|
HPG Komuta Konseyi Üyesi Rengin Botan
1 HAZİRAN HAMLESİ
ONURLU KÜRDÜN ÖZGÜRCE YAŞAM VE KİMLİĞİNE SAHİP ÇIKMA ISRARININ,
VAZGEÇİLMEZLİĞİNİN KANITIDIR
Dünyamız
gerçekliğinde 20. yüzyılın temel çelişkilerinin ele alınış ve
çözümleniş biçimi olarak ortaya çıkan uzun süreli halk savaşı
stratejisi, o günün koşullarında şekillenerek 1970’lerin başında
başlayan Özgürlük Hareketimizin de esas aldığı bir strateji olarak,
geçmiş on beş yıllık savaş taktiğimize yön veren temel strateji
olmuştur. Buna rağmen başlangıcından günümüze haklı bir öze sahip
olan, halkımızın özgürlük mücadelesi temelini meşru müdafaa
anlayışına dayandırarak, tüm anlamsız şiddet uygulamalarından
kaçınarak günümüze kadar büyük başarılarla gelmiştir. Bu doğrultuda
yürütülmesi en temel gereklilik olan gerilla mücadelesi ile
bilinçlenen Kürt halkı, inkâr ve imha edilen bir halk olmaktan
çıkıp, bugün özgür kimlik sahibi bir halk haline gelmiştir. Bununla
birlikte 1990'larla birlikte gelişen koşullarda değişen dünya
dengeleri ve yine gerek ezilenlerin mücadelesi, gerekse de çağsal
gelişmelerin sonucu olarak öne çıkan demokrasi, barış ve özgürlük
gibi temel değerler, halkların demokratik mücadelesinde
geliştirilmesi gereken mücadele stratejisinde de değişimi zorunlu
kılmıştır. Bu kapsamda özgürlük hareketimiz de, Önderliğimizin
öngördüğü biçimde böyle bir stratejik değişiklik içine girmiştir.
Genel siyasal ve askeri mücadelemizin yeni stratejisi, meşru savunma
stratejisi olarak belirlenmiş, siyasi ve askeri çalışmalarımız da
buna göre örgütlendirilmiştir. Gerilla, bu mücadelenin
yürütülmesinde temel bir güç odağı konumundadır. Mücadelenin
aşamaları, yine savaşın yürütülüş biçiminde değişiklikler olsa da,
gerilla bu mücadelenin başarısında temel bir güçtür. Bu açıdan,
gerillanın temel ilkeleri ve bunun en ideal biçimlerde hayata
geçirilmesi, yeni dönem savaş anlayışımızın da özünü
oluşturmaktadır. Gerilla, değişen stratejiye göre mevzilenmesini,
taktik hedeflerini, hareket sahasını, yine önüne koyduğu siyasal
çözüm hedefine göre yeni gidişatını belirlemiştir. Gidişat, karşı
taraf açısından da çözüm yaklaşımı gelişirse, siyasal çözüm
üzerinden diyalog, giderek çift taraflı ateşkes ve adım adım
halkımızın özgürlük sorunsalının çözüm
aşamasının
gelişmesi olur. Ancak bunun tersi tıkatıcı bir yaklaşım gelişirde
çözümsüzlükte ısrar siyaseti sürdürülürse, elbette ki halkımızın
özgürlük davası, mücadelenin yükseltilmesi üzerinden devam edecek ve
meşru müdafaanın ideolojik, siyasal, örgütsel ve askeri anlamda
olmak üzere her türlü yöntemi gereklilikler temelinde yerine
getirecektir. Yani siyasal durumun rengi, gerillanın da taktik
pozisyonunu şekillendirmektedir. Zira özgürlük sorunu çözülmemiş,
her an imha tehdidi altındaki Kürt halkı açısından çözüm aşamasına
kadar gerillanın varlığını koruması ve gerilla mücadelesi bir
zorunluluktan da öte temel bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bugün tüm
dünyada ve halkımızca da kabul görülen tek gerçeklik, özgürlük
gerillasının Kürt Halkının varlığını korumasında yegane garanti gücü
olduğudur. Dolayısıyla Özgür Kürdün onurlu kimliğinin ve geleceğinin
teminatı ve yine Özgürlük Mücadelesinin öncü gücü, gerillanın
kendisidir. Bu gerçeklik yıllardır kanıtlanmış olmasına rağmen halen
bunun tersini düşünenler büyük yanılgı içerisindedirler, böyle
olmadığını iddia ederek yanlış hesaplar peşinde koşanlar büyük bir
gaflet içerisinde olduklarını bilmelidirler.
Yeni paradigmasal değişimle birlikte Özgürlük Hareketimizin
geliştirdiği değişim dönüşüm ve yeniden yapılanma sürecine girişi,
zihinsel aydınlanma, vicdani sorgulama ve ruhsal arınmayı ideolojik
netleşmeyle sağlayan özgürlük gerillamız geçmiş dönemlerin en güçlü
performansını yakalama sürecine girmeyi başarmıştır. Önderlik ve
özgürlük çizgisi dışındaki işbirlikçi çeteci anlayış ve pratikten
arınma temelinde ideolojik, taktik ve teknik anlamıyla yoğun bir
eğitim sürecinden geçen gerilla güçlerimiz, silahlı mücadele
tarihimizin öğretici ve tarihi dersleri ışığında 1 Haziran sürecine
giriş yapmıştır. Bu öğretici ve tarihi derslerin yol
göstericiliğinde gerillanın salt direnmeyi değil, başarıyı esas alan
mücadele ve özgür yaşam çizgisinin esasları üzerinden yeniden
yapılandırılması çalışmaları geliştirilmiştir. Bu bağlamda meşru
savunma anlayışı temelinde gerilla mücadelesinin geliştirilmesi
yaklaşımı 1 Haziran sürecinin temel dayanağı olmuştur. |