Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca

 

 
   
 
1 HAZİRAN HAMLESİ -II-
9 Haziran 2008

HPG Komuta Konseyi Üyesi Rengin Botan

 

1 HAZİRAN HAMLESİ
ONURLU KÜRDÜN ÖZGÜRCE YAŞAM VE KİMLİĞİNE SAHİP ÇIKMA ISRARININ, VAZGEÇİLMEZLİĞİNİN KANITIDIR
 

 Mücadelenin özüne ve özgürlük amaçlarına dayalı olarak gerçekleştirilen tarihsel analiz sonucunda HPG’nin değişim dönüşüm ve yeniden yapılanma çalışmaları, öncelikle devlet, savaş, iktidar gibi konularda teorik çerçeveyi sağlamlaştıran örgütsel bir modeli açığa çıkarmada atılan adımlar küçümsenmeyecek düzeyde etkili olmuştur. Hareket içerisinde örgütsel toparlanmayı yaratarak özgürlükçü bir adım olmuştur. Devletçi zihniyeti demokratik sistem oluşumuyla aşma, bu çerçevede mücadelede devleti hedeflemekten çok toplumsallaşmayı esas alan, halkın iradesini her çalışmada geliştiren, etkin kılan bir yaklaşımı çalışmaların ana eksenine oturtmaktadır. İktidarcı devletçi zihniyetin saldırıları karşısında gerilla çalışmalarını meşru savunma savaşında aktiviteyi içerecek bir tarzda yürütmek kaçınılmaz olmaktadır. Çünkü amacı aşan şiddet kullanımı tersinden egemen sistemin savaş mantığına dönüşerek özünden uzaklaşma anlamını taşımaktadır. Eylemsizlik ise kendi varlığını korumama, onuruna sahip çıkmama ve anlam gücünü yitirmedir. Bu nedenlerle 1 Haziran hamlesi Önderlik, halk ve gerilla üzerindeki saldırıları durdurmak, demokratik çözüm yolunun önünü açmak, ateşkesi çift taraflı hale getirmek amacıyla başlatılmıştır. 1 Haziran özgürlük hamlesinin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan kazanımlar üzerinden Kürt sorunu hem uluslar arası kamuoyunda hem de Türkiye’de daha fazla tartışılarak çözüm arayışları üzerinden siyasal gündeme girmiştir. Teslimiyetçi, ihanetçi, çeteci çizgi yenilgiye uğratılmış, Hareketimize karşı geliştirilen birçok yanlış hesap boşa çıkartılmıştır. İdeolojik anlamda mücadelemiz daha da güçlenmiş ve siyasal süreç hızlanmıştır. 15 Ağustos atılımının kendi koşullarında Özgürlük Hareketimiz açısından tarihi anlamları içermesi gibi 1Haziran hamlesi de demokratik ekolojik cinsiyet özgürlükçü toplum paradigmanın yaşamsallaştırılması açısından aynı anlamları içerir. Bu anlamda Özgürlük Hareketimizin tasfiyesini amaçlayanlara karşı en temel özgürlük adımıdır. Bu hamleyle Kürt halkının özgürlük umudu olan HPG, mücadele duruşu ile örgütsel toparlanma sağlayarak PKK’nin dağıldığı, parçalandığı, mücadele gücünden düştüğü, zayıfladığı propagandalarını bir kez daha boşa çıkarmıştır. 1 Haziran hamlesi dost düşman herkese PKK’nin öyle kolay bitirilemeyeceğini ve yapılan tüm yanlış hesapların Önderliğimizin yarattığı gerçekliğe çarparak boşa çıkacağını göstermiştir.
Bugün geriye dönüp bu birkaç yıllık zaman dilimi neler getirdi, hangi sonuçlara yol açtı diye bakıldığında her açıdan çok önemli sonuçların olduğu görülecektir. Önderliğimizin ve hareketimizin tüm iyi niyetli çabalarına rağmen saldırılarını pervasızlaştırarak kapsamlılaştıran Türk Hükümeti ve Ordu yetkililerinin sorumsuzca tutumları karşısında gerilla güçlerimizin girdiği aşama, kaçınılmaz olarak mücadelenin yükseltilmesi aşaması olmuştur. 2007 yılından itibaren dış güçlerin destekleri, AKP ve Ordu anlaşmasının sonucunda gelişen stratejik bir kararın pratikleşmesi olmuştur.
