Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca

 

 
   
 

DÜŞMAN İRADE KIRMA SAVAŞINDA KAYBETMEYE MAHKÛMDUR

23 Haziran 2008

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık

 

Önder APO’nun öncülüğünde gelişen Özgürlük Hareketine karşı daha çıkıştan itibaren saldırıların olduğu biliniyor. Bu saldırılar ABD öncülüğündeki uluslararası güçler tarafından daha da kapsamlılaştırılarak sürdürülmektedir. ABD öncülüğündeki uluslararası komplocu güçlerin bu saldırıları Önderliğimizin İmralı sistemine tabi tutulmasıyla birlikte daha da derinlik kazanmıştır. Uluslararası komplo ilk adımında Önder APO’yu etkisizleştirmeyi hedeflemiş olup, esaret altına alarak İmralı sistemi dediğimiz sistemde tutmaktadır. Komplo ilk aşamasında saldırılarını dışarıdan yürütmüş ve Önder APO’yu İmralı sistemine tabi tutmuştur. Bu adımı attıktan sonra, ikinci adım olarak hareketimizin yönetimi üzerinde durmuş, bir bütün yönetimi nasıl Önderlikten ve çizgiden koparabileceği ve kendi sistemine çekebileceği üzerinde yoğunlaşmış, bunda başarılı olamayınca yönetim içerisinde Botan, Ferhat benzeri bir çete grubunu yanına çekerek, bu tasfiyeci-provokatif çeteci grupla hareketi içten ele geçirmek istemiştir. Bu provokatif çeteci grup komployu hareketin içerisine taşırarak, hareketi kapitalist sistemin çıkarları yönünde tamamen kapitalist sisteme hizmet edecek tarzda şekillendirmek istemiştir. Bunu başaramayınca, Önderliğin, hareketin ve halkın müdahalesiyle kaçarak dıştan tasfiyeci saldırılarını geliştirmiş, bu tarzda sonuca gitmek istemiştir. Ama bunda da başarılı olamamıştır.

Komplo birinci aşamada dışarıdan saldırırken, ikinci aşamada bu çeteci grupla içten saldırılarını sürdürmüş ve oldukça tehlikeli olmuştur. Çetecilik her ne kadar başarıya gidememiş olsa da oldukça ciddi tahribatlar yaratmış, çarpıtmalar ve saptırmalar geliştirmiştir. Geliştirilen bu çarpıtma ve saptırmalar ve yaratılan kargaşa etkilerini uzun süre sürdürmüştür. Her ne kadar başarıya gidememişse de, komploya bağlı olarak gelişen tasfiyeci-provokatif eğilim, özel savaş merkezi ve sivil toplumcu anlayış el ele vererek, hareketi zihniyetinden ve tarzından oldukça uzaklaştırmıştır. Bunun sonucunda sistemin zihniyeti, onun yaşam tarzı, kültürü ve kişiliği hareket içerisinde gelişmeye başlamıştır. Bu da hareketi oldukça güçsüzleştirmiş, gerçeğinden oldukça uzaklaştırmış ve bu durum sonuç alabileceklerine dair komploculara oldukça umut vermiştir. Komplocular ve tasfiyeciler hareketin artık belini doğrultamayacağı sonucuna varmışlar, çabalarını arttırarak sonuca gitmek istemişlerdir. İşte komploya bağlı gelişen tasfiyeci-provokatif eğilim, özel savaş ve sivil toplumcu anlayış, hareketi tümüyle kendi zihniyeti ve tarzından uzaklaştırarak, sistemi, sistemin zihniyetini, yaşamını, kültürünü ve kişiliğini egemen kılarak, Kürdistan’da hareketi ve özgürlük çizgisini tümüyle etkisizleştirebileceği umuduna kapılmıştır.

Bu durumu gören hareketimiz bunun önüne geçmek ve sistem içileşmeyi etkisiz kılmak için yoğun çaba harcamış; kendi kökleri ve gücü üzerinde yeniden ayağa kalkmanın, kendi zihniyetini ve tarzını egemen kılarak hedef ve amaçları doğrultusunda adım atmanın büyük mücadelesine girişmiştir. Bu açıdan 1 Haziran 2004 kararı oldukça tarihsel bir karardır, 15 Ağustos Atılımı değerinde bir karardır. Bu kararla hareket kendisine yönelik olarak geliştirilen ideolojik, siyasal, diplomatik, örgütsel, askeri, kültürel ve ekonomik saldırılara karşı varlığını koruma mücadelesine girmiştir.

