|
HPG Komuta Konseyi Üyesi Rengin Botan
1 HAZİRAN HAMLESİ
ONURLU KÜRDÜN ÖZGÜRCE YAŞAM VE KİMLİĞİNE SAHİP ÇIKMA ISRARININ,
VAZGEÇİLMEZLİĞİNİN KANITIDIR
 Mücadelenin
özüne ve özgürlük amaçlarına dayalı olarak gerçekleştirilen tarihsel
analiz sonucunda HPG’nin değişim dönüşüm ve yeniden yapılanma
çalışmaları, öncelikle devlet, savaş, iktidar gibi konularda teorik
çerçeveyi sağlamlaştıran örgütsel bir modeli açığa çıkarmada atılan
adımlar küçümsenmeyecek düzeyde etkili olmuştur. Hareket içerisinde
örgütsel toparlanmayı yaratarak özgürlükçü bir adım olmuştur.
Devletçi zihniyeti demokratik sistem oluşumuyla aşma, bu çerçevede
mücadelede devleti hedeflemekten çok toplumsallaşmayı esas alan,
halkın iradesini her çalışmada geliştiren, etkin kılan bir yaklaşımı
çalışmaların ana eksenine oturtmaktadır. İktidarcı devletçi
zihniyetin saldırıları karşısında gerilla çalışmalarını meşru
savunma savaşında aktiviteyi içerecek bir tarzda yürütmek kaçınılmaz
olmaktadır. Çünkü amacı aşan şiddet kullanımı tersinden egemen
sistemin savaş mantığına dönüşerek özünden uzaklaşma anlamını
taşımaktadır. Eylemsizlik ise kendi varlığını korumama, onuruna
sahip çıkmama ve anlam gücünü yitirmedir. Bu nedenlerle 1 Haziran
hamlesi Önderlik, halk ve gerilla üzerindeki saldırıları durdurmak,
demokratik çözüm yolunun önünü açmak, ateşkesi çift taraflı hale
getirmek amacıyla başlatılmıştır. 1 Haziran özgürlük hamlesinin
gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan kazanımlar üzerinden Kürt sorunu
hem uluslar arası kamuoyunda hem de Türkiye’de daha fazla
tartışılarak çözüm arayışları üzerinden siyasal gündeme girmiştir.
Teslimiyetçi, ihanetçi, çeteci çizgi yenilgiye uğratılmış,
Hareketimize karşı geliştirilen birçok yanlış hesap boşa
çıkartılmıştır. İdeolojik anlamda mücadelemiz daha da güçlenmiş ve
siyasal süreç hızlanmıştır. 15 Ağustos atılımının kendi koşullarında
Özgürlük Hareketimiz açısından tarihi anlamları içermesi gibi
1Haziran hamlesi de demokratik ekolojik cinsiyet özgürlükçü toplum
paradigmanın yaşamsallaştırılması açısından aynı anlamları içerir.
Bu anlamda Özgürlük Hareketimizin tasfiyesini amaçlayanlara karşı en
temel özgürlük adımıdır. Bu hamleyle Kürt halkının özgürlük umudu
olan HPG, mücadele duruşu ile örgütsel toparlanma sağlayarak PKK’nin
dağıldığı, parçalandığı, mücadele gücünden düştüğü, zayıfladığı
propagandalarını bir kez daha boşa çıkarmıştır. 1 Haziran hamlesi
dost düşman herkese PKK’nin öyle kolay bitirilemeyeceğini ve yapılan
tüm yanlış hesapların Önderliğimizin yarattığı gerçekliğe çarparak
boşa çıkacağını göstermiştir.
Bugün geriye dönüp bu birkaç yıllık zaman dilimi neler getirdi,
hangi sonuçlara yol açtı diye bakıldığında her açıdan çok önemli
sonuçların olduğu görülecektir. Önderliğimizin ve hareketimizin tüm
iyi niyetli çabalarına rağmen saldırılarını pervasızlaştırarak
kapsamlılaştıran Türk Hükümeti ve Ordu yetkililerinin sorumsuzca
tutumları karşısında gerilla güçlerimizin girdiği aşama, kaçınılmaz
olarak mücadelenin yükseltilmesi aşaması olmuştur. 2007 yılından
itibaren dış güçlerin destekleri, AKP ve Ordu anlaşmasının sonucunda
gelişen stratejik bir kararın pratikleşmesi olmuştur.