Önderliğimizin zehirlenmesi üzerinden geliştirilen imha konsepti, gerilla güçlerimizin iradesini kırmaya yönelik aralıksız süren operasyonlar, halkımızın özgürlük umutlarının kırılması ve sindirilmesi temelinde gelişen vahşi saldırılar gün geçtikçe çığırından çıkarmıştır. AKP hükümeti, Kürt özgürlük sorunsalına yaklaşımda klasik inkar-imha politikalarında ısrar etmiş bu klasik yöntemlerde ısrar Türkiye’nin tüm iç sorunlarını kördüğüm haline getirmiştir. 21. yüzyıla girerken vizyonunu geliştiremeyen ve değiştiremeyen soğuk savaş döneminin, formel mantık kalıplarını kıramayan Türkiye’nin iktidar kliği birçok sorun karşısında olduğu gibi Kürt sorunu karşısında da tutarlı davranmamıştır. Bu nedenledir ki sürekli krizlerle iç içe yaşamaktan kurtulamayan Türkiye Devleti, bugün yeni bir siyasal ve ekonomik krizin eşiğine gelmiştir. Öyle ki bir taraftan iktidar güçleri şahsında rejim, yürütülen iç ve dış siyaset her gün tartışmalara konu olurken, diğer yandan ordu ve tüm devlet kurumları bu yanlış politikalar, bunun yol açtığı tehlikeli gidişat nedeniyle tartışma gündemine oturmuştur. Bu gidişatın Türkiye’yi kaosa sürüklediği tartışma götürmez bir durumdur. Gücü ne olursa olsun bir devletin bu kadar krize dayanma gücü bir döneme kadardır. Hiç bir güç, bu gerçekliği değiştirme kudretine sahip olmadığı gibi Türkiye gibi her gün ciddi sorunlarla boğuşan bir devlet gerçekliğinin daha ne kadar kendini ayakta tutacağı da tartışma konusudur. Mevcut zihniyetin gölgesinde gelişen siyasetle uluslar arası sahada giderek bir daralmayı yaşayan Türk devleti, iç dinamiklerin demokratik talepleri karşısında da ciddi bir sıkışmayı yaşamaktadır. Yine halkımızın yükselen mücadelesi ve Özgürlük Hareketimizin direnişi karşısında adeta çözülmeyi yaşamaktan kurtulamamaktadır. Özellikle son bir yıldan bu yana PKK’yi bitirme adına geliştirdiği imha konseptinin temel ayağı olan saldırılara her gün yenilerini ekleyerek savaşta hiçbir kural tanımamakta ve bu biçimde sonuç almayı amaçlamaktadır. Buna göre ilk elden başta ABD destekli istihbarat olmak üzere dış güçlerden aldığı desteklerle bu saldırıları sonuçlandırmaya çalışmaktadır. Sözüm ona tehdit olarak gördüğü medya savunma alanlarımızı hedefleyerek merkezlerimiz üzerinden yoğunlaştırdığı hava bombardımanları başta olmak üzere işgal harekatı olarak Zap alanımıza gerçekleştirdiği kara operasyonu ile büyük başarılarla sonuç alacaktı. Ancak büyük bir hezimete uğrayan Türk Devleti ve ordusu, beklemediği bu durum karşısında büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır. Döneminin en büyük kırılmasını yaşayan Türk ordu yetkilileri yaşadığı bu yenilginin öfkesiyle bir yandan güney alanlarımıza sürdürdüğü hava saldırılarıyla birlikte tüm kuzey alanlarımızdaki gerilla güçlerimize yönelik operasyonlarını süreklileştirmekte, ve sözde pişmanlık yasalarıyla örgüt gücümüzü marjinalleştirmeye çalışmaktadır. Diğer yandan geçmiş klasik yaklaşımların devamı olan ekonomik paketlerle halkları terbiye etmeye çalışmakta, her gün serhıldana dönüşen