeyecek ve gerillacılığın emperyalizme karşı biricik silah olduğunun bilinciyle Bolivya’ya giderek Güney Amerika devrimi için mücadele edecektir ve o tüm dünyaya gerilla yaşam biçimini empoze etmeye çalışırken 8 Ekim günü ağır yaralı düşmanın eline geçecek ve 9 Ekim 1967’de hunharca katledilecektir. Ve emperyalistler böylesine bir özgürlük ruhundan o kadar korkacak olmalıdırlar ki onun naaşını kimsenin bulamayacağı yerlere gömeceklerdir. Ama nafile halk onun nerede gömülü olduğunu bilmese de onun şehit düştüğü yeri bir azizin ziyaretgâhı gibi bugün dahi kutsayacaktır.

Evet, Che’yi anacaksak biz böyle anacağız. Onu gerillanın özgürlükçü yaşam arayışıyla anacağız. Onu kapitalist moderniteye karşı komünal yaşamın alternatifi, yeni özgürlükçüsü olarak anacağız. Ve onu Kürdistan dağlarında yaratılan yeni insan tipine doğru evirilen demokratik sosyalist komüncü gerillayla anacağız.

Evet, Che’nin deyimiyle bu yeni demokratik sosyalist komüncü gerilla tipini yaratma çabaları için mücadele ederken ve “Sloganlarımız, kulaktan kulağa yayılacaksa, silahlarımızı kavramak için başka eller uzanacaksa, başka insanlar mitralyöz sesleri ve yeni savaş naraları arasında cenazelerimize ağıt yakacaksa, ölüm hoş geldi, sefa geldi” diyoruz.

 

     

» ANAKARARGAH ARŞİV

» HPG-BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» ŞEHİTLERİMİZ

» ÖNDERLİK

» YJA STAR SAYFASI

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» GERİLA.TV (Video)

» HPG HAKKINDA

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

» HABER ÜYELİK

 
 

 

 

 

 
 

HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.

HPG Online © 2003 - 2008 Tüm hakları saklıdır.