|
Agit Nucan
Özgürlük
ve direniş mekanlarında, dağların zirvelerinin dışında, hemen hemen
her yer kendini yeşile bürümüş. Bu yeşile bürünmüş doğa parçasında,
ilk açan badem ağaçlarının çiçekleri cenneti bir tablo oluşturuyor.
Sanki doğa, renkleri yasaklayan zihniyetlere inat kendini süslüyor.
Ehriman’ların torunlarının bunca doğayı tahriplerine rağmen, doğa
büyük bir inat ve öfkeyle yaralarını sarıyor ve kendini yeniliyor. 4
Nisan’la da Kürt halkı betonlanmış mezarından kendini kıpırdatırken,
seksenli yıllarla beraber Kürt halkının Amara’da doğan güneşin
Ehmedê Xani’nin yurduna dönüşüyle, bu beton tümüyle parçalandı ve
ilk kurşunla, Kürt halkının üzerindeki korku dağıtılarak, bir daha
geri dönmemek üzere düşmanın yüreğinde hapsedildi. Rêber Apo’nun
öncülüğünde ovalarda, dağlarda, zozanlarda, şehir ve köylerde,
özgürlüğü için, Özgür Kürdistan için direnen milyonlar yaratıldı.
Böyle bir dönemde her sabah adadan doğan güneşin, gerillanın ve
halkın duyguları, düşünceleri, hayalleri, umutları ve beklentileri
aynı kaynakta birleşip yol alıyorlar. Bugün binlerce yürek, Kürt
halkının doğuş kıblegahına doğru yoldalar. Rêber Apo tarafından
yaratılan bu halk, aralıksız otuz yıldır direniş içerisinde ve her
gün alanlarda özgürlüklerini haykırmaktadırlar. Ama bunlar içinde
Amara yürüyüşü, doğuş topraklarına dönüş ve atılan sloganlar ve
yürüyüşü süsleyen pankart ve bayraklarla, bu eylem en kutsal eylem
olup, bizi an be an özgürlüğe yaklaştırıp, düşmana en iyi cevap
olmuştur.
Bu günlerde, yürekler ve duygular hem öfke dolu, hem de bu günlerin
doğuş bayramı olmasından kaynaklı da büyük mutluluk ve heyecan
barındırmakta. Direniş kalesi Şikefta Birîndaran zirvesinden, Besta,
Çarçela, Cudi, Andok, Gabar ve bütün özgürlük alanlarından, özgürlük
savaşçılarının bakışları, baharın aniden bastıran yağmurlarının
yarattığı gökkuşağıyla selamlarını uzak diyarlara gönderirken, Amara
yürüyüşçülerini de selamlıyorlar.
Bu günlerde bahar yağmurlarıyla ıslanmış toprak kokusuyla, kuşların
şafakla beraber melodi gibi her yeri kaplayan cıvıldamaları ve
çiçeklerin kokusu her yeri kaplıyor. Duygu ve düşünceler doğayla bir
olurken, kendin doğa oluyor ve doğa da sen oluveriyorsun. Nasıl ki
Kürt halkı Rêber Apo olmuşsa, aynı diyalektikle Rêber Apo da Kürt
halkı olmuştur. Güneş her sabah bütün güzellikleri ve çekiciğiyle
doğup doğaya can veriyorsa, gökkuşağı tadında şemsiye gibi, özgürlük
savaşçılarını koruyor. İşte Amara’dan doğan Güneş’te bugün bütün
zorluklara rağmen ışınlarını dağıtıyor ve milyonlara can ve ruh
veriyor.
Çanta
sırta, el tetikte, özgürlüğe yürüyüş bu günlerde umutlara ve
zaferlere doğru başlıyor. Doğanın kendini süslemesi ile yaprakların
açmasıyla özgürlük direnişçilerinin pratik zamanına işarettir. Artık
diğer mevsimler gibi, havadan düşmanların silahlarının da etkisi
kalmıyor. Özgürlük hasretiyle yürüyüş başlatan halkımız ile dağ
direnişçilerinin yürüyüşleri aynı denge içinde birbirini
tamamlıyorlar. Özgürlük isteyen halkların yürüyüşüne layık olma
çabası ve adaletsiz olan bu tarih ve onun yaratıcılarından intikam
alma yürüyüşü, aynı tempoda vuran yüreklerle gittikçe uzuyor.
Doğal dengesi içinde canlılığını koruyan doğa, kendini hep korurken,
bu ayda kutsal doğuşu, başaklanan diriliş umutlarını da kutluyor.
Bahar mevsiminin bütün güzellikleriyle, Kürt halkının yeniden doğuş
günü olan 4 Nisan, her hücremizde büyük bir heyecan ve mutluluk
yaratıyor. Bu moral, kararlılık ve umutla, Kürt halkı ve onun
özgürlük savaşçıları, tek bir ses ve yürekle, “Sensiz yaşamı
kabul etmiyoruz” çığlıklarıyla adayı selamlıyorlar.
|