|
Toprak Erdem

Çizgi duruşu tanımlaması Zilan arkadaşın değer
yargıları açısından da ele alınmayı gerektirir. Çizgide olmak duygu
ve düşüncelerini özgürlük doğrultusunda yaratmak, güçlendirmek, bize
dışarıdan verileni temizleye temizleye insanlığın ilk varoluş
kanunlarına dayalı yaşamı açığa çıkarmak ve güncelin sığlığına
dayatmak kendi kendisini değerli kılmak, tarihsel değer kazanmak
anlamına da gelmektedir. Zilan arkadaşta kendisini, kendisi şahsında
Kürt kadını ve halkını tarihte yarattığı ve günümüzde hak ettiği
değerlerle buluşturma, tüm dünya egemen güçlerine de böyle bir
yaklaşımı dayatma çok keskindir. Bu anlamda Zilan kendi kendini
yaratan, kendini değerli kılan gerçek bir yaratım eylemidir.
Nitekim Önderliğimiz Zilan arkadaşı Tanrıça olarak adlandırmıştır.
Tanrıçalaşma, tam bir insanlık tüketim malzemesine dönüşmüş
gerçeklik karşısında insanlığın varoluş kanunlarıyla yaşamak, her
şeyiyle yalancı hakim erkek düzeni karşısında ana tanrıça düzeninin
yanında olmayı, onun en önde yaratıcısı olmayı, değer üretimini
ifade ediyor. Sürekli değer yaratıcılığıyla Zilan gerçekliği değer
adı altında yaşamımıza sızdırılan her türlü zehre karşı kendi kök
değerleri üzerinde büyüyerek yenilir yutulur olanı ayrıştırma,
yaşamın zehirlenmesine karşı sürekli yaşamı sağaltma gerçekliğidir.
Önderliğimizin giderek kadın özgürlüğüne yönelik
geliştirdiği açılımlar ve kadın özgürlüğüne dayalı, ete kemiğe
büründürdüğü sosyalizm tanımlamasını geliştirmesinde de bu eyleme
yüklediği anlam daha net açığa çıkıyor. Nasıl ki Zilan arkadaş
Önderliğimiz etrafında daraltılan çemberi 6 Mayıs komplosu somutunda
köklü çözümlemiş, sadece güncel yönleriyle değil, tarihsel bir tanım
getirmişse Önderliğimiz de Zilan arkadaşın vasiyeti karşısında
eylemini tarihsel adımlarla karşılamıştır. Zilan arkadaş şahsında
somutlaşan egemen sistemden kopuş adımını daha da kapsamlılaştırarak
kadın özgürlüğüne yansıtmış, buradan yola çıkıp giderek iktidarcı
sosyalizmin tıkattığı nefes borularını daha da açarak halkların her
türlü iktidar anlayışından ve devletten koparak kendi öz
sistemlerini oluşturmalarını ifade eden demokratik konfederalizm
sistemiyle zirveleştirmiştir. 97’de kopuş teorisinin hamlesel
düzeyde pratikleştirilmesi, 98’de Kadın Kurtuluş İdeolojisi ile
birlikte kopuşun daha kapsamlı teorik açılımının geliştirilmesi
sosyalizmde açılımın da giderek daha belirginleşmesini, toplumsal
özünün daha da belirgin kılınmasını, bir başka ifadeyle sosyalizmin
bir ütopya olmayı aşarak güncel yaşanılır bir sistem olarak daha
geniş tanımlanmasını beraberinde getirmiştir. Kopuş teorisi ve Kadın
Kurtuluş ideolojisi açılımları ile birlikte Zilan artık sevgi
kanunu, özgür kadının zirvesel ifadesi olarak sistematize
edilmektedir. Önderlik Zilan arkadaş ilişkisi birbirini karşılıklı
besleme ilişkisi biçiminde gelişmiştir. Zilan arkadaş Önderlik
çizgisini kendi sınırlarına çekmeden kendisini onun sınırlarında
gerçekleştirmeyi esas aldıkça Önderlik de Zilan arkadaşı tüm
çarpıtmalar karşısında koruyarak çizgisel ifadeye kavuşturmuş,
giderek hareketin temel gelişme kanunları içindeki yaşamsal yerini
daha da kapsamlı çözümlediği kadın özgürlük mücadelesinde
yansıtmıştır. Zilan arkadaşın eylemi sadece gerçekleştiği günün
koşullarında nefes borularımızı açmakla yetinmeyen, bizlere nefes
alıp verme kanunlarını da gösteren bir eylem olduğundan Tanrıça
zirveliğindedir. Tanrıçalığı, Önderliği olduğu gibi yaşatma ve
koruma gücünden, her türlü tüketime dönüşen yaklaşım karşısında
Önderlik gerçeğinde sürekli üretken kılan bir ilişki tarzını açığa
çıkarması ve verili gerçeğimize dayatmasıdır. Önderliğimizin PKK’nin
şehitler partisi olduğu değerlendirmesi bu karşılıklı beslenmeye
işaret ederken Zilan arkadaşta bu manifesto olarak adlandırılacak
derinlikte, kanun hükmünde zirvesel ifadeye kavuşmaktadır.
