|
Kasım Engin
Terörist
Faşist Türk Devleti bu gün Kürdistan da başta Kürt halkı olmak üzere
tüm farklılıklar gösteren etnik, dini inanç grupları, siyasal
hareketlere karşı çok yoğun bir psikolojik özel savaş izlemektedir.
Tabiatı gereği psikolojik özel savaş ruhen zayıf kişilikler ve zayıf
topluluklar üzerinde yürütüldüğünde sonuç almaktadır.
Kendisi olamayan, başkasına ait olan, karakter olarak içi ile dışı
bir olmama durumundan kaynaklı ikircikli, mütereddit, kararsız,
korkak, kaygılı, ezik, sönük, bastırılmış, susturulmuş ve kendisi
olmaktan çıkarılmışlar üzerinde etkili olmaktadır.
Türkiye de ağırlıklı olarak tüm toplumlar ve topluluklar bir yol
yöntemle ezilerek kendisinden kaçar hale getirilmişlerdir.
Başkalaştırılarak kendisi olmaktan çıkarılmışlardır. Kendisi
olamayanlar kendisine yabancılaştıkları için içe kapanık hale
gelerek oldukça duygusal ve hassaslaşmışlardır. Beyin ile yüreğin
buluşmasını sağlıklı yapamayanlar ya kuru ve dogmatik olurlar-ki bu
dışlanmışlık olur-ya da manipüle edilerek by pass edilirler-buda
aşırı yönlendirmeye açık ya da yatkınlık demektir.
Bunu bilen terörist devlet, yıllardır bu savaş yöntemini
sürdürmesine rağmen son yıllarda daha yoğun bir psikolojik özel
savaş ya da psikolojik özel harekât yürütmektedir.
Nedir bu psikolojik özel savaş ya da özel harekât?
Psikolojik savaş şöyle tanımlanmaktadır; açıklanan bir olağanüstü
durum veya harpte, iletişim araçları ve diğer psikolojik vasıtaların
hasım üzerinde psikolojik baskı yaratmak ve düşman kontrolü
altındaki bölgelerdeki düşman bilinen gruplarının ve diğer hedef
alınan toplulukların tutum ve davranışlarını kendi açısından olumlu
yönde etkilemek amacıyla kullanılmasıdır. Bunun temel amaçları,
düşmanın harekât veya mücadeleye devam isteğini zayıflatmak ve
savaşı sürdürmekteki kapasitesini azaltmak amacı güden bütün
çabaları desteklemektir.
Psikolojik savaş dışarıya karşı yürütülen psikolojik operasyonları
ifade eder. Psikolojik harekât ise sözde iç düşmana karşı uygulanan
bir savaş yöntemidir.
Psikolojik savaş, maksadına göre üçe ayrılır.
Birincisi taktik psikolojik savaştır. Kısa vadeli sonuçlar almakta,
anlık görevlerde kullanılan bir savaş türü.
İkincisi stratejik psikolojik savaştır. Burada temel amaç çok iyi
belirlenmiştir. Gereken araçlar devreye sokulmuştur ve kesin sonuca
yönelik bir eylem planı uygulanmaktadır.
Üçüncüsü ise kültürel psikolojik savaştır Bir toplumun kültürünü
değiştirerek, tarihî seyir içinde onu kültüründen uzaklaştırarak,
onu kontrol altına almaya yönelik adımların tümünü kapsar.
Psikoloji, diğer bilimlerden çok daha farklı olarak, insan
davranışlarını inceleyip anlamlandırıyor. İnsan davranışlarını
anlamlandırdığı zaman insanı eline bir denek gibi alıp, onu istediği
gibi kullanabilme koşullarını da elde etmiş oluyor.
