|
Rodan Zap
Ortadoğu
toplumlarında şiddetin ayrı bir yeri vardır. Akıl almaz savaşların,
kırımların, talanların yaşandığı coğrafyada oranın insanlarının da
savaşkan, mert ve yiğit olması doğaldır. Böyle bir doğası olan ve
her zaman farklı kötü zihniyetlerce de kullanılmaya açık olan insan
yığınları kör şiddete kurban oldu. Entrikanın, komplonun, ihbarın,
ihanetin, zulmün ve işkencenin hızla yükselişe geçtiği süreçlerden
günümüze özü ve onuruyla kalan ender halklardan olan Kürt halkı,
şimdi bu başarısına daha ağır ve yüce bir değer yüklüyor… Barışın ve
Özgürlüğün temsilcisi olmayı.
Kürtler deyince
akla ne geliyorsa, onların yiğit evlatlarının ordulaştığı HPG
deyince de akla o gelmelidir. Yani Kürtler deyince Barış, Demokrasi,
Özgürlük; HPG deyince 1 Haziran, Meşru Savaş ve Teminat.
Her Kürt genci ve
halkı için haklı siyasete, özgür basına, doğru habere, özlü kültüre
ve sosyal değere gönül verip can koyanlar 1 Haziran’ın nedenini
bilmelidir. Tarihten beri süregelen, 21. yüzyılla birlikte tıkanan
savaş ve mücadele tarzları aşılarak yeni bir mücadele stratejisi
belirlendi. Daha profesyonel bir savaş tarzı ve çağdaş bakış
açısıyla düşman hedeflerini iyi tespit eden bir mücadele süreci
start aldı. Vur, kır, yok et, ortadan kaldır, sonra yenisini yarat
mantığı, yerini demokratik barışçıl bir düzende birlikte yaşam
felsefesine bıraktı. Yıllarca birbirine düşman gösterilip karşılıklı
vurdurulan ve bunun üzerinden gününü gün eden elit tabakaları
tanımanın, sorgulamanın, hesap istemenin zamanı gelmiştir.
1 Haziran 2004
tarihi ile başlayan haklı savunma savaşımız, özgürlüğü yaratma
tarihimizdeki yüce yerini almış durumdadır. Dört yıldır gösterilen
özveri ve fedakarlık; yıllardır Kürt insanına yakıştırılan ezik,
silik ve onursuz yaşama artık yeter demek içindir.
Barış zihniyetinin
mumla arandığı coğrafyamızda PKK militanlarının barışçıl savaşını
hatırlatmak gerekiyor. Bazılarına, kendimizi yeniden kanıtlayacak
durumumuzun olmadığını, binlerce kez bedeller vererek ışıklı yolu
yarattığımızı hatırlatmak gerekiyor. Halk öncüleri olarak şimdi bu
ışıklı yolu gösteriyoruz. Anlamlı yaşamak isteyen, özgürlüğü
yakalamak isteyen gençlere direnişi gösteriyoruz.
Bu coğrafyada
milyonlarca haysiyetli insan var. Bu milyonlarca yiğit halkın
binlerce oğul ve kızları dağ başlarında ellerinde silah bir şeyleri
koruyorlar. İnsanlık onurunu, barışı ve özgürlüğü.
Önder APO’nun yoğun
barış çabalarına rağmen, halklar kardeşliğinden yana bir sürecin
başlamaması, aksine sokaklarda öldürülüp zindanlara doldurulan
binlerce genç yürek, dövülen analar, vurulan gerillalar...meşru bir
zeminde atılım ruhunu intikam duygularıyla bürüyüp savaşmayı
beraberinde getirmiştir.
1 Haziran’ın 4.
yıldönümüne girerken direniş kültürümüzün bir yaşam kültürü haline
gelmesinde büyük rol sahibi olan şehitlerimizi anmadan edemeyiz.
Yürüyüşleri ve cefakarlıklarıyla, devrimi aşkla yoğurarak ortaya
çıkardıkları yaşam değerleriyle yüceldik ve onu korumakla da
görevliyiz. Şimdi bu kavgayı kendisine iş belleyen yüzlerce genç
yürek de, onların ardılı olmak için çırpınıyor.
|