Hareketimizi tümüyle sisteme çekmek isteyen güçler alınan bu karara saldırmışlar, bu kararın pratikleşmesini önlemeye çalışmışlardır. Bununla geliştirdikleri sistem içine çekme mücadelesini sonuca götürmek istemişlerdir. Bu anlaşılır bir durumdur. 1 Haziran hamlesinin gelişmesine yol açan tarihsel karara sadece hareketi sistem içine çekmek isteyen dış güçler saldırmamışlardır; aynı zamanda içimizde sistem içileşmeyi yaşayan, sistemin etkisinde olan birçok kadro da benzer bir tutuma girmiştir. Bunlar hareketin neden 1 Haziran kararı aldığını sorgulamışlar, bunun doğru olmadığını ve tekrar eskiye dönmek anlamına geldiğini söyleyerek, adeta bu kararın pratikleşmesinin önüne geçmek istemişlerdir. Hem dış güçler hem de içte komplo ve tasfiyeciliğin etkisinde olan bazı kadrolar adeta el ele vererek bu tarihsel adımın boşa çıkarılması için birçok çaba içerisine girmişlerdir.

Hareketimiz bu tehlikeli çabaları etkisizleştirip 1 Haziran tarihsel kararını hayata geçirmek için büyük bir mücadele vermiştir. Bu mücadele sonucunda 1 Haziran kararı hayata geçirilmiş, hem komplonun hem de buna bağlı olarak geliştirilen tasfiyeci-provokasyonun önü alınmış, özel savaş ve sivil toplumcu anlayışın yıkıcı çabalarının önüne geçilmiştir. Böylelikle çürütme politikasının önü alınarak boşa çıkartılmış, hareket yeniden kendi zihniyeti ve tarzı üzerinde adımlar atmaya başlamıştır. Bu da harekette belli bir toparlanmayı ve ayağa kalkışı sağlamıştır. 1 Haziran tarihsel atılımının ardından Önderliğimiz 2005 Newroz’unda KKK’nin ilanına gitmiş ve Kürt halkı büyük bir coşkuyla bu ilana sahip çıkmıştır. Bu sahiplenme 1 Haziran hamlesini tamamlayan ve derinleştiren bir gelişme olmuştur. Hareket bu gelişmeyle birlikte kendi zihniyeti ve tarzında daha da derinleşmiş, komplo ve tasfiyeciliğin yarattığı tahribatları önemli ölçüde kavratmış, tahribatların giderilmesinin olanaklarını ve ortamını güçlendirmiştir.

Bu durumu gören düşman, 2005 Ağustos’unda harekete karşı topyekûn savaş ilanı kararını almıştır. Düşman hareketin toparlandığını, yeniden ayakları üzerinde durduğunu ve hedefleri üzerinde yürüme doğrultusunda adımlar attığını gördüğünden bu karara varmıştır. Önder APO’yu zehirleyerek aldığı bu kararı pratiğe geçirmiş, imhaya buradan başlamıştır. İmhayı gerçekleştirmek için kendi iç cephesini sağlamlaştırmaya çalışmış, bütün güçleri bu imhayı gerçekleştirmek üzere bir araya getirmek için çaba harcamış, AKP’yi de Şemdinli katliamıyla teslim alarak kendi iç cephesini bu tarzda tamamlamış, böylece bütün çabalarını hareketin imhası yönünde geliştirmeye başlamıştır. AKP Kürtleri denetim altına alma göreviyle görevlendirilmiş, ordu imha seferlerini başlatmış, Türkiye’deki tüm siyasal ve ekonomik güçleri de bu imha seferlerinde arkasına almıştır.

Hareketimiz bu topyekûn imhaya karşı kendi varlığını koruma mücadelesine girişmiş, bu temelde bir direniş savaşımını geliştirerek imhanın önünü almaya çalışmıştır. Bu direnişte önemli sonuçlar yaratan hareketimizi bu direnişten alıkoymak, oyalamak ve imha seferlerini başarıya götürmek için çeşitli güçler harekete ateşkes dayatmalarında bulunmuşlardır. Çünkü hareketimiz komplo ve tasfiyeciliğin özel savaş ve sivil toplumcu anlayışın yarattığı tahribatların önüne geçerek bir direniş içerisine girmiş, bunun sonucunda tekrardan bölgedeki siyasette yerini almaya ve çeşitli güçlerin çıkarlarını zedelemeye başlamış, oluşturulan dengeleri tehdit eder duruma gelmiştir. İşte çıkarları sarsılan bu güçler bu durumu görerek ateşkesle bunun önüne geçmek istemişler, hareketi oyalayarak direnişi denetim altına almanın ve imhayı geliştirerek sonuca gitmenin çabalarına girmişlerdir.

