Kürtçe | Türkçe | Farsça | İngilizce | Arapça | Almanca

 

 
   
 

“AYRIMCILIĞIN OLMADIĞI BİR TÜRKİYE” İSTİYORMUŞ

 

8 Nisan 2008

Kasım Engin

 

“Ayrımcılığın olmadığı bir Türkiye istiyorum” diyor sözde Türkiye’nin başbakanı. Tuhaf değil mi?

Daha dün İsveç’te “tek devlet, tek bayrak, tek millet” söyleyen sanki benmişim gibi çok rahat Malatya’da bu sefer ayrımcılığın olmadığı bir Türkiye istiyormuş. Tuhaf dedik. Adam hızını alamıyor ve ekliyor “benim Kürt vatandaşıma azınlık derseniz sizi tekme tokat dışarı atar” diyor. Ve doğru söylüyor biz azınlık değiliz. Biz bir ulusuz ancak sizin anladığınız tarzda bir ulus değil. Demokratik ulusçuyuz.

Sayın başbakan Kürtler sizin vatandaşınız değil, öncelikle bu sözler için Kürtler sizi tekme tokat dışarı atarlar.

Sayın başbakan, Kürtler tek bir bayrağı kabul etmiyor, kendi renklerine öncelik veriyor, bunlarda sarı, kırmız, yeşildir. Ve sonrasında Türk bayrağına demokratik hoşgörü kültüründen dolayı saygı gösteriyor. İşte bu sizin tek bayrak laflarınızdan dolayı Kürtler sizi tekme tokat dışarı atarlar.

Sayın başbakan, Kürtler kendilerini bir millet bir ulus olarak görüyorlar. İşte bunun içinde sizin tek millet söyleminizden dolayı Kürtler sizi tekme tokat dışarı atarlar.

Sayın başbakan, Kürtler sizin devletiniz değil, onlar kendi haklarını istiyorlar. Daha doğrusu demokratik özerklik istiyorlar. İşte bunun için de sizin tek devlet söyleminize karşılıkta sizi Kürtler tekme tokat dışarı atarlar.

Adam bu söyledikleriyle zaten doludizgin suç unsuru içeren söylemler kullanıyor ama hiç bunun havasında değil. Nasıl olsa Kasımpaşalı Ringo'dur. İstediğini asar, istediğin keser. Dediğim dedik, çaldığım düdüktür diyor ve borazanını öttürdükçe öttürüyor. Birde bakmışız PKK’liler etnik milliyetçilik yapıyorlar diye laf salatası söylemler tutturuyor.

Şimdi adama sormazlar mı kim etnik milliyetçilik yapıyor diye! Herhalde sorarlar. Sen Kürt sorunu için “düşünmezsen o sorun yoktur” diyorsun, sonra gaza gelerek “tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek ulus, tek tek tek…” diyerek tam da faşizan zihniyet olan bir tek tipliliği savunuyorsun sonra da biz etnik milliyetçi sen ve senin şürekân ise demokratik ve halkları savunan.

Oldu mu bu şimdi? Kürtlerin deyimiyle” Ma ayıp değil mi?”

Yavuz hırsız misali hem kendin etnik milliyetçilik yap, yani Türkçülüğü İslami renge büründürerek yap sonra da kalk bizi de suçla. Git uluslar arası arenalarda “asimilasyon insanlık suçudur de” ancak sen ve senin gibi bu devletçi, kafatasçı ve çorbacı zihniyetçiler olarak Kürtlerin ağız telaffuzundan kaynaklı kullandıkları “W,Q, E, İ” harflerini yasakla, ancak tarihi bir cilve olmalıdır ki İngilizlerin W yani duble yousunu İstanbul’a girişte, Ankara’ya girişte ve belki de senin Rize’nin girişinde “Welcome to…” cümlesi içerisinde kullan. Ma bu da ayıp değil mi? Dahası, Kürtçe konuşmalardan dolayı bir sürü ceza yağdır hatta en son “Êdi Bese” sözcüğünü yasakla ve biz de bunu İspanyolca Ya Basta ya da İngilizce enough enough diye kullanalım. Ma bu da ayıp değil mi? Hani “asimilasyon insanlık suçuydu”? Dahası var bizim kendi Newroz’umuzu kutlamamıza izin verme ve sadistliği aşan polislerce saldır, ne kadar psikopat adam varsa Kürdistan’a Newroz’ları sabote etmek için özel gönder ve sen demokrat ol bizde etnik milliyetçi.