Bu durum Zilan arkadaşın Önderliğimize yoldaş olma
gücünü oluşturan noktanın da temel dayanağıdır. Zilan arkadaşta
yalana ve ikiyüzlülüğe büyük karşı koyuş vardır. Düzenin bütün
çirkinliklerinden kopup karşısına geçerek sorgulamıştır düzeni.
Nasıl ki Önderliğimiz Reel sosyalizmin yıkılışını sosyalizmin değil,
iktidarın yıkılışı olarak yorumlayıp sosyalizmi en temel kaynağı,
kadın özgürlüğü etrafında giderek daha da derinlikli tanımladıysa ve
bu nedenle hareket olarak Reel sosyalizmin çözülüşü karşısında
birçok sol harekette yaşanan gerileme, ikiyüzlü durumuna düşme
karşısında, sosyalizmde daha da derinleşmekle yanıt verdiyse ve bu
durum Önderlikte özgürlük arayışının tutku düzeyinde varlığından
kaynaklanıyorsa, Zilan arkadaşta da bu temel diyalektikle bir
şekillenme vardır. Bırakalım kendisini var olanın geriliklerine tabi
kılmayı böyle bir durumu yaşanılamaz bulmakta, yaşamı sürekli
mücadele duruşuyla yeniden yaratmaktadır. Varlık-yokluk ikilemi
gerçek tanımları içinde ifadeye kavuşturulmaktadır. Önderlikteki
insanlığın temel anlam yasalarına sadakat Zilan arkadaşta Önderliğe
sadakat olarak anlam kazanmıştır. Zilan arkadaşın Önderlikle bağı
insanlıkla bağını ifade etmektedir. Zilan arkadaşta insanlık aşkı
Önderliğe yaklaşımında sevgi kanununu korumak biçiminde dile
gelmiştir. Önderliğimiz bu duruşu sevgi kanunu olarak ifadeye
kavuşturmuştur.
Zilan arkadaş bu nedenle kendisi olma arayışının
derinliğini de duruşuyla ifade etmektedir. Birçoğumuzda kendimiz
olmak –bilinçli ya da bilinçsiz fark etmez- geriliklerini koruyarak
aslında kendisini anlamsızlaştırma savaşı olarak ifadeye kavuşurken
Zilan arkadaş kendi şahsında bizlerde anlam daralmasına yol açan,
dolayısıyla anlamsızlaştıran her şeye karşı savaş açmıştır.
Öncelikle kendisini yeniden yaratma eylemini çok güçlü
gerçekleştirmiştir. Nitekim birçoğumuza göre zor olan, Zilan arkadaş
için en kolay ve tercih edilir olanken, birçoğumuzun çok kolay ve
yaşanılır bulduğunu Zilan arkadaş tahammül etmek anlamında bile
kabullenmemekte, katlanılamaz bulmaktadır. Örneğin birçoğumuzun
duruşunda varolan geriliklerle uzlaşmanın –kendimizdeki geriliklerle
uzlaşmanın bir uzantısı olarak- temel yaşam biçimine dönüştüğü bir
dönemde Zilan arkadaşta bu tür duruşlara nasıl tahammül edildiği
yaşama dair sorulan ve yanıtı aranan en temel sorudur. Birçoğumuza
göre bu tür durumlarda mücadele etmek zordur. Çünkü çoğumuz,
karşısında olduğumuzu söylediğimiz gerçeklikten kopmadan mücadele
etmeye yeltendiğimizden sürekli geriliklerle uzlaşma noktası ararız
ve bu doğrultuda her arayış mücadelemizi biraz daha geriye itmekle
sonuçlanır. Tarihte tüm özgürlük mücadelelerinin karşılaştığı
tuzaklarla dolu durumu yaşamaktan kendimizi kurtaramadığımız bu
nedenle zarar verdiğimiz pratik duruşlar sürekli değişik biçimlerde
ama hep bu diyalektiğe yaslanarak kendisini yaşatır. Giderek en
temel özgürleştirici rol oynayan ideolojik açılımlar bile bu duruşla