İnsanı yönlendirdiğin zaman, yönlendirdiğin insanı istediğin şekilde
harekete geçirebiliyorsun. Mesela dinlerde ve tarikatlarda bunlar
çok açık şekilde görülebilir. İnsanlar belirli bir inanç
doğrultusunda şartlandırıldığı zaman, bir süre sonra o
şartlandırılan kişiler doğallığı dışına çıkmış ya da eski
özelliklerini kaybetmiş, tamamıyla farklı davranışları yürüten
insanlar haline gelmişlerdir.
Psikolojik savaşın mermileri kelimelerdir. Tüm kavgalar ve
mücadeleler kavramlar üzerinde yapılır. Bu nedenle Batı artık
psikolojik savaşı (information warfare) olarak tanımlıyor. Burada
kavramları üreten, kullanılmasını sağlayan, yani yayan, muharebeyi
kazanır. Zihinleri ele geçirmek ve bu yolla tutumları değiştirmek
temel gayedir.
İşte yukarıda dile gelen gerçeklerden yola çıkararak terörist faşist
Türk devleti son yıllarda askeri, siyasi, kültürel, sosyal sahada
gelişme kaydeden Kürt Özgürlük Hareketi güçlerine karşı çok yoğun
bir psikolojik hamle başlatmıştır.
Birkaç gün önce Van’da muhtemelen çete çocukları olan-ama yine de
Kürt olan bu çocuklara-Van Emniyet Müdürlüğü denetimde sözde
psikolojik savaş etkinlikleri temelinde, toplumlaşmaya dönük sosyal
etkinliklere götürülüp Kürt özgürlük hareketine yakın durmamaları
için özel bir müdahale örgütlenmiş.
Bunun yanı sıra çok yoğun olarak halkımıza baskılar uygulayarak
sindirilme girişimleri devam ederken sözde terörist devlete
yakınlaşan Kürtlere olağanüstü ekonomik ve politik teşviklerle önü
açılmaktadır.
Kürdistan gerillasına karşı her türlü aşağılık silah ve yöntemler
kullanılırken sözde terörist devlete sığınanları bu yeni proje
temelinde çok fazla soruşturulmadan serbest bırakılmaktadırlar.
Kendisi olan kürde her türden vurup ezme mubah sayılırken, kendisi
olmaktan çıkmış tırşıkçı kürde her şey-hatta iktidarın yolu
dahi-açılmıştır.
Bu psikolojik özel savaş yöntemlerini daha sıralamak mümkündür.
Kürdistan da açılan dikiş nakış kurslarıyla özel atanmış öğretim
görevlileri, küçük yaşta olupta henüz kendi ana dilini zor bela
öğrenmekte olan Kürt çocuklarına yatılı okullara neredeyse zoraki
alınmaları, “baba beni okula gönder” ile “haydi kızlar” okula
kampanyalarıyla kendi öz kültüründen uzaklaştırma girişimleri hep bu
eksendedir. Hâlbuki madem okuma yazma öğreteceksen bırak kendi
dillinden yazıp okusunlar. Ama yok! Yapılan bu savaş özel bir savaş
biçimi olup, kendi özünden yabancılaşmayı hedeflediği için çok yoğun
kampanyalarla ve büyük finans destekli yürütülmektedir.
Bu da esasta kaybedilen Kürdün yeniden “kendi toplumuna kazandırma
“projesi oluyor.
Ama bir şey var işte, çok unutuluyor.
Kürdün eski Kürt olmadığını hep söylüyoruz. Ama eski Kürt nedir,
yeni Kürt nedir sorularına cevap vermemiz gerekiyor.
Kürdistan tarihinde MAG katliamı diye bir olay vardır. Büyük Tarihçi
Heredot derki; milattan önce 512 yıllarında başat entelektüel
kültüre sahip olan Kürt entelegenciası -yani o günün aydınları- bir
günde binlercesi pers kralı Dariyus tarafından katledilirler. Peşi
sıra on binlercesi tasfiye edilir. Ve arta kalan birkaç MAG zor bela
Medya dağlarına kaçar.
