Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca

 

 
   
 

Yaşasın Devrimcilik

 

15 Mayıs 2008

Rodan Zap

6 Mayıstan 18 Mayıs’a. Devrimci olmanın zor ama ayrıcalıklı yanlarını bizlere öğreten büyük devrimcilerin tarihleşen günleri. Yüreğimizi kabartan, gönüllerimizi şahlandıran bakışları, başkaldırışları ve inadına gülüşleri. Unutulması olanaksızdır. Şehitler ancak unutulduklarında ölürler diye bir söz vardır. Fakat başta Türkiye ve dünya biliyor ki Denizler, Mahirler, İbrahimler unutulmaz. Her biri de kendi şahsında insanlığın en özge yanlarını temsil ettiler. Deniz cesaretin, Mahir bilincin, İbrahim direnişin temsili oldurlar. İnsanlığımız için bunlara ekmek su kadar bunları ihtiyacımız var.

Kolay ve bayağı yaşayanlar sadece duyup geçecekler. Zor ve çelişkili yaşayanlar sadece görüp geçecekler. Bilinçli ve anlamlı yaşayanlar da sadece hissedip geçecekler. Bunlardan hangilerinin devrim gibi yakıcı, kudretli ve bir o kadar da heyecan verici gerçekliğiyle buluşacak acaba.

Onlar gibi yaşayıp, onlar gibi savaşıp onlar gibi ölecek olan insanlar hiç de hafife alınacak düzeyde değil. Milyonlarca beyin var ki Deniz ve İbrahim yoldaşların ismini bile duyması yeter. O siyah beyaz, İspanyol paça, uzun faul ve havada sıkılı binlerce yumrukların ihtişamını hissetmemesi elinde değil.

Devrimcilik zor zanaat ama gerçekten devrimci doğanlar da var bu dünyada. Var olanı kabul etmeyen, güzel olanın mümkün olduğunu kafasına koyarak arayışlar içine atılan yiğit insanlar da var. Şu anki süreçte bu işlerin artık para etmediğini ve yumuşadığını söyleyenleri yanıltmanın zamanı değil midir? Gerçek devrimciler halkın istemleri, huzuru ve adaletini sağlamak için kendinden vazgeçen insanlar değil midir? 24 saatini bu işler için harcayan ve bundan zevk alan insanlar değil midir? Hele haksızlıklara, aşağılanmışlıklara, sıradanlıklara inatçı bir duruşla baş kaldıranlar değil midir?

Kanında, ruhunda, beyninde devrimci rüzgarı hissetmeyen insanlar bu hareketlerin içinde ne kadar da yer alsalar, eninde sonunda ayrılmakla yüz yüzedir. Çünkü onu bir yaşam olarak ele almamış, kısa bir dönem yapılması gereken bir görev ve iş olarak ele aldığı için küçük bir olumsuzluk ve zorlanmada kopabilmiştir. Bir işkence, bir zindan, bir hakaret onu uzaklaştırabilmiştir. Tersine olanlar da var tabi. İlericiliğe, adalete ve değişime hizmet eden düşünceler başta bu genç yüreklerde devrim kıvılcımıyla başladı ve devam ediyor.

Koşturdukça, kendini düşünmeye zorladıkça, kendinden daha çok başkalarını düşünen, onlar için üzülen, emek harcayan, fedai olan bir yaşam tarzına atıldıkça, yalan dünyanın yalan hayatını kavradıkça, olgunlaşmış, bilinçlenmiş ve her hareketi örgütlü olan bir insan haline gelir. Aslında gelişmiş dünyada aranan insan olur.

Ailemizde ve toplumda gerçeklikleri tüm açıklığıyla yaşamamızı sağlayan aslında bu iştir. Devrimcilikle tanışır tanışmaz dostların, düşmanların netleşiyor. Sana duyulan sevgi ve saygı netleşiyor. Kimler ne zaman ve nasıl davranacaklarını senin o kimliğine göre ayarlıyor. Onun için diyorum ki gerçek insan olmanın başlangıcı bence devrimci olmaktan geçiyor.

Kendimizi ifade edeceğimiz mekan da vardır, örgüt de vardır. Seçim bize kalıyor. Karar verelim biz ne olacağız? Sıradan ve ölümlü olanlardan mı yoksa devrimci ve ölümsüz olanlardan mı? Bu dünyada yapılacak en güzel işlerden bir tanesi varsa, o da devrimcilik, yaşanılacak güzel ve anlamlı bir yaşam var ise o da yine devrimcilikten geçiyor. Bildiğimiz klasik anlamda devrimin olup olmaması önemli değil. Önemli olan devrimci olabilmek.
 

 

 

   
 

» ANAKARARGAH ARŞİV

» HPG-BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» GERİLLADAN

» ŞEHİTLERİMİZ

» ÖNDERLİK

» YJA STAR SAYFASI

» DİZİ ARAŞTIRMA

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» VİDEOLAR

» HPG HAKKINDA

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

» HABER ÜYELİK

 
 

 

 
 

HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.

HPG Online © 2003 - 2008 Tüm hakları saklıdır.