|
Kasım Engin
“BURASI DİYARBAKIR DEĞİL, BURASI DÜSELDORF’TUR”
Hatırlayan bilir. 1989 yılında PKK’ye karşı alman devleti tarafından
yürütülen tarihin en çirkin ve çirkin olduğu kadar da bir o kadar
insanlık karşıtı ve sonuna kadar hukuksuz olan bir “terör” davası
açılmıştı.
Onlarca Kürt siyasetçisi tutuklanmıştı. Havadan sudan bahanelere
dayandırılan bir iddianameyle sözde Kürt iradeleşmesi kırılarak
teslim alınmak isteniyordu.
Bugünlerde yeniden yaşayacağımız 14 Temmuz 1982 ölüm orucunun tüm
saldırıları ve buna karşı bir et bir kemik kalan büyük PKK
direnişçilerinin anıları halen tap taze duruyordu.
İşte hatırlayanlar, bilenler demiştim. Almanların gerçekten de
faşist olan savcılarından olan Götz’müydü ne zehir zemberekti tam
hatırlamıyorum, ağzından kaçırdığı ve asıl amaçlarının ne olduğunu
dile getirmişti; “burası Diyarbakır değil burası Düseldorf’tur. Bunu
bileceksiniz. Ve orada yaptıklarınızı burada yapamayacaksınız”
diyecekti
Evet, bu sözler bir alman savcıya aitti. O zamanlar biz bu sözleri
şehit Erdal (Engin Sincer) yoldaş ve başka Kürt gençleriyle tiyatro
yaparak teşhir amaçlı oynamıştık. O zamana kadar benim gibi Allahın
safı Kürt insanları adalete inanıyor, olup bitenler açığa çıkacağına
inancını koruyor ve tabii ki Avrupa’nın özelde de Yahudi Pogrom’u
yapmış bir devletinin eni sonunda mazlumların yanında yer alacağını
sanıyordu.
Savcının söylediği “orada yaptıklarınızı burada yapamayacaksınız”
dedikleri nelerdi?
Kendilerince kocaman bir Yahudi vahşeti senaryolayıp uygulayan alman
egemenlerinin tecrübeleri konuşuyordu. Büyük Bulgar devrimci ve
büyük komünist Dimitrov’u da alman devletine karşı Reichstag
binasını yakmakla suçlamışlardı. Ve oldukça uzun bir yargılamaya
tabii tutmuşlardır.
Ama tarih bize şunu da göstermiştir ki; hem Almanların Yahudi
Pogrom’u hem de enternasyonal devrimci Dimitrov’u yargılamaları
fiyaskoyla sonuçlanmıştı.
Ve almanlar halen uluslar arası arenada bu iki olayın ceremesini
çekmektedir. Halen Yahudiler söz konusu oldu mu sus pus
olmaktadırlar. Çünkü yaptıkları vahşeti de aşan bir insanlık
dramıydı. Elbette insanlık bunu af etmeyecek ve her zaman bunu
Almanlara daha doğrusu egemenlerine hatırlatacaklardır. Krupp,
Thysen gibi yüzlerce dev firmanın ne kadar Yahudi insanının kanını
aldığı ortadayken bunun vicdani muhakemesinden elbette ki kimse
kaçamaz.
Yine Dimitrov’un “savunma saldırıyor” kitabı herkesin bildiği bir
savunmadır. Faşist Hitler Almanya’sına karşı karınca karınca nasıl
direnerek savunmasını tüm egemenlere karşı bir saldırı haline
getirdiği de biliniyor. Ve nasıl alman faşist devletini yargılayarak
serbest kaldığı da biliniyor.
Ve aynı Almanya bu kez sözde Bundesrepublik Deutschland olarak 1989
yılında Kürt siyasetçileri terörizmden dolayı yargılamaya
çalışacaktı. Hepsi fos çıktı.
Ama alman devleti boş durmadı. PKK’yi suç örgütü olarak suçladı,
Kürt halkının legal kurumlarına saldırdı. Özgür basınına yöneldi.
Kültürel kurumlarına yöneldi. Ve en sonda Kürt halkının neredeyse
biricik TV’si olan Roj TV’sini kapatma kararı aldı.
Peki, bu Almanya akıllanmayacak mı? Halklara ve Kürtlere düşmanlık
yapmaktan vazgeçmeyecek mi? Kraldan daha kralcı kesilmeyi ne zaman
terk edecek?
Alman devletinin bize-Kürt Özgürlük Hareketine karşı-sadece siyasi
bir düşmanlık beslemediğini bunu düşmanlığın bir adım ötesi olan
kine dönüştürdüğünü daha önce söylemiştik.
