|
Agit Nucan
Halkımızın
30 yılı aşkın bir süredir devam eden özgürlük ve demokrasi
mücadelesi, kritik bir süreçten geçiyor. Bir taraftan bu halkın en
yiğit oğulları ve kızları yaratılan değerlerimizi korumak amacıyla
en zor şartlar altında her şeylerini ortaya koyarak görkemli bir
mücadele yürütürken, diğer taraftan da sömürgeci güçler en kirli
savaş ve komplolarla yaratılan bu değerleri tasfiye etme
konseptlerini oluşturup hayata geçirmektedirler.
En başta Botan sahası ve Kürdistan’ın her mücadele alanı başından bu
yana, direniş ve kahramanlıkların merkezi olmuştur. Her yurtsever
gencin rüyasını süsleyen bu mücadele sahalarımız, birçok yiğidi
bağrında hem yetiştirdi hem de sahiplendi. Tabi ki, tüm Kürdistan
gençliği ve halkı mücadelemizin başlangıcından günümüze kadar
aralıksız bu mücadelede yer almış ve büyük bedeller ödeyerek çalışma
yürüten arkadaşların sürecin hassasiyetlerine ve gereklerine göre
hareket etmeleri büyük bir önem taşıyor. Halkımızın uzun süreli
özgürlük mücadelesi tarihinde geliştirdiği görkemli serhıldanlar ve
direnişlerle düşmanın birçok hesabını alt üst etmiştir. Dolayısıyla
her mücadele alanında, düşmanın gerçekliği ve özel ve kirli savaş
yöntemleri, her türlü olumlu ve olumsuz davranışlar, gerilla
tarafından dikkatle takip edilmektedir.
Kesintisiz ve nefes kesen özgürlük mücadelesinde elde edilen
kazanımların, legal siyaset de kurumlaştırılıp süreklileştirerek
kalıcı hale getirilmesi yönünde ortaya çıkan kimi yetersizliklerin
üzerinde büyük bir hassasiyetle ve ciddiyetle durulup giderilmesi
gerekmektedir. Çünkü AKP ve onun işbirliği içinde olduğu tarikatlar
boş durmamakta ve dini alet edip bir halkın kaderiyle
oynamaktadırlar. Çeteleşmiş korucu reisleri düşmandan daha çok
düşman bir konumda olup, bu ve bunlara mensup olanların teşhir
edilmesi gerekir.
Özellikle kuzey Kürdistan sahamızın birçok alanında düşman
yurtsever, şehit ve gerilla ailelerine yönelmektedir. Bu tür
girişimlerin önünü almak, hayati önemdedir. Yaratılan mücadele
değerlerimizin öncelikle bu değerleri yaratan kitlemizin hizmetine
sunulması mücadelenin sürekliliği ve selameti açısından yaşamsaldır.
Bu mücadelede bedel ödemiş toplumsal kesimlerin ve özellikle yoksul
ailelerin sahiplenilip desteklenmesi her mücadelede öncelikli görev
olmalıdır. Başta yoksul şehit-gerilla ve tutsak aileleri olmak üzere
bu mücadelede bedel ödemiş ailelerle sürekli ilgilenmek, dayanışma
içinde bulunmak ve onlara her türlü katkıyı sunmak temel
örgütsel-siyasi ve ahlaki sorumluluğumuz olmalıdır. Özellikle düşman
ekonomik olarak kıskaca alarak, baskı yöntemleriyle moralleri bozup
toplumdan tecrit etme, böylece mücadele inanç ve bağlılıkları
zayıflatma yönünde kapsamlı yönelim içerisinde bulunmaktadır. Bütün
yurtsever ve duyarlı insanımızın acilen bu konuyu gündemlerine alıp,
acil tedbirler geliştirmeleri dönemin temel görevidir.
Seçimler yaklaşmakta, operasyonlar geliştirilmekte ve buna karşı
gerillanın direnişi ve intikam eylemleri gelişmektedir. Durumların
özgünlüğüne göre, bazı alanlarda çıkan sorunlara da gerilla kayıtsız
kalmayacak ve gerektiğinde en aktif şekilde müdahale edilecektir.
Özellikle çeteleşmiş kesimler ve devlet ile işbirliği içindeki
tarikatlar hesapsız kalmayacaklardır.
Çok yönlü olan özgürlük mücadelemizde, hemen hemen tüm dünyayı
arkasına alan bu faşist düşmandan hesap sormak için, en temel ve
kalıcı duruş, gerilla ordusunun büyütülmesi, her yurtsever gencin
bir şekilde gerillaya katılması ile mümkün olacaktır. Bu temelde
gençliğin yönünü dağlara vermesi, kalanların ise sürecin
hassasiyetleri ve gerekliliklerine cevap olacak çalışma-tarz ve
temposu içerisinde olması gerekmektedir. |