|
Kasım Engin
1980’ler
öncesi ve sonrasında televizyonlarda hep İsrailli işgal güçlerinin
Filistinlilere karşı işledikleri zulmü izleyerek büyüdük. O kadar
aşırı şiddet kullanımı vardı ki izlerken zorlanıyorduk. Bu vahşet
sahneleri az değildi. Her gün yeni resimler dünya medyasına
yansıyordu. Herne kadar Arapların egemenleri Amerikan uyduluğu
yapsalar da bir şekilde yardımlarını sunuyorlardı, yine Avrupa’da
belli düzeyde “Filistin ile Dayanışma Grupları” vardı. Bizde bu
gruplara aktif katılmaya ve destek sunmaya çalışıyorduk. Kürt
Halkının yaşadıklarını onlar kat be kat yaşıyordu. Bizim yapacağımız
onların acılarını paylaşmaktı.
O dönemlerde tüm dünya basınına geçen ve afişlere konu olan bir
görüntü herkesi sarsmıştı. O da İsrail askerleri birkaç Filistinli
genci öldürmüş halen öldürmeye doymayan askerler av peşinden
geziyorlar. Bu vahşet sahneleri arasında bir Filistinli genç elini
göğsüne götürerek, iki İsrailli askere göğsünü işaret ederek vurun
diyor. Bu afiş üzerinde büyük puntolarla İngilizce WHY? Sözcüğü
yazılıydı. Yani NEDEN?
Yıllar sonra gerillaya katıldıktan sonra da o görüntüyü unutmadım,
ancak bilinçaltımın bir yerlerinde saklı ve asılı kalıyordu.
Hakkâri’de ağzına çaput doldurarak sesi kısılan 14–15 yaşlarında ki
Kürt gencinin-elini kameraların içine baka baka-soğukkanlıca, hiçbir
şey olmamış gibi kolunu arkadan bükerek, birde artistik numara
sergiler gibi göstererek, gencin elini kırması ve etrafta duran
salyalı birkaç sivil polisin bu Kürt çocuğun çığlık atmasını
engellemek için tehditler savurmasını ekranlardan izliyoruz.
Benimle birlikte oturan tüm arkadaşlar ani refleksle gözlerini
kapatıyorlar. Çünkü yaşanan tam bir vahşet. İnsanlıktan uzak ne
varsa hepsi var. Daha bu vampirine sahneyi içimize sindiremeden
ertesi gün Van’da yaşanan bazı görüntüler ekrana geliyor. Yine 14–15
yaşında bir Kürt gencini 10 resmi polis kıyafetli, eli coplu dış
görünümüyle insana benzeyip de hemen arifesinde yaptıkları insanlığa
uymayan bu vampir sürüsü, bu gencecik kürdün üstüne hep birlikte
saldırıyorlar. Vuruyorlar. O kaçıyor bu vampir sürüsü saldırıyor.
Kıstırıyorlar, vuruyorlar. Genç düşüyor, üzerine çıkarak eziyorlar
ve tekrar coplar daha hızlı kalkıp iniyor. Bunların hepsi
kameralarının önünde olup bitenlerdir. Görmediklerimizi acaba ne
kadardır!
Bir an duruyorum. Düşünüyorum. Bunlar kim? Neden bu kadar saldırı?
Neden bu kadar kin? Bu hınç nereden? İnsanlıktan bu kadar
uzaklaşılabilinir mi? İnsan böyle olur mu? Daha önemlisi bu kadar
saldırganlıkla nasıl birlikte özgürce yaşayacağız? Nasıl bu olup
bitene tahammül edeceğiz? Bu kadar kırmızıçizgiler aşıldıktan sonra
geriye ne kalacak acaba?
Dahası bu olup biteni nasıl izah edeceğiz?
Bu olup biten sadistlik mi? Sadizm, karşısındaki kişiye acı vermek
veya eziyet etmekten seksüel bir haz duymanın adıdır bunu yapanda
sadisttir.
Dahası var, acaba bu olup biteni faşistlik olarak mı ele alalım?
Faşist mali sermayenin en tepkici, en şoven ve en emperyalist
güçlerinin terörcü ve saldırgan diktatörlüğü ve uygulayıcısı olan
tiptir.