halkımızın direniş gücünü kırmaya yönelik kadın, çocuk, yaşlı demeden her türlü insanlık dışı saldırıları gerçekleştirmekten çekinmemektedir. Bu tamamıyla çözüm üretemeyen bir zihniyetin politikasızlık örneği olmaktadır. Aynı zamanda çözümsüzlükte ısrarın kanıtıdır. Gerilla güçlerimizin ve halkımızın direnişi ve yükselen mücadelesi karşısında yaşadığı prestij kaybını ve yenilgisini gizlemeye çalışan Türk Devlet yetkilileri, bu dönem politikasını yalan yanlış haberler üzerinden psikolojik savaşın temel ayağı haline getirmiştir. Yalana dayalı bu psikolojik harekatın temel amacı yeniden prestij kazanmaktır. Adeta yenilen pehlivanın yenilgiye doymaması misali en fazla yenilgilerle yüz yüze kaldığı, her gün yaşanan çatışmalarda ciddi kayıplar verdiği bu dönemde bile bu gerçeği gizlemeye çalışmakta ve her gün sözde ne kadar güçlü olduğunun propagandasını yaparak gerçekleri tersyüz etmeye çalışmaktadır.
Bu saldırılar karşısında Önderliğimizin, halkımızın ve özgürlük değerlerimizin teminat gücü olan HPG’nin yapacağı elbette ki mücadeleyi her zamankinden daha fazla yükseltmek ve radikalleştirmek olacaktır. Türk Devleti ve ordusunun geliştirdiği bu saldırılar karşısında onurumuza sahip çıkmanın yolu mücadelemizi çok yönlüleştirerek kapsamlılaştırmaktır. Şu çok iyi anlaşılmalı ki, Özgürlük Hareketimiz, tarihinin en güçlü dönemlerinden birini yaşamaktadır. Hangi koşullar altında olursa olsun halkımızın özgürlük davasını başarıya ulaştırma iddiasını gerçekleştirme kararlılığı ve gücünü ortaya koyacaktır. Ne dünyanın ve Türk Ordusun her şeye muktedir gördüğü tekniğin gücü ne operasyonların süreklileşmesi, ne çığırından çıkmış savaş yöntemleri ile yapılan saldırılar, ne de psikolojik olarak dayatılan kirli savaş yöntemleri, Özgürlük militanlarımızın bu başarı iddiasını kırmaya ve özgürlük mücadelesinden alıkoymaya muktedir değildir. Gerilla güçlerimizin her şeye rağmen Önderliğimizin çözümcül yaklaşımlarını esas alarak hala çok sınırlı bir güç kullanımıyla 1 Haziran hamlesinden bu yana elde ettiği başarılar söze yer bırakmamaktadır. Özellikle Gabar ve Oramar eylemlilikleri yine Zap direnişi ve Bezele eylemliliği gerilla güçlerimizin gerektiğinde gücünün nelere kadir olabildiğini göstermektedir. Dolayısı ile hiçbir güç Kürdistan Özgürlük gerillasını hafife alma gibi bir yanılgıya girmemeli. Özgürlük Hareketimiz üzerinden yanlış hesaplar yaparak gücümüzü sınamaya kalkmamalıdır. Zira şimdiye kadar olduğu gibi bu boş umutlar üzeriden yapılan hesaplar, bundan sonra da saldırgan güçlerin kursağında kalacaktır. Bunun böyle bilinmesi gerekir. Kim ki, Kürt halkının özgürlük gücünü ortadan kaldırma oyunlarına başvurup savaşla, saldırılarla imha yönelimleri ile sonuç almayı düşünüyorsa, bunun bedelinin ağır ödetileceğini bilmeli ve yapılan hiçbir saldırının karşılıksız kalacağını sanmamalıdır. HPG olarak halkımızın özgürlüğü ve onurundan sorumlu olma gibi bir yükümlülüğümüz vardır. Bu nedenle başta Özgürlük Önderliğimiz olmak üzere halkımıza ve nerede olursa olsun yoldaşlarımıza yapılan en ufak saldırının intikamını almak en temel görevimiz ve onur borcumuzdur. Dolayısı ile kimin tarafından ve ne biçimde gelirse