|
Rodan Zap
Gerilla Mesleğini Seçtiler...
Amed’den,
Siirt’ten, Batman’dan, Kars’tan, Kobani’den, Afrin’den… Her yerden
yüzlerce gencin akın ettiği dağlarda, özgürlüğünü aradığı, hesap
aradığı, onurlu yaşamı aradığı, gerçek sevgiyi aradığı mekanlara
ulaşmanın vermiş olduğu sevinci bu gençlerin yüzlerinde okumak çok
farklı bir duygu. Bunları yazarak milyonlarla paylaşmanın çok zor
olduğunu başta belirtmek gerekiyor. Çünkü bunları ancak karşılıklı
sohbetlerde, kararlı gözler, mutlu yüzler ve tatlı dillerde
görebiliriz.
Yıllar
geçiyor, özgürlük mücadelesinin boyutları farklılaşıyor, daha bir
yenileniyor ve güçleniyor. Doğanın bir gerçekliği gibi, bu gençler
şehitlerin ardılları olup bayrağı devralarak uzun soluklu
yürüyüşlere cesaretlice merhaba diyor. Bu gençler çocuk katili ve
eli kanlı terör ordusu içerisinde en zalim ve en kural tanımayan
zihniyet sahiplerine karşı, pısırık, silik, kişiliksiz ve köle
olarak kalmayıp nasıl onurlu, başı dik ve isyancı durulabilir diyor.
En
acımasız, en gerçekçi, en zor ama en doğru olanı bulduğuna inanmaya
başladıktan sonra artık dünyanın hiçbir yalancı güzelliği ve kısa
vadeli anlık rahatlığı özgür yürek önünde engel olarak kalmıyor.
Özgürlük
mücadelesi içinde yıllardır emek harcamış, bir gencin ömrü kadar bu
dağları dolaşmış, komutan olarak sorumluluk almış, bizim eski
arkadaşlar dediğimiz arkadaşlar, ‘90 doğumlu; onlara çocuk görünen
genç yürekleri görünce iç geçirdiler. Görüyor musun Rodan dedi
Mazlum arkadaş, acemi gözüküyorlar ama örgütümüzün Kürt halkına
verdiği bilinç sayesinde ve düşman sistemi içindeki yaşadığı
çelişkiler sayesinde ne kadar da dirençli, asi delikanlı olmuşlar.
Önder APO, Kürt insanı şahsında genel insanlığa gerçekleri bilmeleri
için kendini feda ederek nasıl aydın bir beyin, bir göz ve temiz dil
yaratmış. Mazlum konuştukça içindeki sevinci ve coşkuyu daha çok
belli etti ve gülüşleriyle tamamladı.
Cinayet
ordusunun sözde hükümetinde ne zaman bir değişiklik olsa, eski
pilavlar mutfaktan çıkarılıp ısıtılıp ısıtılıp tekrardan masamıza
konuyor. Bazı tedbirlerle katılımların önünü almak gerektiğini her
fırsatta dile getirenler, kaynağını ekonomik, eğitim vs. nedenlere
bağlıyorlar. Ellerinden geldiklerini ardına koymayarak tüm
hırçınlığıyla gerçek hayatımızı yalan bulutlarla örtmeye
çalışıyorlar. Hoca misali dediğimi yap, yaptığımı yapma saçmalığını
herkesin yutmasını istiyorlar. Farklı olanlara tahammülü
olmayanların bizi beyin ve beden olarak katletmek için ne kadar
canavarlaştığını her Kürt genci az ya da çok biliyor.
Ekonomik neden demiştik; ekonomiyi iyi yapalım ki yoksulluktan
kaynaklı tepkileri azalsın, yumuşasın, devrimci olmak gibi bir
arayışları olmasın. İyi yerlerde eğitim görsün ki farklı yollara
sapmasın diyorlar kendi kendilerine.
Güzel
yürekli genç arkadaşlarım; şehirde, kırda, ovada ya da dağda, nerede
olursan ol özgür ve onurlu yaşamanın, bildiklerini, inandıklarını,
savunduklarını yanlış ya da doğru kapalı ya da açık her yerde
rahatlıkla dillendirip yaşayacağın bir yeri kimse bize layık
görmüyor. Böyle bir yerin olmadığını söylüyorlar. Her gün boğazları
yırtılıncaya kadar kürsülerde bağırıyorlar, birbirlerini yiyorlar
gibi gözüküyorlar ama hepsi tek vücut halinde bizleri kandırarak
sadece kandırmakla da kalmayıp ileride katletmenin planlarını
yaparak yaşıyorlar.
Maalesef
ne ekonomileri güçlü ne de eğitimleri. Ekonomisi güçlense bile bunu
sizinle paylaşmıyor ki. Eğitimini ezber üzerine kurup, parası olanı
geçirdiği için hayatın acımasızlığına karşı sağlam duracak öğretici
bir eğitimi vermiyorlar ki. Böyle olduğunu en iyi bilenlerden biri
olduğum için çok samimi bir gerilla yüreğiyle paylaşıyorum. İlla ki
gözaltı, işkence, kaba dayak, hakaret ve basit yaşamamız için
öğütler mi gerekiyor. Kendini milyonların umudu için feda edenlerin
derdi nedir o zaman. Ne istiyorlar ve kimin için istiyorlar?
Fakir ve
bilinçsiz aile çocukları, kandırılıp götürülen bireyler, toplumla
sorunları oldukları için kaçanlar diye yalanlar üst üste beyan
ediliyor. Elli yaşında bir adamın bile elde edemediği kadar yaşam
tecrübesi ve politik bilginliğe ulaşan genç yüreklerimizin eski
kimliklerine artık ihtiyaçları yok. Geriye dönüp bakmaya da gerek
yok. Çünkü geriye baktıkça gerileyeceğimiz kesindir.
Bizi
uyuşturmak için yapılan her işlemi deşifre ettiğimiz için
heybetinden korkulan bir hareketiz. Toplumun, bilimin, sosyolojinin,
psikolojinin yaşam gerçeği üzerine inşa edildiği yer olan PKK
üniversitesinde her kesimin kendini bulduğunu bilelim.
Toplumun
her kesiminden, okumuş okumamış, yoksul ya da zengin, genç-yaşlı,
kadın-erkek herkesin gerçek yaşamı tatmak için göğsünü anlamlı
mücadele amacıyla düşmana karşı siper edişlerini kimse unutmaz. Fani
dünyada unutulmamak, bir şey olmak için kıblemiz neresi olmalıdır.
Dağlar gerçek yaşamın an be an yaşanılacağı yerdir. Yıllardır
kullanılmayan beyin ve gözlerin kendine geldiği yerdir. Makineler ve
parayla kendini zor yürüten sözde çok güçlü ve zalim sistemin
çarkına karşı, insan iradesi ve inancıyla dönen bizim çarkımızın
büyük bir felsefe ve sizlerin katılımıyla hızlandığını gördükçe
özgürlüğün kazandığını daha güçlü hissediyoruz.
Ölümsüzleşen yüzlerce yiğidimizin sloganları, son sözleri, şarkıları
ve temiz kalplerinin ardılı olarak aynı şekilde yüzlerce gelerek
devrimciliği meslek olarak seçenlere hoş geldiniz diyorum. Hoş
geldiniz özgür Kürdistan dağlarına. |