|
Özgür Bilge
BİMRE KARDEŞLİK, BİJÎ BİRATÎ!..
Hurafe
T.C ve hurafe Türk ırkçılığı.
Dili
hurafe.
Kardeşliği hurafe.
Duygusu
hurafe.
Sevgisi
hurafe.
Hoşgörüsü hurafe.
Bu
devletin mayası, kök hücresi hurafe.
Bu
Devleti-Ali ne Kürtlerin, ne Türklerin, ne de başka halklarındır.
Bu
Devleti-Ali, düpedüz kapitalist modernite gibi, insanlığın düşmanı
bir yaşam tarzını icad eden, Batı kökenli gizli Yahudilerin -Sebatayist-
kurduğu bir devlettir.
Neyi var,
neyi yok hurafeler üzerine kurulmuştur.
Tek bir
yöneticisi de, Türk orijinli değildir.
Hepsi de
devşirmedir.
Bunun
içindir ki, resmi dil olarak kullanılan Türkçenin de Türklerle
alakası yoktur.
İstanbul’da üretilen bu Türkçenin, Anadolu’da yaşayan Türk halkının
konuştuğu Türkçe ile hiçbir ilişkisi yoktur.
Tamamen
yapay bir Türkçedir.
İstanbul’da üretilen bu yapay Türkçeden, türetilen her kavramın
kökeninde de ırkçılık vardır.
Bunlardan en önemlisi de “kardeşlik” kavramıdır.
“Kardeşlik” kavramı, karın-daş kavramının kısaltılmış şeklidir. Yani
aynı annenin karnından doğan kardeşleri ifade eder.
Hem
biyolojik kardeşliği içermekte, hem de en kara ve en kötü ırkçılığı
içermektedir.
Kökü
itibarıyla, böyle bir anlama sahip olan karındaş kavramından
türetilen kardeşlik kavramı, halkların eşitliğine düşman olan bir
kavramdır. Siyasal anlamı olan bir kavramda değildir.
Ama
Kürtçe dilinde kullanılan “Bıra” kavramının anlamı daha farklıdır.
“Bıra”
kavramı bı-vi-ra kavramının kısaltılmış şeklidir. Onun birlikte
olmayı, başkasıyla birlikte hareket etmeyi, ideolojik ve düşünsel
birlikteliği içerir.
Özü
itibarıyla ideolojik ve düşünsel kardeşliği, birlikteliği ifade eder.
Halkların gerçek özgürlüğünü, eşitliğini ifade eder. Halkların
demokratik birlikteliğini ifade eder.
Her
türlü soykırımı, ırkçılığı ve hiyerarşik devletçi sistemlerinin
reddini ifade eder.
İşte
Kürtçe böyle temiz bir dildir. İnsanlık tarihinde ilk defa Kürtlerin
ataları Aryenler, bu dille eşitlikçi ve özgürlükçü bir toplum
kurmuşlar.
Daha
sonra ne bir halka, ne de bir halkın toprağına saldırmışlar. Böyle
yapmadıkları için Kürt dili de, insanlığın ilk ana-tanrıçaları alan
annelerimizin sütleri gibi pir u pak kalmıştır.
Tüm
bunlar için diyorum ki, “Kahrolsun Kardeşlik, Bıji Bırati”!
Konunun esas kimyasını böyle irdelediğimizde görüyoruz ki, Türk
demokratları, solcuları, devrimcileri ile sosyalistlerinin sürekli
attıkları bir slogan olan “Yaşasın Halkların Kardeşliği” sloganı
kökten yanlış bir slogandır. Burada slogan atanların niyetini
sorgulamıyorum. Niyetleri dürüstçedir ama attıkları sloganın
ırkçılığa hizmet ettiğini bilmiyorlar.
Çünkü sloganın özü ile anlamı tümden faşist ve ırkçı bir slogandır.
Bu sloganı atan, her kim olursa olsun ister bilerek, ister bilmeden
atsın ırkçılığa hizmet etmektedir ama hiç biri de ırkçılığa hizmet
ettiğinin farkında değildir.
Çünkü bu
sloganı atmakla biyolojik kardeşlik öne çıkarılmakta ve diğer
halkların kimlik, kültürel değerleri, tarihleri ile milyonlarca yıl
nakış nakış işledikleri toprakları inkar edilmektedir.
Doğalında bu değerlendirmeyi okuyup da, anlam veremeyen bazıları,
kan kusabilirler.
Şimdiden
bazı tepkilerin geleceğini tahmin edebiliyorum. Yine de zamanla
yazdıklarımın bir hakikat olduğu anlaşılacaktır.
Ve bu
düşüncemin daha iyi anlaşılması için Amed’de sürekli revaçta olan
bir fıkrayla örnek vermek istiyorum. Fıkra şöyledir:
Ekmek
kuyruklarının olduğu 12 Eylül darbesinin dönemidir. Yer ise Amed’dir.
Bir fırının önünde kuyruk uzadıkça uzar. Bizim Amedli fırıncı, ekmek
kuyruğuna giren Amedlilerle baş edemeyeceğini düşünür. Ve bir
kurnazlık yapar derki: “Diğer sokakta bir fırın var. Bedava ekmek
dağıtmakta.” Bunu duyan herkes, söylenen sokağa yönelir. Fırıncı da
tek başına kalır. Kendisiyle şüpheye düşer. Kendi kendisine “Ya
attığım bu yalan doğrusuysa” der ve O’da tarif ettiği fırına doğru
bedava ekmeği kapmaya koşar.
Kısacası
attığı yalana kendisi de inanmış olur.
İşte,
T.C.’nin rejimi ve bu rejimin mezar bekçileri de, 85 yıldır aynen bu
fıkraya benzer bir şekilde yalan, dolan ve hurafelerle Trakya,
Anadolu ve Kürdistan insanın üzerine musallat olmuşturlar.
Şimdi
de, Quçik Başbuğ Kürdistan’ı geziyor, ardından T.C gibi bir terör
devletinin, terör kurulunu topluyor. Katil-Qerdoğan ile
Fetul-Münafık’ı kendisinin birer vakkanüvusçusu-yazıcı- olarak tayin
ediyor.
Onlar da, birer uzman çavuş yazıcılar olarak, Quçik Başbuğ’un
taaaaklarına şaaaak diyorlar. Bununla “Irkçı Hurafeler
Cumhuriyeti’ni” kurtaracaklarını zannediyorlar. Tezkere, mezkereyi
de meclisten geçirseler, yine vaziyeti kurtaramazlar.
Kürt
gençleri de bu halklar düşmanı “Irkçı Hurafeler Cumhuriyeti’ne”
karşı inadına inat, HPG saflarına katılmayı sürdüreceklerdir.
Kürtler
de diyecekler ki “BİMRE KARDEŞLİK, BİJÎ BİRATΔ!...
Bu
hakikati anlayan Türkler de, “Yaşasın Hakların Kardeşliği” gibi
ırkçı bir kardeşliği ifade eden sloganı bırakacak, Kürtçeyi
öğrenerek “Bijî Biratîya Gelan” diyeceklerdir.
Buna
güneşin varlığı gibi inanıyorum.
Ve en
sonunda yine de diyorum ki, BİMRE KARDEŞLİK, BİJÎ BIRATÎ!..
İşte
halkların özgürlüğünün de, eşitliğinin de sırrı bu slogandadır.
Ve
tekrardan tekrardan diyorum ki, BİMRE KARDEŞLİK, BİJÎ BİRATÎ!..
|