|
Alişêr Koçgıri
Kürt halkının Newroz kutlamalarına yine kan bulaştı. Amed’deki
görkemli kutlamayı hazmedemeyen düşman, Van, Siirt, Yüksekova,
Hakkari başta olmak üzere bir çok alanda halka saldırdı.
Newroz şehitlerine yeni halkalar eklendi, yüzlerce insan yaralandı,
gözaltı ve tutuklamalar yaşandı. Tüm saldırılara rağmen Newroz
kutlamaları gerçekleşti. Kürt halkı direniş geleneğine yeni sayfalar
ekledi.
Tabi Newroz’da unutulmayan karelerde vardı. Van’da analarımızın
vahşice coplanması ve tekmelenmesi asla hafızalardan silinmez. Yine
çocuk yaşta olan Cüneyt’in kolunu kırma eylemi, kendine insanım
diyen herkesin tüylerini diken diken etmiştir.
Evet düşman gerçeği budur. Bizim düşman dediğimiz olgu budur. Şimdi
bu düşmanı ne yapmalı diye herkes düşünüyordur. Düşünmek de yetmez,
nasıl yanıt verilmeli, yani hangi eylemlerle cevap verilmeli?
Öncellikle gerillanın halkı savunma görevi anlaşılırdır. Meşru
savunma kapsamında elbette gerilla saldırıları püskürtecektir. Ama
bu görev sadece gerillanın değildir. Halkın kendi öz savunma
mekanizmaları olmalıdır.
Düşman saldırıyorsa, sende saldıracaksın. Örneğin o polis denilen
aşağılık yaratıklar derhal cezalandırılmalıdır. Evleriyle,
araçlarıyla, aileleriyle, hatta canlarıyla yaptıklarının karşılığı
ödenmelidir. Kürdistan’da yaşam haklarının olmadığı gösterilmelidir.
Polis teşkilatı, ırkçı ve faşist bir teşkilatlanmadır. Elemanları da
buna göre seçilmektedir. İşkence merkezleri olan polis
teşkilatlarına yönelmek gerekiyor. Öldürme başta olmak üzere her
türlü cezayı hak ettiler.
Kürt gençliğine önemli görevler düşüyor. Demokratik tepkilerini
eylemlerle ortaya koymak esastır. Polise ait ne varsa
hedeflenmelidir. Araçları yakılabilir, evleri kundaklanabilir,
kendileri bıçaklanabilir, şişleme yöntemi de uygulanabilir, silah
edinme sorunu yaşamayanlar zaten suikastlar gerçekleştirebilir. Tüm
bunlar demokratik tepki eylemleridir ve sadece gerillanın eylemleri
değildir. Kürdistan gençliği bu tarihsel görevini yerine getirmek
zorundadır. Yaşanan acıların başka türlü dindirilmesi mümkün
değildir.
Koşullar olgunlaştığında zaten gerilla devreye girecektir. Gerillayı
beklememek lazım. Kim elinde ne varsa ortaya koymalıdır. Gereğini
yapmamak oportünizmdir ve yeni saldırılara davetiye çıkarmaktır.
Düşman gerçeğini iyi anlamayanlar ve görmeyenler için, Newroz iyi
bir örnektir. O düşman Newroz öncesi Zap operasyonu
gerçekleştirmişti, gerillanın etkili savunması ve eylemleri
karşısında arkasına bakmadan kaçmak zorunda kalmıştır. Demek ki
düşmana anladığı dilde karşılık verirsen, kaçmak zorunda kalır. İşte
polis de halka saldırdığında, anladığı dilde cevap verirsen kaçar.
Bunun için taş ve molotof yetmez.
Silahlı güce karşı silah kullanılır. Üç-beş tanesini saldırdığında
yere ser, bakalım ne oluyor. Artık kitle eylemlerinde, savunma
mekanizmasında silah meşru hale gelmiştir. Silahlı halk direnişi
dönemine girilmiştir. Saldırının kapsamına ve niteliğine göre,
gerektiğinde silah da devreye girer. Dolayısıyla silahların
zulalardan çıkarılması, gereğinde kullanılması zorunlu hale
gelmiştir. O silah kullanıyorsa, sende silah kullanacaksın. Bu işin
kanunu budur. Özel olarak Newroz’da halka saldıran o polislerden
tespit edilenler, er ya da geç cezalandırılmalıdır. Kol kıranların
imhası da her onurlu Kürdün temel hedefidir. İsmi belirlenenlerin
imhası için süreç başlamıştır.
Artık Kürt halkının sahipsiz olmadığını, Kürt halkına saldıranların
cezasız kalmadığını gösterme zamanıdır. Başta Kürdistan gençliği
olmak üzere, tüm yurtseverler için polis demek düşman demektir.
Düşman da ancak hedeflenerek etkisizleştirilebilinir. Görev açık ve
nettir, gerisi pratiktir. Kısaca hesap sorma zamanıdır… |