Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca

 

 
   
 

DÜŞMAN İRADE KIRMA SAVAŞINDA KAYBETMEYE MAHKÛMDUR

26 Haziran 2008

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık

 

3. Bölüm

Hareketimizin tarihinde Şahin Dönmez ve Şemdin Sakık gibi ihanetçilerin çıktığı biliniyor. Bu ihanetçiler düşmana “Eğer sonuç almak istiyorsanız Önder APO’yu etkisizleştirmeniz gerekir, aksi takdirde hiçbir çabanız sonuç vermez” demişlerdir. “Önder APO’yu etkisizleştirmeden, siz bazı adımlar atsanız dahi, Önder APO attığınız bu adımları boşa çıkarabilir, PKK’yi bitirseniz bile on tane PKK’yi yeniden örgütleyebilir’ demişlerdir. Hareketi etkisizleştirmek isteyen bütün güçler, birçok politika, strateji ve taktik geliştirmişler, ama hiç birinde başarılı olamamışlardır. Bütün bu güçler de Şahin Dönmez ve Şemdin Sakık ihanetçilerinin vardığı sonuca varmışlardır. Çünkü hareketimiz bir Önderlik hareketidir, doğuşundan itibaren bu hareket Önder APO’suz düşünülemez.

Tarihte Önderlik hareketleri nereden darbe yemiştir? Her şeyden önce önderleri etkisizleştirildiğinde bu hareketler dağılmış ve etkisizleşmiştir. Yine Kürt tarihinde de bütün isyanların önderleri etkisizleştirildiğinde o isyanlar da etkisizleşmiştir. İşte bu gerçeği bilen bu güçler, bütün bu çabalarında da sonuç alamadıklarında, Önder APO’nun etkisizleştirilmesi noktasından işe başlamışlardır. Bu hareketin tarihi boyunca, bu hareketin doğuşundan günümüze kadar bütün saldırılar esas olarak Önder APO’ya yöneltilmiştir. Önder APO’yu kitlelerin ve kadroların nezdinde küçük düşürmek ve kendisine bağlılığı zayıflatmak için her türlü yola başvurulmuştur. Ama bütün bu çabalar kadroda ve halkta Önder APO’ya bağlılığı daha çok derinleştirmiştir. Bunu gören saldırgan imhacı güçler çözümü Önder APO’yu etkisizleştirmede, yani İmralı sistemi gibi bir sisteme almada görmüşlerdir. Bu sistemde tutarak öncelikle iradesini kırıp teslim almayı esas almışlar, bu başarılamayınca vahşi uygulamalarla Önderliğimizi intihara sürüklemeyi denemişlerdir. Bütün bu vahşi uygulamalar sonuç vermeyince, en sonunda fiziki imhayı son çare olarak gündemleştirmişler ve zehir vererek fiziki imhasını gerçekleştirmek istemişlerdir.

Önder APO daha ilk adımlarında halka, yoldaşlığa ve yaşama ihanet etmeyeceğini söylemiş ve bütün çabalarını bu temelde geliştirmiştir. Onun için de teslim alma çabaları veya vahşi uygulamalarla adeta yaşamı yaşanmaz kılma ve kendisini bu temelde intihara sürükleme çabaları sonuçsuz kalmıştır. Önder APO bütün bu çabaları sonuçsuz bırakarak büyük bir direniş sergilemiş; halka, yoldaşlığa ve yaşama bağlılığın bir gereği olarak bu çabaları etkisizleştirmiştir. İşte bunun sonucunda imha gündemleştirilmiştir.

Önder APO için imha girişimi yeni karşımıza çıkan bir olay değildir. Önderliğimize karşı önceleri de birçok kez imha amaçlı saldırılar geliştirilmiştir. ‘77’de Ankara’da Türk-İş bloklarında, yine daha sonra Ortadoğu sahasında birkaç kez bu denenmiş, ancak hiçbirinde sonuç alınamamıştır. En son ‘96’da Şam’da fiziki olarak imha edilmek istenmiş, bu da sonuçsuz kalmıştır. İşte Zilan direnişçiliği, düşmanın bu imhacı saldırılarına karşı gelişen bir direnişçiliktir. ‘96’da Şam’da geliştirilen suikastın başarısız olmasının ardından, Zilan yoldaş Dersim’de buna nasıl cevap olabileceğini düşünmüş ve kendisi kararlaştırarak fedai eylemini hayata geçirmiştir. Zilan yoldaş Önder APO’nun şahsında hareketin ve bir halkın yok edilmek istendiğini görmüştür. Bunu gören Zilan arkadaş büyük bir öfke ile düşmana karşı durmuş ve fedai eylemine girişmiştir.

