|
Kasım Engin
Kaoslu süreçler nazik süreçlerdir. Halkın deyimiyle salâvat
köprüsünü geçmeye benzer. En küçük bir adım ya seni köprüden aşağıya
yuvarlatır, ya da seni ulaşacağın yere sağlam ulaştırır.
Başka bir kavramlaştırmayla bu süreçlerde en kıymeti harbiyesi
olmayan adımlar oldukça etki düzeyleri fazla olur. Belki normal
süreçlerde çok emek ve çaba isteyen bir iş bu nazik ve kırılgan
dönemde yer kaymalarına yol açabilir. Depremler yaratır.
Kelebek etkisi biliniyor. Hani deniliyor ya Çin de bir kelebeğin
kanat çırpması okyanusun diğer yakasında fırtınalara yol açarmış.
Ancak her kelebeğin kanat çırpması değil, ya da her bir kelebeğin
hangi zamanda kanat çırpması da değil, bilakis belli süreçlerde,
belli faktörlerin bir araya geldiği, çalkantılı, yönetimlerin
yönetenleri yönetemediği ve doğrusunu söyleyecek olursak
yönetilenlerinde yönetenleri artık tahammül edemediği çetrefilli
süreçlerde işte böylesine bir kanat çırpma çok şeyi değiştirme
kapasitesine sahiptir.
İşte kaos dedikleri merhaleler böylesi alışık olmadığımız, baş
döndüren hızlı yürüyen, tarih yazacak önemli adımlar ve süreçlerdir.
Böylesine bir süreçte Kürdistan devrimi en coşkulu yıllarını
yaşıyor. Henüz yeni bir yıla girmiş olsak da şimdiden yılı halk
adına, devrim adına ve insanlık adına kazanmak önemli gelişmeleri
beraberinde getirecektir.
Süreç olağanüstü bir hızla ilerliyor. 15 Şubatla başlayan, 8 Martla
dünyaya Kürt kadın rengini gösteren ve 21 Mart yani Newrozuyla
taçlandırılan anları yaşıyoruz. Halkın gümbür gümbür sel misali
önüne geleni sürüklediği, taşmış bir halk coşkusu Ortadoğu çapında
yenilikleri beraberinde getirecek ve örneklenecek bir kalkış.
Halkımız ölümüne kendi değerlerine özelde de gerillasına ve
önderliğine sahiplenişi gıptayla izlenmesi gerekir. Halkımızın
yanında olduğunu gösteren bu halkın öz evlatları, Zap direnişiyle
Kürdistan tarihine geçecek yeni bir destan yarattılar. Kürdistan ve
Kürdistan tarihine altın harflerle yazılacak olan bu destan hiç
şüphe yok ki gelecekte Kürt çocukları tarafından özümsenerek
öğrenilecektir.
İşte bu destan yaratan evlatların anaları, babaları, dedeleri,
neneleri, bacıları, kardeşleri, dayıları, amcaları, dotmam ve
pısmamları ve cümle cemaat akrabaları bu destan kadar önemli başka
bir destana imzalarını atılar.
İşte Amed, gönüllerin başkentti, her gerillanın özleminde ve gizli
dünyasında aşık olunan yer. İşte Amed, her gerillanın surlarını
görmeden ölmeyeceğini yemin ettiği yer. İşte Amed, Mazlumların,
Zekiyelerin, Ferhatların ve tabii ki Vedat Aydınların ve nice halk
kahramanın yeri. Bu yer cümle iblisleri akıl tutulmasına götürecek
bir kitleyle-yediden yetmişe değil, üçünden doksanına-herkesin
katıldığı bir Newrozla anılacaktır. Dağlarının aşkına güvenmesiyle
anılacaktır.
Zırzop Terörist devlet ve ondan ilham ve güç alan sömürge devletler
bu halklaşmış kalkışta korkmuş olmalıdır ki birçok yerde bilinçlice
halka yönelmek için kışkırtma girişimlerinde bulunmuştur. Bir halk
“onur günümdür” dediği bir yasaklamayı takmayacağını herkes bilir.