Önderliğimizin zehirlenmesi üzerinden geliştirilen imha konsepti,
gerilla güçlerimizin iradesini kırmaya yönelik aralıksız süren
operasyonlar, halkımızın özgürlük umutlarının kırılması ve
sindirilmesi temelinde gelişen vahşi saldırılar gün geçtikçe
çığırından çıkarmıştır. AKP hükümeti, Kürt özgürlük sorunsalına
yaklaşımda klasik inkar-imha politikalarında ısrar etmiş bu klasik
yöntemlerde ısrar Türkiye’nin tüm iç sorunlarını kördüğüm haline
getirmiştir. 21. yüzyıla girerken vizyonunu geliştiremeyen ve
değiştiremeyen soğuk savaş döneminin, formel mantık kalıplarını
kıramayan Türkiye’nin iktidar kliği birçok sorun karşısında olduğu
gibi Kürt sorunu karşısında da tutarlı davranmamıştır. Bu nedenledir
ki sürekli krizlerle iç içe yaşamaktan kurtulamayan Türkiye Devleti,
bugün yeni bir siyasal ve ekonomik krizin eşiğine gelmiştir. Öyle ki
bir taraftan iktidar güçleri şahsında rejim, yürütülen iç ve dış
siyaset her gün tartışmalara konu olurken, diğer yandan ordu ve tüm
devlet kurumları bu yanlış politikalar, bunun yol açtığı tehlikeli
gidişat nedeniyle tartışma gündemine oturmuştur. Bu gidişatın
Türkiye’yi kaosa sürüklediği tartışma götürmez bir durumdur. Gücü ne
olursa olsun bir devletin bu kadar krize dayanma gücü bir döneme
kadardır. Hiç bir güç, bu gerçekliği değiştirme kudretine sahip
olmadığı gibi Türkiye gibi her gün ciddi sorunlarla boğuşan bir
devlet gerçekliğinin daha ne kadar kendini ayakta tutacağı da
tartışma konusudur. Mevcut zihniyetin gölgesinde gelişen siyasetle
uluslar arası sahada giderek bir daralmayı yaşayan Türk devleti, iç
dinamiklerin demokratik talepleri karşısında da ciddi bir sıkışmayı
yaşamaktadır. Yine halkımızın yükselen mücadelesi ve Özgürlük
Hareketimizin direnişi karşısında adeta çözülmeyi yaşamaktan
kurtulamamaktadır. Özellikle son bir yıldan bu yana PKK’yi bitirme
adına geliştirdiği imha konseptinin temel ayağı olan saldırılara her
gün yenilerini ekleyerek savaşta hiçbir kural tanımamakta ve bu
biçimde sonuç almayı amaçlamaktadır. Buna göre ilk elden başta ABD
destekli istihbarat olmak üzere dış güçlerden aldığı desteklerle bu
saldırıları sonuçlandırmaya çalışmaktadır. Sözüm ona tehdit olarak
gördüğü medya savunma alanlarımızı hedefleyerek merkezlerimiz
üzerinden yoğunlaştırdığı hava bombardımanları başta olmak üzere
işgal harekatı olarak Zap alanımıza gerçekleştirdiği kara operasyonu
ile büyük başarılarla sonuç alacaktı. Ancak büyük bir hezimete
uğrayan Türk Devleti ve ordusu, beklemediği bu durum karşısında
büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır. Döneminin en büyük
kırılmasını yaşayan Türk ordu yetkilileri yaşadığı bu yenilginin
öfkesiyle bir yandan güney alanlarımıza sürdürdüğü hava