Yoksa Vampirlik olarak mı ele alalım? Vampir, günbatımı ile şafak
arasında dirilerek mezarından çıktığına, insanlara saldırıp
kanlarını emdiğine inanılan hayali canavardır.
Acaba Vantuzluk daha mı iyi bir tanımlamamıdır? Vantuz Deri üzerine
yapıştırılarak çekip emmeye yarayan şişe vb. alettir ancak vantuz
tip aynen böyle kan emendir.
Şizofren mi diyelim? Şizofren Gerçeklerle olan ilişkilerin büyük
ölçüde azalması, düşünce, duygu ve davranış alanlarında önemli
bozulmaların ortaya çıkması vb. belirtiler gösteren bir ruh
hastalığıdır veya hastasıdır.
Bu olup biten Psikopatlık mı? Psikopat Anti sosyal kişilik
bozukluğuna sahip, empati yapmadan veya vicdan azabı duymadan
saldırgan, suçla ilgili veya ahlakdışı davranışlarda bulunan
kimsedir.
Tüm bu hastalıkları tek tek ele alıp değerlendirdiğimde bu zirzop
terörist devletin, resmi ya da sivil polisine hangi tanımlama
uygundur sorusunda verilecek cevapta zorlanıyorum. Çünkü öyle bir
vahşet saçıyorlar ki hem faşist, hem sadist, hem vampir, hem vantuz,
hem şizofrenik ve hem de psikopatiktirler. Anti sosyal daha doğrusu
sosyopat olan bu tipler bir rejimin yaratımlarıdırlar. Bu kadar
kişilik bozuklusu ve insan düşmanı olan böylesine güruhlar
bilinçlice hep yaratılmaya çalışılmış ve Kürt halkının üzerine köpek
sürüleri gibi bugün sürülüyorlar. Bu tipler duygulardan uzak salt
insanın kanını emmek üzere yetiştirilmiş canavar tayfalarıdır.
Peki,
tüm bu olup bitenin karşısında biz nasıl davranacağız? Nasıl
birlikte yaşayacağız? Şimdi burada tüm Kürdistan gençlerine
gördüğünüz her polisi, resmi-sivil giyimlisini şişleyin, fırsat
bulduğunuzda ortada kaldırın ona ve çevresini af etmeyin mi
diyeceğiz? Bu görüntülerde ortaya çıkmıştır; Türk devletinin polisi
insanlıktan çıkmıştır. O artık yaşamayı hak etmiyor mu diyeceğiz?
Ona karşı yapılacak her türlü eylem mubahtır mı diyeceğiz? Ona karşı
yapılacak her eylem insanlığın gelişimi için bir katkıdır mı
diyeceğiz? Soruyorum ne diyeceğiz Kürdistan gençlerine?
Daha başka önemli sorularda vardır. Biz bu zirzop devletle nasıl
birlikte yaşayacağız? Bu soru daha çok Avrupa ülkelerine ve Türkiye
halklarınadır. Biz nasıl bu kadar vahşeti tahammül edebiliriz ki? Bu
kadar hayvanca saldırılara ne zamana kadar tahammül edebiliriz? Hani
Avrupa raportörleri bizim yani PKK’nin koşulsuz silah bırakmalarını
istiyorlar. Biz henüz silahları bırakmadan halkımıza bu kadar
insanlık dışı saldırılar yapılıyorsa biz nasıl bırakacağız
silahları? Ve halkımızı bu şiddet manyaklarına karşı nasıl
koruyacağız ve sizin ne kadar güçlü bir koruma sözünüz var?
Tam da bu noktada kalkıp ta yaşasın Bağımsız Demokratik Birleşik Bir
Kürdistan desek kim bize ne diye bilir? Zirzop devletin yaptıkları
gözler önünde, Suriye'nin ki de. İran’dan hiç söz etmeyelim.
Peki, neden ısrarla bu kadar sadizme, faşizme, psikopatizme,
vantuzluğa, vampirliğe ve şizofrenik yaklaşıma tahammül edelim ki?
WHY?
Yani,
NEDEN? NEDEN? NEDEN? |