Sayın bizim olmayan başbakan siz düpedüz bir yalancısınız. Düpedüz bir bukalemunsunuz. Düpedüz halkımızın deyimiyle bir münafıksınız. Düpedüz bir sahtekârsınız. Düpedüz bir dolandırıcısınız. Düpedüz bir zübüksünüz. Düpedüz vakitli vakitsiz: Rastgele bir zamanda, gelişigüzel, uygun bir zamanı gözetmeden laf ebeliği yapan bir demagogsunuz. Vıcık vıcık öten bir papağansınız. En güzel söylemlerin içini boşaltarak kutsal söylemleri yazboz tahtasına çevirensiniz. Özcesi resmen bir palavracısınız ve bir tokatçısınız.

Halkların kardeşliğin isteyen biz, halkların barışını isteyen biz, demokratik değerlerin herkese uygulanmasını isteyen biz, barışı isteyen biz, üniter yapı içerisinde kalarak Kürt sorununu çözümünü isteyen biz, silahların siyasal kültürel anayasal garantisi temelinde bırakacağını söyleyen yine biz, en makul istemlerde halkların selameti için uzlaşmayı isteyen biz, diyalog çağrısında bulunan yine biz ve en önemlisi demokratik değerlerin yükselmesi için en geri en yobaz kan bağlarına dayalı siyaseti hem çürüten hem de böylesine ranta dayalı siyaset ve kültürün ortadan kalkması için mücadele eden yine biz olurken biz nereden etnik milliyetçi oluyoruz da sen ve Halkların Sağlığına Zararlı AKP cemaat, aile ve tarikatlara dayalı siyasetiyle demokratik oluyor? Neredeyse yok devenin başı diyeceğiz!

Ma yine ayıp değil mi bu söylediklerin?

En son olarak Başkan Apo “Tekrar ediyorum, daha öncede defalarca belirttim, çözümün olması halinde tabiî ki silahlar bırakılır. Hükümetin olumlu bir çağrı yapması lazım, ciddi bir çağrı yapması lazım. Hükümet'in bir adım atması lazım ardından Anayasal güvence gelir. Bizim istediğimiz Kürt-Türk ilişkilerine özgürlüğü katmaktır, Anayasanın içine özgürlüğü yerleştirmektir.” derken sen yine taklitçi ve takkiyeci bir demagog olarak ayrımcılığın olmadığı bir Türkiye istediğini söylüyorsun. Peki, bu kadar ilkesizlik ve omurgasız yaklaşım ve davranış karşısında bir nasıl halk olarak inanacağız. Eğer bu kez ki-parti kapatma davasıyla kuyruğuna epey basılmışken-önderliğimizin söylediklerini ve çağrılarına kulak verip anayasal güvence altına alınması gerekenleri alırsan o zaman hep kuyruğuna basanlardan kurtaracaksın hem de Kürtleri kendi vatandaşın olarak göre bileceksin. Aksi taktirde Kürtler seni çok feci bir şekilde tokatlayarak Kürdistan da kapı dışarı ederler.

Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!

Ya bu deveyi gütmeli, ya bu diyardan gitmeli!

Karar senin ve senin gibi düşünenlerin!
 

 

 

         
 

 

» HPG ANAKARARGAH

» HPG HAKKINDA

» HPG BİM ARŞİV

» MEŞRU SAVUNMA

» GÜNCEL YAZILAR

» GERİLLADAN

» ŞEHİTLERİMİZ

» ÖNDERLİK

» YJA STAR SAYFASI

» DİZİ ARAŞTIRMA

» FOTO GALERİ

» KİTAPLAR

» VİDEOLAR

» BAYRAKLAR

» İRTİBAT

 

 

 

 

 

 

 

 
 

HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.

HPG Online © 2003 - 2008 Tüm hakları saklıdır.