saldırılarıyla birlikte tüm kuzey alanlarımızdaki gerilla
güçlerimize yönelik operasyonlarını süreklileştirmekte, ve sözde
pişmanlık yasalarıyla örgüt gücümüzü marjinalleştirmeye
çalışmaktadır. Diğer yandan geçmiş klasik yaklaşımların devamı olan
ekonomik paketlerle halkları terbiye etmeye çalışmakta, her gün
serhıldana dönüşen halkımızın direniş gücünü kırmaya yönelik kadın,
çocuk, yaşlı demeden her türlü insanlık dışı saldırıları
gerçekleştirmekten çekinmemektedir. Bu tamamıyla çözüm üretemeyen
bir zihniyetin politikasızlık örneği olmaktadır. Aynı zamanda
çözümsüzlükte ısrarın kanıtıdır. Gerilla güçlerimizin ve halkımızın
direnişi ve yükselen mücadelesi karşısında yaşadığı prestij kaybını
ve yenilgisini gizlemeye çalışan Türk Devlet yetkilileri, bu dönem
politikasını yalan yanlış haberler üzerinden psikolojik savaşın
temel ayağı haline getirmiştir. Yalana dayalı bu psikolojik
harekatın temel amacı yeniden prestij kazanmaktır. Adeta yenilen
pehlivanın yenilgiye doymaması misali en fazla yenilgilerle yüz yüze
kaldığı, her gün yaşanan çatışmalarda ciddi kayıplar verdiği bu
dönemde bile bu gerçeği gizlemeye çalışmakta ve her gün sözde ne
kadar güçlü olduğunun propagandasını yaparak gerçekleri tersyüz
etmeye çalışmaktadır.
Bu saldırılar karşısında Önderliğimizin, halkımızın ve özgürlük
değerlerimizin teminat gücü olan HPG’nin yapacağı elbette ki
mücadeleyi her zamankinden daha fazla yükseltmek ve radikalleştirmek
olacaktır. Türk Devleti ve ordusunun geliştirdiği bu saldırılar
karşısında onurumuza sahip çıkmanın yolu mücadelemizi çok
yönlüleştirerek kapsamlılaştırmaktır. Şu çok iyi anlaşılmalı ki,
Özgürlük Hareketimiz, tarihinin en güçlü dönemlerinden birini
yaşamaktadır. Hangi koşullar altında olursa olsun halkımızın
özgürlük davasını başarıya ulaştırma iddiasını gerçekleştirme
kararlılığı ve gücünü ortaya koyacaktır. Ne dünyanın ve Türk Ordusun
her şeye muktedir gördüğü tekniğin gücü ne operasyonların
süreklileşmesi, ne çığırından çıkmış savaş yöntemleri ile yapılan
saldırılar, ne de psikolojik olarak dayatılan kirli savaş
yöntemleri, Özgürlük militanlarımızın bu başarı iddiasını kırmaya ve
özgürlük mücadelesinden alıkoymaya muktedir değildir. Gerilla
güçlerimizin her şeye rağmen Önderliğimizin çözümcül yaklaşımlarını
esas alarak hala çok sınırlı bir güç kullanımıyla 1 Haziran
hamlesinden bu yana elde ettiği başarılar söze yer bırakmamaktadır.
Özellikle Gabar ve Oramar eylemlilikleri yine Zap direnişi ve Bezele
eylemliliği gerilla güçlerimizin gerektiğinde gücünün nelere kadir
olabildiğini göstermektedir. Dolayısı ile hiçbir güç Kürdistan
Özgürlük gerillasını hafife alma gibi bir yanılgıya girmemeli.