Zilan yoldaş girdiği eylemde kendisine ait hiçbir şeyi, saçının tek bir telini bile bırakmamıştır. Eylemiyle hem düşmana, hem halka, hem de gerillaya çok net mesajlar vermiştir. Düşmana verdiği mesaj, “Eğer sen Önderliğimi imha etmek istersen –ki bu, hareketin, benim ve halkımın da imhasıdır-, o zaman sen de imha olursun. İmhaya karşı imhayla sana cevap veririm” biçimindedir. Yine halka “Sömürgeci düşman senin Önderliğini imha ederek geleceğini karartmak istiyor, seni imha etmek istiyor; sen bunu kabul edemezsin, imhaya karşı ayağa kalkman ve kendini savunman gerekir” demiştir. “Kendini savunman da ancak düşmanın yöneliş biçimine karşı onu cevaplayacak bir tarzda olursa başarılı olabilir” demiştir. Yine gerillaya “Önderliğin, sen ve halkın imha edilmek isteniyorsunuz, tehlike bu düzeyde büyüktür. Böylesi bir tehlikeye karşı duruşta ancak düşmanı imha edersen imhayı boşa çıkarabilirsin. Bunun gerisinde kalan bir duruşla imhanın önüne geçilemez” demiştir. Düşmanla nasıl savaşılacağını hangi düzeyde ve nasıl bir taktikle düşmana karşı konulacağını hem gerillaya hem de halka göstermiştir.

Zilan yoldaş gerillanın geliştirdiği eylem düzeyinin geri olduğunu, sürece cevap olmadığını ve imhayı boşa çıkaramayacağını, imhaya karşı imhayla durulması gerektiğini çok net ortaya koymuştur. Ancak bununla varlığını koruyabileceğini, yaşayabileceğini ve kendini savunabileceğini söylemiştir. Onun için Zilan eylemliliği, direnişçiliği ve kişiliği büyük bir direnişçiliktir, soylu bir kişiliktir. Zilan bu eylemiyle imhanın önünün nasıl alınabileceğini, bağlılığı nasıl yerine getirilebileceğini ortaya koymuştur. Bu direniş bu anlamda tarihsel bir direniştir, bu kişilik tarihsel bir kişiliktir.

Zilan bu eyleme girerken herhangi bir talimat ya da emirle girmemiştir. Kendisiyle tartışarak ve kendisinde kararlaşmayı geliştirerek, Önderliğimize yönelik olarak geliştirilen bu imhaya karşı bu eylemi geliştirmiştir. İşte bu PKK tarzının uygulanmasıdır, hareketin karşı karşıya olduğu tehlikeleri görme ve bu tehlikeyi nasıl karşılayabileceğini ortaya koymadır, hareketin ihtiyacını tespit edip buna cevap olma çabasına girmedir. Bu, PKK militanlığının, Apocu militanlığın pratikte uygulanmasıdır, Apocu tarzın pratikleşmesidir.

Bugün de hareketimiz imha edilmek isteniyor. Hareketimizin karşı karşıya bulunduğu tehlike ‘96’lara benzer bir tehlikedir. ‘96’da da Önderliğimiz imha edilerek hareket imha edilmek istendi. Bugün de imha saldırısı Önderliğimiz zehirlenerek başlatıldı. Hareket ve Önderlik imha edilmek isteniyor. Nasıl ki Zilan sergilediği duruşla karşı imhaya durduysa, aynı duruş, aynı tarz, aynı ruh bugün için de geçerlidir, hatta daha fazla geçerli ve gereklidir. Onun için Zilan eylemciliğinin ve duruşunun günümüze de uyarlanması, günümüzde de güncelleştirilmesi gerekiyor. Bunun sadece bir eylemde ve bir kişilikte değil, bütün bir halk ve hareket olarak güncelleştirilmesi gerekiyor. Hem gerilla cephesinde hem de serhildan cephesinde direnişin en üst düzeye sıçratılması gerekiyor. Direnişin dışında başka bir şeyin bizi kesinlikle yaşatmayacağını ve çözüme götürmeyeceğini bilmek gerekiyor. Nasıl ki Zilan düşmana karşı her şeyini ortaya koyup kendisine ait hiçbir şeyi bırakmadıysa, gerillamızın, bütün kadrolarımızın, bütün özgürlük savaşçılarının Zilan gibi kayıtsız şartsız her şeylerini varlıkları için, gelecekleri için, özgür yaşamları için ortaya koymaları gerekiyor.