MAG’lar bilindiği gibi o dönemlerde Medlerin aydınlarıdır. Zerdüşt’ü
kültürü koruyan ve onu yayanlardır. Medlerin tarih içerisinde yer
edindikleri konum göz önüne getirildiğinde, Med aydınlarının oldukça
kendilerine ait oldukları anlaşılmaktadır.
Medlerden çeşitli hile ve iç ihanet yoluyla iktidarı ele geçiren
Persler -iktidar olmalarına rağmen- yürütenler MAG’lardır, yani
Medler'dir. Bu durum önemli oranda Pers aristokrat tabakasında
eziklik psikolojisini ve aşağılık kompleksini yaratmaktadır. Başat
olanlar Medlerdir. Bu durumu kendi lehine çevirebilmek için
buldukları çözüm MAG katliamıdır, yani MAGAMONİ’dir.
Biz Kürtlerin, o tarihtir bu tarihtir bir türlü kendisi
olamadıklarını iyi biliyoruz. Her türlü işbirlikçiliği o tarihten
bugüne eksiksiz getirebiliriz. En kendimin diyen egemenlerin yanında
İdris-i Bitlisi gibi egemenlerden medet ummuştur. En benim diyen
Osmanlıların icazetiyle Büyük Bedirxan gibi Girit halkına yönelerek
isyanlarını Osmanlılar adına bastırmıştır. En benim diyen gizliden
“ben de Kürdüm” demiştir.
Hiç şüphe yok ki; kendisi olmak isteyenler de çıkmıştır. Ancak onlar
da darağaçlarında sallandırılarak peşi sıra çocukları tekrar sistem
içine alınarak katlini seven ya da katline âşık olanlar haline
(Melik Fırat gibileri) getirilmişlerdir.
Ancak unutulan nedir? Kürtler, Medler dönemi gibi kendisi olan yeni
bir Entelegencia yaratmışlardır. Sadece bir aydın kesim değil, kendi
davası için gerektiğinde kendisini feda edecek bir halk ordusu
yaratmışlardır. Aynı Medler döneminde kendisi olan, kendisi için
düşünen, kendisi için çalışan ve kendisi için var olan bir halk
yaratılmıştır.
İçi ile dışı bir olan, küçüklük kompleksini aşarak kendisine son
derece güvenen bir psikolojik ruhi durum yakalamışlardır. Egemenin
karşısında ezik durma yerine egemenlere karşı “küçük generaller”
dâhil taşlarıyla o kâğıttan kaplana saldırıyorlar. Nineler aynı o
eskideki coşkulu günler gibi kahramanlara ağıt yakmaktadırlar, barış
anneleri özgürlük uğruna canını vermiş vatan gençlerine
gözyaşlarıyla değil tilililerle cevap vermektedirler. Bir oğlunu ya
da bir kızını veren anneler ve babalar diğer çocuklarım ülke için
feda olsun diyorlarsa, burada artık Magamoni artıkları Kürtler yok
demektir.
Burada artık eski Med Kürtleri vardır. Yani yeni Kürtler vardır.
Kendisi olanlar vardır. Kendisi için düşünen ve çalışanlar vardır.
Kendisine güvenen Kürtler vardır.
Biz psikolojik özel savaşın ezik büzük ve duygusal birey ve
topluluklar üzerinde etkili olduğunu söylemiştik. İşte kendisi olmuş
toplumlarda tüm bu psikolojik özel savaş yol yöntemleri iflas etmeye
mahkûmdur.
Bu gerçekleri görmeyip de bu yol yöntemlerde ısrar edenler olsa olsa
paranoyak kişiliklerin ısrarı olabilir.
İşte yapılması gereken bu psikolojik özel savaş yöntemi ve
harekâtında ısrarlı olan kuru kafalı general ve düşünsel olarak
aymaz olan böylesine siyasetçileri Türk halkı ve halkları uzun
vadeli olarak hastanelerde kontrol altına almalı ve bu hastalığın
panzehiri olan hoşgörü kültürünü buralarda bu tip hastalara iyi
özümsetmelidir. |