Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca

 

 
   
 

DENİZ

 

3 Mayıs 2008

Selahattin Erdem

 

6 Mayıs Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişinin 36’ncı yıl dönümü. Bu vesileyle, bu büyük ve değerli insanları birkez daha saygıyla anıyoruz. Bunları idam edenler, herhalde dönüp bu 36 yıla bakıyorlardır. Belki kan ve gözyaşı ile iktidarlarını sürdürdüler 36 yıl boyunca, ancak gerçekleri yok edebildiler mi? Özgürlük, demokrasi ve kardeşlik arayışçılarını bitirebildiler mi? Hayır! Bugün Türkiye’de, dağda ve zindanda yüzlerce binlerce Deniz yaşıyor, özgürlük ve kardeşlik için mücadele ediyor. Türk ve Kürt halklarının kızları ve oğulları 36 yıldır Deniz’deki yürek direniyor.

Türkiye gençliğinin 1970 devrimci çıkışı hiç kuşkusuz çok büyük ve tarihsel bir çıkıştır. 1968 dünya devrimci gençlik hareketiyle bağlantılıydı. Onun Türkiye kolu olarak gelişmişti. Yine Türkiye’nin yaşadığı derin iç çelişkilerden kaynaklanmıştı. Okuyup algılayan gençlik, tarihi sorumluluk duygusuyla bu çelişkileri halk yararına çözmek istemişti. Bağımsızlık istemişti, özgürlük istemişti, demokrasi istemişti, kardeşlik istemişti…

Gençliğin bu istemleri Türkiye’yi yönetenlerce idamlık suç sayıldı. Deniz, Yusuf ve Hüseyin 6 Mayıs 1972’de bu nedenle idam edildi. Mahir Çayan ve arkadaşları bu nedenle Kızıldere’de kurşuna dizildi. İbrahim Kaypakkaya bu nedenle 18 Mayıs 1973’de Diyarbakır Zindanı’nda işkenceyle katledildi. Sinan Cemgil ve arkadaşları Nurhaklarda bu nedenle kurşunlandı. Daha onlarcası, yüzlercesi var. Geçenlerde dönemin en çok tanığı olan DEV-GENÇ başkanı Ertuğrul Kürkçü’yü bir TV programında ilgiyle dinledik. Olayları, yaşadıklarını anlatıyordu. “Hiçbir zaman teslim olun çağrısı yapılmadı” diyordu. Kızıldere katliamını yapan komutanın rehineler için “onlar zaten ölecek” dediğini belirtiyordu. Devlet yönetiminin daha baştan, sadece öldürmek için hazırlıklı ve karar vermiş olduğunu ifade ediyordu.

Peki, sonuç ne oldu? Bu katliamlar yapılıp insanlar öldürüldü de Türkiye’nin çelişkileri mi çözüldü? Türkiye toplumu özgür ve demokratik mi oldu? Türkiye toplumu kardeşçe yaşar hale mi geldi? Hayır!.. Türkiye’nin yaşadığı çelişkiler, bugün daha çok ağırlaşmış ve derinleşmiş bulunuyor. Mevcut sistem bir çıkmazı ve kaosu yaşıyor. O günden bu yana 36 yıldır Türkiye çıkmaz bir iç çatışmaya sahne oluyor. Bağımsızlık, özgürlük ve demokrasi, o günden daha çok ihtiyaç haline gelmiş durumda. Bir de bunlara barış ve kardeşlik ihtiyacı eklenmiş. Bugünkü toplum çok yönlü bölünmüş ve bitmez bir çatışmayı yaşıyor.

Bu katliamlar yapıldı da, özgürlük ve demokrasi mücadelesi sona mı erdi? Bağımsızlık ve kardeşlik arayışçılığı yok mu oldu? Hayır!.. Bunların da olmadığı açıktır. Tersine Türkiye işçi sınıfı ve emekçileri, gençleri ve kadınları, özgürlük ve demokrasi mücadelesini sürekli yürütüyorlar. İşte 1 Mayıs’ın görüntüleri ortada. Daha da önemlisi bu ilk gerillaların izinde, Kürt gençliği ayağa kalktı ve o gün bu gündür direniyor. Katledilen değerli gençlerin silahları yere düşürülmedi. Anılarına gelişen gerilla, büyüyerek her şeyi belirler hale geldi.

1970’lerin ‘Deniz direniş ruhu’ bugünkü Türkiye’ye o zamankinden daha çok lazım. Toplumun bu ihtiyacı derinden hissettiğini anlamak zor değil. Deniz’in “Bağımsızlık ve Demokrasi” diye haykıran gür sesi, günümüz Türkiye’sine gerekiyor. ABD’ye, NATO’ya ve AB’ye bu kadar bağlı hale gelmiş Türkiye’nin karar gücünün yok olduğu ve işbirlikçiliğin en beteri haline geldiği açık. Durmadan “demokrasi” denmesine rağmen, bir arpa boyu yol alınmadığı ortada. Deniz’i idam etmenin, yani bağımsızlı ve demokrasi diye haykıran sesi boğmanın ortaya çıkardığı sonuç işte budur.

Daha da önemlisi Türkiye toplumunun iç düzeninin bozulmuş olması, barış ve kardeşliğin ortadan kalkmasıdır. 36 yıl önce ve cellatların önünde “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği” derken, Deniz herhalde bugünü görmüştü. O büyük deha ve yürek, bugünü aydınlatan ve çözümü gösteren yolu ortaya koymuştur. Türkiye’yi bugünkü duruma kim getirdi, Hiç kuşku yok ki, “kardeşlik” diyen Deniz’i idam edenler. Özgürlük ve demokrasi isteyen Kürtlere karşı katliam dayatılmak istendi. Kimdir bunlar? Devletin siyasal mezarlığına bakılırsa, ne oldukları görülür!

Besbelli ki 36 yıldır Türkiye tersine götürülmüştür. Bağımsızlık, özgürlük, demokrasi ve kardeşlik katledilmiş; baskı, sömürü ve zulüm egemen kılınmıştır. Dünyanın en özgür ve güzel yaşanır olması gereken toprakları kazılan alanlar haline getirilmiştir. O halde bu tersliğin düzeltilmesi, etkinin tersine çevrilmesi gerekir. Türkiye’ye Deniz ruhu ve düşüncesinin hakim kılınması gerekir. O zaman Türkiye’nin nasıl bir özgürlük ve kardeşlik ülkesi haline geldiği görülecektir.

Bunu yapmak Türkiye emekçilerinin ve gençliğinin boynundaki tarihsel görev ve sorumluluktur. Bu sorumluluktan uzak durmamak, bu görevi geciktirmeden omuzlamak gerekir. Ancak bununla Deniz gençliği ve halkı olunur. Ancak bu görev başarıldığında Denizlerin anısına sahip çıkılmış olur. Bu da o güzel ve değerli insanların rahat uyumasını sağlar. Bu duygu ve düşünce temelinde bütün Denizlere başarılar!..

 

 

   
 

» ANAKARARGAH ARŞİV

» HPG-BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» GERİLLADAN

» ŞEHİTLERİMİZ

» ÖNDERLİK

» YJA STAR SAYFASI

» DİZİ ARAŞTIRMA

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» VİDEOLAR

» HPG HAKKINDA

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

» HABER ÜYELİK

 
 

 
 

 
 

HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.

HPG Online © 2003 - 2008 Tüm hakları saklıdır.