gelsin yapılan her saldırı HPG olarak bizim intikam gerekçemiz olmaktadır. Açıkça bilinmeli ki HPG bu süreçte her zamankinden daha fazla taktik ve teknik donanıma, güçlü bir hareket kabiliyeti ve vuruş performansına sahiptir. Mücadele azmi, iddiası, en üst düzeyde olup başarı kararlılığı her zamankinden daha net ve güçlüdür. Bu yapılan saldırılar, güçlerimizin mücadele iddiası ve azminin daha fazla güçlenmesine yol açmakta, bu düşmanca yönelimler öfkemizi bilemekten öteye bir işe yaramamakta ve intikam hırsımızı hat safhaya çıkarmaktadır. Zaten halkımızın özgürlük sorunsalını, doğru çözüm yoluna girmeyen Türk hükümeti ve Ordu yetkililerinin çözümde bildiği tek yöntemin şiddet sarmalına sardığı mevcut ortamda, bizim cevapsız kalma gibi bir lüksümüzün olmadığı bir gerçektir. Ve açık belirtiyoruz ki biz güçlerimizi zor bela kontrol edebiliyoruz. Halkımızın en doğal hakkı olan onurlu ve özgürce yaşam taleplerini bile kendi bölücü komplekslerinin getirdiği çirkin saldırılarının gerekçesi haline getiren Türk hükümeti ve ordusu bu zihniyetinden vazgeçmedikçe bu amansız mücadelenin süreceği bir gerçektir. Halkımızın özgürlük mücadelesini terörize etmekle şimdiye kadar hiçbir sonuç alınmadığı gibi bundan sonra da bu yaklaşımları sürdürmekle Türk yetkilileri ancak Türkiye’deki kaosu derinleştirebilirler. Kaldı ki halkımız isterse Türkiye’de kaos üstüne kaos yaratabilir. Çünkü maruz kaldığı insanlık dışı tüm bu saldırılar bunun sadece gerekçelerinden bir kısmını oluşturmaktadır. Her gün kimliğine, onuruna, varlığına, canına kastedilen halkımızın temkinli duyarlı ve çözümcül yaklaşımını her şeye rağmen büyük bir sabırla korumaktadır. Hiçbir güç bunu halkımızın ve Özgürlük Hareketimizin zaafına yorumlayarak suistimal etme lüksüne sahip olduğunu sanmamalı ve bu duyarlılığı, fedakarlığı boşluk sanıp yararlanma gibi bir yanılgıya girmemelidir. Hiç bir güç bugüne kadar bu lükse sahip olmadı bugün ve hiçbir zamanda olmayacaktır. Çünkü eninde sonunda bu politikalar özgürlükçü ve çözümcü direniş gücü karşısında yenilgiye mahkumdur. İşte bu nedenle 1 Haziran özgürlük hamlemizin yarattığı kazanımların herkese gösterdiği sonuçlar doğru okunmalı ve gerekli dersler çıkartılmalıdır. Bu bağlamda 1 Haziran, Özgürlük hareketimiz ve halkımız açısından özgürlük direnişinin zirveleşmesidir. Ş.Medeni, Ş.Adıl, Ş.Gülbahar, Ş.Sorxwin, Ş.Kurtay, Ş.Nucan ve daha nice şehitlerimiz şahsında özgürlük militanlığının yaşamsal kılınması ve yenilmezliğinin kanıtıdır. 1 Haziran, Kürt direnişinin newroz’larda özgürlük ayaklanışı ve özgür kimliğine onurluca sahip çıkma yürüyüşüdür. 1 Haziran zafere yürüyüşün kararlılık hamlesidir.
Yeni 1 Haziran sürecinin arifesinde mücadele tarihimiz açısından oldukça tarihi ve güncel öneme sahip 1 Haziran özgürlük hamlemizin yıldönümü vesilesiyle özgürlük uğruna kahramanca şehit düşen yoldaşlarımızı bir kez daha anıyor, anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Mücadele tarihimiz süresince ideolojik ve askeri doğrultumuzu ortaya koyan temel çizgi şehitler çizgisidir. Dün de bugün de yarın da her zaman bu böyle olacaktır. Doğrularımızı yaşamsallaştırma uğruna birçok değerli