|
Rubar Andok
Türk
savaş uçaklarının Medya Savunma Alanlarındaki uçuşları devam
ededursun, TC devleti bu Abdullah Gül’ün Amerika’ya ziyaretiyle bazı
güvenceler ve bu tür havadan sınır ötesi operasyonların devamına
karar kılmış görünüyor. Emperyalist karakter gereği bu verilen
tavizlerin herhalde bir karşılığı olmalı. Gül’ün ne kadar
Türkiye’nin geleceğini Amerika’ya peşkeş çektiği zaman içerisinde
görüp öğreneceğiz. Öyle görünüyor ki Bush, Gül’ün önüne daha başka
görevler de vermiş ki, gezinin hemen ardından Ortadoğu’ya
ziyaretlere başladı. Hem Gül’ün Amerika’daki açıklamaları hem de
Erdoğan’ın Amed’deki açıklamalarına bakılırsa, tümden Kürdü yok
soyma konsepti daha da derinlemesine yürütülüp devam edecektir.
Durum bu kadar net iken, sivil toplum kuruluşları, demokrat ve aydın
çevrelerin ve özellikle Kürtler adına siyaset yapan partilerin de
tavırlarının net olması gerekir. Oysa ki, ilk günden Erdoğan Amed’e
gelirken, tüm bu güçler tarafından “Katil Erdoğan!”, “İşbirlikçi
Erdoğan!”, “İkiyüzlü Erdoğan!” sloganlarıyla karşılanıp, muhatap
alınmaması gerekirdi. Kan üzerinden siyaset yapıp, bu kan
dökülmesine sebebiyet veren bu zihniyete karşı, duruş keskin
olmalıydı. Suçlu ve sorumlular belli iken, çekingen ve ürkek
tavırlarla suçluluk psikolojisine girilmemeliydi.
Kürdistan'ın başkentini kendine mesken etmiş Türk işgal güçleri, şehrin
en değerli topraklarını askeri alanlara dönüştürmüşler. Birçok yerde
kışlalar, askeri lojmanlar ve hava alanları kurmuşlar. Bu
havaalanlarından kalkan savaş uçakları, bu halkın özgürlük
militanlarının bulunduğu özgürlük dağlarına bombalar yağdırmakta ve
savunmasız köyleri yerle bir etmektedir. Özellikle bu savaş
uçaklarını kullanan pilotlar, bombardımandan sonra, 15-20 dakikalık
bir süre içinde kendi üslerine dönerek normal yaşamlarına devam
etmektedirler. Belki de bu pilotlardan birisi, çocuğuyla Amed’in
Koşuyolu parkında gezip, Galeria iş hanında ya da çift M’si olan
Migros’ta film izleyip, alışveriş yapıp, özgürlük dağlarında
mücadele veren gerillanın kardeşleri, abileri, arkadaşları, baba ve
anneleri arasında rahatça dolaşarak çocuklarıyla eğlenmektedir. Ve
bu mutlu aile tablosuyla kışlasına ya da lojmanlarına dönmektedir.
Ve belki de diğer gün yine bombaları Kürdistan’ın kutsal
topraklarına atmak için lojmanından çıkabilmektedir. Bu çizilen
tablo ne yazık ki Kürdistan’ın başkenti Amed’de yaşanmaktadır.
Peki bunlara karşı, Kürt gençliği sessiz mi kalacak, kesinlikle
hayır! Kalmamalı! Amed’deki son patlamada Yunus adında rütbeli bir
komutanlarını ve daha birçok subay, astsubay ve pilotunu kaybeden
pilotlar, herhalde cenazelerine gidebilme fırsatı da bulamamışlar ya
da bu fırsat verilmemiştir. Artık ileriki günlerde, Oramar’da ki
askerler nasıl tek tek kaza vb. düzmece ölüm haberleriyle, morgları
boşaltmışlarsa, bu seferde öyle yapacaklardır.
Özellikle son aylarda Kürt gençliğinin bu tür çevrelere karşı
geliştirmiş oldukları araba yakma eylemleri, dağın karını bir
nebzede olsa eritmiş durumda. Ama bu alevler daha da yükseltilmeli!
Bu tür kutsal ve meşru eylemleri kötüleyen faşist ve şoven Türk
basını ve çevrelere aldırmadan hedefler büyütülmelidir. Kürdistan
dağlarını ve cennet doğasını tahrip eden güçleri, Kürt gençliği
rahat uyutmamalıdırlar. Büyükanıt’ın deyimiyle BBG evleri BBY(Biri
bizi yakıyor!) evlerine çevrilmedir.
Yine her Kürdistanlı gencin öncelikle kendini iyi bir savunma
savaşçısı haline getirmesi gerekmektedir. Bu temelde başlatılan “Êdi
Bes e” hamlesine daha aktif katılım sağlayıp; İmralı sistemini
parçalamak, Önderliğimizin sağlığını güvence altına almak ve
özgürleştirmek için Apo’cu ruhla ayağa kalkmalıdırlar. Ancak bu
şekil halkımız özgürleşecek ve özgür demokratik bir ülke
yaratılacaktır.
|