Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca

 

 
   
 
FİŞLENMİŞ BOŞ TEORİLER
15 Temmuz 2008

Mazlum Gap

 

 

Gerçekten de bunların hepsi birer roman ve kitap konusu olabilirler. Tarihte bu tip açmazların, çıkmazların, labirentlerin hepsi eninde sonunda şu veya bu şekilde açıklık kazanmışlardır. Er veya geç birileri çıkıp bu tip karanlık sorunları konu olarak ele alıp uzun uzun yazmıştır. Kimi kahraman yazarlar bunları roman türünde ele alıp toplumu aydınlatmaya çalışmıştır. Uzun lafın kısası, tarihte böylesi sorunlar geç de olsa toplum tarafından bilince çıkarılmış ve gereken misyon toplum bilince çıkarmıştır. Her bir kahraman yazarın yüreğinden kopan kıvılcım toplum için uzun zamanlarla ışık kaynağı olmuştur. Tarih bu anlamıyla ders ve tecrübelerle dopdoludur. Yazarın soyluluğu da, kahramanlığı da buradan ileri gelir. Tarihten de anlaşılacağı gibi bu tip karanlık sorunlar hep kendi kahramanını intizar ediyor gibi bir doğaya sahiptirler. Sanki mutlaka bir gün açığa çıkacaklar gibi hep kuşku ve endişeyle bekliye kalırlar.
 

Şimdi burada karanlık bir sorundan söz etmek istiyoruz desek gene olmuyor. Çünkü yaşanan bir, iki, üç, beş, on beş değil, sayısız o kadar çok karanlık sorunlar var ki, insan hangisini irdelemeye çalışacağını, hangisinin daha çok önemli, hangisinin daha çok aciliyet arz ettiğine şaşıp kalıyor. Çünkü burası başka bir diyar, çünkü burası Türkiye!
 

Aslında bu sorunlar türdeş değildir de, türlü türlü yaşanmaktadırlar…
 

Burada anlatmaya çalıştığım sorun veya konu, geçenlerde Kanal D TV muhabirinin bir terör uzmanı ile telefon üzeri yaptığı bir haber yayını ve söyleyişidir. Tam da o gün, o sabah İstanbul’da “belirsiz kişilerce” polise yönelik yapılan intihar eylemi sıralarıydı ama ne tuhaf ki konu PKK’ydi.
 

İki ayrı konuyu konuştular. Birincisi; spiker terör uzmanına, “Sizce bu eylemin PKK ile bir bağlantısı var mı? Ya da PKK yapmış olabilir mi? diye soruyordu. Bay terör uzmanı tek kelimeyle “Yok” dedi ve iki cümleyle açımlamaya çalıştı. “Bu tarz bir saldırı onların stratejisinde yoktur” dedi. Devamla, “Onların eylem tarzları, anlayışları gereği izledikleri çizgiye göredir” diyordu. Bay terör uzmanın niyeti nedir ayrı bir konu, vicdanı karanlıksa ayrı bir konu, ama görüşleri son derece açıktır. Anlayan zaten anlıyor, anlamayana da herhalde anlatmak gerekiyor.
 

Bay uzman bütün uzmanlığına rağmen kendisini gerçeklerin elinden kurtaramadı. Gerçeklerin karakteri işte bu kadar devrimcidir. Gerçekler yalancının ağzında olsa bile kendisini kanıtlar. Çünkü o bir gerçektir. Bir gerçeğin içine başka bir gerçek girmez. Hele hele içine başka bir şey hiç yerleştirilemez. Diyalektik işleyişin kurallarına göre o sade ve yalın bir olgudur.
 

Demek istediğimiz, işler sıkışınca, işler dumura uğrayınca, işler velveleye binince, işler terör olunca siz de gerçekleri konuşmak zorunda kalıyorsunuz.
 

Bay terör uzmanı ancak böylesi sıkışık anların şoku içinde fişlenmişliğin haricinde konuşabilir. “Bu terörist bir eylemdir ama PKK ile bir bağlantısını kuramıyorum” dedi. Şimdi anlayanlar demez mi; bay uzman, hem sen PKK’yi de biliyorsun. O zaman senin estirdiğin onca şarlatanlık, onca çığırtkanlık, onca terörizm niye? Senin karanlık niyetinin varacağı yer işte buraya kadardır. Tabi yeri gelmişken şunu bir kez daha tekrarlamakta yarar vardır. Bay terör uzmanı da, terör uzmanları da bunu şöyle bilmeli:
 

PKK ve PKK gerillasının yaptığı her bir eylemin tarih kadar derin bir yüreği vardır. Gerilla yüreğinden kopmayan hiçbir eylemin savaş tarzımızla, stratejimizle, anlayışımızla alakası yoktur. Onun için gerilla her şeyden önce yüreğini ortaya koymasını bilmiştir. Şehitlerimiz bu gerçeğin en büyük eylemcileridir. Bu PKK gerillasının savaş felsefesidir. Burada amaç kimseyi küçük düşürmek değildir ama beş kuruş etmez saldırılar veya eylemler PKK gerillasının klâsı olamaz. Bir kere gerillanın eylem amacı değil üç polisi, üç bin polisi dahi öldürmek değildir. Başta terör uzmanları olmak üzere, anlamayan herkes sırasıyla bunu böyle anlamalıdır. Zaten bay uzman da bunu kuzu kuzu itiraf etti. Bu birincisi.
 