Bunun için de bütün kadro ve savaşçılarımızın her türlü bireycilikten, kendine görelikten, bencilikten, amir ve memurluktan, idarecilikten, bürokratizim, oportünizmden, dogmatizmden kendilerini kurtarmaları gerekiyor. Tümüyle özgürlüğü tutku düzeyinde yaşamaları, Zilan’ın yaptığı gibi her şeylerini özgür bir yaşam için örgütlemeleri gerekiyor. İmhaya karşı başka türlü yaşanılamayacağını ve yaşamın garanti altına alınamayacağını bilmek gerekiyor. Zilan gibi “Yaşanacaksa özgür yaşamak ya da hiç yaşamamak” demek gerekiyor. Onun için de tamamen kendine ait olmaktan çıkıp kendini aşmak, her şeyini özgür yaşamı yaratmak için ortaya koymak gerekiyor. Zilan’ın gerçek yoldaşları olduğumuzu bu tarzda ortaya koymamız gerekiyor. Nasıl ki Zilan yoldaşlığa, Önderliğe ve halka ihanet etmediyse, bağlılığını en üst düzeyde ortaya koyduysa, Zilan’ın gerçek yoldaşları olarak bizim de yoldaşlığın, Önderliğe ve halka bağlılığın gereklerini yerine getirmemiz gerekiyor.

Bu da tamamen kendimize ait olmaktan çıkıp kayıtsız şartsız özgürlük için her şeyimizi ortaya koymamızdan geçiyor. Zilan’ın fedai eylemi nasıl düşmanı ürkütmüşse, düşmana ağır kayıplar yaşatmış ve düşmanı o imha tarzı yönelimlerden uzaklaştırmışsa, biz de bu güzel yoldaşın, bu değerli yoldaşın çizgisini esas almalı, o temelde onu pratikleştirmeli ve imhayı kesinlikle boşa çıkartmalıyız. Bu temelde Kürt sorununun demokratik siyasal çözümünü düşmana kabul ettirmeli, Önderliğimizi, hareketimizi ve halkımızı imha altından çıkartıp özgürlüğe doğru yürüyüşümüzü kararlılıkla geliştirmeliyiz. Yapılması gereken budur. Zilan’a bağlılık bunu gerektiriyor. Başka türlü bağlılıktan söz edilemez.

Zilan nasıl ki eylemiyle düşmanı ürküttüyse, düşmana geri adım attırdıysa, halk ve gerilla için büyük bir moral, inanç, savaşma ortamı ve imkânı yarattıysa, nasıl ki büyük bir çıkışın yaşamın sahibi olduysa, Zilan’ın yoldaşları olarak Zilan çizgisini esas alırsak büyük yaşayacağımız, büyük pratikleşeceğimiz, büyük kazanacağımız ortadadır. Bize düşen, bize layık olan da bunu yerine getirmedir, bunun dışındaki yaşamı elimizin tersiyle itmedir, yaşam olarak görmemedir, onu kendimiz için haram saymadır. Önderliksiz yaşamın olmayacağını, yaşamın ancak Önderlikle mümkün olduğunu iliklerimize kadar hissetmemiz gerekiyor. “Olacaksa bir yaşam Önderlikle olur ya da asla!” dememiz, bunu tüm iliklerimize kadar yaşamamız, bunun gereklerini pratikte yerine getirmemiz, bunu yerine getirdiğimizde düşmanın bütün imha çabalarını boşa çıkaracağımızı ve çözüme adım adım gideceğimizi bilmemiz gerekiyor.

Ben bu temelde bütün yoldaşları, özellikle HPG ve YJA-STAR savaşçılarını birer Zilan olmaya, birer APO olmaya çağırıyor ve başarılar diliyorum.
 

<< 2. Bölüm

 

     
 

» ANAKARARGAH ARŞİV

» HPG-BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» GERİLLADAN

» ŞEHİTLERİMİZ

» ÖNDERLİK

» YJA STAR SAYFASI

» DİZİ ARAŞTIRMA

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» VİDEOLAR

» HPG HAKKINDA

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

» HABER ÜYELİK

 
 

 

 

 

 
 

HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.

HPG Online © 2003 - 2008 Tüm hakları saklıdır.