arkadaşımızı bedel verdik. Şehitlerimizden yaşamın en güzel, en anlamlı doğrularını öğrendik. Onların yoldaşları olarak fedai yaşam ve vuruş tarzının her türlü biçimini uygulamakla yükümlüyüz. Öz olarak özgürlüğe kilitlenen, zafere kilitlenen, ifadelendirdiği doğruları, uğruna bedeller ödenen değerleri sahiplenerek başarmayı hedefleyen bir yaklaşımımız var. Her süreçte gelişme yaratmak ve başarmak bunu dayatıyor. Hangi koşullarda olursak olalım zorlukları aşmak, olmazı olur kılmak, güçlü iddialarla, güçlü bir ideolojik doğrultuyla, geniş bir özgürlük ufkuyla mücadele ve başarı önündeki engelleri aşma azmi ve gücünü göstermeyi şehitlerimizden öğrendik. Bundandır ki özgürlük gerillalarının aşamayacakları sorun, yenemeyecekleri düşman, boşa çıkaramayacakları saldırı ve teknik yoktur. Özgürlük doğrularımızı yaşamsallaştırmada ortaya çıkan sorunların üzerine gitmede ne kadar inatçı, ne kadar iddialı, ne kadar ısrarlı olursak düşman yönelimleri karşısında da o kadar başarılı olabileceğimizin her zamankinden daha fazla bilincindeyiz. Çünkü Özgürlük hamlesi şehitlerimiz, düşmanın içte ve dışta ihaneti, teslimiyeti dayattığı bir süreçte özgürlükte ve direnişteki ısrarlarıyla bizlere her koşul altında direnmeyi emrediyorlar. Bu temelde kendini şehitlerimizin yarattığı değerler üzerinden var eden HPG ve YJA STAR güçleri olarak her zamankinden daha inançlı, kararlı, hazırlıklı ve örgütlüyüz. Her koşul altında direnişi yükselterek Önderliğe, özgürlüğe ve başarıya daha fazla yakınlaşacağımız kesindir. Özgürlük hareketimizin Êdî Bese şiarıyla geliştirdiği ikinci yeni hamlesel sürece, kişilikte, yaşamda, eylemde hamlesel çıkışlar yaparak cevap olacağımızın iddiasıyla mutlaka başarı ve zafere ulaşma sözümüzü yineliyoruz.
1 Haziran hamlesinin yıl dönümü vesilesiyle başta tüm Kürt gençliğini onuruna sahip çıkmaya ve özgürlük yürüyüşüne özgürlük dağlarına mücadeleye katılmaya çağırıyoruz. Yine fedakar analarımız şahsında tüm Kürt kadınlarını 8 Mart ve Newroz serhıldanlarındaki görkemli ayaklanışını sürdürmeye ve rengini tüm meydanlara hakim kılmaya çağırıyoruz. Bu temelde yediden yetmişe bütün Kürt halkını Önderliğini ve Özgürlük Hareketini güçlü sahiplenmeye, özgürlüğünü kucaklamaya ve düşmanca emellerle gelişen her türlü saldırılar karşısında direnişe sahip çıkmaya, kendi onurlarını korumaya ve mücadeleyi şehirlere, kasabalara, sokaklara taşırmaya çağırıyoruz. Her zaman olduğu gibi halkımızın başlattığımız bu yeni hamlesel sürece de bundan önce gösterdikleri fedakârlık ve cesaretle katılacaklarına ve mücadelelerini yükselteceklerine inanıyor, zafer yürüyüşlerini kutluyor, başarı dileklerimizi belirtiyor, el ele omuz omuza ve tek amaç mutlaka başarmaktır diyoruz.
 

 

     
 

» ANAKARARGAH ARŞİV

» HPG-BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» GERİLLADAN

» ŞEHİTLERİMİZ

» ÖNDERLİK

» YJA STAR SAYFASI

» DİZİ ARAŞTIRMA

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» VİDEOLAR

» HPG HAKKINDA

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

» HABER ÜYELİK

 
 

 

 

 

 
 

HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.

HPG Online © 2003 - 2008 Tüm hakları saklıdır.