|
6
Haziran 2008 |
|
Rodan Zap
Her
ilerici ve aydın insan şunu bilir. Devlet mekanizmasının, iktidar
zihniyetinin beyinlerde yüzyıllarca yer etmesini sağlayan mekanlar
vardır. Büyük beton duvarlarla inşa edilen meclisler, zindanlar ve
karakollar. Ancak sivilde ya da askerde kafalardaki yegane kötü
mekanların başını çeken tek bir yer var. Karakollar.
Siyasi arenada milyonların sözde temsilcilerinin bir araya geldiği,
büyük beyinlerin devasa atmosfer içinde küçüldüğü mekanlar…meclis
binaları. Diğer yandan insanları ehlileştirip topluma kazandırma
yeri olarak seçilen ama tam tersine tepkici toplumu yaratan
zindanlar. Toplulukları bu şekilde yönetmekten başka çaresi ve gücü
olmayanların başvurdukları yüce binalar.
Ancak bunların içinde başı çeken karakolların, toplumdaki bireylerde
oluşturduğu izlenimler içinde olumlu bir duruma rastlamak çok zor.
Nefretle, korkuyla, tepkiyle anılan ve anımsanan bu binaların,
savunma ve güvenlik eksenli iş yaptıklarını teorize edenlerin
safsatalarıyla temize çıkacağını sanmıyorum. Çünkü insan beyninde
yarattıkları tahribat bir gerçektir. Yaşananlar acıdır, acılar
gerçektir. Ortadoğu insanı ne dediğine değil daha çok ne yaptığına
bakar.
Adalet temsilcilerinin yöntemsizliğinden dolayı adaleti insanların
yüzüne kusan bu zihniyet sonrasında büyük bir gerçeklik oluştu. O da
şu; insanlar kişiliksizleşti, adaletsizleşti, biçimsizleşti. Artık
kontrol edilemeyen bir güruhun yaratılmasında büyük rol oynayan bu
mekanın insan beyninden çıkarılması kadar önemli bir çalışma olamaz.
Beyinlerdeki karakol boşaltıldıktan sonra ilerici bir insan nerede
olursa olsun özgürlükten nasibini alacaktır. Yeter ki istesin.
Bu güzelim Kürdistan dağlarına dış düşmanlardan korunma amaçlı
yerleştirilen karakolların şimdi aynı misyonunu oynadığı acaba ne
kadar gerçektir. Savunma pozisyonundan çok nasıl terörist avlarızın
planlarının uygulanma yerleri olduğunu kim bilmiyor.
Operasyona çıkışın, operasyondan dönüşün sadık mekanında öldürdüğü
kardeşlerinin acısını hissetmeden haylazca eğlenip, aferin ve rütbe
alıp rahatça uyuyanların mekanı olan bir yeri ne kadar içimize
sindirmemiz isteniyor. Gerçekler bu kadar acıyken gerçekten
sindirebilir miyiz?
Bu akşam hangi yiğit insanların kanına gireceklerini hesaplayanlara
artık yaşamın bir zehir olacağını herkesin bilmesine gerek yok.
Çünkü herkes görecek.
Kalabalık bir grupla girdiğimiz bir karakolun duvarındaki yazı
herhalde gerçeği ve geleceği görebilen bir asker tarafından
yazılmış. Her karakol bir gün boşalır derken o da anlamsızlığı
anlamış olsa gerek.
Büyük gerilla savaşları sonrasında boşaltılan sonra doldurulan
tekrardan boşaltılan onlarca karakol örneği mevcuttur. Sözde
güvenlik nedeniyle konuşlandırılan yüzlerce karakol binasının
ağırlığı artık sadece işgal ettiği toprak üzerindedir. Bu kadar
anlamsızlaşıp savaşın sembolize misyonunu yitirmesini sağlayan da
şüphesiz ki Kürt halkının yiğit evlatlarının kanları ve canları
olmuştur.
Özgürlüğe baş koymuş yiğit genç kız ve erkeklerin fedai ruhları
olduğu sürece karakollar yakılacak, yıkılacak, kaldırılacak.
Boşaltılan mekanların ardından dökülen boyalar, eskiyen pencereler
ve yıkılan tuğlalar kalacak. |