Ateşkes karşısında çözüm yönünde en ufak bir adımın atılması şurada dursun, imha amaçlı saldırıların kapsamlılaştırdığını gören hareketimiz bu durumu değerlendirmiş, Kongra Gel 5. Genel Kurulu’nda önemli bir karara ulaşmıştır. Dayatılan imhaya karşı hareketin ve halkın savunması için artık pasif savunmanın yetmediğini ve aktif savunmanın zorunlu olduğunu görmüş, bu doğrultuda karar almıştır. Hareketimiz ideolojik, siyasal diplomatik, örgütsel askeri, ekonomik ve kültürel saldırılara karşı kendini savunmak için direnişi geliştirmeye, bu direnişle imhanın önünü almaya ve çözümü dayatmaya çalışmıştır. Gabar ve Oramar eylemleri bu amaçla gelişen eylemlerdir. Düşman bu saldırılar karşısında hareketimizin kendisini savunmayı geliştirdiğini görünce, imhayı başarıya götürebilmek için daha kapsamlı ilişkiler geliştirerek ABD’nin, AB’nin ve Ortadoğu’daki sömürgeci gerici güçlerin desteğini arkasına alarak bu imhayı sonuca götürmenin çabalarına girmiştir. Çünkü gücünün tek başına imhayı gerçekleştiremeye yetmediğini görmüş; hareketi tecrit, yalnızlaştırma ve baskı altına alarak, saldırılarla iradesini kırıp teslim almak için bu çabalara girişmiştir.

Bu girişimlerinde önemli ölçüde hedefine ulaşan TC, bütün bu çabalarının sonucunu 2007 yılı Kasım’ında ABD ile yaptığı görüşmelerde sonuca ulaştırmıştır. Bush yönetimi PKK’nin ABD, Türkiye ve Irak’ın ortak düşmanı olduğunu ve bu imha hedefinde Türkiye’ye destek vereceğini açıkça belirtmiştir. Bu temelde harekete yönelik olarak geliştirilen saldırılar daha da boyutlandırılmış, Medya Savunma Alanlarına yoğun hava saldırıları geliştirilmiştir. Bu saldırılarla güçlerimize belli darbeler vurup baskı altına almayı, çalışmalarımızı sabote etmeyi ve bir kara operasyonunun zeminini yaratarak bu operasyonla imhayı tamamlayıp sonuca gitmeyi hedeflemiştir.

Hareketimiz saldırının giderek kapsamlılaştığını görünce, buna bağlı olarak tasfiyeciliğin içte yarattığı tahribatları giderme ve tasfiyeciliğin kalıntılarını temizleme çabalarını derinleştirmiştir. Önderliğimiz, halkımız ve hareketimiz üzerinde geliştirilen bu imha amaçlı kapsamlı saldırılara karşı hareketi içte sağlamlaştırmak, zayıflıklarından ve olumsuzluklarından arındırmak, sistem içileşmenin yarattığı tahribatları gidermek, sürdürülen vahşi imha amaçlı saldırılara karşı kendini korumak için ‘Edi Bese’ hamlesini başlatmıştır. Bu hamleyle hem dış saldırılara hem içteki saldırılara dayanak olan zemini gidererek, kendi özgücü temelinde hedefleri üzerinde mücadeleyi derinleştirme kararı almıştır. İşte bu hamle komplo, tasfiyecilik, özel savaş ve sivil toplumcu anlayışın etkilerini hareket içerisinde önemli ölçüde zayıflatmış; hareket kendi zihniyet ve tarzını oldukça egemen kılarak kendi içinde toparlanmayı daha da pekiştirmiş ve hareketin direnme olanaklarını daha da güçlendirmiştir. Dış saldırılar bu açıdan etkili olamamış, amacına ulaşamamıştır. Bu hamle Şubat’ta uluslararası komploya karşı başlatılan serhildan 4 Nisan’a kadar sürmüş, iki ay ayakta olan halkımız bir özgürlük devrimini yaşamıştır. Kürt halkı tüm komplocu ve tasfiyeci güçlere ve imha amaçlı çabalara karşı ayağa kalkmış, Önderliğine, gerillasına, hareketine ve kendisine sahip çıkmış ve bunu da oldukça görkemli yapmıştır. Yine gerillamız Zap direnişi ile yenilmezliğini ve kararlılığını ortaya koyarak TC’ye unutamayacağı bir ders vermiştir. Gerillanın direnişi ve halkın serhildanları birbirini tamamlayarak, hareketin tasfiye edilemeyeceğini, teslim alınamayacağını, çözümün dışında herhangi bir yolun çıkmaz olduğunu böylelikle çok net ortaya koymuştur.