birlikte yorumlanarak güçten düşme aracı olarak saptırılmaya
kalkışılırlar. Örneğin gerçekçilik gerilikler karşısında biraz daha
uzlaşmayı genişletmek anlamını yüklenen bir kavrama dönüşür. Ve tam
da bu noktada kendi kuyumuzu kazmaya, kendi varlık gerekçelerimize
yönelmeye başlarız. Nitekim en gerçekçiyim denilen anın çoğu zaman
arayışların en çok durduğu an olarak ortaya çıkmasına çokça tanık
olduk, tanık oluyoruz. Benim gerçekliğim olarak ifade ettiğimiz
birçok nokta, bize gerçekliğimiz diye yutturulanları daha başından
kabul etmek ve Önderliğin güncelleştirme arayışında olduğu
insanlığın temel kanunlarına dayatmak olarak anlam kazanıyor. Bu
nedenle yaptıklarımız kendi yaşadıklarımızı teorize ederek insanlığa
temel diyalektik diye dayatmanın, objektif olarak yalanı gerçek
yerine koyarak dayatmanın sınırlarına takılmaktan kurtulamıyor. Bu
nedenle aslında içine girilen tutum da objektif olarak insanlık
değerlerinin sömürüsü anlamını taşıyor. Oysa Zilan arkadaşta
öncelikle kopuş çok köklüdür. Sistemin tüm tanımlarını, zihniyet ve
duygu durumlarını reddederek, öncelikle ona karşı cephe açarak,
karşısında durarak sorgulamıştır. Bu nedenle egemen erkekliğe ait
yalana ve ikiyüzlülüğe yer vermez. Tam tersine ona ait ne varsa
silip atarak kendine ait olanı gerçekleştirir. Bu nedenle hep
doğrularla, güzel olanla, kanun hükmünde geçerli olanla yaşar.
Kişilik sorgulaması bu nedenle büyük eylemsel bir duruşa
dönüşmüştür. Bizim toplumsal gerçekliğimizde ortaya çıkan
yetmezliklerin dışarıdan dayatıldığının, bize ait olmadığının
bilincindedir. Bu nedenle benim gerçekliğim diyerek kabullenmemekte,
karşısında sonuna kadar mücadele ederek Önderlikle yoldaşlığını
güçlendirmektedir. Tüm kendisini teorize ederek Önderlik çizgisini
yanlış-yetersiz yorumlayan sapmalı durumlar karşısında Önderliğin
çizdiği ideolojik teorik çerçevede kendisini inşa ederek yanıt
vermektedir. Militanlık tanımını somutlaştırmaktadır. Bunun dışında
gerçeklik diye bize dayatılan her şeyin büyük yalancılık ve
ikiyüzlülük olduğunun ve kökünün dışarıda olduğunun bilincindedir.
Kökü dışarıda, yalancı-ikiyüzlü düzen sahiplerinin bahçesinde
oldukça, özgürlük ağacının yeşermeyeceğinin bilincindedir. Bu nokta
Zilan arkadaşta iradenin zirveleştiği noktadır. İktidarın ve
iktidara dayalı ikiyüzlülüğün aşıldığı, gerçekliğin tüm
çıplaklığıyla görünür kılındığı, ölümle yaşam arasındaki sahte
sınırların aşılarak gerçek sınırların belirgin kılındığı andır. Bu
yaklaşımını büyüterek hem hakim düzenin kendisine hem de içimizdeki
her türlü yansımasına karşı keskin savaş açarak, güncelin
sığlığından kurtulup tarihin gücünü arkasına alarak savaşmaktadır.
Bu nedenle Zilan gerçekliğinin kendisi insanlığın öz varoluş
kanunlarının gerçekliği, insanlık gerçekliğidir. Özgürlük arayışı
sürdükçe insanlığın yolunu apaydınlık kılacak bir gerçekliktir.
Kendi öz kimlik gerçekliğimizin güncele dayatılan somutlaşmış
ifadesidir.
