|
Hoşimin Fırat
Gizlenen kavgalar sürerken bir yandan, bir yandan da kavgaları
gizlemek için farklı ama sahte kavgalar sergileniyor. Türkiye
gündemi bir yasama yargı kavgasıyla dolmuş ki bu kavganın bir
istikrarsızlık getirdiği, bundan da ekonominin kötüye gittiğini
herkes bir papağan gibi tekrarlamakta… Çokça tekrarlamak ya da çok
kişinin tekrarlaması bazı gerçekleri gizlemenin ayrı bir yolu…
Son zamanlarda bir de bir kuraklık sorununun da bu kötü ekonominin
nedeni olduğunu dile getirenler var.
Gerçeği söyleyenler ise çok az.
Şubat ayında sınır ötesine gerçekleştirilen operasyonla Türkiye
gündemine giren operasyonları ve sonraki süreci iyi anlamadan
yapacaklarımız eksik ve yanlış olacaktır.
Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor ki 5 Kasım görüşmelerinden bu
yana Türkiye uçuruma doğru adım adım çekiliyor. Ve bundan kimse
haberdar değil. O günden bugüne Türkiye’nin sınır ötesi ve sınır
içinde yaptığı operasyonlar bu planın bir parçası. Askeri
operasyonlara karşı barışı savunmak; bu operasyonun sadece silah
tüccarları ve büyük sermayedarlara yarayacağını görmek, bu gerçeğin
sözcüsü olmak halkların da bu uçuruma düşmesini engellemenin tek
yoludur.
Askeri operasyonlar yanında Erdoğan’ın Amed’te yaptığı açıklamalar
aslında farklı bir operasyondur. Türkiye halklarının bu uçuruma
çekilip özellikle Yahudi tekellerinin büyütülmesinin operasyonudur.
Söylenen ve açılan paketler bunun en büyük kanıtıdır. Söylenen
birkaç söz ki bu sözler yaklaşık 15 yıldır söyleniyor bu gerçeği
perdelemek içindir.
Suriye-Türkiye sınırının mayından temizlenip tarıma açılması aslında
önemlidir. Ancak bu tarımı kimin yapacağı daha önemlidir. Şunu
söyleyebiliriz ki Gap kapsamında Yahudi sermayeler ve ortaklarına
satılacak toprak kalmadığı için satılacak toprak yaratmanın adıdır
bu paket.
Gap’ın kısa sürede bitirileceği konusundaki madde ise büyük
sermayedarların fabrikalarına enerji gerekliliğinin sonucudur.
Aynı zamanda bu zaman içerisinde planlanan barajlarla bölge
insansızlaştırılıp, bölge halkı mültecileştirilmek istenmektedir.
Gap’ın yapılışından bugüne metropol varoşlarında mültecileştirilen
Kürt halkı halen ve daha büyük bir ısrarla tümden mültecileştirilmek
istenmektedir.
Bu barajların altında kalıp eriyecek binlerce yıllık tarihi eserle
bölgedeki Aryen, semitik kültürel değerler yok olacaktır. Hedeflenen
de budur. Bölge halklarının o binlerce devrime yataklık etmiş
özlerini yok etmek için halkların değerlerine, tarihlerine saldırmak
nice faşist emperyalist devletin tarihsel alışkanlıklarıdır.
Bu barajların bu kadar yoğun yapılmasında önemli bir neden de
bölgenin önemli bir su kaynağını kontrol altına alıp bölge
halklarına baskı yapmadır. Yapılacak bu barajlarla Irak, Suriye
halkı başta olmak üzere tüm Ortadoğu halkı “suyla terbiye edilmek
istenmektedir”. Yapılanların aslında küresel çapta sermayedarların
planları, operasyonları olduğunu görmek önemli; ancak görmek kadar
buna karşı ortak mücadele etmek bölge halklarının günümüz
görevlerinden vazgeçilmez olanıdır.
Türkiye halkı büyük bir yoksulluğa doğru giderken, işsizlerin sayısı
hızla artarken Avrupa kupasında Türkiye’nin çeyrek finale çıkmasının
Türkiye halkının dertlerine derman olabileceğini kim savunabilir ki?
Aslında asıl sorun bunu halka anlatabilmekte. Nefes aldığımız her
yerde, göz göze geldiğimiz herkese gerçekleri anlatabilmekte…
demokratik siyasetin ancak böyle gelişebileceği kuşku götürmez bir
gerçektir.
|