|
Rızgar Ararat
Önümüzdeki
hafta yoğun ve heyecanlı bir hafta oldu. Genelkurmay başkanlığının
sürpriz meselesi gerçeklerin üstünü örtmeye yetmedi. Çok kalitesiz
ve düzeysiz bir durum ortaya çıktı. Özel Harp Dairesi biraz daha
mantıklı sürprizler yaratabilirdi. Sürpriz kursaklarında kaldı.
Çıkması da zor görünüyor. Zaten idealara karşılık olarak özgürlük
hareketinin en üst kurumu tarafından gerekli açıklamalar yapıldı ve
yine HPG Anakarargahı Komutanımız Dr. Bahoz Erdal tarafından geniş
bir röportajla son gelişmeler değerlendirildi.
Genelkurmay başkanlığının gece yarısı açıkladığı sürpriz,
sıkışmışlığın ve acizliğin su yüzene çıkması oldu. Çünkü akşama
doğru, gerillalarımız tarafından Bêzelê karakoluna yönelik çok
kapsamlı bir baskın eylemi düzenlemiş ve baskın eylemi büyük
zahiyatlar verdirilerek başarılı bir şekilde tamamlanmıştır.
Türk basını, iki-üç gün boyunca aralıksız bu durumun üstünü örtmek
için, Genelkurmayın sürprizini kaynatıp kaynatıp halka yedirdiler.
En son Bêzelê karakolu görüntüleri yayınlandı. Dikkat çeken bir
husus, tek bir taraftan karakolun sağlam kalmış kısmı ısrarla
gösterildi. Aynı karenin on farklı biçimi, karakol görüntüleri
olarak sunuldu. Şartlardan kaynaklı, gerillaların eylem anında
çektiği görüntüler, basına ulaşmamış. Herhalde bugün yarın
ulaşacaktır. Bakalım o zaman Genelkurmay ve onun satılmış ve ilkesiz
basını ne yapacak.
Yine baskında maddi hasarın dışında, öldürülen 29 asker var.
Genelkurmay yetkilileri Oramar’da olduğu gibi, yine ölen askerlerin
büyük bir bölümünü basından ve halktan sakladı. Gizli bir şekilde
her biri memleketine gönderildi. Saklanılmayacak olanları ise ilan
etti. Özellikle Ceylanpınar’lı olan bir Kürt askerin ailesinin
tutumu ve verdikleri mesajlar önemliydi. Çocuklarının şehit
olmadığını belirtip, Türk bayrağını tabutun üzerinden kaldırdılar.
Büyük bir insanlık trajedisi yaşandı. Sonuçta, Türk olsun Kürt olsun
bu toprakların çocukları birbirini öldürmek zorunda bırakılmış. Kan
üzerinden siyaset yapanlar halen de iş başında ve Türk toplumu koyun
sürüsü gibi, ne sorguluyor, ne araştırıyor. Türk basını insanlık
suçu işleyerek, bu kanın akmasında en baştaki aktör konumunda. Türk
köşe yazarları ve gazetecileri, bu ölümlerden direk sorumludurlar.
Askerden daha çok asker kesilmiş, bu insanlıktan nasibini almamış ve
kan üzerinden geçimlerini sağlayan bu kesimler, yarın tarih
karşısında bunun hesabını nasıl verecekler.
Kürt gençleri bu konuda duyarlı olmalıdırlar. Ne yapalım, başka
çaremiz yok deyip de askere giden gençlerin, net ve somut bir
şekilde tavır geliştirmeleri gerekiyor. Eline silah verilip, git
kardeşini, komşunu, üniversiteli arkadaşını öldür deniliyor. Sana
seçim hakkı tanınmıyor. Bunun gerekçesi olur mu? Madem başka çaren
yok, gelip özgürlük hareketinin ordusunda gerilla olarak halkına
hizmet edersin. On binlerce Kürt genci gerillaya katıldığında, 50
binlik bir gerilla ordusu kurulursa, savaşa da gerek kalmaz. Büyük
bir ordu, barışın teminatıdır. 30 yıldır faşist Türk devlet sistemi,
ha bitirdim, ha bitireceğim sözleriyle, şunu yaparsam biterler, az
kaldı vb. umutlarla savaşı sürdürüyor. 50 binlik bir gerilla ordusu
bu umutlarını boşa çıkaracak ve özgür-demokratik ve halkların
kardeşçe yaşayacağı bir ülke kurduracaktır.
Düşmana umut veren gençliğin bu duruşudur, düşmana umut veren
kendini para karşılığında satan kişilerdir, düşmana umut veren AKP
vb. partilere oy verenlerdir, düşmana umut veren Kürt gençlerinin
askere gitmesidir, düşmana umut veren kardeş kanı üzerinden geçimini
sağlayan koruculardır! Gelin beraber bu umutlarını ortadan
kaldıralım. Bu umutlar yıkıldığı anda, Kürt ve Türk gençlerinin
birbirini öldürmesine gerek kalmayacaktır.
|