Bu durum Zilan arkadaşta mücadele duruşunu da çok
yönlü kılmıştır. Her türlü başkalarının uydusu olmaya karşı açılan
savaş ile düşmana karşı yürütülen savaş birbirini besleyen olgular
durumundadır. Bu yüzden çok kısa bir sürede en derin anlam düzeyine
kendisini ulaştırmıştır. Her türlü uydulaşma böylece aşılmakta,
Güneşin, yaşam kaynağının ifade ettiği anlam böylece onun
yörüngesinde açığa çıkarılmakta ve yaşamın kutsallığının temsiline
ulaşılmaktadır. Tanrıça adlandırması bu duruşun her yönüyle
sergilenmesini ifade etmektedir. Tanrıça yalan-dolan tanımayan
düzenin yaratıcısı ve koruyucusu olarak Zilan arkadaşta yeniden dile
gelmekte, kendisini yalancı erkek tanrılar karşısında savunmaktadır.
İçimize sızdırılmış ve bize ait kılınmak istenen her türlü çirkinlik
karşısında bir güzelleşme savaşını hem içimizdeki yabancılaşmaya
dayatmakta, bununla netleşerek asıl hedefine yönelmektedir. Hem içe
hem de dışa yönelik yürüttüğü savaş birbiriyle bu kadar derinlikli
bağlantılı olduğundan birbirini beslemekte ve iradeleşme yolunu
göstermektedir.
Bunun derinlikli bilincine varmak ve vicdan devrimi
ile karşılamak ve bu doğrultuda hareket etmek, her biri bir insanlık
abidesine dönüşmüş tarihsel kahramanlıklar karşısında sürekli anlama
istemini, mücadelesini canlı tutan ve anlamı genişleten en temel
noktadır. Mutlaka ve kendi yetmezliklerimiz varlığını korudukça
eksik kalmaktan kurtulamasak da onun kendi gerçeğine ulaşma
adımlarımızı doğru bir rotada ve anlamlı kılmanın çıkış noktasıdır.
Çünkü ‘gerçeğimiz’ ya da ‘gerçekliğimiz’ kavramları içinde ifade
ettiğimiz, yalana-dolana, vicdansızlığa, ikiyüzlülüğe dayalı birçok
anlamı tarihsel gerçek diye dayatmaktan ve tarihi bilinçli ya da
bilinçsiz çarpıtmaya çalışmaktan ancak bu yolla kurtulabilir,
tarihin büyük suçlular ve lanetliler hanesine yazılmaktan kendimizi
çıkarabiliriz. Bu da kendi gerçekliğimiz olarak ifade ettiğimiz
anlamın içinden insanlık gerçeğini saptırmaya yönlendiren bu nedenle
bizi iradesizleştiren tüm zihniyet sapmalarına karşı keskin bir
savaş açmak, yalanı-dolanı, ikiyüzlülüğü eleştirerek öze ulaşmak
anlamına geliyor. Tam da bu noktada Zilan’a ulaşmak, bize her türlü
egemenliğe dayalı, gerçeklik diye yutturulmaya çalışılanı
parçalayarak kendi gerçekliğimize ulaşma eyleminin kendisi olarak
anlam kazanıyor.
Zilan’a ulaşmak tarihin derinliklerine kök salmak ve
kendisini yeniden yaratmaktır. Zilan gerçeği kendi tarihsel
gerçekliği üzerinde yükselen Kürt kadını şahsında tüm dünya
kadınlarına ve halklarına gerçekleşmiş özgürlük hediyesidir. Zilan
sürekli büyüyerek kendisini büyüten mücadele azmi ve iradesidir.
Tam da bu noktada Zilan Önderlikle bütünleşerek büyüyen insanlık
yürüyüşüdür. Bu yürüyüşe ortak olmak tarihte kendini
kalıcılaştırmaktır. Dışında kalmak ise kendisini kendi elleriyle
karanlığa mahkûm etmektir. Bu nedenle Zilan sürekli vicdan ve
zihniyet ölçümüz olarak anlamını koruyacak gerçekleşmiş özgürlüğün
kendisidir. Özgürlük yürüyüşünün koruyucu gücüdür. Zilan gerçeği
karşısında kendimizi sürekli sorgulamak özgürlük yürüyüşümüzü
sağlamlaştırmak, tüm yanıltıcı ölçüler karşısında kendimiz olanı
koruma altına almaktır. Çünkü Zilan tüm yetmez yaklaşımlar
karşısında kendi kendisini koruyacak kadar büyük bir yücelmenin
tarihe kazınmış ifadesidir. Özgür geleceğin somutlaşmış ifadesi
olarak Kürt halkının ve tüm insanlığın kendisine ait olan kök
kültürünün yüzyılımızda yaşayan kanıtıdır. İnsanlık var oldukça
anlamına anlam katacak bir büyüme eylemidir. Çünkü Zilan gerçek ile
yalanın en çarpıcı ayrım noktasıdır.
<<
1.
Bölüm
|