|
10 Haziran 2008 |
|
Alişer Koçgiri
Barış mitingleri
süreceğe benziyor. Yüz binlerce katılımlı bu mitingler medyada yer
bulmuyor ama ultra-faşist Fatih Terim’in milli takımı yer buluyor.
Yense de yenilse de milli takımla tatmin olunmaya çalışılıyor.
Avrupa Kupasına son dakikada katılan bir takım elbette ki en erken
elenir ve döner. Fatih Terim’in de böylece devri kapanır ama futbol
etrafında döndürülen dolaplar devam eder.
Kitleleri temel meselelerden uzaklaştırmak için spor
kullanılmaktadır. Bu nedenle seyir zevki de kalmamaktadır. Faşizmin
bu yöntemi, hep kullanılagelmiştir.
Konu Türkiye olunca durumda daha bir acayip hal alıyor. ‘Avrupa’yı
fethettik’, ‘Ay yıldızı dalgalandırdık’, ‘Milli marşımızı dinlettik’
diye övünülür durulur.
Mehmetçik selamıyla maça çıkan futbolcular savaşa gider gibi
hazırlanır. Oramar-Gabar yenilgileri gibi yenilince de mazeret
aramaya başlarlar. Ya hakem kötüdür,ya şanssızlık sonucudur ya da o
gün havasında değillerdir.
Konu futboldan açılmışken,herkese hangi takımı tutuyorsun diye
sorarlar. Takım tutmuyorsa acayip karşılanır. Sanki takım tutmaya
mecbur. Mesela Yaşar Büyükanıt ve ortağı Erdoğan Fenerbahçe’yi
tutuyor. Fenerbahçe şampiyon olamayınca Büyükanıt dengesini
kaybetmiş ve Ağustos’ta bir görev-devir teslimini yapmayacağını
söylemiş. Hatta görevi devrederse ancak Erdoğan’a devredeceğini
söylemiş! Çünkü Erdoğan Fenerbahçeliymiş. Olmaz olmaz dememek lazım.
Burası Türkiye!!! Her şey beklenir. Ne de olsa istikrar diye bir şey
bu memlekette yaşanmıyor.
Anayasa Mahkemesi de türban yasasını iptal edince işler iyice
çığırından çıktı. Yargı,yasama ve yürütmenin alanına
girmiş,kuvvetler ayrılığı varmış da ihlal edilmiş. İşte Türkiye
burası. 12 Eylül Anayasası tüm bunların müsebbibi. Peki kim
değiştirecek. Anayasa değiştirilemez diye bir kanun yok ama neyi
değiştirtebileceğine dair karar mercileri var. Değiştiremezsin
dediler mi bitti, eğer ısrar edersen postmodern işler devreye girer.
Zaten Kürtler konusunda hemfikirler. Örneğin bir kanal
ayıracaklarmış Kürtçe yayın yapılsın diye. Kürtçe konuşana ceza
veren bir zihniyet bunu yapıyor. Demek ki sorun başka,’Biji
Türkiye’, ‘Biji zımane Tırki’ dedin mi hem ceza yok,hem de kanal
hazır. Konuş konuşabildiğin kadar!!!
Kürtçe yayın konusu tartışılırken ROJ TV’yi ağzına aldı diye kıyamet
koparacaklardı. MHP li zat çivi batmış gibi yerinden zıplamış ve
Mecliste feryat figan ediyordu. Yani bir şeyi adıyla anmak bile suç
olmuş. ROJ TV’yi eleştiren adını zikretmemek koşuluyla konuşabilir.
Mesela şöyle diyebilirdi. ‘R ile başlayıp J ile biten üç harfli bir
TV kanalı varya işte o! Hatta bilemedinizse ortanca harfi Osmanın
baş harfidir.’ gibi.
İşte Türkiye böyle traji-komik olayların yaşandığı bir ülke.
Anlaşılan yaz sıcakları da beyni etkiliyor. Gerçi o da yok ya.
Örneğin Büyükanıt PKK’nin katır yerine kamyon kullanıldığını iddia
etmiş. Bu,tüm katırlara yapılan bir hakarettir. Katırlar görevini
yerine getirmeye devam etmektedir. Biz görmedik ama Kamyonların da
hizmet etmek istemesi gayet tabiidir.
Yaşar Büyükanıt belki katırların daha fazla kullanılmasını öneriyor
olabilir. Kendisi de aynı statü de yer aldığından önerisi
anlaşılırdır. Herhalde anlayışla karşılamak gerekir.
Uzun sözün kısası,Türkiye’nin hali bu ,güler misin ağlar mısın…
Yazık çok yazık.
|