Hareketi imha etmeye çalışan düşman güçler bu amaçlarından vazgeçmeyerek, hareketin iradesini kırıp teslim almak, bunu başaramazlarsa imhasını gerçekleştirmek için saldırı konseptlerinde yeni bir takım adımlar atmaya girişmişlerdir. Türk devleti Botan, Zagros ve Medya Savunma Alanlarını gerilla alanı olmaktan çıkarıp bir tampon bölge haline getirmeyi, gerillayı bu alanda tamamen işlevsiz hale getirerek tümden etkisizleştirmeyi gerçekleştirmek için Botan, Zagros ve Medya Savunma Alanlarına oldukça güç yığmış, elindeki bütün teknikleri kullanarak gerillayı bu alanlarda etkisizleştirmeyi hedeflemiştir. Yine gerillaya katılımları önleme, var olanları da askeri saldırılarla imha etme, aileleri ve psikolojik savaşı devreye sokarak kaçırtabildiği kadar kaçırtma, böylelikle gerillayı oldukça marjinalleştirme çabalarına girişmiştir. Aynı şekilde bu iki noktayla birlikte bir özel ordu geliştirerek, bu ordu ile gerillaya karşı yürüttüğü savaşı daha da derinleştirmek ve bu tarzda sonuca gitmek istemiştir. Bu üç noktayı stratejik düzeyde ele alarak başarısını buraya dayandırmaya çalışmıştır.

Bununla birlikle TC, ABD ve AB’nin desteğiyle PKK’yi tecrit edip yalnızlaştırmak, baskı altına almak ve askeri saldırılarla darbeleyerek iradesini kırıp teslim olmasını sağlamak için yürüttüğü bütün çabaların yetersiz kaldığını görmüş, özelliklede Zap direnişinden sonra bunu daha iyi anlamıştır. Bu amaçla TC ile Güney Kürdistan Hükümetini ve siyasi güçlerini ilişkilendirmeyi, Güney Hükümetini ve güçlerini TC ile birlikte PKK’ye karşı harekete geçirmeyi esas alan bir adım atmışlardır. Bu adımla Apocu Hareketin hareket alanını daraltmayı ve daha çok baskı altına alıp saldırılarla sonuca gitmeyi hedeflemişlerdir. Bütün bu adımlarla sonuç almak isteyen ABD, PKK kadrolarında çizgiyi, Önderliği ve bu temelde direnişi esas alan kadroların fiziki tasfiye edilmesini ve geriye kalanların da kitlesiyle birlikte sisteme entegre edilmesini esas alan bir yönelim geliştirmiştir. Bugün hareketimize karşı geliştirilen irade kırma, teslim alma, bu başarılamazsa fiziki imha etme, bu tarzda özgürlüklü çizgiyi Kürdistan’da etkisizleştirme çabaları ABD öncülüğündeki uluslararası komplocular ve sömürgeci güçler tarafından bu temelde yürütülmektedir. İdeolojik, siyasal, diplomatik, örgütsel, ekonomik ve kültürel saldırıların yanı sıra, bunları tamamlayan askeri saldırılar bu düzeyde geliştirilmeye çalışılmaktadır. Özellikle PKK kadrolarının çizgiye bağlı kalanları tasfiye edilerek geriye kalanların sisteme entegre edilmesi, yine KDP ile TC’nin yakınlaştırılması, özel ordu, katılımları önleme, var olanları imha etme ve kaçırtma, Botan, Zagros ve Medya Savunma Alanlarını tampon bölge olarak geliştirme düzeyinde bu imha planı geliştirilmeye çalışılıyor.

Bununla PKK’yi etkisizleştirme, Türkiye ile Güneyli güçler arasındaki ilişkileri ve Irak-Türkiye-ABD ittifakını geliştirme, Kürtleri tümüyle işbirlikçi çizgiye çekme ve sistem içine alma, siyasi İslam’ı geliştirme ve ABD’nin Ortadoğu’ya müdahalesini bu temelde başarıya götürme amaçlanıyor. Onun için bu oldukça tehlikeli bir plandır. Bu açıdan hareketimiz oldukça kritik bir dönemeçten geçiyor. Bu planın çok tehlikeli olduğu ve mutlaka başarısız kılınması gerektiği çok nettir. Hareketimizin bu planı başarısız kılmak için bütün gücüyle mücadele etmesi gerektiği, bunun bir varlık meselesi olduğu, bu plan boşa çıkarılmadan çözümün gerçekleştirilemeyeceği çok net görülmektedir.
 

2. Bölüm >>

 

     
 

» ANAKARARGAH ARŞİV

» HPG-BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» GERİLLADAN

» ŞEHİTLERİMİZ

» ÖNDERLİK

» YJA STAR SAYFASI

» DİZİ ARAŞTIRMA

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» VİDEOLAR

» HPG HAKKINDA

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

» HABER ÜYELİK

 
 

 

 

 

 
 

HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.

HPG Online © 2003 - 2008 Tüm hakları saklıdır.