|
Kasım Engin
Adaletsiz
Kâfirler Partisi yine Kızılcahamam’a üşüştü. Siyaset birazda uyum
işidir. Eşgüdüme dayalıdır. Hele hele sizler iktidarsanız bir
renkten ve telden çalmalısınız ki çatlaklar çıkmasın ve
zayıflıklarınız kullanılmasın. Ortak ve müşterek noktalarda bir
olmalısınız ki gücünüz düşmesin, aranıza fitne fesat sokanlar
çıkmasın.
Bu buluşma tüm önceden yapılanlardan farklıdır. Bu kez sona doğru
giden bir günahkâr partinin son çırpınışlarını görüyoruz. Her
şeyiyle foyası meydana çıkmış, yalanı dolanı görülmüş, demagogluğu
piyasa da alenen tartışılmaya başlanmış ve en önemlisi de ordu ile
yapılan gayri meşru Dolmabahçe imam nikâhı deşifre olmuştur.
Yıllarca alkolik olan, kızı alkol kullandığı için ehliyeti elinden
alınıp ta emek sürecine alınan halkların katili Bush’tan “tümden
destek” görseler de bu böyledir.
Avrupa adalet divanının Avrupa Konseyi’nin PKK’yi hukuk dışı
usullerle terör listesine aldığı kararına rağmen Bay Barosso Türkiye
meclisinden “bu tür kararların onları bağlamayacağını ve onların
siyasi bir karar aldıklarını” söylerken, Almanya Berlin de Kol
kıranlardan daha hünerli olduklarını göstererek Kürt gençlerine
saldırdı. ABD İran molla rejiminin Kürt özgürlük mücadelesine
yağdırdığı bombaları her ne hikmetse görmezden geldi. Lübnan da
Hizbullah ya göz yumarak İran’a göz kırptı. Terörist devletin Kürt
halkına karşı her türlü saldırısına göz yumdu hatta teşvik etti.
En son olarak ta Kürt özgürlük hareketini “yabancı uyuşturucu
kaçakçılar” listesine almalarına kadar sözde destek verdi. Ama her
ne hikmetse dünyanın resmi olarak en fazla uyuşturucu üreten
emperyalist devletinin bu söylemleri Erdal Şafak gibi sözde
aydınlarca referans alınarak Kürt özgürlük hareketine karşı
kullanılma malzemesi yapılmasıdır.
Pek, nasıl oluyor da ABD İran’a karşı göz yummuyor? İran’ı çok mu
seviyor? Sevmediği ortada. Nasıl oluyor da Türkiye ye posası çıkmış
istihbarat bilgisi veriyor? Şimdi ABD size dost mu oluyor? İsrail
ile Suriye devletlerini sözde Türkiye aracılığıyla bir araya
getiriyor ve hani Türkiye yi kıymetlendiriyor. Ve sizde bizde buna
inandık değil mi?
Unutmayın, emperyalizm kural gereği bir at üstünden işlerini
yürütmez. Emperyalizmin birçok planı ve uygulama yolları vardır. En
önemli kuralları herkes üzerinden siyaset yürütmeleridir. Türkiye’yi
destekleyerek PKK’yi zayıflatacak, İran’a ses çıkarmayarak kendince
PKK’yi kendine muhtaç edecektir. Tabii bu arada İran’a karşı
Türkiye’yi hazır hale getirecek. İran da kendince bu oyunu bozmak
için daha fazla Türkiye’ye yaranmak için Kürt özgürlük dağlarına
saldıracaktır. Türkleri Araplara karşı kullanarak hem Arapların
Türklere düşmanlığını geliştirecek hem de Arapları dizginleyecektir.
Ama unutmayalım ne ABD İran’ın vurulmasında ne vazgeçmiş, ne de ABD
Türkiye’nin bu işin içerisine çekilme istemlerinde geri adım
atmıştır. Ne de Ortadoğu’yu dizayn etme hayallerinin peşini
bırakmıştır.
O kadar karışık ve kaoslu ortamlarda yarın Kürt Özgürlük Hareketi
daha fazla İran içlerine dalarak molla rejimini tehdit eder hale
gelirse acaba ABD’nin tavrı ne olacak diye soran var mı? Son bir
hafta da yüzün üzerinde pastar ölmüş. Peki, bu çıta bir adım daha
yükseltilirse ne olur sizce? ABD o zaman İran’a karşı Kürtlere ne
kadar yardımda bulunur?
Devam edelim. Türkiye de gerilla son günlerde hafiften hareketlindi.
Peki, bu hareketliliği biraz daha yükseltirse ve Bezele türü
eylemlikler devam ederse ve bu hafiften tırmanış az da olsa turizm
sahalarına kayarsa sizce ne olur? Zaten son derece kırılgan bir
ekonomiye sahip Türkiye’nin durumu gerçekten ne olur? Sizce ABD o
zaman ne yapar? Daha fazla Türkiye’nin geleceğini mi düşünür yoksa
daha fazla bağımlı hale getirilmesi için çalışır mı? Bu sorulara
verilecek olumlu ya da olumsuz cevaplar önemlidir.
Eğer bizler Türkiye de gelişecek olan bir kardeşlik havasında
yanaysak, Türkiye’nin büyük bir güç olmasını istiyorsak o zaman
yapılacak olan ilk elden Kürt halkına karşı geliştirilen
saldırıların durdurulması gerekiyor. Kürt halkına ve onun özgürlük
hareketine yönlendirilmiş bir Türkiye’nin sonu hayra alamet
değildir. Özelde halklarımızın sağlığına zararlı partinin her geçen
gün Türkiye’yi piyasaya sürerek satması hiçte güzel bir gidişe
işaret değildir.
Bu negatif gidişe dur diyecek olanlar Türkiye’nin aydınları,
emekçileri, feministleri, anarşistleri, dini inanç grupları,
azınlıkları, demokratları ve Türkiye’yi seven her kim varsa
onlardır. Ancak bunlarında bir araya gelerek, Kürt Özgürlük
Hareketinin işgal ve sömürgeciliğe karşı yürüttüğü mücadeleye destek
verirlerse, el ele omuz omuza mücadele ederlerse, Türkiye’nin
içerisine sürüklendiği tehlikeli durumu aşılabilirler.
Özelde “sosyal reforma paketine” karşı başlayan sendikal direniş ile
zirveleşen 1 Mayıs mitingi, ardından gelişen “Artık yeter, Kürt
sorununa demokratik çözüm” 1 Haziran Kadıköy mitingi gibi
eylemliklerin gelişimi ve bunların ciddi bir örgütlülüğü dökülerek
meyvelerinin toplanması şarttır. Emperyalist müdahalelerin böl
parçalar yönet politikalarının sonuç almaları yerine, halklarımızın
çözüm önerileri anlam bulursa, oranın buranın icazetli taşeron
partileri Kızılcahamam da onlarca kez bir araya gelseler de,
kazanacak olan halklarımız olacaktır.
Türkiye emek ve demokratik cephesiyle Kürt demokrasi ve özgürlük
hareketi bir türlü sağlayamadıkları birleşmeyi buluşmayı
sağlarlarsa, tüm oyunlar boşa çıkacak ve kazanacak olan halklarımız,
özgürlükler ve demokrasi olacaktır. |