|
Rubar Andok
Birkaç
gün önce bir gazetenin manşetinde Zap olmadı Gap’a benzer bir manşet
atılmıştı. Yerinde ve güzel bir manşet. Özellikle Türk devleti bir
bütün olarak askeri ve siyasi olarak zorlandığı ve hükümet,
muhalefet ve ordu arasında çelişkiler çıktığında, hemen ardından,
yasa ve paketler gündeme gelir.
Çok uzak değil, 2005 yılında da, gerilla eylemleri arttırmıştı.
İnkarcı ve imhacı zihniyete öncülük yapan Erdoğan, Amed de çok az
bir kitle ile karşılanmış ve “Kürt sorunu benim sorunumdur!” deyip,
dikkatleri üzerine çekmişti. Sonrasında çok kapsamlı bir imha
konsepti devreye sokuldu ve en başta Önderliğimiz şahsında Kürtlerin
tüm kazanımları hedef alındı. Özellikle son günlerde Yaşar
Büyükanıt’ın bir askere yakışmayacak tarzda duygusal çıkışları ve ha
bire gözyaşlarını tutmayıp, ağlaması, çok zorlandıklarına işarettir.
O kadar zorlanmışlar ki, MHP gibi faşist ve tümüyle orduya bağlı bir
oluşumu “hain” diye ilan edebiliyor.
Seçimler yaklaşıyor. Kürt halkı, “Kürt sorunu benim sorunumdur!”
diye Erdoğan’a Kürdistan’da oy vermiş, sonrasında Özgürlük
Hareketinin buna karşın aldığı eylemsizlik kararı almış, ama
sonradan operasyonlar daha da artmış ve halkımız açık açık hedef
alınmıştır. Şimdi de Zap’ta aldığı darbeden sonra, paketler gündeme
geldi. Erdoğan nerede ne söyleyeceğini bilmez halde, yurt dışında
yine Kürtlere dil hakkı ve TV vb. vaatlerle düştüğü durumdan
kurtulma peşinde. Oysa ki, bu faşist ve tarikatçı zihniyetin
vereceği dil hakkı ve TV hakkını halkımız Erdoğan yüzüne tükürerek
cevap vermelidir. Bin yıllarca Hint-Avrupa dil gruplarına kaynaklık
etmiş Kürt dili, Erdoğan’a kalmamıştır. Ayrıca Erdoğan bir uydunun
dekoderinden bir TV’ye bakarsa, 10’a yakın Kürt televizyonunun
olacağını görecektir.
Şimdi de bahar ayına girdik ve Newroz’la beraber Kürt halkının
özgürlük çığlıkları ve gerillanın direniş hazırlıkları karşısında,
paketler gündeme geliyor. Diğer yandan Kürdistan’da “Katil Erdoğan”
sloganlarıyla yeri göğü inleten Kürdistan’ın dört parçasındaki
halkımız, devletin partisi olan AKP’ye cevap vermiştir. Bu durumu
gören Amerika-İngiltere merkezli politikalar, Fetullah Gülen
adındaki tarikat şefinin üzerindeki yasakları kaldırarak,
seçimlerden önce Kürdistan ve Türkiye yolluyorlar. Diğer yandan,
AKP’ye kapatma davası açılıp, itibarı kalmamış bu tarikatçı partiye,
mazlum postu giydirilecek ve az olsa Kemalistlerin tepkisini
dindirecekler.
Kesin olan bir durum var ki, inkarcı ve imhacı zihniyet,
kronikleşerek daha da azıtıyor. AKP’nin tüm açacağı paketler, bu
zihniyetin sonucudur ve ne gerilla cephesinden ne de halk
cephesinden itibar görmeyecektir. Halkımız hem Newroz’da hem de
seçimlerde gereken tepkisini tüm dünyaya göstermelidir. Yine Erdoğan
utanmadan-sıkılmadan Kürdistan’a geleceğini belirtiyor. Alanlarda
atılan “Katil Erdoğan” sloganlarının tam pekiştirmek için, gerekirse
onlarca bedel de verilse, Erdoğan en sert biçimde Kürdistan’da
karşılanmalıdır. Bu vesileyle başta Batman, Siirt ve Amed’deki
halkımızın ne pahasına olursa olsun, kıyametleri koparıp, bu katil
takımını 10 binlerle karşılayıp, Kürdistan’ın kutsal topraklarını
daha fazla kirletmelerine izin vermemelidirler. Bunu her kes
bilmelidir ki, AKP vb. partilere verilen her oy, bir kurşun olarak
halkımıza geri dönmekte ve bomba olarak Kürdistan dağlarına
yağmaktadır.
Halkımızın göstereceği bu büyük direniş ruhu karşısında, hiç
kimsenin şüphesi olmasın, gerilla baharla beraber, Zap’ın fedai ve
apocu ruhuyla askeri alanda, faşist askeri güçleri kesintisiz hedef
alıp, halkımızın savunmasını yapacaktır. |