Ve demiştik ki “İnsan sormadan edemiyor. Neden bu kadar düşmanlık?
Terörist TC devletine bu kadar açık destek çeki neden? Bu kadar
silah yardımı neden? Hıristiyan demokratlarından sosyal
demokratlarına, yeşillerinde sözde sağcılarına bu kadar faşist
devlet yanlısı olarak Kürt Özgürlük Hareketine saldırmak neden?
Daha dün Alman panzerlerin arkasında yerlerde vahşice süründürülen
gerillaların resimleri ne çabuk unutuldu? Halepçe de kullanılan
hardal gazının Alman patentli olması neden?
Neden diye soracağımız sorular listesini böyle sıralamak daha
mümkündür.
Neden bu kadar tahammülsüzlük, neden bu kadar insafsızlık, neden bu
kadar yasakçı zihniyet? Ve neden bu kadar Ali Cengiz oyunu? “
Evet, sormak gerekiyor neden?
Çok uzatmadan şunu açık söyleyebiliriz; Kürt Özgürlük Hareketi alman
devletinin Kürt kartını tümden boşa çıkardı da ondan.
Yukarıda dile getirdiğimiz faşist savcı Götz sözlerinden her şeyi
açıkça itiraf ediliyordu. “burası Diyarbakır değil, burası Düseldorf”
derken kastettiği;
“Siz orada Diyarbakır’da direndiniz, Türk devletini dize getirdiniz,
irade oldunuz, ancak biz burada buna izin vermeyeceğiz. Siz, bize
teslim olacaksınız. Bizim, alman Kürt partisi olacaksınız. “
Mantık bu. Ve bu mantığın üzerinden yıllar geçmesine rağmen halen
aynı yaklaşım devam ediyor. Yani mutlaka Almanların istediği Kürt
olacağız!
14 Temmuz günlerini yaşıyoruz. Bugünlerin ne anlama geldiğini
hepimiz iyi biliyoruz. Bir avuç Kürt gencinin bir et bir kemik
kalmalarına rağmen nasıl bir iradesel duruş sergileyerek tarihe
şanlı bir destan bıraktıkları da herkesin malumudur. Bunun, Kürdün
kendi olma eylemi olduğunu dost düşman herkes söylüyor.
Bunu Almanya bilmiyor mu? Bilmiyor ise 14 Temmuz direnişçilerinin
yaşam öykülerini okusun. Ve öğrensin.
Kürt artık 14 Temmuz Kürdü'dür. Bir et bir kemikte kalsa o sonuna
kadar kendi kimliğine, diline, siyasal onuruna, kurumlarına hepsine
sahip çıkacaktır. Bunun bedeli ağırda olsa sahip çıkacaktır.
Ve alman devleti ve bu yolda ilerleyen tüm güçler şunu da bilsin;
siz bize zarar verebilirsiniz. Ancak bizim size vereceğimiz zarar
haklı olan davamız temelinde kat be kat fazla olacaktır. Yarın
sizler insanlığın adalet arenasında yine aynı Pogromu yapan
mahkûmlar gibi yargılanacaksınız. Biz ise halk olarak ve bu halkın
özgürlükçü mücadelecileri olarak yargılayan pozisyonda olacağız.
Bunu asla unutmayın. Ve şunu da unutmayacaksınız; bugün bu
saldırılarda yer alan tüm güçler yarın halklarının adalet terazileri
karşısında lanetli olarak ele alınacak ve geçmişlerine eklenmiş
birer leke olarak bu haksız saldırılar sicillerine eklenecektir.
Ve nasıl ki bugün CHP şahsında Türk sahte sosyal demokratlarını
sosyalist enternasyonal platformlarında anti demokratik
uygulamalarından dolayı topa tutuluyorlarsa yarın aynı durumu
yaşayan alman sosyal demokratlarının bundan kaçamayacakları da
bilinsin.
Yarın bu sözde sosyal demokratlar halklara karşı anti demokratik
uygulamaları ve polis devleti oluşturma girişimlerinden dolayı yine
mahkûm sandalyesine oturacaklardır.
Ve bitirirken şunu ekleyelim; Kürt eski Kürt değildir. Kürt iradesiz
ve sessiz köle Kürt değildir. Kürt artık kendisine ait olmuş başı
dik ve kimseye boyun eğmeyecek posizyona gelmiş Kürt'tür.
Ve Kürt kendisine zarar veren güçlere karşı yeterince zarar
verebilecek kadar kendisini örgütler hale gelmiş Kürt’tür de.
Bu da unutulmamalıdır!
|