Özgürlük Hareketimiz üzerinden yanlış hesaplar yaparak gücümüzü
sınamaya kalkmamalıdır. Zira şimdiye kadar olduğu gibi bu boş
umutlar üzeriden yapılan hesaplar, bundan sonra da saldırgan
güçlerin kursağında kalacaktır. Bunun böyle bilinmesi gerekir. Kim
ki, Kürt halkının özgürlük gücünü ortadan kaldırma oyunlarına
başvurup savaşla, saldırılarla imha yönelimleri ile sonuç almayı
düşünüyorsa, bunun bedelinin ağır ödetileceğini bilmeli ve yapılan
hiçbir saldırının karşılıksız kalacağını sanmamalıdır. HPG olarak
halkımızın özgürlüğü ve onurundan sorumlu olma gibi bir
yükümlülüğümüz vardır. Bu nedenle başta Özgürlük Önderliğimiz olmak
üzere halkımıza ve nerede olursa olsun yoldaşlarımıza yapılan en
ufak saldırının intikamını almak en temel görevimiz ve onur
borcumuzdur. Dolayısı ile kimin tarafından ve ne biçimde gelirse
gelsin yapılan her saldırı HPG olarak bizim intikam gerekçemiz
olmaktadır. Açıkça bilinmeli ki HPG bu süreçte her zamankinden daha
fazla taktik ve teknik donanıma, güçlü bir hareket kabiliyeti ve
vuruş performansına sahiptir. Mücadele azmi, iddiası, en üst düzeyde
olup başarı kararlılığı her zamankinden daha net ve güçlüdür. Bu
yapılan saldırılar, güçlerimizin mücadele iddiası ve azminin daha
fazla güçlenmesine yol açmakta, bu düşmanca yönelimler öfkemizi
bilemekten öteye bir işe yaramamakta ve intikam hırsımızı hat
safhaya çıkarmaktadır. Zaten halkımızın özgürlük sorunsalını, doğru
çözüm yoluna girmeyen Türk hükümeti ve Ordu yetkililerinin çözümde
bildiği tek yöntemin şiddet sarmalına sardığı mevcut ortamda, bizim
cevapsız kalma gibi bir lüksümüzün olmadığı bir gerçektir. Ve açık
belirtiyoruz ki biz güçlerimizi zor bela kontrol edebiliyoruz.
Halkımızın en doğal hakkı olan onurlu ve özgürce yaşam taleplerini
bile kendi bölücü komplekslerinin getirdiği çirkin saldırılarının
gerekçesi haline getiren Türk hükümeti ve ordusu bu zihniyetinden
vazgeçmedikçe bu amansız mücadelenin süreceği bir gerçektir.
Halkımızın özgürlük mücadelesini terörize etmekle şimdiye kadar
hiçbir sonuç alınmadığı gibi bundan sonra da bu yaklaşımları
sürdürmekle Türk yetkilileri ancak Türkiye’deki kaosu
derinleştirebilirler. Kaldı ki halkımız isterse Türkiye’de kaos
üstüne kaos yaratabilir. Çünkü maruz kaldığı insanlık dışı tüm bu
saldırılar bunun sadece gerekçelerinden bir kısmını oluşturmaktadır.
Her gün kimliğine, onuruna, varlığına, canına kastedilen halkımızın
temkinli duyarlı ve çözümcül yaklaşımını her şeye rağmen büyük bir
sabırla korumaktadır. Hiçbir güç bunu halkımızın ve Özgürlük
Hareketimizin zaafına yorumlayarak suistimal etme lüksüne sahip
olduğunu sanmamalı ve bu duyarlılığı, fedakarlığı boşluk sanıp
yararlanma gibi bir yanılgıya girmemelidir. Hiç bir güç bugüne kadar
bu lükse sahip olmadı bugün ve hiçbir zamanda olmayacaktır. Çünkü
eninde sonunda bu politikalar özgürlükçü ve çözümcü direniş gücü
karşısında yenilgiye mahkumdur. İşte bu nedenle 1 Haziran özgürlük
hamlemizin yarattığı kazanımların herkese gösterdiği sonuçlar doğru
okunmalı ve gerekli dersler çıkartılmalıdır. Bu bağlamda 1 Haziran,
Özgürlük hareketimiz ve halkımız açısından özgürlük direnişinin
zirveleşmesidir. Ş.Medeni, Ş.Adıl, Ş.Gülbahar, Ş.Sorxwin, Ş.Kurtay,
Ş.Nucan ve daha nice şehitlerimiz şahsında özgürlük militanlığının
yaşamsal kılınması ve yenilmezliğinin kanıtıdır. 1 Haziran, Kürt
direnişinin newroz’larda özgürlük ayaklanışı ve özgür kimliğine
onurluca sahip çıkma yürüyüşüdür. 1 Haziran zafere yürüyüşün
kararlılık hamlesidir.