Ondandır ki şaha kalkmış bir Amed'i, şaha kalkmış bir Van, bir
Batman, bir Hakkâri, bir Siirt izleyecekti. Newroz 2008 tümden
Kürtlerin taleplerinin alenen meydanlarda haykırılacağı alanlar
olacaktı ki bundan korkan inkârcı ve münafık zihniyet halkımıza
saldırmıştır.
Ama bir şey vardır ki unutulmamalı; bu halk ölüm fermanını
yırtmıştır, bu halk artık kimliğinden bir adım geri adım
atmayacaktır, bu halk en küçük hakarete tahammülü yoktur ve bu halk
Zap’la buluşmanın yolu olarak gerillasından kopmayacaktır. Ve bu
halk her şeye rağmen kendi bu kutsal gününü kutsallaştıracak tarzda
destan haline getirmiştir. Öyle ki Türkiye metropolü olan İstanbul
dahi yüz binlerce insanın katılımıyla Newroz'u buna rağmen
kutlamıştır.
Zırzop Terörist devlet tarihinin en karanlık çöküş günlerini
yaşıyor. Şimdilerde devletin çatırdadığı söyleniyor. İlk başta
herkese en kutsal ve dokunulmazlıkların en süperine sahip Türk
Silahlı Kuvvetleri ve onun Genelkurmaylığına sert yönelimler
olurken, ona karşı olan güven dibe vurdu. Karşılıklı hakaretler,
kavgalar hatta boğazlaşmaların ardından ortaya kimsenin de pek
anlamadığı AKP’nin kapatma kararı bomba gibi ortama düştü. Bu nasıl
bomba ise, patlamasına rağmen şimdiden kaymak Adaletsiz Kâfirler
Partisine kalacağa benziyor. Şimdiden Ergenekon’a karşı kapatma,
kapatmaya karşı Ergenekon başını almış yürüyor. Kılıçlar çekilmiş.
Hâlbuki kılıçlar erken çekilmez, çekildiğinde kan akar.
Böylesine süreçlerde diller sertleşir, hakaret ve küfürlere varır.
Bireyler gerilir. Psikolojiler nazikleşir. Hiç umulmadık taş baş
yarar misali, böylesine durumlarda hiç beklemediğiniz kişiler
aklıselimin dışında söylem ve davranışlarda bulunurlar. Dış güçler
alışılmadım bir tarzda müdahil olmaya başlar. Daha fazla söz sahibi
rolüne bürünürler. Ekonomik veriler sallanır. Dövizlerde deprem
yaşanır. Finans kapital daha nazik yaklaşmaya başlar. Toplumsal
gerilme ya da çekişme adım adım his edilir. Kavgalar, sokaklarda
linçler ve karşılıklı itişme kakışmalar baş gösterir. Birde böyle
süreçlerde boş kesenden konuşanlar çoğalır, büyük atılır, büyük
tutulur. Çünkü meydan artık salvo atışına müsait hale gelmiştir.
Kedi gibi olanlar aslanlaşır ve yer yer aslanlara benzeyenler
kedileşir.
Zırzop Terörist devlet özelde de Halk Sağlığına Zararlı Adaletsiz
Kâfirler Partisi tüm bu nedenlerden dolayı halkımızdan yediği
darbelerden dolayı saldırmıştır. Özelde de Ordu’yla imam nikâhlı
evliliği sonlandırdığı için saldırmıştır. Belki de daha da
saldıracaktır. Kendi aralarındaki it dalaşmasını kapatmak için
mazlum halkımıza yönelmek isteyeceklerdir.
Ancak halkımız ve Kürdistan gerillası başta Van’a, Hakkâri’ye,
Siirt’e, Denizli’ye, İzmir’e ve Kamışloya sahip çıkmasını
bilecektir. Afrin tarzından, Amed tarzından, Halep tarzından ve nice
burada dile getiremediğimiz yer gibi onuruna sahip çıkacaktır.
İşte bunun için Amed. İşte bunun için Kamışlo. İşte bunun için tüm
gençler, kadınlar, çocuklar ve ihtiyarlar meydanlara. Daha fazlasını
yapabilecekler dağlara. |