İkincisi ise; konu aynı konu ama sorun karanlık bir sorun olduğu için içinden çıkamadılar. Bilindiği gibi aynı gün güçlerimiz tarafından Ağrı dağının başından üç alman dağcı indirildi. Konuştukları aynı konu, aynı terör uzmanı ve aynı spiker aynı soruyu soruyordu. Üstelik bay uzman “Yok” dediği halde. “Acaba bu saldırının Ağrı dağında kaçırılan dağcıların kaçırılma olayıyla bir bağlantısı olabilir mi? Bir de “PKK’liler dağın başına çıktıklarına göre hazırlıkları ve imkânları var mıdır ”diye soruyordu. Tabi bu soru kısmi olarak bay uzmanın uzmanlık alanı dâhilinde olduğu için zaten cevap hazırdı. Evet, cevap hazırdı ve zaten benimde işaret etmek istediğim konu buydu. Yani benim bu konuyu konuşma ihtiyacım buradan doğdu. Bay uzman “PKK bitme aşamasındadır, şurada yüz yüz elli güçleri kalmış, işte varlıklarını yansıtmak için böyle eylemler yapıyorlar” diyordu. Şimdi sorulan sorunun bir kısmı bay uzmanın uzmanlık alanı dâhilinde değildi tabi. Soruya tepki göstermeyi de unutmadı. “Bırak şimdi hazırlıklarını ve imkânlarını. Burada Mehmetçiğin işini zorlaştırmayalım” diyordu. Çok üzgünüm ama bu cevap uzmanlığın klâsına göre değildi. Çünkü uzmanlık yanlış beslenmeden mezundur! Bay uzman moralini bozmasın zaten bizim bir çırpıda Ağrı dağının başına çıkacak alet, ebat ve araç gereçlerimiz yoktur. Kaldı ki olsa bile hiçbir şeyi değiştirmez.
 

Ama şunu terör uzmanlarına atfen söylemek gerekir ki; o dağın başına iple, paraşütle, çengellerle çıkılmaz. Oraya psikolojiyle, iradeyle, kararlılıkla çıkılır. Sizin gerilla tanımlamanızın coğrafik yönü sakattır veya yoktur. Gerillayı gerilla kılan da, gerillayı seven de, gerillayı sevdiren de sizin adınıza üzgünüm ama bunlardır. Burada anlaşılması gereken şudur; gerillanın psikolojisi her zaman üstündür. Yürütülen kirli bir psikolojik savaştır ve bay terör uzmanının psikolojisi de ancak buraya kadar yetişebilmiş ve düşmüştür. Bu tablo da olduğu gibi gerillanın psikolojisi her zaman üstte kalacaktır.
 

Şimdi bu konuyu irdelemeye çalıştık ama belki de Türkiye’de yaşanan karanlıkların, sapmaların, çarpıtmaların, tersyüz etmelerin en hafif olanı budur. Yani Türk devletinin vazgeçemediği marifetlerinden yalnızca bir tanesidir. Bu çarpıtma doğrudan gerillayı muhatap aldığı için insan açıklık getirme ihtiyacını duyuyor. Çünkü anlamayan veya anlamak istemeyen de belki böylece anlamış olur. Bu bir yılı aşkındır ve gene kaç yıldan sonra o bitti ha bitti hastalığına tekrardan yakalandılar ve de susmak bilmiyorlar. Türk televizyonları belli kaynaklardan aldığı duyumlarla gerillayı bitirmek üzeredir. Ha bitti ha bitecek. Güya işte gerilla bitmek üzeredir de yaptığı eylemlerle varlığını yansıtmak istiyormuş. Ama her ne hikmetse eylemler gittikçe çoğalıyor. Gerçekleşen eylemlerde yaşanan asker ölümlerine baktığınızda ortalama olarak en az beş bin aktif gerilla namlusu işlendiği matematiksel bir hesapla da anlaşılacaktır. Gerçek şu ki; Türk uzmanları olaylara borsalar gibi bakıyorlar ama gene de bugün için sarf ettikleri yalanları da çürütmek lazım. Çünkü yarın öbür gün ismimiz gibi biliyoruz ki, aynı kişiler ilerde eylemlerin yükselmesiyle beraber gerilla sayısını on binlere çıkaracaklar. Hani emekli generalleri kendi geçmişlerini anımsadıklarında hep “sürü” gibiydiler diyorlar ya öyle. Ama istemiyoruz. Biz nitel ve nicel olarak sayımızdan gayet memnunuz.
 

Evet, aydınlar, politikacılar ve yazarlar toplumun bir nevi öncüleridirler demiştik. Ama maalesef bu Türkiye için bir milim dahi geçerli değildir. Türk aydınları bir sorunu tartıştıklarında içinden çıkılmaz hale getirip bırakıyorlar. Sonuç ise Ergenekon oluyor. İki dakikalık bir tartışma için dünyada ne kadar kavram varsa hepsini bir konunun içine sıkıştırıyorlar ama ne yazık ki içerisi bomboş kalıyor. Neredeyse Türkçe kavramlar diline dönüşmüştür. Türkçe kavramcaya çevrilmiş. Onun için sorunlar karartılıp zamanla kanserleşiyor, Ergenekonlaşıyor. Değerli bazı kesimler var ancak onlar da, Ermenilere şöyle oldu, gerçek barış veya demokrasi dediler fakat onlar da fişlenmektense ilelebet susmayı tercih etmiş gibiler.
 

 

     
 

» ANAKARARGAH ARŞİV

» HPG-BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» GERİLLADAN

» ŞEHİTLERİMİZ

» ÖNDERLİK

» YJA STAR SAYFASI

» DİZİ ARAŞTIRMA

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» VİDEOLAR

» HPG HAKKINDA

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

» HABER ÜYELİK

 
 

 

 

 

 
 

HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.

HPG Online © 2003 - 2008 Tüm hakları saklıdır.