Yeni 1 Haziran sürecinin arifesinde mücadele tarihimiz açısından
oldukça tarihi ve güncel öneme sahip 1 Haziran özgürlük hamlemizin
yıldönümü vesilesiyle özgürlük uğruna kahramanca şehit düşen
yoldaşlarımızı bir kez daha anıyor, anıları önünde saygıyla
eğiliyoruz. Mücadele tarihimiz süresince ideolojik ve askeri
doğrultumuzu ortaya koyan temel çizgi şehitler çizgisidir. Dün de
bugün de yarın da her zaman bu böyle olacaktır. Doğrularımızı
yaşamsallaştırma uğruna birçok değerli arkadaşımızı bedel verdik.
Şehitlerimizden yaşamın en güzel, en anlamlı doğrularını öğrendik.
Onların yoldaşları olarak fedai yaşam ve vuruş tarzının her türlü
biçimini uygulamakla yükümlüyüz. Öz olarak özgürlüğe kilitlenen,
zafere kilitlenen, ifadelendirdiği doğruları, uğruna bedeller ödenen
değerleri sahiplenerek başarmayı hedefleyen bir yaklaşımımız var.
Her süreçte gelişme yaratmak ve başarmak bunu dayatıyor. Hangi
koşullarda olursak olalım zorlukları aşmak, olmazı olur kılmak,
güçlü iddialarla, güçlü bir ideolojik doğrultuyla, geniş bir
özgürlük ufkuyla mücadele ve başarı önündeki engelleri aşma azmi ve
gücünü göstermeyi şehitlerimizden öğrendik. Bundandır ki özgürlük
gerillalarının aşamayacakları sorun, yenemeyecekleri düşman, boşa
çıkaramayacakları saldırı ve teknik yoktur. Özgürlük doğrularımızı
yaşamsallaştırmada ortaya çıkan sorunların üzerine gitmede ne kadar
inatçı, ne kadar iddialı, ne kadar ısrarlı olursak düşman
yönelimleri karşısında da o kadar başarılı olabileceğimizin her
zamankinden daha fazla bilincindeyiz. Çünkü Özgürlük hamlesi
şehitlerimiz, düşmanın içte ve dışta ihaneti, teslimiyeti dayattığı
bir süreçte özgürlükte ve direnişteki ısrarlarıyla bizlere her koşul
altında direnmeyi emrediyorlar. Bu temelde kendini şehitlerimizin
yarattığı değerler üzerinden var eden HPG ve YJA STAR güçleri olarak
her zamankinden daha inançlı, kararlı, hazırlıklı ve örgütlüyüz. Her
koşul altında direnişi yükselterek Önderliğe, özgürlüğe ve başarıya
daha fazla yakınlaşacağımız kesindir. Özgürlük hareketimizin Êdî
Bese şiarıyla geliştirdiği ikinci yeni hamlesel sürece, kişilikte,
yaşamda, eylemde hamlesel çıkışlar yaparak cevap olacağımızın
iddiasıyla mutlaka başarı ve zafere ulaşma sözümüzü yineliyoruz.
1 Haziran hamlesinin yıl dönümü vesilesiyle başta tüm Kürt
gençliğini onuruna sahip çıkmaya ve özgürlük yürüyüşüne özgürlük
dağlarına mücadeleye katılmaya çağırıyoruz. Yine fedakar analarımız
şahsında tüm Kürt kadınlarını 8 Mart ve Newroz serhıldanlarındaki
görkemli ayaklanışını sürdürmeye ve rengini tüm meydanlara hakim
kılmaya çağırıyoruz. Bu temelde yediden yetmişe bütün Kürt halkını
Önderliğini ve Özgürlük Hareketini güçlü sahiplenmeye, özgürlüğünü
kucaklamaya ve düşmanca emellerle gelişen her türlü saldırılar
karşısında direnişe sahip çıkmaya, kendi onurlarını korumaya ve
mücadeleyi şehirlere, kasabalara, sokaklara taşırmaya çağırıyoruz.
Her zaman olduğu gibi halkımızın başlattığımız bu yeni hamlesel
sürece de bundan önce gösterdikleri fedakârlık ve cesaretle
katılacaklarına ve mücadelelerini yükselteceklerine inanıyor, zafer
yürüyüşlerini kutluyor, başarı dileklerimizi belirtiyor, el ele omuz
omuza ve tek amaç mutlaka başarmaktır diyoruz.
|