Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca

 

 
   
 
“BURASI DİYARBAKIR DEĞİL, BURASI DÜSELDORF’TUR”
13 Temmuz 2008

Kasım Engin

 

“BURASI DİYARBAKIR DEĞİL, BURASI DÜSELDORF’TUR”

 

Hatırlayan bilir. 1989 yılında PKK’ye karşı alman devleti tarafından yürütülen tarihin en çirkin ve çirkin olduğu kadar da bir o kadar insanlık karşıtı ve sonuna kadar hukuksuz olan bir “terör” davası açılmıştı.

Onlarca Kürt siyasetçisi tutuklanmıştı. Havadan sudan bahanelere dayandırılan bir iddianameyle sözde Kürt iradeleşmesi kırılarak teslim alınmak isteniyordu.

Bugünlerde yeniden yaşayacağımız 14 Temmuz 1982 ölüm orucunun tüm saldırıları ve buna karşı bir et bir kemik kalan büyük PKK direnişçilerinin anıları halen tap taze duruyordu.

İşte hatırlayanlar, bilenler demiştim. Almanların gerçekten de faşist olan savcılarından olan Götz’müydü ne zehir zemberekti tam hatırlamıyorum, ağzından kaçırdığı ve asıl amaçlarının ne olduğunu dile getirmişti; “burası Diyarbakır değil burası Düseldorf’tur. Bunu bileceksiniz. Ve orada yaptıklarınızı burada yapamayacaksınız” diyecekti

Evet, bu sözler bir alman savcıya aitti. O zamanlar biz bu sözleri şehit Erdal (Engin Sincer) yoldaş ve başka Kürt gençleriyle tiyatro yaparak teşhir amaçlı oynamıştık. O zamana kadar benim gibi Allahın safı Kürt insanları adalete inanıyor, olup bitenler açığa çıkacağına inancını koruyor ve tabii ki Avrupa’nın özelde de Yahudi Pogrom’u yapmış bir devletinin eni sonunda mazlumların yanında yer alacağını sanıyordu.

Savcının söylediği “orada yaptıklarınızı burada yapamayacaksınız” dedikleri nelerdi?

Kendilerince kocaman bir Yahudi vahşeti senaryolayıp uygulayan alman egemenlerinin tecrübeleri konuşuyordu. Büyük Bulgar devrimci ve büyük komünist Dimitrov’u da alman devletine karşı Reichstag binasını yakmakla suçlamışlardı. Ve oldukça uzun bir yargılamaya tabii tutmuşlardır.

Ama tarih bize şunu da göstermiştir ki; hem Almanların Yahudi Pogrom’u hem de enternasyonal devrimci Dimitrov’u yargılamaları fiyaskoyla sonuçlanmıştı.

Ve almanlar halen uluslar arası arenada bu iki olayın ceremesini çekmektedir. Halen Yahudiler söz konusu oldu mu sus pus olmaktadırlar. Çünkü yaptıkları vahşeti de aşan bir insanlık dramıydı. Elbette insanlık bunu af etmeyecek ve her zaman bunu Almanlara daha doğrusu egemenlerine hatırlatacaklardır. Krupp, Thysen gibi yüzlerce dev firmanın ne kadar Yahudi insanının kanını aldığı ortadayken bunun vicdani muhakemesinden elbette ki kimse kaçamaz.

Yine Dimitrov’un “savunma saldırıyor” kitabı herkesin bildiği bir savunmadır. Faşist Hitler Almanya’sına karşı karınca karınca nasıl direnerek savunmasını tüm egemenlere karşı bir saldırı haline getirdiği de biliniyor. Ve nasıl alman faşist devletini yargılayarak serbest kaldığı da biliniyor.

Ve aynı Almanya bu kez sözde Bundesrepublik Deutschland olarak 1989 yılında Kürt siyasetçileri terörizmden dolayı yargılamaya çalışacaktı. Hepsi fos çıktı.

Ama alman devleti boş durmadı. PKK’yi suç örgütü olarak suçladı, Kürt halkının legal kurumlarına saldırdı. Özgür basınına yöneldi. Kültürel kurumlarına yöneldi. Ve en sonda Kürt halkının neredeyse biricik TV’si olan Roj TV’sini kapatma kararı aldı.

Peki, bu Almanya akıllanmayacak mı? Halklara ve Kürtlere düşmanlık yapmaktan vazgeçmeyecek mi? Kraldan daha kralcı kesilmeyi ne zaman terk edecek?

Alman devletinin bize-Kürt Özgürlük Hareketine karşı-sadece siyasi bir düşmanlık beslemediğini bunu düşmanlığın bir adım ötesi olan kine dönüştürdüğünü daha önce söylemiştik.

