|
20 Haziran 2008 |
|
Rodan Zap
PKK
bayrağı altında günlerini, aylarını, yıllarını bu işe yatıranlardan
birisi de o. Her asker gibi o da kutsal görevini yerine getirmekle
meşgul. Bu meşgulluk zoruna gitmiyor her ne kadar yorgun argın
düştüğü iş sonrasında olsa bile. Kampından saatlerce uzakta dağlar
ötesi yokuşları ağır bir yükle geçerek gelmişti. Terli gömleğinde
tuzdan oluşmuş haritaları henüz görmemişti. Sabah olur olmaz yorulma
derecesini anlayacaktı. Delillerden biri olmak kolay değildi. Ama
dünyanın bu en temiz yerinde sadeliği ve güzelliği tatma zevkine
eriştiği için mutluydu.
Yorgunluğunu belli ettirmemek gerillada bir kültürdür. Yapılan onca
çeşitli çalışmadan sonra büyük işleri başarmanın vermiş olduğu
heyecan ve neşeyle geldiği kamp yerinde, arkadaşları tarafından
henüz görmeyenleri şaşırtan hasret ve coşkuyla karşılanması,
dinlenmesini gerekli kılmayacak bir düzeyde yükünü hafifletiyor. Bu
rahatlama üzerine içilen bir bardak çay ve bir saatlik uykudan sonra
sanki o gün hiçbir şey yapmamış gibi tekrardan yirmi dört saatini
adadığı bu onurlu ve kutsal devrim çalışmasına amade bir öğrenci
olarak bekliyor. Gerillanın işi bu, hizmet hizmet hizmet.
Delil atıldı bu kavgaya. Bildiği çok az şey vardı. Düşmanın temel
savaş taktiklerinden biri olarak esas alıp yürüttüğü psikolojik
savaştan az etkilenenlerden biriydi. En azından temelini iyi
atmıştı. Bir şeyleri ya da birilerini bölmek gibi bir derdinin
kesinlikle olmadığını ve sadece saldırıda olan asker
meslektaşlarının bölünen uykularla acı çekmesini sonlandırıp onları
süresiz tatlı uykulara göndermek olduğunu biliyordu.
Onun için böldüler uykularını Delil ve gibileri. Sivil elbiselerini
çıkarıp hevallerin içine daldığında başkaları için yıllarca sürecek
ve ancak ondan sonra anlaşılacak yaşam öğelerini birkaç hafta içinde
öğrendiler. Gerillada utangaçlık vardır ama çekingenlik yoktur.
Başta her şey Delil’e yabancı geldi tabi. Sonra çekinmedi ve
cesaretlendi. Maddi ve manevi bütün dünyasını değiştirecekti. Gerçek
ve gerekli insan modelini şaha kaldıran hareket içinde her şeyin
mücadele etmekle olduğunu kavradı ve o da kısa sürede şahlandı.
En azgın savaşın yürütüldüğü barış süreçlerinde biz gençler için,
ortada buluşalım kardeşliğe kavuşalım teorisini geliştirmemiz henüz
erkendir. Bütün Kürt halkı ve demokrat Türkiye halkının özlemi,
beklentisi ve huzur arayan gözleri var ki bu doğrudur. Fakat
gençlerimizin bunun yanında, gece gündüz halkın yiğit evlatlarını
yok etmek için çabalayan düşman kuvvetlerini arayan gözleri de
olmalıdır. Aramalıdır ve öç almalıdır. İnsanca yaşamamızın doğal bir
durum olduğunu bilmek istemeyip sömürerek yaşamaktan zevk almayı iş
belleyenlerin yaptıkları yanına kalırsa, o zaman biz ne diye varız.
Hor görülmek, dışlanmak, küfür yemek, dövülmek, tecrit edilmek,
işkence görüp öldürülmek için mi dünyaya geldik? Varsın bu
işkenceyi, içinde olduğumuz özgürlük mücadelesi için görelim. Ama
yeter ki her zaman üstümüzde duran linç gölgesinin varlığını kabul
etmeyelim.
|