Ve demiştik ki “İnsan sormadan edemiyor. Neden bu kadar düşmanlık? Terörist TC devletine bu kadar açık destek çeki neden? Bu kadar silah yardımı neden? Hıristiyan demokratlarından sosyal demokratlarına, yeşillerinde sözde sağcılarına bu kadar faşist devlet yanlısı olarak Kürt Özgürlük Hareketine saldırmak neden?

Daha dün Alman panzerlerin arkasında yerlerde vahşice süründürülen gerillaların resimleri ne çabuk unutuldu? Halepçe de kullanılan hardal gazının Alman patentli olması neden?

Neden diye soracağımız sorular listesini böyle sıralamak daha mümkündür.

Neden bu kadar tahammülsüzlük, neden bu kadar insafsızlık, neden bu kadar yasakçı zihniyet? Ve neden bu kadar Ali Cengiz oyunu? “

Evet, sormak gerekiyor neden?

Çok uzatmadan şunu açık söyleyebiliriz; Kürt Özgürlük Hareketi alman devletinin Kürt kartını tümden boşa çıkardı da ondan.

Yukarıda dile getirdiğimiz faşist savcı Götz sözlerinden her şeyi açıkça itiraf ediliyordu. “burası Diyarbakır değil, burası Düseldorf” derken kastettiği;

“Siz orada Diyarbakır’da direndiniz, Türk devletini dize getirdiniz, irade oldunuz, ancak biz burada buna izin vermeyeceğiz. Siz, bize teslim olacaksınız. Bizim, alman Kürt partisi olacaksınız. “

Mantık bu. Ve bu mantığın üzerinden yıllar geçmesine rağmen halen aynı yaklaşım devam ediyor. Yani mutlaka Almanların istediği Kürt olacağız!

14 Temmuz günlerini yaşıyoruz. Bugünlerin ne anlama geldiğini hepimiz iyi biliyoruz. Bir avuç Kürt gencinin bir et bir kemik kalmalarına rağmen nasıl bir iradesel duruş sergileyerek tarihe şanlı bir destan bıraktıkları da herkesin malumudur. Bunun, Kürdün kendi olma eylemi olduğunu dost düşman herkes söylüyor.

Bunu Almanya bilmiyor mu? Bilmiyor ise 14 Temmuz direnişçilerinin yaşam öykülerini okusun. Ve öğrensin.

Kürt artık 14 Temmuz Kürdü'dür. Bir et bir kemikte kalsa o sonuna kadar kendi kimliğine, diline, siyasal onuruna, kurumlarına hepsine sahip çıkacaktır. Bunun bedeli ağırda olsa sahip çıkacaktır.

Ve alman devleti ve bu yolda ilerleyen tüm güçler şunu da bilsin; siz bize zarar verebilirsiniz. Ancak bizim size vereceğimiz zarar haklı olan davamız temelinde kat be kat fazla olacaktır. Yarın sizler insanlığın adalet arenasında yine aynı Pogromu yapan mahkûmlar gibi yargılanacaksınız. Biz ise halk olarak ve bu halkın özgürlükçü mücadelecileri olarak yargılayan pozisyonda olacağız.

Bunu asla unutmayın. Ve şunu da unutmayacaksınız; bugün bu saldırılarda yer alan tüm güçler yarın halklarının adalet terazileri karşısında lanetli olarak ele alınacak ve geçmişlerine eklenmiş birer leke olarak bu haksız saldırılar sicillerine eklenecektir.

Ve nasıl ki bugün CHP şahsında Türk sahte sosyal demokratlarını sosyalist enternasyonal platformlarında anti demokratik uygulamalarından dolayı topa tutuluyorlarsa yarın aynı durumu yaşayan alman sosyal demokratlarının bundan kaçamayacakları da bilinsin.

Yarın bu sözde sosyal demokratlar halklara karşı anti demokratik uygulamaları ve polis devleti oluşturma girişimlerinden dolayı yine mahkûm sandalyesine oturacaklardır.

Ve bitirirken şunu ekleyelim; Kürt eski Kürt değildir. Kürt iradesiz ve sessiz köle Kürt değildir. Kürt artık kendisine ait olmuş başı dik ve kimseye boyun eğmeyecek posizyona gelmiş Kürt'tür.

Ve Kürt kendisine zarar veren güçlere karşı yeterince zarar verebilecek kadar kendisini örgütler hale gelmiş Kürt’tür de.

Bu da unutulmamalıdır!
 

 

     
 

» ANAKARARGAH ARŞİV

» HPG-BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» GERİLLADAN

» ŞEHİTLERİMİZ

» ÖNDERLİK

» YJA STAR SAYFASI

» DİZİ ARAŞTIRMA

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» VİDEOLAR

» HPG HAKKINDA

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

» HABER ÜYELİK

 
 

 

 

 

 
 

HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.

HPG Online © 2003 - 2008 Tüm hakları saklıdır.